ALUCRA KARAAĞAÇ (KARATODOR) KÖYÜNÜN ESKİ YERLEŞİM YERİ VE EVLİYA-İ KİRAMDAN OLDUĞUNA İNANILAN MERHUM RIDVAN DEDE

image001

 

Bundan yaklaşık 1000 yıl kadar önce Karaağaç köyü şimdiki yerinde değil derenin sağında ve solunda bulunan mahalleleri birbirine bağlayan köprünün Moran tarafına doğru bulunan yüksekçe tepenin eteğinde imiş.image002

Bu fotoğraf inişte çekilmiş olup, eskiden köyün kurulu olduğu yer buradan çok yukarıda bulunmaktadır. Köy yerine herhangi bir arabanın ulaşacağı yol bulunmamaktadır. O zamanlarda da hayvanlarla veya yürüyerek inilip çıkılmakta imiş.

Neden bu kadar sarp bir yere köyün kurulduğu sorusunun cevabı güvenlik gerekçesiyledir. Zira Alucra eskilerde kervan geçiş yolu üzerinde olduğundan eşkıyalarında uğrak yeriydi. Hiç şüphesiz eşkıyalar köyleri de tehdit ettiğinden Karaağaçlılar da uzun süre korunaklı olan bu yerde evlerini kurarak ikâmet etmişlerdir.

1520’de köyde meskün halkın tamamının Müslüman olduğu bilinmektedir. 1520’de köyde 27 nefer-i Müslim (erkek Müslüman) bulunmaktadır. Karyenin mehsulleri; arpa, buğday, keten, bostan ürünleri ve baldır. Alucra’ya tabi’ bu karyeye bağlı olan Gökkilise isminde bir mezra, 3 zemin, 2 çayır ve bir çiftlik bulunmaktadır. Karyenin vergi hâsılı 1520’de 50 akçe, 1570’de 2600 akçedir.

Orta Karadeniz Tarihinin Tarihi Kaynakları isimli kitapta belirtildiğine göre 1643 tarihinde 7 hane bulunmaktadır.

KARYE-İ KARA TUTARI (KARATODOR-KARAAĞAÇ)

Hânehâ-i Ehl-i Mansıb ve Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Ahmed veled-i Ömer, an erbâb-ı timar-i karye-i m.

Hâne-i Ahmed veled-i Halil sipahizâdedir

Hâne-i Süleyman veled-i Velid

Hâne-i Ramazan veled-i Süleyman

Hâne-i Bekir veled-i İshak

Hâne-i İsmail veled-i Veli

Hâne-i Turhan veled-i Süleymanimage003

Ancak daha sonra köy önce aşağıya Aktepe (Zil) köyünün kışla mahallesinin hizasına dere kenarındaki düzlüğe taşınmıştır. Buranın adı da Köy Pınarı’dır.image004

Bir süre burada kalan köy daha sonra da şimdiki yerine gelmiştir. Karaağaç köyü bilindiği gibi Babapınar (Parak) Köyüne komşu olup, derenin karşı tarafında da mahallesi bulunmaktadır.

Konumuz itibarıyla tekrar başa dönersek Karaağaç köyünün kurucusu olarak Rıdvan Dede kabul edilmektedir. Kuruluş tarihinin ise 1071’de gerçekleşen Malazgirt Savaşı sonrasında olduğu inancı hâkimdir. Bu nedenle çok eski bir köydür.

Fotoğrafta en sağda altta görülen yapı mescittir. Vaktiyle burada bir cami bulunmaktaymış ve Cuma Namazı kılmak için civar yerlerden bu camiye gelinmekteymiş. Ancak cami 1939’da Erzincan’da yaşanan depremden etkilenince buradan sökülerek yeni köye nakledilmiş ve orada yeniden inşa edilmiş. Eski yerine de küçük bir mescit kurulmuş.image006

Karaağaç köyünün kurulu olduğu yer ve caminin uzaktan görünüşüimage007

Minaresiz olarak inşa edilen caminin minaresi Alucra Belediyesi eski başkanlarından Kemal Bıyıkçı zamanında 1991 yılında belediyenin katkılarıyla inşa edilmiştir.image008

Caminin bitişiğinde bulunan bir türbeimage009

Türbenin içinden bir görüntü

Rıdvan Dede günümüzdeki Altıparmak sülalesinin de atası olmaktadır. Rıdvan Dedenin menkıbeleri günümüzde anlatılmaktadır. Geyiklerle, insanla konuşur gibi konuşur, onları sever, harmana sürerek düven vurur ekinlerini harman edermiş. Çok bereketli bir insanmış. El attığı her işte karşılığını bol bol alırmış.

Üstteki fotoğrafta görüldüğü üzere hafriyat çıkarılan Göbekli Tepe’nin alt tarafında bulunan evlerin olduğu yerde Rıdvan Dede’nin de evi olduğu ve aşağıda detaylarını okuyacağımız Geyik hikâyesinin burada yaşandığı anlatılmaktadır. Geyikler buradan aşağıya inerlermiş

Daha önce Hasan Altıparmak ile yaptığımız ve yayınladığımız sohbette Rıdvan Dede ile ilgili anlatılanlar şöyle idi: Rıdvan Dede köyünde ekinleri biçer, sapları getirir ve harmana dökermiş. Gece olunca da Geyikleri koşar harmanını sürer, herkesten önce de işini bitirirmiş. Köylülerin içinde Osman isimli bir zatın bu durum dikkatini çeker ve kendi kendine söylenerek, Rıdvan Dede’nin Öküzü yok, nasıl oluyor da bu kadar çabuk işini bitiriyor, ben gece bekleyip bunu anlayacağım der.

Dediğini de yapar, gece Rıdvan Dede’nin harmanının yanına gelerek saklanır ve beklemeye başlar. Birde görür ki, Geyikler geliyor, Rıdvan Dede de onlara boyunduruk takarak harmanını sürmeye başlıyor.

Durumu öğrenen Osman isimli zat da ortaya çıkarak Rıdvan Hoca’ya hitaben: Harman sürmek senin yiğitliğin değil, Geyiklerin yiğitliğiymiş der.  O sırada Geyikler boyunduruklarındaki Sam’ı kırarak kaçarlar.

Rıdvan Dede de Osman’a hitaben başkasının sırrını öğrenmeye çalışmak iyi bir huy değildir, Allah gözlerini kör etsin der. Rıdvan Dede’nin bedduası tutar ve Osman’ın gözleri o anda kör olur. O olaydan sonra da Osman’ın sülalesinin ismi Kör Osman Oğulları olarak anılmaya başlar.

Yine bir hasat zamanı Rıdvan Dede sabah kalkmış ki oldukça çok buğday çeçi yığını oluşmuş. Bunun üzerine oğullarına buğdayı eve taşımalarını söyler. Fakat oğulları (Ahmet ve Yakup isimli iki oğlu olduğu anlatılmaktadır) tembellik yapar ve buğdayı eve taşıma işini savsaklarlar.

Bu duruma kızan Rıdvan Dede de kıbleye dönerek Yarabbi benden başka Rıdvan kulun yok mu, biraz da onlara ver diye yakarışta bulunur. O anda gök gürleyip, şimşek çakmış ve şiddetli bir yağmur ve dolu yağmış. Peşinden oluşan sel de harmandaki buğdayı dağıtarak dereye taşımış. Geriye kalan buğdayı da köylüler toplamış.

Rıdvan Dede’nin bedduası da uzun yıllar evlatlarına tesir etmiş ve ne zaman harman yapacak olsalar hemen hava kapatır yağmur yağmaya başlarmış.image010

Rıdvan Dede’nin kabri başında Ercivan Altıparmak ve Ayhan Koçak. Rıdvan Dede’nin eşi ve çocuklarının mezarlarının da bu civarda olduğu günümüzdeki yakınları tarafından bilinmektedir.

Aile fertleri kabri yaptırmak istemişlerse de Rıdvan Dede rüyalarına girerek ben türbe istemiyorum, kabrimi olduğu gibi bırakın dediği için onlarda doğal halinde bırakmışlar. Ancak kabrin yeri ulaşımı zor ve ıssız yerde olduğu için kendini bilmez define arayıcıları tarafından çevre taşlarının düzeni bozulmuş. Bu nedenle aile fertleri zaman zaman gelerek hem Rıdvan Dede’nin kabrini ziyaret etmekte hem de kontrol altında tutmaktadır.

Köy aşağıya taşındıktan sonra da bir süre buraların köy kabristanı olarak kullanıldığı rivayet edilmektedir ki etrafta bunu doğrulayan pek çok mezar yeri kalıntısı bulunmaktadır.image011

Köyün kurulduğu yer Çukur Mevkii veya Çukurdüzü olarak bilinmektedir. Uzak sayılmayacak bir zaman öncesine kadar da buradaki tarlalar ekilmekteymiş.image012image003

Bir gün burada tapulu arazisi olan Süleyman Ağa isimli şahıs köyden Ali Onbaşı olarak bilinen gariban birisine benim tarlamın altındaki şu mezarları sök sana para vereceğim der. Ancak o gece Ali Onbaşının rüyasına giren Rıdvan Dede bu işten vazgeç mezarlıklara dokunma der. Benzer rüyayı bu talepte bulunan Süleyman Ağa da görünce bu işten vaz geçer.

Köyün kurulduğu yerin Adam Kaya tarafında çobanlar tarafından kullanılan bir çeşme ve kürün bulunmaktadır. Suyu da mükemmel derecede güzeldir.image013image014

Adam Kaya’nın arkasında bulunan ve Buhurluca denilen yerin altına doğru uzanan küçük bir mağara delikten kışın sıcak buhar çıkmaktadır. Eskiden keçi otlatan çobanlar soğuk havalarda burada ısınırlarmış.image015

Eski ev kalıntılarının bulunduğu taş yığınları. Eskiden evlerin tavanına ağaçlar konularak üstüne toprak örtülür ve silindirik taşlarla “Loğ”lanırdı.image016

Adam Kaya’nın da bulunduğu Çillence’nin Tepeimage017

Ağacının Deresi (Bağırsak Deresi’nin aktığı hatta) Burada bulunan ve İnönü denilen Mağara’da 100’e yakın koyun barınabilmektedir. Arka tarafta Aktepe’nin (Zil Köyü) mahalleri görülmektedir.image018

Yaşı 80’e yaklaşmış olmasına rağmen beni kırmayarak oldukça yüksek yerdeki eski köy yerine götüren ve Rıdvan dedenin kabrini ziyaret etmemizi sağlayan ayrıca köy yerini dolaştırarak bilgi veren Ercivan Altıparmak’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

20 Ağustos 2014

 

 

ALUCRA’NIN EMEKTAR ŞAHSİYETLERİ SEFER GÜNDÜZ (SEFER HOCA)

image002

 

Sefer Gündüz (Sefer Hoca), 13.06.1963 tarihinde Alucra’da doğdu. Kendisi aslen Karabörk köyündendir.

İlkokul 1. 2. ve 3. sınıfları Alucra’da okudu. Daha sonra babasıyla Almanya’ya gitti. 4. ve 5. Sınıflara Almanya’da devam etti. 1977 yılında Almanya’dan dönerek Alucra İmam Hatip Okulu’nun Orta kısmına başladı. 1984 yılında İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu.

1984 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açtığı İmam Hatip sınavını kazanarak 1985 yılı Nisan ayında Trabzon’un Araklı ilçesinde İmam olarak göreve başladı. 1989’a kadar 4 yıl orada görev yaptıktan sonra Alucra’nın Kamışlı köyüne tayini çıktı. 1992 yılına kadar da Kamışlı köyünde görev yaptı.

Aynı yıl Alucra merkezinde bulunan Küçük Camiye atandı. 2002’ye kadar da burada görev yaptı. 2003’de kadrosuyla birlikte Giresun’a tayin oldu. Bulancak tarafında Kavlağan Dibi Mescidinde (burada bulunan 4,5 metre çapındaki bir Kavlağan ağacından adını alan semt) 1 yıl kaldıktan sonra 2004’de Alucra merkezinde bulunan Afet Evler Cami’ne tayin oldu. Halen aynı camide görev yapmaktadır.

