AKKOYUNLULAR DÖNEMİ VE ŞEBİNKARAHİSAR

Akkoyunlular devletinin asıl kurucusu olarak görülen Tur Ali Bey zamanında tarih sahnesine çıktılar. Moğollar arasında baş gösteren saltanat kavgasının devletin siyasi kudretini yok etme durumuna getirmesinden faydalanan Türkmen beylerinden Tur Ali Bey, Anadolu, Irak ve Suriye hudutlarına akınlarda bulundu. Müttefik Türkmen beyleriyle Trabzon’a akınlar düzenledi. Bu akınları durdurmak isteyen Trabzon hükümdarı 3. Alexios kız kardeşi Maria Despina’yı Ali Bey’in oğlu Kutluğ Bey’e vererek akrabalık kurdu.
Anadolu’da Moğol hâkimiyetinin kalkmasından sonra Sotay, Çoban ve Celâyir hanedanları nüfuz mücadelesine başladılar. Bu mücadele sırasında Akkoyunlular, Musul ve Diyarbakır taraflarında hâkimiyet kuran Sotayoğullarının hizmetine girdiler. Bu hanedanlığın zayıflamasından sonra Artukoğulları ile işbirliği yaparak bölgedeki bazı kale ve şehirleri zapt ettiler. 1362’de Ali Bey’in ölümü ile başa geçen Kutluğ Bey zamanında Akkoyunlu oymağı gitgide kuvvetlendi. Türkmen boy ve aşiretlerin katılmasıyla Horasan, Fırat, Kafkas Dağlarından Umman Denizi’ne kadar uzanan büyük bir devlet haline geldiler.
Kutluğ Bey, Erzincan Emiri Mutahharten’i Eretnaoğullarının saldırılarından korudu. Fakat araları bozulunca Mutahharten, Akkoyunluların devamlı mücadele içinde bulundukları Karakoyunlular ile birleşerek, Akkoyunluları mağlup etti. Bu mağlubiyet üzerine Kutluğ Bey, Kadı Burhaneddin’e sığınmak zorunda kaldı.
1389’da Fahrettin Kutluğ Bey’in ölümünden sonra Akkoyunlu tahtına Ahmed Bey geçti. Ahmed Bey zamanında Erzincan Emiri Mutahharten ile Akkoyunlular arasındaki mücadele devam etti. İki hükümdar arasında yapılan muharebede başlangıçta Mutahharten ağır bir yenilgi aldı ise de bir süre sonra Karakoyunlu Kara Mehmed Bey ile ittifak kurarak Akkoyunlulara tekrar saldırdı ve ağır bir yenilgiye uğrattı. Ahmed Bey, Kadı Burhaneddin’e sığındı.
Bir müddet sonra Akkoyunlu tahtını ele geçiren Kara Yülük Osman Bey ile kadı Burhaneddin’in arası açıldı. Yapılan savaşta Kara Yülük Osman Bey, Kadı Burhaneddin’i esir alarak öldürttü.
Anadolu’da istediği gibi bir beylik kuramayan Kara Yülük Osman Bey, Mısır Meliki Berkuk’un hizmetine girdi. Ancak Melik’in ölümü ve Anadolu’da Memlüklülere ait bazı yerlerin Yıldırım Bayezid tarafından fethedilmesi üzerine Osman Bey Timur Hana sığındı. Timur’un Anadolu’da yaptığı seferlere katıldı. Ankara Savaşında Timur hanın yanında yer aldı. Timur Han Anadolu’dan çekilirken, Kara Yülük Osman Bey’e Diyarbakır ve havalisini bıraktı. Ayrıca, Timur’un oğulları tarafından korunması sayesinde, hasmı olan Karakoyunlulara karşı koyabilmiştir.
1403’de Akkoyunlu Devletini kurdu.1435’de Karakoyunlularla yaptığı savaşta iki oğlu ve bazı torunları ile birlikte 80 yaşını geçkinken öldürüldü. Kara Yülük Osman Bey’in ölümünden sonra tahta geçen Ali Bey, kısa süre sonra tahtı Hamza Bey’e bıraktı. 1444’de Hamza Bey’in ölümünden sonra iktidar kavgaları başladı.