Sefer Gündüz (Sefer Hoca), evli, 4 erkek bir kız çocuk babasıdır. Oğullarından Mahmut ve Fatih Alucra’da 2005’de kurulan Mizan İnşaat bünyesinde 2008’de açılan “Beton Santrali”ni işletmektedir. Açık Öğretim Fakültesi İktisat Fakültesi mezunu olan oğlu Yavuz Alucra’da “Çay Ocağı” sahibidir. Diğer oğlu daha küçük olup 6. Sınıfa gitmektedir. Kızı ise Rize İlahiyat Fakültesi 5. sınıfta okumaktadır.

Alucra’da belediyenin cenaze hizmetleri olmadığından Sefer Hoca, Merkez Caminin imamı Mevlüt Hoca (Esgidir) ile birlikte cenaze defin işlemlerini yapmaktadır. Bunun yanında bayramlarda düzenlenen dini törenlerde görev üstlenmekte, zaman zaman köylere de gitmektedirler.

Alucra genelinde günümüz itibarıyla köyler dâhil 70 din görevlisi bulunmaktadır. Merkezde bulunan 5 Cami ve İmam Hatip’te 6 Hoca ve 5 müezzin bulunmaktadır.

Saygılarımla,

Murat D. Tosunimage004image006image008image010

 

1918 TARİHLİ SUŞEHRİ VE ALUCRA BELEDİYE MECLİSİ SEÇİMLERİNE DAİR

 

Bilindiği gibi Suşehri ve Alucra 1. Dünya Savaşı boyunca Kafkas Cephesinde Ruslara karşı önemli görevler üstlenmiş Karahisar-i Şarki’nin iki önemli ilçesidir.

1918’de Kafkas Cephesinde Ruslarla yapılan savaşın sona ermesine müteakiben Alucra’da konuşlanmış bulunan Kolordu’da çekilmişti. Belgelerdeki bahse konu Belediye Meclisi’nin teşkili de bu döneme denk gelmektedir.  İkinci belgede de harp nedeniyle Alucra’da Belediye Meclisi seçiminin yapılamamış olduğuna da vurgu yapılmaktadır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun ve Hafize Bozkurt’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Arşiv Fon Kodu: DH. UMVM, Dosya No: 61, Gömlek No: 57, Tarihi: 5 Ca 1336 (16 Şubat 1334-16 Şubat 1918), Konusu: Sivas Vilayeti Suşehri kazasında müntehab-ı sanilerin miktarına bakılmayıp seçimlerin yapılması ve Alucra kazasında da önce belediye meclisinin teşkili, sonra meclis-i umumi azalarının seçilmesi gerektiği.image001

Sivas Vilayetine

Şifre

11 Şubat 1334 (11 Şubat 1918)

Suşehri’nde mevcud müntehab-ı sanilerin mikdarına bakılmayıp intihâbâtın (seçimlerin) yüz dördüncü maddeye tevfikan icrası ve Alucra’da evvel emrde meclis-i belediyenin teşkili ve ba’dehu Meclis-i Umumi azalarının intihabı (seçilmesi) lazım gelir. 13/2/(13)34image002

Mahreci Sivas

Keşidesi 12 Şubat Sene 1334 Kaleme vürudu (evrakın yazı işlerine gelişi) 12

Suşehri kazasınca yirmi müntehab-ı (seçilmiş) saninin (ikinci) ancak üç mevcudu ekseriyet teşkili kabil olamadığından Alucra kazasınca da zaruret-i harbiyeden naşi (neşet eden, ortaya çıkan) mahalli belediye intihabı yapılamadığından aza-yı mezkûre intihabının (seçiminin) mevcud müntehab-ı saniler marifetiyle meclis idare-i kaza huzurunda icra olunub olunmayacağı Karahisar mutasarrıflığına iş’ar kılındığının suret-i marûzaya nazaran iktizasının emr ü tebliği marûzdur.    Fi 11 Şubat Sene 1334 Vali Necmi

1906’DA ALUCRA ÇİFTÇİSİNE YAPILAN YARDIM

 

İncelediğimiz belgede öncelikle 1906 yılında Alucra’da Ziraat Bankası Sandığının varlığını görmekteyiz. Onun haricinde Alucra çiftçisinin zor duruma düştüğü ve krediye muhtaç durumda kaldığı anlaşılmaktadır. Kredi kullanmak için de kefil gerektiği açıktır. Kefil gösteremeyen de hiç şüphesiz bu imkândan faydalanamamıştır.

Sahil insanı iç kesimde yaşayanlara ekinci diye hitap etmektedir. Alucralının da ekinci diye anılması o tarihlerde tarım dışında bir gelir kaynağı olmadığından ve çiftçilikle geçindiğinden olsa gerektir.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Ehlibeyt Bendesi, Ahmet Yadi, Turan Kılıçaslan, İnci Abaroğlu, Hafize Bozkurt ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Arşiv Fon Kodu: BEO, Dosya No: 2811, Gömlek No: 210770, Tarihi: 27 S 1324 (9 Nisan 1322-22 Nisan 1906), Konusu: Alucra kazası muhtacin zürra’asına akçe ikrazı. (Ticaret)image001

Sadaret-i Uzmâ Mektubî Kalemi

Fi 27 Safer 1324 ve fi 8 Nisan 1322 (22 Nisan 1906)

Ticaret ve Nafia Nezaret-i Celilesine

Suret-i balada muharrer tezkire mucebince Ticaret ve Nafia Nezaret-i Celilesinden icra-yı icabına himmet buyurulmak.

Alucra kazası muhtacın zürra’ına (ekinci, çiftçi) elli bin guruş daha ifrazı hakkında.image002

Marûz-i çaker-i kemineleridir.

Alucra kazası muhtacin zürra’ına ikraz edilecek yirmi bin guruşun kifayetsizliğine mebni elli bin guruşun daha kefalet-i müteselsile ile kaza-i mezbur zir’at bank sandukdan ikrazı hususunun arz ve istizanı Sivas Vilayet-i Celilesinin iş’arı üzerine mezkûr banka idaresinden ifade olunmakla ol-babda emr ü ferman hazret-i veliyyü’l emrindir. Fi 24 Safer Sene 1324 ve fi 6 Nisan Sene 1322

Ticaret ve Nafia Nazırı Bende Vehbi

1897’DE ALUCRA’DA HÜKÜMET KONAĞI VE HAPİSHANE İNŞASI İÇİN HAZIRLANAN KEŞİF VE PROJE

 

Bundan önce belgelere dayalı olarak pek çok kez yazdığımız yazılarda Alucra’da kaymakamlık teşkilatı kurulmuş olmasına karşın başlangıçta hizmet binasının olmadığını ve kiralanan binalarda hizmet verildiğini belirtmiştik.

Bu kez incelediğimiz 1897 tarihli belgede Alucra’da bir hükümet konağı ve hapishane inşasının projelendirildiği ve keşfinin hazırlandığı anlaşılmaktadır. Ancak keşif bedeli olan elli altı bin üç yüz kuruşun Sivas vilayeti inşaat tertibi bütçesinden fazla olduğu için bu girişim sonraya kalmıştır. Bu nedenle bir süre daha bu şekilde hizmet verildiği anlaşılmaktadır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Rümeysa Odabaş, Nazan Olgun ve Hafize Bozkurt’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Arşiv Fon Kodu: BEO, Dosya No: 927, Gömlek No: 69462, Tarihi: 25 L (Şevval) 1314 (17 Mart 1313-29 Mart 1897), Konusu: Alucra Kazasınca inşasına lüzum görünen Hükümet Konağıyla hapishanenin inşaat masraflarının merkez kısmında karşılığının olmadığı. (Şura)image002

Şura-yı Devlet Riyaset-i Celilesine

Fi 25 Şevval 1314 ve fi 17 Mart 1313 (29 Mart 1897)

Alucra kazasınca inşasına lüzum görüldüğü Sivas vilayetinin iş’arına atfen Dâhiliye Nezaret-i Celilesinden bildirilen hükümet konağıyla hapishanenin masarifi inşaiyesinin üç yüz on üç senesi malından sarfı tabii ise de sene-i merkûme muvazenesinin buna müsaid olub olmadığı malum olmadığından bahisle iktizasının ifası hakkında Şura-yı Devlet Dâhiliye Dairesinden tanzim ve ita olunan 9 Şaban Sene 1304 tarihli ve 3052 numerolu mazbata üzerine keyfiyet nezaret-i müşarün-ileyhadan lede’l-istifsar (sorma) Sivas vilayetinin inşaat tertibi yirmi iki bin dokuz yüz atmış guruş olduğu halde üç yüz on üç senesinden i’tibaren yüzde beşinin tenzili lazım gelmesinden dolayı mezkûr hükümet konağıyla hapishanenin masarif-i inşaiyesi bulunan elli altı bin üç yüz küsür guruşun bundan tesviye ve mahsubu kabil olamayacağı gibi sene-i merkume muvazenesinin merkez kısmında dahi bu misillü masarifatın karşılığı olmadığı meşhud-ı vârid olan 21 Şevval 1314 tarihli ve 198 numerolu tezkire leffen ve mezkûr mazbataya melfuf keşf defteri ve rayiç mazbatası ile resmi iadeten savb-ı samilerine gönderilmiş olmakla suret-i iş’ara nazaran müzekkere-i keyfiyetle icab-ı hallin ba-mazbata inbasına himmet.

Ba-işaret müsteşarî

1900 YILINDA ZIHAR KÖYÜNÜN VERGİ VE ASKERİYECE ALUCRA’YA BAĞLANMASI

 

Geçen yüzyılın başında Zıhar köyü kısmen Alucra’ya kısmen de Şiran’a bağlıymış. Bu durum Zıharlılara zorluk verince bundan muzdarip olmuşlar ve dilekçe vererek bu durumun düzeltilmesini istemişler.

Köylü adına dilekçe veren kişi de Ahmed Hamdi isimli birisidir. Bunun sonucunda Zıhar köyü tüm özlük işleriyle birlikte Alucra’ya bağlanmıştır. Demek ki hak aramasını bilince istenilen sonuç alınabiliyormuş.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ ve Ayşe Kaviloğlu’na çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Arşiv Fon Kodu: DH. MKT. Dosya No: 2310, Gömlek No: 98, Tarihi: 25 L (Şevval) 1317 (14 Şubat 1315-26 Şubat 1900), Konusu:  Vergilerinin bir kısmı Şiran kazasına bağlanan Zıhar karyesinin bütün vergilerinin tabi olduğu Alucra kazasına bağlanması.image001

Trabzon Vilayet-i Aliyyesine

Fi 25 L (Şevval) 1317 ve fi14 Şubat 1315 (26 Şubat 1900)

Sivas Vilayet-i Celilesi dâhilinde kâin Alucra kazasına tabi Zıhar karyesinin muamelat-ı askeriye ve mülkiye ve sairesi kaza-i mezkûra merbut bulunduğu halde vergisinin kısmı Gümüşhane Sancağına tabi Şiran kazasına rabt edilmiş olmasına ve Alucra’nın iki ve Şiran kazasına yedi buçuk saat mesafesi bulunmasına binaen vergisinin itasınca müşkülat çekmekte olunduğundan ve bu babda Anadolu müfettişliğine ita eyledikleri arz-ı hâl üzerine icra-yı icabı vilayet-i aliyyelerine bildirilmiş ise de semeresi görülmediğinden bahisle vergi muamelatının dahi Alucra kazasına rabtı niyazını havi karye-i mezkûre ahalisinden Ahmed Hamdi mühür ve imzasıyla huzur-ı ali-i sadaretpenahiye bi’t-takdim tevdi’ buyurulan arz-ı hâl leffen irsal olundu. Mündericatına ve oraca olan malumata nazaran iktizasının ifasına himem-i alileri masruf buyurulmak babında.

1890’DA ALUCRA SANDIK EMİNİ MEHMET ARİF EFENDİNİN PADİŞAHDAN TALEBİ

 

1890 tarihli inceleyeceğimiz bu belgede ilginç bir olaya şahit olmaktayız. Alucra Sandık Emini (Veznedar) Mehmet Arif Bey göreviyle ilgili olarak açık vermiş, bu nedenle de Padişaha dilekçe vererek affını ve borcunun silinmesini istemiştir. Neden açık verdiği belgede açık değildir. Ancak eksik tahsilat falan olsa rücu etme şansı vardır. Geriye suiistimal durumu kalmaktadır.