Bu kavgaların neticesinde Uzun Hasan, Akkoyunlu tahtını ele geçirdi ve hükümdarlığı zamanında (1433-1478) Karakoyunlu Devletini ortadan kaldırıp geniş futuhat ile Fırat havalisinden Maveraünnehr’e kadar uzanan büyük ve kuvvetli bir imparatorluk kurmaya muvaffak oldu. Bundan sonra kendisine rakip olarak Osmanlıları gören Uzun Hasan, bu devletin düşmanları ile işbirliğine başladı. Venediklilerle antlaşmalar yaparken Karamanoğullarını destekleme gayesiyle Osmanlı topraklarına akınlarda bulundu. (1)
Karakoyunlulardan sonra uzun bir zaman Akkoyunlular Osmanlılarla komşu oldular. Bunlarla Osmanlılar arasındaki münasebat hasmane olarak daha Kara Yülük Osman Bey’in aşiret reisliği zamanında Sivas’ı zapt etmek istemesiyle başlamıştır. 1420 yılında ise, Erzincan Emiri Pir Ömer’in Kara Yülük Osman’a yenilmesiyle önce Erzincan bilahare Karahisar’da (1422) Akkoyunlu idaresine geçmiştir.(2)
Akkoyunlular’ın Osmanlıyı ve Şebinkarahisar coğrafyasını esas etkilemesi ise, Kara Yülük Osman’ın torunu ve üçüncü halefi olan Uzun Hasan zamanına denk gelmektedir. Sultan Mehmed’e karşı Karaman beylerinin hukukunu müdafaaya karar vererek Osmanlı hududuna tecavüz ile Tokat’a doğru ilerleyip, Timur zamanında yapılmış zulmün bir benzerini tekrar etti. Bu arada Koyulhisar’ı da zapt etti(1460).(3)
Daha bir yıl önce Uzun Hasan, kayınbiraderi David Kommen’in menfaati için Fatih’e bir elçilik heyeti göndermiş ve İmparatorun iki bin duka vergi borcunun bırakılmasını isteyerek Fatih’i gücendirmişti. Amasya’da Şehzade Bayezid adına kumandan olan Hızır Bey Trabzon’u basarak iki bin esir almıştı. O zaman İmparator olan Jan, kardeşi David’i yeni Osmanlı Padişahı Fatih’e göndererek yılda ikibin duka vergi karşılığı esirleri geri almıştı. Ayrıca Fatih’in büyük babası I. Mehmed’in uzun Hasan’ın dedesi Kara Yülük Osman’a vermekte olduğu ve 60 yıldır verilmeyen bin halı ile at örtülerini de birikmişiyle birlikte isteyince; Fatih elçilere “Haydi siz rahatça gidiniz, gelecek yıl ben kendim gelir, borcumu öderim” cevabını vermişti.(3)
Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmed asıl hedef Trabzon olmak üzere harekete geçti. Buna hazırlık olarak da önce Sinop ve Kastamonu’yu aldı. Trabzona sefer yaptığı izlenimini vermemek için de Amasya, Sivas yolu ile Akkoyunlular’ın bir süre önce elde ettiği Koyulhisar’a gelerek üç günlük bir çarpışmadan sonra burayı fethetti (1461). Uzun Hasan Bey, Fatih’in bu şekli hareketine önceden engel olmak istemiş ise de Yusufca Mirza ve Hurşit Bey kumandasındaki ilk kuvvetlerinin Şehzade Mustafa ve Lalası Gedik Ahmet ve Rumeli Beylerbeyi Mehmed Paşalar tarafından yok edilmesi üzerine işi barış yoluyla halletmek çaresini aramıştır.(4)
Bu barış çabalarının sonucu olarak Fatih’in orduğâhı Yassı Cimen’de kuruluyken Uzun Hasan’ın annesi Sare Hatun ve Çemişgezek Beyi Kürt Hasan’dan oluşan elçi heyetinin gelerek ricacı olması üzerine; Osmanlı memleketlerine ve onların himayeleri altında bulunan yerlere tecavüz etmemek ve Trabzon Rum İmparatorluğu’na yardımda bulunmamak şartıyla anlaşma yapıldı. Fatih bu antlaşmadan sonra kuzeye doğru yönelerek Trabzon’a yürümüş ve 15 Ağustos 1461 tarihinde kaleyi fethetmiştir.(5)
Ancak sonraki dönemlerde Uzun Hasan, Karakoyunlu Cihanşah’ın Osmanlı ile dostluğunu bildiğinden onu öldürünce Osmanlıya zafername ile birlikte Cihanşah’ın komutanlarına ait birkaç kesik baş yolladı. Cihanşah’ın başını ise, Timur’un torunu Miranşah-zade Ebu Said’e yolladı. Bu durum Akkoyunlular’da adeta bir gelenekti. Uzun Hasan’ın dedesi Kara Yülük Osman, kendisine yenilen ve esir olan üç hükümdarın üçünü de öldürmüştü. Bunlar Tokat ve Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin, Halep ve Şam Hükümdarı Melik Adil ve Mardin Hükümdarı Melik Zahir İsa idi.