Aklına nerden geldiyse her halde padişah merhamet eder ve beni affeder diye düşünmüş olacak ki affı şahaneye uğrarım diye dilekçe vermiştir. Ancak kurallar bellidir. Göreve atanırken bu durum dikkate alınarak kendisinden kefil de alınmıştır.

Neticede kendisine üç seçenek sunulmuştur. Ya hapse girecektir, ya borcunu ödeyecektir ya da borcu kefillerinden tahsil edilecektir. Başka bir alternatifi yoktur. Aksi takdirde idarenin işleyişinde düzeni sağlamak mümkün olmayacaktır.

Genel idarenin öyle mi yediysen yedin aferin sana, mademki benden af diledin, ben de seni affettim deme şansı yoktur. Kurallar uygulanmak için vardır. Esnetildiği zaman sonu gelmez. İşte bunun örneği Alucra’da yaşanmıştır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Zafer Şık ve Nazan Olgun, Hülya Komesli Teymur ve Şule İyigönül Atasagun’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Arşiv Fon Kodu: DH. MKT. Dosya No: 1777, Gömlek No: 119, Tarihi: 20 Ra 1308 (22 Teşrinievvel 1306-3 Kasım 1890), Konusu: Zimmetinin affedilmesi talebi ile müracaat eden Karahisar-ı Şarki’ye tabi Alucra Kazası Sandık Emini Mehmed Arif’in, söz konusu zimmetinin kendisinden ya da kefillerinden tesviye edilmesi gerektiği.image001

Sivas Vilayeti Aliyyesine

Fi 20 Ra 1308 ve fi 22 Teşrinievvel 1306 (3 Kasım 1890)

Karahisar-i Şarki Sancağına tabi Alucra kazası sandık eminliğinden dolayı tebeyyün eden zimmetinin tesfiye tahvilatı olarak istifası hakkında bazı ifade ve istidayı havi Mehmed Arif imzasıyla Rikab-ı Hümayun Cenâb-ı Padişâhiye bi’t-takdim havale ve irsal olunan arz-ı hâl üzerine Maliye Nezaret-i Celilesiyle cereyan eden muhabereyi şamil tezkire ve bu hususa dair Şura-yı Devlet Dâhiliye Dairesi’nden tanzim ve i’ta olunan mazbata meallerinden anlaşıldığı üzere merkumun bundan dolayı habsine ve zimmetinin tahsiline Meclis İdare-i Livaca karar verilmiş ve müstelzim-i ceza olan zimmetin nakden tahsili ta’limat-ı mahsusa iktizasından bulunmuş olmasına binaen ceraimden neşet eden hukuk-ı şahsiye i’lamının sureti icraiyesini mübeyyin olan kanuna tevfikan meblağ-ı mezburun kendisinden veya kefilinden istihsali lazım geleceğinin müsted’iye (dilekçe veren) tefhimiyle (bildirilmesiyle) o yolda icra-yı muamele olunmasının dahi Vilayet-i Aliyyelerine tebliği gösterilmiş olduğu beyan-ı alisiyle ifa-yı muktezası ba-tezkire-i samiye-i cenâb-ı sadâretpenâhi izbâr kılınmağın ve merkumun müracaatı vukuunda tefhim-i keyfiyet ettirileceği der-kâr bulunmağın oraca da ana göre icra-yı icabına himem-i aliyeleri der-kâr buyurulmak babında.

1891’DE ALUCRA’DA YAPILAN KAYMAKAM ŞİKÂYETİNİN ARKASINDAKİ GERÇEK

 

Alucra Kaymakamı Rüştü Efendiden şikâyeti havi bir yazı daha yazmıştık.

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/06/15/1891de-alucra-kaymakami-haci-ahmed-rusdi-efendinin-durumu/

Bu kez incelediğimiz belgeden Kaymakam Rüştü Efendi ile ilgili yapılan şikâyetlerden birinin inceleme sonucunu öğrenmekteyiz. Buna göre Alucralı üç kafadar Molla Sıddık, Yusuf ve Ali, Kaymakam Rüştü Efendinin olmayan bir takım olumsuzluklarını varmış gibi anlatarak şikâyetçi olmuşlardır.

Şikâyet konusunun aslının olup olmadığının anlaşılması için Karahisar-i Şarki Muhasebe Başkâtibi Vehbi Efendi muhakkik olarak (soruşturmacı) Alucra’ya gönderilmiştir. Vehbi Efendi yaptığı inceleme ve soruşturma neticesinde şikâyet sahiplerinin üzerinde önemli miktarda devlet malı olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca Kaymakamın köylüden yağ aldığı yolundaki iddianın alının olmadığını da belirlemiştir.

Bu durumda Kaymakam Rüştü Efendiyi kendilerine engel gördüklerinden onun görevden alınmasına çalıştıkları anlaşılmaktadır. Zira son tahlilde Kaymakamın liyakat sahibi ve kararlı bir kişiliğe sahip olduğu vurgulanmıştır.

Belgede konu edilen diğer bir husus ise Muhtar Şeyh Mustafa isimli birisinden bahsedilmesidir. Şeyh Yusuf köylerden topladığı kilimleri kasabaya getirerek satmaktadır. Demek ki Alucra’da bir kilim pazarı ve piyasası bulunmaktadır. Gerçi Şeyh Mustafa sattığı kilimlerin parasına el koyarak kendi borcuna karşılık sandığa yatırmış, o da yolsuzluk yapmıştır.

Burada bir kooperatif mantığı akla gelmektedir. Yani Kaymakamlık adına köylerden halı toplanmış olması muhtemeldir. Bir nevi konsinye usulü ile köylülerin malı toplanmakta pazara getirerek satılmakta ve daha sonra bedelleri köylülere ödenmektedir.

Burada Şeyh Mustafa’nın yaptığı usulsüzlüğün de konu edilmiş olması şikâyet kapsamında değerlendirilmiş olabilir. Yani Kaymakam bir şekilde Alucra’dan gönderilecek konu kapanacak zannedilmiş olmalıdır. Strateji yapmışlar. Bu durumda onlara bir fatura çıkartılmış olmalıdır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Ahmet Yadi, Zafer Şık ve Hafize Bozkurt’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Arşiv Fon Kodu: DH. MKT. Dosya No:1884 Gömlek No: 98, Tarihi: 29 Ra 1309 (2 Kasım 1891), Alucra Kazası Kaymakamı Rüşdü Efendi hakkında yapılan şikâyette kaymakama isnad olunan şeylerin doğru olmadığı.image001

Dâhiliye Nezaret-i Celilesine

Devletlü Efendim Hazretleri

Karahisar-i Şarki Sancağında kâin Alucra Kazası Kaim-makamı Rüşdü Efendiden şikâyeti havi üç imza ile çıkarılmış olan telgraf suretinin leffiyle hakikat-i halin bi’t-tahkik iş’arı makam-ı celil-i daverilerinden şeref-tevarüd eden 20 Temmuz Sene 1307 tarih ve yüz numerolu tahrirat-ı aliyye üzerine liva-yı mezkûr mutasarrıflığına yazılmışdı. Bu kere alınan cevabnamede mezkûr telgrafnamede muharrer mevaddın (huşuların) tahkiki zımnında liva-yı mezkûr Muhasebe Başkâtibi Vehbi Efendi kaza-i mezkûra gönderilerek tahkik-i madde olundukda telgraf keşide eden Molla Sıddık ve Yusuf ve Ali nam kimesnelerin yed ve zimmetlerinde (üzerlerinde) bir hayli emval-i emiriyye (devlete ait mal) olarak istihsali zımnında bunların sıkıştırılmasından ve iddia olunan kilimleri karyeler ahalisinden Muhtar Şeyh Mustafa merkez kazaya getirüb füruht ederek (satarak) esmanını (bedelini) ahz ile merkum Şeyh Mustafa kendi a’şar borcuna teslim-i sandık eylediği ve revgan verildiği bî-esâs (yağ verildiği asılsız, gerçek dışı) olarak zikr olunan telgrafı keşide eylemeleri esbab-ı marûzadan ilerü geldiği ve Kaim-makam muma-ileyh liyakat ve istikameti bulunduğu iş’ar kılınmış olmakla ol-babda emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir.

Fi 29 Rebiülevvel Sene 1309 ve fi 20 Teşrinievvel Sene 1307

Sivas Valisi Bende

1907’DE TURPÇU VE KARAGEVEZİD KÖYÜ ARASINDA YAŞANAN ARAZİ İHTİLAFI

image001

Bu yazımızda incelediğimiz belgeler tam bir tarihi yazışma niteliğindedir. Geçmişteki toplumsal yaşayışa ve karşılıklı ilişkilere ilişkin önemli bilgiler edinmemizi sağladığı gibi toplumsal anlaşmazlıklarda devletin üstlendiği rolü de en iyi şekilde göstermektedir.

Belgelerimizde Turpçu Köyü ile Karagevezid köylüleri arasında yaşanan bir anlaşmazlık konu edilmektedir. Buna göre Turpçu köylüleri orman ihtiyaçlarını karşılamak ve yaylaya gitmek için kullandıkları yolları Karagevezidliler tarafından tahrip edilerek geçmeleri engellenmiş, ayrıca tehdit edilmişler.

Bu durum karşısında Tupçu köyü halkı da resmi makamlara şikâyette bulunarak olaya el konulmasını istemiş. Yapılan tahkikat neticesi Karagevezid köylülerinin haksızlık yaptığı anlaşılmış. Zira söz konusu yer Turpçu köyünün tapulu arazisi çıkmış. Ayrıca her iki köy arasında ihtilaf konusu olan bir meselede henüz mahkeme aşamasındaymış.

Diğer önemli bir husus ise Alucra kaymakamlığının da konuya ilişkin görüş belirtmiş olmasıdır. Haritada en solda belirtilen Alişar köyü Alucra’ya bağlıdır. Turpçu’nun da Alucra’ya bağlı bir köy olma ihtimalini düşündürmektedir. Geçmişte Alucra’nın Dellü köyünden Turpçu’ya yerleşenlerin olduğu ( Yağcıoğlu sülalesi) ve daha sonra Alucra’ya geriye geldikleri de bilinmektedir.

Anlaşılan odur ki bir tarihte Turpçu ile Karagevezid arasında çok büyük anlaşmazlıklar yaşanmış. Bir tarafın devleti hakem kılması üzerine de olaylara el konularak büyümesinin önüne geçilmiş. Bir diğer husus ise bu köylerimizde yaşayan gayri-müslim nüfusun varlığıdır.

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Turan Kılıçaslan, Gulame Zeydin, Zafer Şık, Haydar Egesel, Fatih Mehmet Altınel, Nihat Özyılmaz, Ehlibeyt Bendesi, Leyla Teoman, Hafize Bozkurt, Hülya Komesli Teymür, İnci Abaroğlu, Ayşe Kaviloğlu ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

Arşiv Fon Kodu: DH. MKT. Dosya No: 1200, Gömlek No: 58, Konusu: 11 Ş 1325 (19 Eylül 1907), Konusu: Karahisar-ı Şarki Sancağı Turbcu Karyesi ahalisinin yaylalarına gitmelerine Karagözid karyesi ahalisi tarafından engel olunduğu bunun sebebinin de Turbcu karyesi ile Dereköy arasındaki yolun tamir ve inşası olduğundan bahisle bu tecavüzatın meni ve yolun tamiri talebini havi arzuhal hakkında gereğinin yapılması işarı.image002

Sivas Vilayet-i Celilesine

Fi 3 C Sene 1326 ve fi 19 Haziran Sene 1324

Karahisar-i Şarki Sancağı dâhilinde Turpçu karyesi ahalisinin yaylaklarına azimetleri esnasında Karagevezid karyesi ahalisinden bazıları tarafından vuku’ bulan mümanaat (engelleme) üzerine hükümet-i mahalliyece mütecasirleri te’dib olunmuş ise de karye-i mezkure ahalisi mümanaat ve tehdidatda devam etmekde olduklarından bahisle mümanaat-ı vakı’anın men-i esbabının istikmali hakkında Yani ve refikleri mühür ve imzalarıyla gönderilmiş arz-ı hallin leffiyle iktizâ-yı hallin ifası 6 Eylül sene 1323 tarihinde vilayet-i celilerine tebliğ kılınmışdı. Karagevezid karyesi ahalisinin mümanaat (engelleme) ve tehdidatdan hay kalmadıklarının ve bu halin fef’i karyeleriyle Dereköy arasındaki tarikin ta’mir ve inşasına mutarakkıfolub bunun da ceza-i bir masrafla mümkün olacağından ve bu babda müracaat-ı vakı’aları üzerine Nafia Nezaret-i Celilesinden de taraf-ı devletlerine icra-yı tebligat olunduğundan bahisle karye-i mezkure ahalisinin men-i tecavüzatı ve salifü’z-zikr tarikin ta’mir ve inşası esbabının istikmali istid’asını mütezammın Yani ve refikası mühürleriyle bu kere de verilen arz-ı hâl leffen tesyar kılındı merkumlar tarafından suretleri tevdi’ edilen muamele-i evrak mündericatına nazaran mahallince icra ettirilen tahkikat neticesinde karye-i mezkure ahalisinin bi-gayr-i hâkkın mümanaat ve tehdidata kıyam ettikleri anlaşılmağın ve ahali-i merkumenin yaylaklarına amed şoddan mahrum edilmeleri caiz olamayacağına nazaran iktizayı hallin ifası hususuna himem-i ali-i daverileri der-kâr buyurulmak babında.     image003

Sivas Vilayet-i Celilesine

11 Şaban Sene 1325 ve fi 6 Eylül Sene 1327

Karahisar-i Şarki Sancağı dâhilinde Turpçu karyesi ahalisinin yaylaklarına azimetleri esnasında Karagevezid karyesi ahalisinden bazıları tarafından vuku’ bulan mümanaat (men etme engel olma) üzerine hükümet-i mahalliyece mütecasirleri te’dib olunmuş ise de karye-i mezkure ahalisi mümana’at ve tehdidatda devam etmekde olduklarından bahisle mümana’at-ı vakı’anın men’i esbabının istikmali niyazını havi Yani ve refikleri mühür ve esamileriyle gönderilmiş arz-ı hâl leffen savb-ı ali-i asafanelerine irsal olundu. İktizasının ifasına himem-i ali-i daverileri der-kar buyurulmak babında.image004

SURET

Rifail oğlu Simon

Simon oğlu Simon

Diğer Münci oğlu İspir

Hozaneli Hubak oğlu Mihail

Simon oğlu Horalani

Mil oğlu Karaki

Rifail oğlu Borika

Limon oğlu Kozma

Simon oğlu İstefan

Bazul oğlu Yani

Benim oğlu Dimitri

Benim oğlu Pavli

Keşif ve tahkikine me’mur olduğumuz Karagevezid karyesi hududu dâhilinde olub ahali-i karyenin tahrib ettikleri iddia olunan tarik taraf-ı acizanemden keşf olundukda merbut şahadetname mucibince tarik-i amm olunduğu ve tarik-i mezkûrun bazı mahalleri iki ve bazı mahalleri dahi bir tarafdan bozularak mürur u ubura mani olacak derecede balada muharrer esami-i kesan taraflarından tecavüz edildiği anlaşılmış ve mezkûr tarik sabıka misillü yine mürur ve ubura men’ olacak derecede vasi’lendirilerek kimse tarafından müdahale olunmak üzere icab eden mahallerine kazıklar rekz olunmuş olmakla ifayı muktezası zımnında işbu keşf-name bi’t-tanzim takdim kılındı. Ferman Fi 16 Nisan Sene 1318

Kalfa-i Beledi Lefter oğlu Simon

Aza-yı Beledi Halil Halumi

Meclis İdâre-i Liva Karahisar-i Şarki

İşbu suret aslına mutabık olduğu tasdik kılınır Fi 21 Temmuz Sene 1318image005

Turpçu karyesi ahalisiyle Karagevezid karyesi ahalileri meyanında tekevvün edüb münâzi’-i fih tarikin ibtidası Huzane Köprüsü başından Huzane nam mezranın derunundan geçerek Karagevezid karyesine müntehi (sona eren) karye-i mezkure derunundan Mencili Çam Dağından Çatak Nehrine ve oradanda Turpçu karyesi ahallerine mahsus Dereköy Yaylalarına ahali-i sairenin yayla ve ormanlarından ve Çakrak nahiyesine ve Kazgan Kaya Dağına müntehi olan (sona eren) tarik-i amm (ana yol) olub Karagevezid karyesi ahalisinin tarik-i hassa iddiaları vahime ve asılsız garaz ve nefsaniyetden ileri gelmiştir. Tarik-i mezkûr mine’l-kadim tarik-i amm olduğunu tasdikan işbu şahadetnamelerimizi tasdikan tahtim eyledik (mühürledik). Fi 3 Nisan Sene 1318

(Sağdan sola) İsola Karyesi İmamı Hasan efendi

İsola Karyesinden Kürtün…………..

İsola Karyesinden Bulduk oğlu Hasan

İsola Karyesinden Bulduk oğlu Talib Ali Efendi

Balcana Karyesinden Tabak?oğlu Halil

Ötmüş Mahallesinde İmam Durmuş Efendi

Alişar’dan Çuç oğlu Borika

Alişar’dan Emin oğlu Gireki?

Alişar’dan Rum muhbiri Lefter

Mezburdan Kara Hacı oğlu Mehmed

Alişar Karyesinden Anhi?oğlu Süleyman

İsola Karyesi Muhtarı Hasan

Balcana’dan Lordu oğlu Kosta

Diğeri Karagöz oğlu Lefter

Diğeri Kolay oğlu Gideği?

Diğeri Avcı oğlu Panayot

Balcana Karyesinden kemâ-kân Yani

Kaskra’dan Hamail oğlu Kasador

Kaskra’dan Yorgil oğlu Kasador

Diğeri Aleksan oğlu Borika

Fi 17 Temmuz Sene 1318 / Mecidi yirmi guruş cerh ile atmış guruş alınmıştır. 10

Aslına mutabıktır / Liva-i Karahisar-i Şarki Umumiimage006

Meclis İdare-i Liva’nın balada muharrer karar-ı ilâmı ve emr u havale-i cenâb-ı mutasarrıf efhemileri lede’l- azime münazaa-i fihada tanzim edilüb matviyyen takdim huzur-ı alileri kılınan şahadetnameler mündericatından dahi müsteban buyurulacağı üzere Turpçu karyesi ahalisinin müruruna Karagevezid karyesi ahalisinin mümânaat ve muhâlefatı bi-vechin karyeteyn-i ahalisi meyanında deveran eden münakaşa ve garez ve nefsaniyetden münbais (ileri gelen) bulunduğu tahkikat ve Turpçu karyesinin ibraz ettikleri üç yüz altı tarihli i’lam mütalaasından nümayan olmuş ve muhakemeleri istinafen henüz neticeye rabt edilmediği ve tapu senedatı mahkeme-i istinafiyede bulunduğu haber verildiği gibi Karagevezid ahalisine evrak ibrazına ve ne de te’lif-i beyyin içün teklif edilen cihete yanaşmamış ve başkaca takdim kılınan müzekkirelerde de arz edildiği veçhile tarikin bir mikdar mahallini de Karagevezid ahalisinin tahrib etdikleri görülmüş ve hakikat-i müşahadatımızın münâziun-i fih tarikin (kavga edilen yol) kadim ve umuma mahsus bir tarik olduğu anlaşıldığı ve yayla dahi tahdid ve irâe edilen hudud ile mahdud olarak Turpçu karyesinin müstakilen yayla ve ormanı ve Karagevezid ahalisinden üç hanenin ahardan (başkasından) teferru’ ettikleri araziden başka hakları bulunmadığı makam-ı şahadetde ihbar edilmiş idiğü maruzdur. Ferman. Fi 6 Nisan Sene 1318

15 Temmuz Sene 1318 Mecidi yirmi guruş cihetle yalnız atmış guruş alınmışdır. Numra 10

Meclis İdare-i Liva Karahisar-i Şarki

Belediye Azasından Halil Hulusi

Müdir-i Tahrirat Ahmed Kadri

Ed-dai-i Müfti Es-seyyid Abdulkerim

Numero 294 Fi Mayıs Sene 1318

Alucra Kaim-makamlığının işbu tahrirat-ı cevabiye ve Turpçu ve Karagevezidlilerin yaylak ve yol hakkındaki hey’et-i mahsusanın raporları ve evrak-ı saire-i müteferria cümlesi mütalaa ve tedkik olundu. Her iki ahali beyninde mütekevvin (mevcut bulunan) meselenin henüz mahkeme-i aidesince bir neticeye iktiran (ulaşmak) olunamadığı ol-babda Turpçular tarafından ibraz olunub bi’l-kıraa iade olunan i’lam mündericatından anlaşılmış olmasına ve bu meseleden mütehassıl her iki karye beyninde yüz göstermekte olan münaferit (karşılıklı huzursuzluk) ve müşacerat (döğüşme) bi’l-icra büyük fenalığı intac edeceği (husule getireceği) reviş-i tahkikat (tahkikat neticesi) ve istidla’atdan (delillerden) münfehim (anlaşılmış) bulunmasına ve bu gibi his olunan fenalığın kable’l-vuku’ vukuuna meydan verilmemek hükümet-i seniyyeye ait idiğü Adliye Nezaret-i Celilesinin 18 Kanunievvel Sene 1296 tarihli tahrirat-ı aliyyesi ahkâmından bulunmasına nazaran mahkemece olan davalarını tarafeyn-i takibte muhtar olacaklarından o hakka halel gelmemek üzere fenalık ve muhaceme (hücum etme saldırma) vuku’ bulmamasını te’minen Alucra kazası tapu kitabeti taraflarından mahtum-i kayd suretlerinde esamisi muharrer olan kesanın umuma aid olduğu anlaşılan yoldan ve yaylalarından intifa’ları zımnında bunların mürur-ı tasarruflarına müdahaleye meydan verilmemesi zımnında evrak-ı varide cümlesiyle jandarma binbaşılığına havalesi babında ferman.

Fi 17 Temmuz Sene 1317

Borika/Kifork/Şerif/Necad/Kadri/Abdulkerim/Mahmud/Hakkı/Mahmud/ Nedim

Numra 10 Mecidi yirmi guruş hasebiyle atmış guruşa ahz olunmuşdur.

Aslına mutabıktır.

Meclis İdare-i Liva Karahisar-i Şarki

ORTA KARADENİZ TARİHİNİN KAYNAKLARINA GÖRE ALUCARA  

image001

Yukarıdaki harita 1642 yılında Şarki Karahisar Sancağı Yerleşim Birimlerini göstermektedir. Harita boyutları itibarıyla büyük olduğu için Alucara havalisi görünecek şekilde sol tarafından ve üstten küçültülmüştür. Haritada Keşimbür’ün biri kendi yerinde diğeri Mindaval’ın Alakilise karyesinin yerinde olmak üzere iki defa gösterilmesi ile Mindaval’ın Fındıklı Karyesinin nehrin karşı tarafında Eğnir’in altında gösterilmesi gibi küçük hatalar göze çarpsa da eskiye dönük bilgilerle böyle bir haritayı hazırlamanın hiç de öyle sanıldığı gibi kolay bir iş olmadığı düşünüldüğünde gayet başarılı bir çalışma olduğunu söylememiz lazımdır.

Alucra’nın tarihi analizi kapsamında ilk olarak Başbakanlık ve Rum Defteri” kitabının Karahisar-i Şarki bölümünden faydalanmış ve “1530 yılında Alucara” yazısını yazmış, akabinde Türk Tarih Kurumu yayını,”Karahisar-i Şarki ve Koyulhisar Kazaları Örneğinde Osmanlı Taşra İdaresi” kitabından yararlanarak “Karahisar-i Şarki Sancağı ve Alucara” yazısını yazmıştım. Bu kez yine Türk Tarih Kurumu yayını olan Orta Karadeniz Tarihinin Kaynakları kitabından istifade ederek “Orta Karadeniz Tarihinin Kaynaklarına Göre Alucara” yazısını hazırladım. Bu yazımızın dayandığı kitap 1642-43 tarihli Mufassal Avarız Defteridir.