Uzun Hasan, üzerine gelen Timur’un torununu da bir derbentte tuzağa düşürerek ordusunu kâmilen yok etti, kendisini de esir etti. Bilahare başını kestirerek Mısır Sultanına gönderdi. Bu muvaffakiyetler Uzun Hasan’a çok gurur verdi, mağrurlandırdı. Osmanlı padişahına yazdığı mektupta Fatih’e Sultan unvanını kullanmayıp sadece Bey diye tesmiye etti.(3)
Bundan sonra Uzun Hasan kendisine ilk hedef olarak Osmanlı ve ayrıca Memlüklü sultanlarının ülkelerini seçmiş bulunuyordu. Osmanlıları zayıf düşürmek için her tedbire başvuracak Osmanlılarla ihtilaf halinde bulunanları himaye edecek onlara bilfiil askeri yardımda bulunacak ve Osmanlılar aleyhine Hıristiyan devletlerle ittifak edecektir.
Osmanlının Tokat’ta gümrük teşkilatı kurarak Tebriz-Trabzon İpek Yolu’nu tehdit etmeleri üzerine Rodos’taki St.Jean I’Hospitalier Şövalyelerine ve Kıbrıs Kralı’na müracaat etti ve ateşli silahlar almak maksadıyla da elçilerini Venedik’e gönderdi. Buna ilişkin Arapça yazılmış mektuplar halen mevcut bulunmaktadır.
Nitekim Uzun Hasan, Osmanlıya karşı kendini yeterince kuvvetli hissedince 1472’de kendine sığınan Karamanoğlu Pir Ahmed ve Kasım Beyleri himaye ederek onlarla birlikte elli bin kişilik bir kuvveti Anadolu’ya göndermişti. Bu kuvvetler Tokat ve Kayseri civarını işgal ve yağma ettiler. Ancak, Konya civarında şehzade Mustafa tarafından mağlup edildiler.
Osmanlılarla muhalefete düşen her kuvvetin uzun Hasan’ın dostu olması ve bilhassa Karamanlılar’ı tutmakta çok ileri giderek Osmanlı ülkesine tecavüzde bulunması üzerine Fatih Sultan Mehmed, bu devlete karşı harekâta karar verdi. Yaklaşık yüz bin kişilik bir orduyla 1473 baharında İstanbul’dan hareket etti.
Uzun Hasan ise üç yüz bine varan ordusunu Erzincan’da toplama ve disipline sokma işiyle uğraşırken Fatih Sultan Mehmed, Sivas’tan Niksar, Koyulhisar, Şebinkarahisar, (ve Alucara) yolu üzerinden ilerleyerek Uzun Hasan’ın karşısına çıktı.
Nihayet iki ordu Fırat nehri kenarında karşılaştıkları zaman Akkoyunlular, Osmanlı ordusunun öncü kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdi. Burada ölenlerin sayısı 12.000 kişiyi bulurken önemli komutanları da esir alınmıştı. Bunun üzerine Osmanlılar Fırat vadisinden kuzey istikametine doğru çekilmişlerdir. 11 Ağustos 1473 Çarşamba günü Tercan civarında Otlukbeli (Üçağızlı) mevkiinde yeniden savaştılar bu savaşta Uzun Hasan’ın oğlu Mirza Zeynel Abidin (Kör Zeynel) azap askerleri tarafından öldürüldü. Diğer oğlu Uğurlu Mehmed, zor duruma düşerek geri çekildi.