Avarız toprakla ilgili olarak alınan bir vergidir. Önceki yazılarımızdan da hatırlayacağınız, gibi verginin alınabilmesi için öncelikle vergiye konu
işlenebilecek toprak, maden vb. envanteri yapılır, aynı paralelde de toprağı işleyecek iş gücünün tespitine çalışılırdı. Hiç şüphesiz bir de vergiye tabii olmayacakların tespiti söz konusuydu. Öte yandan bu kayıtlar tarih yazıcılığı ve Osmanlı sosyal tarihini anlayabilmemiz, ayrıca demografik yapı hakkında fikir edinebilmemiz için büyük imkân sunmaktadır.

Ayrıca bu kitap Alucara’nın köyleri açısından çok değerli bilgiler içermektedir. 1569 tarihli tahrir defterine göre Karahisar-i Şarki Sancağı
Erzurum Vilayetine bağlıdır. 1613 tarihli tahrir defterinde, Karahisar’ı müteakiben 16 nahiye kayıtlıdır. Bunlar, Şiryan, Mindaval, Eliğe, Alucara, Menteşe, Gavezid, Emlak, Akşehirabad ve Suşehri, Koyulhisar,
Hasangeriş, Yemlü, Firuz, Naiblü, Sisorta ve Sahraçimeni’nden oluşmaktadır. Ayrıca, Karahisar yakınlarındaki şap işleyen köyler, Kura-yı Şebhane adı altında kaydedilmiştir. 22 köyden oluşan bu topluluk nahiye olarak kaydedilmemiştir.

1613 ve 1643 tarihlerinde Karahisar
Yöresinde Kazalar ve Bağlı Nahiyeler

1613 1643
KAZA-İ KARAHİSAR-İ HASAN DİRAZİ KAZA-İ KARAHİSAR-İ HASAN DİRAZİ
KURA-YI ŞEBHANE KURA-YI ŞEBHANE
ŞİRYAN -
MİNDAVAL MİNDAVAL
ELİĞE -
ALUCARA ALUCARA
MENTEŞE -
GAVEZİD GAVEZİD
EMLAK -
AKŞEHİRABAH AKŞEHİR
SUŞEHRİ SUŞEHRİ
- YAKACIK
KOYLUHİSAR KAZA-İ KOYLUHİSAR
HASANGERİŞ -
YEMLÜ -
FİRUZ FİRUZ
NAİBLÜ NAİBLÜ
SİSORTA KAZA-İ SİSORTA
SAHRAÇİMENİ -

 

Osmanlı vergi toplamayı kolaylaştırmak için nahiye sistemini oluşturmuştur.
Ancak liste incelendiğinde ve önceki yazılarımızdaki bilgilerle karşılaştırıldığında Alucara bölgesindeki Kösi ve Kovata nahiyelerinin kaldırılmış olduğunu görmekteyiz. Yine 1613-1643 arasında da Şiryan’In bulunmadığı daha önce listede olmayan Yakacık adlı bir nahiyenin varlığı ve bazı nahiyelerin olmadığı görülmektedir. Kitapta bu husus 17. Yüzyıl başlarına rastlayan Celali İsyanları ile bağlantı kurulmakta ve isyanlar sonrası oluşan sosyal kargaşanın bölge nüfusunda azalmaya yol açtığı bu nedenle de yeni yapılanmaya gidilmiş olabileceği şeklinde yorumlanmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda Celali isyanları ekonomik ve sosyal nedenlerle
çıkmış ve uzun yıllar süren ayaklanmalara verilen isimdir. Ağır vergi şartları altında ezilen köylü sınıfı daha sonra buna katılan diğer kesimlerle birlikte isyan ederek bulundukları toprakları terk etmiş, kimi kasaba ve şehirlere gelerek iş aramış kimi de dağa çıkarak ya eşkıya olmuş ya da eşkıyaya ilhak etmiştir.  Sonuçta uzun süren bu karışıklık kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Ancak bu süre içinde açlıktan ölen çok sayıda insan olduğu gibi sayısı on binlerle ifade edilen insanlarda öldürülmüştür. İsyanın sosyal şartları da ayrı bir detaydır.

1613 ve 1643 tarihlerinde Karahisar Yöresinde
nahiyelere ait karşılaştırmalı köy sayıları

YERLEŞİM BİRİMİ KÖY SAYISI
1613 1643
NEFS-İ KARAHİSAR 4 -
KURA-YI ŞEBHANE 21 24
ŞİRYAN 86 -
MİNDAVAL 37 33
ELİĞE 8 -
ALUCARA 48 40
MENTEŞE 21 -
GAVEZİD 46 66
EMLAK 13 -
AKŞEHİRABAD 102 65
SUŞEHRİ 76 56
YAKACIK - 30
KOYLUHİSAR 32 52
HASANGERİŞ 7 -
YEMLÜ 30 -
FİRUZ 15 6
NAİBLÜ 23 20
SİSORTA 17 12
SAHRAÇİMENİ 21 -
TOPLAM 607 404

1613-1643 tarihlerinde Karahisar Yöresinde nahiyeler göre toplam nüfus (nefer olarak)

YERLEŞİM BİRİMİ NÜFUS
1613 1643
NEFS-İ KARAHİSAR 582 761
KURA-YI ŞEBHANE 605 467
ŞİRYAN 997 -
MİNDAVAL 419 501
ELİĞE 240 -
ALUCARA 516 424
MENTEŞE 386 -
GAVEZİD 415 1286
EMLAK 112 -
AKŞEHİRABAD 1587 807
SUŞEHRİ 797 457
YAKACIK - 242
KOYLUHİSAR 801 779
HASANGERİŞ 94 -
YEMLÜ 1001 -
FİRUZ 218 52
NAİBLÜ 303 131
SİSORTA 379 124
SAHRAÇİMENİ 111 -
TOPLAM 9563 6031

Görüldüğü gibi köy sayılarıyla birlikte bölge genelindeki nefer sayısı da azalmıştır. 1613 tarihinde, bölge genelinde 79 köy tamamen boştur. Bu köylerde ya hiç nüfus yoktur ya da sadece adları kaydedilmiştir. Veya köyün arazisi hariçten gelenler tarafından ekilmektedir.

Müslim-Gayrimüslim oranları

NÜFUS TARİH
1613 1643
MÜSLİM 7.673 4.267
GAYRİMÜSLİM 1.890 1.764
TOPLAM 9.563 6.031

 

Köylerin büyüklüklerinin nefer olarak dağılımı

 

KATEGORİ

(NEFER SAYISI)

KÖY SAYISI
1613 1643
0 79 -
1-9 227 247
10-19 167 103
20-29 64 29
30-39 30 12
40-49 18 4
50-59 10 3
60-69 4 -
70-79 2 -
80-89 - 1
90-99 3 3
100-109 - 1
110-119 - -
120-129 - -
130-139 - -
140-149 2 -
150-159 1 -
160-169 - -
170-179 - -
TOPLAM KÖY SAYISI 607 404

 

1613 tarihinde nahiyeler göre nüfus yapısı

 

YERLEŞİM
BİRİMİ
Müsl.

  1. müsl.

dât

la

man
Zaviye
darza
degan
Mev
kuf
Sipa
hi
zade
gan
an  evlad Der
bent
ciyan
Köp
rücü

rük
han
Şeyh
zade
Ha
de
me-i Ca
mi

sel
lem
TOP
LAM
NEFS-İ KARAHİSAR 259 252 15 45 11 582
KURA-YI ŞEBHANE - 605 - - - 605
ŞİRYAN 799 153 - - 3 33 9 - - - - - - - 997
MİNDAVAL 368 10 - - - 41 - - - - - - - - 419
ELİĞE 209 25 - - - 6 - - - - - - - - 240
ALUCARA 449 21 - - - 40 3 3 - - - - - - 516
MENTEŞE 336 14 - - - 18 - 4 14 - - - - - 386
GAVAZİD 359 18 - - 27 8 - - - 3 - - - - 415
EMLAK 109 3 - - - - - - - - - - - - 112
AKAŞEHİR
ABAD
1081 414 - - - 88 - - - - 4 - - - 1587
SUŞEHRİ 684 51 - - - 36 2 19 - - - 5 - - 797
KOYLUHİSAR 673 102 - - 12 3 - - - - - - - 11 801
HASANGERİŞ 65 23 - - - 6 - - - - - - - - 94
YEMLÜ 691 153 - - - 51 9 - - - - - 15 82 1001
FİRUZ 203 0 - - - 14 - - - - - - - 1 218
NAİBLÜ 264 29 2 - 3 5 - - - - - - - - 303
SİSORTA 262 11 - - - 2 - - - - - - - 104 379
SAHRA
ÇİMENİ
95 6 - - - 10 - - - - - - - - 111
TOPLAM 6906 1890 17 45 56 361 23 26 14 3 4 3 4 5 9563

Zaviyedarzâdeganlar çeşitli adlarla anılan zaviyelerin bakımı ve işletilmesi ile meşgul olanlar ve onların evlatlarının oluşturduğu gruptur. Yine çeşitli adlarla anılan şahısların evlatları 26, sipahilerin evlatları 23, sâdât (Hz.peygamberin (s.a.v.) soyundan gelenler) 17 ve şeyhzade 5 kişiden oluşmaktadır. İrsi olarak babadan oğula intikal eden, zâdegan gurubunun toplam sayıları 127 ulaşmakta ve reaya arasında önemli bir yer tutmaktadır. Karahisar’ın merkezinde yer alan camilerdeki görevlilerin sayısının 45’e ulaşması dikkat çekmektedir. 1643 tarihine gelindiğinde Müslim-Gayrimüslim sayıları ve oranı Müslümanlar aleyhine bir azalma göstermiştir. Aşağıda sırayla verilen üç tablo bunu anlatmaktadır.

1643 tarihinde Karahisar yöresindeki askeri görevliler

ASKERİ GÖREVLİLER SAYILARI
Ehl-i berat 160
Erbab-ı timar 453
Sipahizade 31
Sipahiyan 100
Kethüda Sipahiyan 4
Merd-i-kal’a /mustahfızan kal’a 148
Yeniçeri/beşe 66
Zaim 24
Dizdar 2
Mehter-i hassa 5
Ulufeciyân 1
Silahdarân 6
Cebelü/cebeci 4
TOPLAM 1004

 

1643 tarihinde Karahisar yöresinde çeşitli meslek grupları

MESLEK SAHİPLERİ VE DİĞERLERİ SAYILARI
Çırakdar 3
Köprücüyan 12
Sâdât 19
Vaiz 6
Müezzin 28
Duaguyân 3
Naib-i mahkeme 3
Müderris 3
Hizmetkâr 1
Ferraş 3
Bevvap 1
Sarac-ı hassa 1
Zaviyedar 99
Şeyh 1
Hatip 16
İmam 16
Cüzhan 3
An evlad 6
Ziraat 70
Mecruh 2
Fakirân/Amelmândegân 71
Pir ü fani 14
Öksüz 4
TOPLAM 385

1643 tarihinde Karahisar bölgesinde
Müslim (görevliler hariç) ve Gayrimüslim nüfus

İDARİ BİRİM MÜSLİM GAYRİMÜSLİM
KARAHİSAR 248 338
GAVEZİD 512 470
AKŞEHİR 264 357
MİNDAVAL 426 -
SUŞEHRİ 300 53
YAKACIK 77 114
ALUCARA 283 20
KURA-YI ŞEBHANE 76 389
KOYLUHİSAR 524 20
FİRUZ 32 -
NAİBLÜ 77 3
SİSORTA 59 -
TOPLAM 2.878 1.764

 

1590’larda başlayan ve takip eden 20-30 yıl boyunca yoğun olarak
devam eden bu isyanlar, Anadolu’nun sosyal düzeninin bozulmasına
yol açmış, kır ve şehir hayatını ciddi biçimde sekteye uğratmıştır.

Aşağıda köylerin (Karye) hane durumlarına göre, isim ve statülerini gösteren listeyi incelediğinizde Alucara’nın demografik yapısı hakkında bilgi sahibi olacaksınız. Yer ve kişi isimleri kitapta yazıldığı şekliyle verilmiştir.