Neticede Uzun Hasan, 1473’de yapılan Otlukbeli Muharebesinde Fatih Sultan Mehmed Hana mağlup olarak kaçtı. Fatih Sultan Mehmed dönüşte Karahisar Kalesi önüne gelerek Darab Bey’e kaleyi teslim etmesi için haber gönderdi. Darab Bey hiç itirazsın kalenin anahtarlarını getirip teslim etti. Oysa Mahmut Paşa, uzun Hasan üzerine giderken kalenin zapt edilmesi konusunda oldukça ısrarcı davranmış ve Fatih’i hiddetlendirmiş, Fatih de “Önemli olan kaleler fethetmek değil, ordular yenmektir” diye manidar bir cevap vermişti. Neticede Fatih, Şebinkarahisar’da birkaç gün kalarak zafernameler yazdırmış, burada çokça çıkan şap madenine atfen şehrin adını Şebinkarahisar olarak tesmiye etmiştir.
Uzun Hasan ise, bu mağlubiyet üzerine devletin merkezini Diyarbekir’den Tebriz’e nakletti. Bunu yaparken de Anadolu’da Akkoyunlu ulusuna bağlı bulunan boy ve oymakların çoğunu da İran’a götürerek geniş imparatorluğunun muhtelif bölgelerini bunlara ikta etmiş ve bu suretle Doğu Anadolu’da Türkmenlerin azalmasına sebep olmuştur. Safevi, Devleti bu Türkmenlere dayanarak kurulmuştur.
Bilahare Uzun Hasan, oğulları arasında Halil’i tahtın varisi olarak açıklayınca diğer oğlu Uğurlu Mehmet bundan gücenerek babasına karşı geldi. Yenilince de II. Mehmed’e iltica etti. Fatih kendisini çok iyi karşıladı, kızı Gevherhan Sultan’la evlendirerek Sivas’ı ikta olarak verdi. Bir süre sonra Uğurlu Mehmed babası üzerine tekrar yürüyünce 1477’de yapılan savaşta öldürüldü. Bunun üzerine Fatih kızı ve torununu yanına getirtti. Boyunun ve kollarının kısalığı ve şişman olması sebebiyle Göde lakabıyla meşhur olan Fatih’in torunu Ahmed Bey, dayısı Osmanlı Hükümdarı II. Bayezid’den aldığı yardımlarla Akkoyunlu tahtını 1496’da ele geçirdi. Ancak bir sene sonra İsfehan tarafında çıkan bir isyan sırasında öldürüldü.
Uzun Hasan’ın 1478’de Tebriz’de ölümünden sonra Akkoyunlular’da sıklıkla taht kavgaları yaşanmış, Halil, Yakub, Baysungur, Rüstem ve Göde Ahmed tahta çıkmış Göde Ahmed’den sonra Akkoyunlu devleti parçalanma sürecine girmiştir. Devlet, Akkoyunlu Yakub Bey’in oğlu Murad ve Elvend Bey arasında taksim edilmiştir. Akkoyunlu Elvend Mirza’nın, Şurur savaşında yenilmesiyle, Şeyh İsmail, Azerbaycan’ı Akkoyunlular’dan almış, akabinde de Tebriz’de Şah’lık tahtına oturarak Safevi Devletini 1501’de resmen kurmuştur. 1504’de Elvend Mirza’nın ölümünden sonra Sultan Murad’ın üzerine yürümüştür. Sultan Murad kaçarak Yavuz Sultan Selim’e sığındı ve hizmetine girdi. Diyarbekir’i fethe gönderildiğinde Şah ismail’in Urfa Valisi tarafından öldürüldü, kesik başı Şah İsmail’e gönderildi(1514).(5)
Netice itibarıyla Şebinkarahisar ve Alucara 1410 yılından 1422 yılına kadar Karakoyunlu idaresinde kalmış, 1422’den sonra ise bu kez Akkoyunlu Beyliğinin bir parçası olarak Emir Yakub İbn Osman yönetimine geçmiştir. 1473 yılına kadar da Ak Koyunlu Türkmenlerinin elinde kalmıştır. Karakoyunlular bahsinde de değinildiği gibi Hasan Tahsin Okutan Karahisar’ın Akkoyunlular’a geçiş tarihi olarak 1457 yılını vermiştir. Oysa Bu tarihte Karahisar’da Osmanlılar’ın da desteklediği bir ayaklanma olmuş ise de, isyan 1458 baharında bastırılmıştır. (6)