NAHİYE-İ ALUCARA tâbi-i KARAHİSAR-İ ŞARKİ

KARYE-İ ALA KİLİSA (KÖKLÜCE, O TARİHTE MİNDAVAL’A BAĞLIYMIŞ)

Hâne-i Resul veled-i Ahmet, an erbab-ı timar-ı karye-i m.

(karye-i m. zikredilen köy anlamındadır)

Hâne-i Hasan veledi Himmet, an erbab-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Yusuf veled-i Ahmet, sipahizade

Hânehâ-i re’âyâ-yı Müslümânân der Karye-i m. (Müslüman halkın evleri)

Hâne-i İsa veled-i Hasan

Hâne-i Yiğit Veli veled-i Mahmut

Hâne-i Süleyman veled-i Mahmut

Hâne-i Murat veled-i Tur Ali

Hâne-i Hüseyin veled-i Mustafa

Hâne-i Ramazan veled-i Kasım

Hâne-i Habil veled-i Pir Ahmet

Hâne-i Yusuf veled-i Kasım

Hâne-i Osman veled-i Hasan

KARYE-İ ARDA (O TARİHTE MİNDAVAL’A BAĞLIYMIŞ)

Hanehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Hacı veled-i Molla Hoca

Hâne-i Mürsel veled-i Sinan

Hâne-i İsa veled-i Budak

Hâne-i Hüseyin birader-i O

Hâne-i Hüseyin veled-i Memi

Hâne-i Bekir nam

Hâne-i Halil veled-i Musa

Hâne-i Hızır veled-i Kara Oğlan

Hâne-i Mahmud veled-i Abdullah

Hane-i Ahmer birader-i O

Hâne-i Tahir veled-i Hacı

Hâne-i Habil veled-i Ahmet

Hâne-i Himmet veled-i Ahmet

Hâne-i Osman veled-i Hüseyin

Hane-i Üveys veled-i Kara Oğlan

KARYE-İ ÜSKÜNE

Hâne-i Abbas veled-i Kasım, an erbab-ı timar-i karye-i m.
(Timar, toprak işleme karşılığında savaş zamanlarında
orduya asker verir ve vergiden muafiyetleri dolayısıyla ayrı yazılırlar)

Hâne-i Mahmud veled-i İsmail, an erbab-ı timar-ı karye-i m.

Hane-i Mustafa nam, an re’âyâ ( Bunlar toprağı evi olmayan timar sahiplerine çalışıp, vergisini ödeyen halktır(maraba)) Dikkat edilirse Üsküne’de (Eşküne) 2 adet timar varmış. Ayrıntılı bilgi için bir önceki yazımızı okumanız tavsiye edilir.

KARYE-İ GÜRGANA(GÖRENE)

Hâne-i Mehmed veled-i Korkmaz, rüsum-ı raiyyet virür değildir.

Hâne-i Musa veled-i Mahmud

Hâne-i Mustafa veled-i Ali

NOT: Günümüzde Görene-Aydınyayla Köyünde Korkmaz soyadına sahip aileler vardır. Dolayısıyla Korkmaz Ata büyük olasılıkla adı bu ailenin dayanağını oluşturuyor olabilir. Zira bir kabilede kullanılan isimler ileriki nesillere de aktarılabilmektedir. Buna benzer bir örneği aşağıda Mezmek-İğdecik Köyünde de göreceksiniz.

KARYE-İ KALEDİBİ

Hâne-i Fazlı veled-i Mehmet, an erbab-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Hüseyin birader-i o, an erbab-ı timar

Hâne-i İbrahim veled-i Osman, an erbab-ı timar

Hâne-i Hüseyin veled-i Hasan, an erbab-ı timar-i karyey-i m.

Hâne-i Molla Mustafa veled-i Abdal, İmam-ı karye-i câmi (câmi-i karye-i m)

Hâne-i Hasan veled-i Muzaffer, sipahizade olmağla hâneye dahil değildir.

Hâne-i Halil veled-i Ömer, sipahizade olmağla hâneye dahil değildir.

Hâneha-i Re’âyâ-yı Müslümânân (Müslüman halkın evleri)

Hâne-i Veli veled-i Mehmet

Hâne-i Hasan veled-i Ahmet

Hâne-i Hamza veled-i Mehmet

Hâne-i Himmet nam

Hâne-i Veli veled-i Durdu

Hâne-i Bünyad veled-i Hasan

Hâne-i Ali veled-i Maksud

KARYE-İ ZUN

Hâneha-i Ehl-i Menasıb ve saire
(Menasıb’ın kökü mansıb olup,
devletin başlıca hizmetleri, makam, rütbe, paye anlamları bulunmaktadır)

Hâne-i Ali veled-i Yusuf, an erbab-ı karye-i timar-ı karye-i m.

Çiftlik ba-kabul-i hod bedel-i avârız guruş 1

Hâne-i Mustafa birader-i o, an erbabı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Şeyh Rıdvan veledi Şeyh Ali, zâviyedârzade

Hâne-i Hasan veled-i Mehmet, defterde Şeyh Mehmet oğludur.

Hâne-i Abdal Hasan veled-i Osman, Çağırgan Baba müridlerinden olmağla hâneye dahil değildir.

Hâne-i Halil Abdal veled-i İbrahim,
Çağırgan Baba müridlerinden olmağla padişah-ı âlempenah hazretlerine duacı kayd olundu.

Hâne-i Seydi Abdal veled-i Ali Çağırgan Baba müridlerinden olmağla duacı kayd olundu.

Hâneha-i Re’aya-yı Müslümânân der karye-i m.

Hane-i Ali veled-i Halil

Hâne-i Şaban birader-i O

Hâne-i Mustafa veled-i Hüseyin

Hâne-i diğer Şaban veled-i Süleyman

Hâne-i Hasan veled-i Ali

Hâne-i İsa birader-i O

Hâne-i Bekir veled-i Oruç

Hâne-i Şahbaz veled-i Yakub

Hâne-i Mehmet birader-i O

Hâne-i Hasan veled-i Halil

Hâne-i İbrahim birader-i O

Hâne-i Ahmet veled-i Hasan

Hâne-i Haili veled-i Ali

Hâne-i Ali birader-i O

Hâne-i Mehmet veled-i Mustafa

Hâne-i Veli veled-i İsmail

Hâne-i İbrahim veled-i Mehmet

Hâne-i Ali veled-i Veli

Hâne-i Ali birader-i O

Hâne-i Hasan veled-i Halil

KARYE-İ HAPİ (HAPU KÖYÜ-YÜKSELEN)

Hâne-i Molla Musa veled-i Veli, imam ve hatib-i cami-i karye-i m.

Hâne-i Ali veled-i Salih, imam-ı karye-i m.

Hâne-i Mustafa veled-i Ahmet, yetim olmağla haneye dâhil değildir.

Hâneha-i Re’aya-yı Müslümânân der karye-i m.

Hâne-i Veli veled-i Tur Bekir

Hâne-i Mahmut veled-i Ali

Hâne-i Yahya veled-i Habil

Hâne-i Veli veled-i Salih

Hâne-i Ali veled-i Molla

Hâne-i Mehmet birader-i o  (burada ( o ) bir üstteki ile ilgili olarak zikredilen anlamındadır)

NOT: Yükselen Köyünün 2006 yılında basılmış bir tanıtım kitapçığının kapağın iç sayfasında “O dönemde nüfus kütüğü kaydı olmaması ve Şebinkarahisar’da meydana gelen yangında diğer belgelerin yanması o döneme ait kesin bilgilere ulaşılmasını engellemiştir” diye bir ifade bulunmaktadır. Bu anlamda buradaki kayıtlar bilinen en eski kayıtlar olmaktadır. İleride 1830’lu yıllara ait nüfus kayıtları da okunarak yayınlanacaktır.

KARYE-İ TAŞDEMİR

Hâne-i Hasan veled-i Oruç, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.

Hanehâ-i Ehl-i Mansıb ve saire

Hâne-i Hüseyin veled-i Hasan, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Mustafa veled-i Oruç, babası beratın ibraz itmekle re’ayadan değildir.

Hâne-i Ali veled-i Recep an re’âyâ

Hâne-i isa veled-i Tur Ali, bu dahi

Hâne-i Hüseyin veledi Oruç, bu dahi

ALEVRE (BEYLERCE)

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Mekenn Nebi veled-i Himmet, nahiyesi halkı mükenn olmasın taleb itmekle kayd olundu.

Hâne-i Süleyman veled-i Bulgar

Hâne-i Veli veled-i Mustafa

Hâne-i Himmed veled-i Ahmet

Hâne-i Mehmet nam

Hâne-i Mustafa veled-i Handan

KARYE-İ KEŞİMBÜR (KONAKLI)

Hâne-i Osman veled-i Mahmud, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Kasım, an erbâb-ı timar

Çiftlik-i İsmail Ağa veled-i Kasım, an sipahiyan,
çadırdan sökülmüş yer olub avarız yeri değildir.

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Ali veled-i Mehmed

Hâne-i Ali veled-i Karaman

Hâne-i Molla Ömer nam

Hâne-i Timur nam, hizmetkâr olmağla haneye dahil değildir.

Hâne-i Teberrük nam, bu dahi hizmetkârdır.

KARYE-İ MİSİLMON (MİSMİLON-GÖKÇEBEL)

Hâne-i Ahmet veled-i Muslu, an erbâb-ı timar-ı karye-i Hınzori

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Diğer Ahmet veled-i Teke

Hâne-i Abdürrezzak veled-i Hüseyin

Hâne-i Diğer Ahmet veled-i Ali

Hâne-i İsmail veled-i Ömer

KARYE-İ ARMUDLU

Hâne-i Mehmet veled-i Ali, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Bünyad veled-i Mahmud, an yeniçeriyan

Hâne-i Molla Ahmet veled-i Mehmet, imam ve hatib-i cami-i karye-i m.

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân der karye-i m.

Hâne-i Yakub veled-i Hüseyin

Hâne-i Ali veled-i Hasan

Hâne-i Veli veled-i Ali

Hâne-i Ali veled-i Himmed

Hâne-i Mahmud veled-i Ali

Hâne-i Musa veled-i Yusuf

Hâne-i Yakub veled-i Sinan

Hâne-i Veli veled-i Osman

Hâne-i Cafer veled-i Pir Gaib

Hâne-i Murad veled-i Mahmud

Hâne-i Hüseyin veled-i Turdu

Hâne-i Sabi Mustafa

Hâne-i Musa birader-i o

Hâne-i Ali veled-i Turkaya

Hâne-i Ahmet veled-i İbrahim

Hâne-i Mehmet veled-i Erzani

Hâne-i Musa veled-i Himmet

Hâne-i Mehmet veled-i Hüseyin

KARYE-İ ACLOS (HANGİ KÖY OLDUĞUNU ANLAYAMADIM)

Hânehâ-i Zâviyedâr ve Ehl-i Mansıb

Hâne-i Muzaffer veled-i İbrahim Şeyh, zâviyedar-ı karye-i mezbur

Hâne-i Yakub veled-i Şaban zâviyedar-ı karye-i m.

Hâne-i Mehmed veled-i Süleyman Şeyh, zâviyedar

Hâne-i Hüseyin veled-i Mehmet Beşe

Hâne-i Piri veled-i Hacı

Hâne-i Halil veled-i Muzaffer

Hâne-i Yusuf veled-i Şaban

KARYE-İ ÇEKREŞİN (ÇİVRİŞON-KAVAKLIDERE)

Hâne-i İbrahim veled-i İsmail, an erbâb-ı timar

Hâne-i Hasan veled-i Bünyad, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Yusuf Beşe veled-i Bünyad

Hâne-i Abdi veled-i İsmail, sipahizâde olduğuna babası berâtın ibraz eylemiştir.

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Fazlı veled-i İsmail

Hâne-i Hüseyin veled-i Pir Ali

Hâne-i İlyas veled-i Himmet, köprücüdür

Hâne-i Mustafa veled-i Keyyan

Hâne-i Mustafa birader-i o, köprücü olmağla tekalif-i şakka virmemek üzere emr-i şerif ibraz eylemiştir.

Hâne-i Halil veled-i Mansur

Hâne-i Hasan veled-i Ramazan

Hâne-i İsa veled-i Eyne Hoca

Hâne-i Süleyman veled-i Mahmud

Hâne-i Mehmet veled-i O, köprücüdür

Hâne-i Yusuf veled-i Kulucan

Hâne-i Mehmed veled-i Sevindik

Hâne-i İbrahim veled-i Mansur

Hâne-i Eyvan nam

Hâne-i Musa veled-i İsa

Hâne-i Hüseyin veled-i Şah Ali

Hâne-i Mustafa veled-i Himmet

Hâne-i Yusuf nam

Hâne-i Mustafa veled-i Abdal Ali

Hâne-i Osman veled-i Himmet

Hâne-i Ahmed nam

Hâne-i Hasan veled-i İsmail

Hâne-i Süleyman veled-i Mansur

Hâne-i köse Hüseyin veled-i Mustafa

Hâne-i Mehmed veled-i Abdullah

Hâne-i Mehmed veled-i Veli

Hâne-i Ahmed veled-i Tur Ali

Hâne-i Turmuş veled-i Şah Ali

Hâne-i Turkaya veled-i Şah Ali

Hâne-i Mehmet veled-i Ali

Hâne-i deli Ali veled-i Ahmed

KARYE-İ YANUS

Hâne-i Ahmet Uğurlu, an silahdârân-ı Dergâh-ı âli

Hâne-i Mustafa veled-i Muzaffer, an erbâb-ı timar

Hâne-i Abdürrezzak veled-i Mustafa, an erbâb-ı timar

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Ali veled-i Veli

Hâne-i Mustafa veled-i Aykud

Hâne-i Bünyad veled-i Mahmud

Hâne-i Mehmed veled-i Gündüz

Hâne-i Yetim Ali veled-i Veli

Hâne-i ivaz veled-i Davud

Hâne-i Süleyman veled-i Memi

Hâne-i Ali veled-i Haydar, kisbe kadir değildir.

KARYE-İ ÇAĞMANUS (ÇAKMANUS-YEŞİLYURT)

Hâne-i Yakub veled-i Turmuş, an erbâb-ı timar

Hâne-i Ahmet veled-i Hasan, an sipahiyân

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Mahmud veled-i Şeyh Ali

Hâne-i Hüseyin veled-i veli

Hâne-i Ahmed veled-i Bünyad

Hâne-i İbrahim veled-i Mehmed

Hâne-i Süleyman veled-i Halil

Hâne-i Bekir Abdal veled-i Hasan a’ma

Hâne-i Maksud veled-i Ali

Hâne-i Mehmed koça pir ü fani

Hâne-i Osman veled-i Mahmud

Hâne-i Ömer veled-i Mustafa Abdal

Hâne-i Ömer veled-i Mehmed

Hâne-i Ali veled-i Aydın

Hâne-i Halil veled-i Hüseyin

KARYE-İ MEĞRİ (ÇAMLIYAYLA)

Hanehâ-i Ehl-i Mansıb ve saire

Hâne-i Ali veled-i Mustafa, an erbâb-ı timar

Hâne-i  Mustafa veled-i Abdal, an erbâb-ı timar

Hâne-i  Mahmud veled-i Mustafa

Hâne-i  Himmet veled-i Hanefi

Hâne-i  Yusuf veled-i Abdal

KARYE-İ HANZAR (TOPÇAM)

Hâne-i  Osman veled-i Uğurlu, an sipahiyân-ı Dergâh-ı âli

Hâne-i  Ömer veled-i Hayrettin Halife Üveys ve İsa veladan-ı o, meşayih-i izâmdandır.

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Mehmet veled-i yakub

Hâne-i Ali nam

Hâne-i Süleyman veled-i Abdullah Sofu

Hâne-i Musa veled-i Mustafa

Hâne-i Ahmed veled-i Başmakcı

Hâne-i Karaman veled-i Arad, an zimmiyân

KARYE-İ FEYKAZ(S) nam-ı diğer MEHMET ŞEYH (GÜRBÜLAK)

Hâne-i Seyyid Mustafa veled-i Ali, zaviyedar karye-i m.

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Yakub veled-i Yusuf

Hâne-i Yakub veled-i İbrahim

Hâne-i Hızır veled-i Mustafa

KARYE-İ ZIHAR (ÇAKMAK)

Hânehâ-i Sâdât-ı İzam ve Ehl-i Mansıb

Hâne-i Seyyid Ali Şeyh veled-i Yusuf Şeyh

Hâne-i Seyyid Mustafa veled-i Süleyman Şeyh

Hâne-i Seyyid İsmail veled-i Şeyh

Hâne-i Seyyid Halil veled-i Musa Şeyh

Hâne-i Seyyid İbrahim veled-i Mehmed

Hâne-i Seyyid veli veled-i Yusuf Şeyh

Hâne-i Seyyid Turmuş veled-i Veli Şeyh

Hâne-i Seyyid Kasım veled-i Yusuf Şeyh

Hâne-i  Ali Şeyh veled-i Yakub Şeyh

Hâne-i  Süleyman veled-i Yakub, an erbâb-ı timar

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Hüseyin veled-i Yusuf

Hâne-i Abdullah veled-i Ahmet

Hâne-i Yunus birader-i o

Hâne-i İbrahim veled-i Veli

Hâne-i Mustafa veled-i Ahmed

Hâne-i Yakub veled-i Mustafa

Hâne-i Mehmed veled-i Musa

Hâne-i Turmuş nam

Hâne-i İsmal veled-i İbrahim pir ü fani kisbe kadir değildir.

KARYE-İ PARAH(K)- (BABAPINAR)

Hânehâ-i Erbâb-ı Mansıb ve Sâdât-ı İzam

Hâne-i Ali veled-i Süleyman, an erbâb-ı timar

Hâne-i Mahmud veled-i Mehmed, an erbâb-ı timar

Hâne-i Mustafa veled-i Hüseyin, an sâdât-ı izam

Hâne-i Yusuf birader-i o, an sâdât-ı izam

Hâne-i İbrahim veled-i sipahizâde olduğuna babası berat ibraz eylemiştir. Hâne-i veled-i

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Yusuf veled-i Hasan

Hâne-i Ömer veled-i Mustafa

Hâne-i Mustafa veled-i Mahmud

Hâne-i İbrahim veled-i Turkaya, pir olup kisbe kadir değildir.

KARYE-İ VARHİK (NERESİ OLDUĞU ANLAŞILAMADI )

Hâne-i Himmet veled-i Mustafa, an erbâb-ı timar karye-i m.

Hânehâ-i Ehl-i Menâsıb

Hâne-i Hasan veled-i Turkaya, an erbâb-ı timar-i karye-i Develi(Dedelü yani Alilü-Allu olabilir)

Hâne-i Osman veled-i Mahmud, an erb3ab-ı timar-ı karye-i mezbur.

Hâne-i Ali veled-i İsmail, an erbab-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Veli veled-i Hasan, an erbâb-ı timar

Hâne-i Ahmet veled-i Mehmet Beşe (Beşe: Ailenin büyüğü veya büyük birader anlamındadır)

KARYE-İ KARA TUTARI (KARATODOR-KARAAĞAÇ)

Hânehâ-i Ehl-i Mansıb ve Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Ahmed veled-i Ömer, an erbâb-ı timar-i karye-i m.

Hâne-i Ahmed veled-i Halil sipahizâdedir

Hâne-i Süleyman veled-i Velid

Hâne-i Ramazan veled-i Süleyman

Hâne-i Bekir veled-i İshak

Hâne-i İsmail veled-i Veli

Hâne-i Turhan veled-i Süleyman

KARYE-İ ÇEŞKENE (NERESİ OLDUĞU ANLAŞILAMADI)

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Mehmet veled-i Mustafa

Hâne-i Himmed birader-i O

Hâne-i Osman veled-i İbrahim

Hâne-i Veli veled-i Mehmed

Hâne-i Mustafa veled-i Aydın

Hâne-i Süleyman veled-i Aydın

Hâne-i Halil veled-i Devletyar

Hâne-i Mehmet veled-i Ali

Hâne-i Ramazan veled-i Ali, elinde olan toprak aher (bir başkasının) kimesnenin olduğuna temessük (sığınılacak yer) ibraz eylemiştir.

Hâne-i Astafil veled-i Toros, an zimmiyan

KARYE-İ KOMAN

Karye-i mezbur meşayih-i izamdan kıdvetü’s-salikin Şeyh Osman Efendi kendüsi ve dervişânı sakin olub hariçten avarıza bağlu re’âyâ olmayub ve müşarünileyh duasında istimdâd ve hüsn-ü himmete isnad olunacak
aziz-i nadirü’l-vücut olmağla devam-ı devlet-i padişah-ı İslam adiyyesine
karye-i mezburda sakin olan dervişânı ile müdavemet olmak üzere karye-i merkum haneye dahil olmamıştır.

Hânehâ-i Ehl-i Menâsıb

Hâne-i Ali veled-i Yusuf, an erbâb-ıi timar-i karye-i m.

Hâne-i Diğer Ali veled-i Himmed, an erbâb-ı timar

Hâne-i Mustafa veled-i Bekir, an erbâb-ı timar

Hâne-i Mustafa veled-i Uğurlu an erbâb-ı timar

Hâne-i Haydar veled-i Osman, an erbâb-ı timar

Hâne-i Mehmet veled-i Hüseyin, an erbâb-ı timar

Hâne-i Ali birader-i O, an erbâb-ı timar

Hâne-i İbrahim veled-i Yusuf, an erbâb-ı timar

Hâne-i Ahmet veled-i Yusuf, an erbâb-ı timar

Hâne-i Ahmet veled-i Hüseyin, an erbâb-ı timar

Hâne-i Fazlı birader-i o, an erbâb-ı timar

Hâne-i Mustafa veled-i Ahmet, sipahizadedir

Hâne-i Lütfi veled-i Hüseyin Ağa, sipahizadedir

Hânehâ-i Sâdât-ı Kiram der Karye-i m.

Hâne-i Hüseyin veled-i Musa, an sâdât-ı izam

Hâne-i Seyyid İsmail veled-i Ali, an sâdât-ı izam

Hâne-i Seyyid Mustafa veled-i İsmail an Sâdât-ı izam

Hâne-i Seyyid Mehmet veled-i Mahmud, an sâdât-ı izam

Hâne-i Seyyid Kara Ali veled-i Hüseyin, an sâdât-ı izam

Hâne-i Sadi Çelebi ve Mahmud ve Mehmed ve Ebulkasım veledan-ı
Şeyh Osman Efendizâde takvahû; mezburlar duasından istimdâd
olunmak kıdvetü’s sülahai’s-salikin Şeyh Osman Efendi’nin evlatları
olub avârız ve resm-i raiyyet virür re’âyâdan olmadukları deftere kayd olundu.

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân der Karye-i m.

Hâne-i Osman veled-i Hüseyin

Hâne-i Abdurrahman veled-i veli Şeyh

Hâne-i Ömer veled-i Ali

Hâne-i Himmet birader-i o

Hâne-i Ali veled-i Cafer

Hâne-i Yusuf veled-i Arab

Hâne-i Mehmet veled-i Hasan

Hâne-i Üveys veled-i Cafer

Hâne-i Ahmet veled-i Hüseyin

Hâne-i Süleyman veled-i Bali

Hâne-i Topal Mehmet veled-i Abdullah

Hâne-i Musa veled-i Ali, fakir olmağla haneye dahil değildir.

Hâne-i Mustafa veled-i Mahmud, pir-ü fani olmağla kisbe kadir değildir.

Zemin-i Köseler der tasarruf-ı Hüseyin Dede veled-i Hoşgeldi, mezkur pir ve ihtiyar olub, hâne-i avârız çekmeğe kudreti olmadığından gayri dervişenden olmağla elinde olan köseler dimekle maruf zeminde avârız-ı divâniye ve tekalif-i örfiyyeden muaf olmak üzere deftere kayd olundu.

KARYE-İ MİZMEK maa Mezra’a-i Akviran

Hânehâ-i Ehl-i Mansıb

Hâne-i Mustafa veled-i Veli, an erbâb-ı timar

Hâne-i Bekir veled-i Ahmet, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Ali veled-i Üveys, an erbâb-ı timar-ı karye-i Barak (Parak olabilir)

Hâne-i Ahmet veled-i Mustafa, sipahizâde olduğuna babası beratın ibraz eylemiştir.