Ayrıca Uzun Hasan olayında Şebinkarahisar’ı ve Alucra’yı ilgilendiren iki olay daha vardır. Bunlar:
a) Fatih, Uzun Hasan üzerine yürürken sulh olması üzerine istikametini Kuzeye Trabzon’ a çevirerek burayı fethetmiştir. Ancak öncesinde Şebinkarahisar’dan buraya gitmek için tercih ettiği yol üzerinde ihtilaf bulunmaktadır. Kimine göre Alucra üzerinden geçerek Gümüşhane ve Maçka’dan Trabzon’a ulaşmıştır. Hasan Tahsin Okutan’a göre ise, Trabzon’a giderken Kazankaya geçidinden geçmiş ve bu yol üzerine kervansaraylar inşa ettirmiştir. 1949’daki anlatımına göre de bu kervansaraylar halen mezkûr dağın eteğinde mevcut ve muntazamdır. Yalnız birisi 1939 depreminde biraz yıkılmıştır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nden aldığım 1923 tarihli haritanın bir parçası olan aşağıdaki resimde bu yolun yakın zamana kadar faal olarak kullanıldığına dair bir işaret olmak üzere Kara Mehmed Han ifadesi dikkat çekmektedir.

b)Fatih Sultan Mehmed’in birliklerinin önce Fırat kıyısında Uzun Hasan karşısında ilk çarpışmada yenilmesi üzerine Fatih’in Kuzey istikametine çekildiği ve yeni bir cephe aradığı belirtilmişti. Bu konudaki anlatımlarda genelde asıl savaş yeri olarak Tercan yakınlarındaki Otlukbeli mevkii konum olarak verilmektedir. Ancak Hasan Tahsin Okutan, kitabında bu yerin aslında Kaledere Köyünün kuzey doğusunda ve Manuzara Köyünün kuzey batısına düşen Kelkit çayına iki buçuk saat uzaklıkta bulunan bir yer olan olduğunu yerinde yaptığı tespitlerle de bunu doğruladığını belirtmektedir. Bu yerle Tercan arasında 60 km. bir mesafe olduğu ve Tercan’ın batısına düştüğünü belirtmiştir. Bununla birlikte bazı kaynaklarda ilk çarpışmadan sonra Fatih’in uzun Hasan’a sulh teklif ettiği ancak onun kabul etmediği bunun üzerine 7 gün Kuzeye doğru hareket edilerek Otlukbeli denilen yere varıldığı belirtilmektedir. Ayrıca halk arasında bu yerin Hacı Hasan (Gelvaris) düzlüğü olduğu rivayet edilmektedir. Ayrıca sonraki tarihlerde burada bir “Sipahilik ve Tederrüs Vakfı” olduğunu daha önceki yazılarımızda belirtmiştik.(BOA Kayıt DH.İD.2.23.1330.Z.23)
Saygılarımla,
Murat TOSUN
Muratdursuntosun@hotmail.com

Yararlanılan Kaynaklar:
1-Kara Koyunlular, Yeni Rehber Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi, 1.Cilt
2- Ord.Prof.İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI, Osmanlı Tarihi (Anadolu Selçukluları ve Anadolu beylikleri Hakkında Bir Mukaddime ile Osmanlı Devleti’nin Kuruluşundan İstanbul’un Fethine Kadar), Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, T.T.K. yayınları XIII.Dizi
3-Baron Joseph Von Hammer Purstall, Osmanlı Devleti Tarihi, Üç Dal Neşriyat ve Milliyet Yayınları
4-Hasan Tahsin Okutan, Coğrafya Şebinkarahisar, 1949
5-Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Zaman, Çağ Yayınları, 8 ve 10.Ciltler
6- Murat KEÇİŞ, Doktora Tezi, Trabzon Rum İmparatorluğu ve Türkler 1204-1404, T.C. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih (Ortaçağ Tarihi) Anabilim Dalı, Ankara 2009 (Kaynak olarak Ebu Bekr-i Tihrani’nin “Kitab-ı Diyarbekriyye” adlı eseri gösterilmiştir.Çev.Mürsel Öztürk.s.39)

About these ads

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ photo

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s