Hâne-i Mehmed ve Hasan velededân-ı Yusuf, sipahizâde olduğuna babası beratın ibraz eylemiştir.

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân der Karye-i m.

Hâne-i Mustafa Sufi veled-i Hasan, kâr-u kisbe kadir değildir.

Hâne-i Mehmed veled-i Hüseyin Hâne-i Ahmed veled-i Mustafa

Hâne-i Ali veled-i Yusuf Hâne-i Hüseyin veled-i Mustafa

Hâne-i Osman veled-i Ömer Hâne-i Yakub veled-i Osman

Hâne-i Selman veled-i Devletyar

Hâne-i Mustafa veled-i Ahmed, pir olub, kisbe kadir değildir.

Zemin-i Allahvirdi veled-i Hamza, der tasarruf-ı Ömer sipahi ve hâlâ der
tasarruf-ı Ebu Bekir veled-i Ahmed ve Zemin-i diğer tasarruf-ı Ömer ve hâlâ tasarruf-ı Bekir el- mezbur, her muceb-ı suret defter-i mufassal be- defterhaneye kayd şod.

NOT: Mezmek yeni ismiyle İğdecik köyündeki Üveys ismi zamanla
Veys-Veyis-Veysel’e dönüşmüştür. Dolayısıyla bu köyde vaktiyle
Üveys Oğulları sonrasında Veyis Oğulları olarak bilinen günümüzde ise,
karaçayır soyadını almış olan ailenin kökeni buraya dayanabilir.
Zira pek çok yerde Ata isimleri kabileyi temsil eder biçimde kullanılmıştır.
Bunu Görene Köyünde de görmekteyiz.

KARYE-İ KARABÖRK

Hânehâ-i Ehl-i Mansıb der Karye-i m.

Hâne-i Hüseyin veled-i Abdurrahman, an erbab-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Mehmed veled-i Fazlı, an erbâb-ı timar

Hâne-i İbrahim veled-i Ali, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Osman birader-i o, an erbab-ı timar-i karye-i Çakmanus

KARYE-İ İLİMSU

Hâne-i Mehmed veled-i Erzani, ar erbâb-ı timar

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Ali veled-i Bünyad                 Hâne-i Mehmed veled-i Ramazan

Hâne-i Kabil veled-i Ali Hâne-i Bayram veled-i Mustafa

Hâne-i Hamza birader-i O Hâne-i Ahmed veled-i Murad

Hâne-i Süleyman veled-i Murad Hâne-i Abdurrahman veled-i Abdullah

Hâne-i Yakub veled-i Bünyad Hâne-i Veli veled-i Allahvirdi

Hâne-i Ali veled-i Halil Hâne-i Diğer Ali veled-i Bünyad, pir-ü fanidir.

Hâne-i Hasan veled-i Murad Hâne-i Bali veled-i Turmuş, an karye-i Ordu

KARYE-İ DEDELÜ nam- diğer ALİLÜ

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân der Karye-i m.

Hâne-i Ahmed veled-i Mustafa Hâne-i Veli veled-i Hasan

Hâne-i Mehmed veled-i İbrahim

Hâne-i Osman veled-i Ahmed

Hâne-i Ali veled-i Mahmud, pir olub kisbe kadir değildir.

Hâne-i Mustafa nam

Not: Çeviri yapılırken Dellü’nün, Dedelü olarak çevrilmiş olması mümkündür. Zira yöreyi bilmek ok önemlidir. Yöre bilinmeyince yakıştırmalarda yapılabilmektedir.

KARYE-İ GENDEBOL (BEREKETLİ)

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Davud veled-i Mansur Hâne-i Hızır veled-i Ali

Hâne-i Mustafa veled-i Ağca Hâne-i Mustafa veled-i Maksud

Hâne-i Diğer Mustafa veled-i Bayram Hâne-i Ahmed veled-i Mehmed

Meşihat-ı Afet Baba der karye-i mezbur der tasarruf-ı veled-i Yakub meşihat-ı mezbure evlâda meşrut olub mezkur Yakub evlâddan olduğuna berat ibraz itmekle evlâda meşrud olduğu kayd olundı.

Hânehâ-i Zimmiyân der Karye-i m.

Hâne-i Mekil nam zimmi Hâne-i Andon nam zimmi Hâne-i Baklavun veled-i Vasil

KARYE-İ HAVARNA

Hâne-i Ali veled-i Mustafa, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.
(elinde olan toprağı avarızdan muaf olduğuna suret-i defter ibraz eylemiştir.

Hâne-i Seyyid İlyas veled-i Nasuh, an sâdât-ı izam

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân der Karye-i m.

Hâne-i Yusuf veled-i Halil Hâne-i Allahvirdi birader-i

Hâne-i Mehmed veled-i Ali, Kara Demirci çiftliğinde meşihat zabt eylediğine surat-i defter ibraz eylemiştir.

Hâne-i Kemal veled-i Şaban Hâne-i Ali veled-i İsa

Hâne-i Musa veled-i Ahmed Hâne-i Hüseyin veled-i Mustafa

Hâne-i Ömer veled-i Mahmud Hâne-i Hüseyin veled-i Musa

Hâne-i Yusuf veled-i Osman Hâne-i Musa veled-i Bünyad

Hâne-i Mehmed veled-i Hasan Hâne-i Emir veled-i İbrahim

Hâne-i Mustafa veled-i Ulukman

Hâne-i Yakub veled-i Mustafa, rüsum-ı raiyyed virir değildir.

KARYE-İ KILAVUZVİRANI

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Ali veled-i Recep

Hâne-i Osman veled-i Ahmed

Hâne-i İsmail veled-i İbrahim Hâne-i İsa veled-i Mustafa

Hâne-i Hüdavirdi veled-i Hasan Hâne-i Yakup veled-i İbrahim

Hâne-i Mustafa veled-i Fetullah Hâne-i Diğer Mustafa, Sivaslı

Hâne-i Zülfü veled-i Abdullah Hâne-i Hasan veled-i Yanak

Hâne-i Ramazan veled-i İbrahim Hâne-i Küçük Mehmet veled-i Abdullah

Hâne-i Yıldırım Mehmed nam Hâne-i Kürt Hacı veled-i Kabil

Hâne-i Mehmed veled-i Hasan Sufi Hâne-i Osman veled-i Yusuf

Zemin-i Ali veled-i Mehmed, der karye-i m. Zikr olunan zemin mezkur
Ali’nin babası toprağı olub babası fevtinden sonra oğlu var iken
aherden (başka yerden) toprağa müdahale kanun ve şer’i
değil iken kendü gelen Mehmed nam kimesne
dest-i tagallüb ile mezkur Ali’nin babası yerini zabt
idüp kanun-ı kadim ve şer’i müstakim mucebince babası
toprağı mezkur Ali’nin üzerine miriye senede kırk akçe virmek üzere kayd olundu.

KARYE-İ TARUBÜKÜ (DARIBÜKÜ)

Hâne-i Mehmed veled-i Abdullah

Ziraathâ-i Bazı Zimmiyân der Karye-i m.

Ziraat-ı Yakop veled-i Molla, sakini karye-i Balca

Ziraat-ı Sevhanil Veled-i Murad, sakini karye-i m.

Ziraat-i Gören veled-i Hoşi, sakin-i karye-i m.

Ziraat-ı Begol veled-i Zeynel, sakin-i karye-i mezbur.

Ziraat-ı Yarşekva veled-i Benan, sakin-i karye-i m.

Ziraat-ı Balagan veled-i Develi, sakin-i Balca el mezbur.

KARYE-İ ALİŞAR (O TARİHTE ALUCARA’YA BAĞLIYMIŞ)

Ziraathâ-i Bazı Zimmiyân der Karye-i m.

Ziraat-ı Ahali-i karye-i Turuncu

Ziraat-ı Ahali-i karye-i Makolara

Ziraat-ı Ahali-i karye-i Savhal

Ziraat-ı Normil, sakin-i karye-i Tutal

Ziraat-ı Emir, sakin-i karye-i Kalecik

Ziraat-ı Turdu veled-i Çakır, sakin-i karye-i mezbur

Ziraat-ı Kirakos nam zimmi, sakin-i karye-i Kalecik

Ziraat-ı Temür nam zimmi, sakin-i karye-i Kalecik

Ziraat-ı Bengi nam zimmi, sakin-i karye-i mezbur

KARYE-İ ANASDOS, hâne toprağı değildir.

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân der Karye-i m.

Hâne-Piri veled-i Pirkulu

Hâne-i Davud nam

Hâne-i İslam nam

Hâne-i Allahvirdi nam

Hâne-i Ali nam

Hâne-i Fazlı Ağa ve Şahin veled-i o

Hâne-i Manol veled-i Kirakos, pir-ü fani, amelmandedir (iş yapamaz hale gelmiş).

KARYE-İ ZİL

Hânehâ-i Ehl-i Menâsıb der Karye-i m.

Hâne-i Mahmud veled-i Mehmet, erbâb-ı timar

Hâne-i Yusuf veled-i Himmet, an erbâb-ı timar karye-i m.

Hâne-i Mustafa veled-i Mansur, an erbâb-ı timar

Hâne-i Mehmet nam, sipahiyân-ı Dergâh-ı âlî

Hâne-i Ömer veled-i Ali Bey, sipahiyân-ı Dergâh-ı âlî (Dergâh-ı âlî: Padişah kapısı, yüce kapı)

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Ali veled-i Hüseyin

Hâne-i Veli veled-i Hüseyin

Hâne-i Mehmet birader-i O

Hâne-i Abdüssamed veled-i Mahmud

Hâne-i Himmet veled-i Hüseyin

Hâne-i Mustafa nam

Hâne-i Himmet veled-i Mahmud

KARYE-İ GİCORA

Hâne-i Ömer veled-i Süleyman, an erbâb-ı timar-i karye-i m.

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Hasan veled-i Mustafa Hâne-i Ali veled-i Hasan

Hâne-i Hüseyin veled-i Turkaya Hâne-i Muslu veled-i Ali

Hâne-i Recep veled-i Yunus Hâne-i Ahmet veled-i Şah Kulu

Hâne-i İbrahim veled-i Davud Hâne-i Fethullah veled-i Mehmet

Hâne-i Yakub veled-i Mustafa

KARYE-İ SAYMUHAL (DEREÇİFTLİK)

Hânehâ-i Ehl-i Menâsıb ve saire

Hâne-i Mehmet veled-i Ali, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i İbrahim birader-i o, sipahizâdedir babası beratın ibraz eylemiştir.

Hâne-i Osman veled-i Ramazan, imam-ı karye-i m.

Hâne-i Veli Sofu veled-i Memi, zâviyedârzâde

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Osman veled-i Ali 

Hâne-i Ramazan Sofu veled-i Hüdavirdi

Hâne-i Osman veled-i Mehmed 

Hâne-i Yusuf veled-i Halil

Hâne-i Mehmed veled-i İbrahim 

Hâne-i Ali veled-i Süleyman

Hâne-i İbrahim veled-i Hüseyin

Hâne-i Osman veled-i Mehmed

KARYE-İ FATSA (FASYA-KABAKTEPE)

Hâne-i Hasan Beşe veled-i Abdullah

Hânehâ-i Re’âyâ-yı Müslümânân

Hâne-i Osman veled-i Türkman

Hâne-i Yakub veled-i Yusuf

Hâne-i Ali veled-i Yusuf Hâne-i Mustafa birader-i o

Hâne-i Mustafa veled-i Murad

Hâne-i İbrahim veled-i Ahmed

Hâne-i Murad veled-i Ali

Hâne-i Ömer veled-i Ahmed

KARYE-İ MUHARA (ÖRENCİK)

Hâne-i Mustafa veled-i Kara Mehmed

Hâne-i İsa veled-i Mustafa

Hâne-i Köse Veli veled-i Ahmet

KARYE-İ HALİDLÜ

Ziraat-ı Kılıç veled-i Hasan Bey, sakin karye-i Avutmuş

KARYE-İ HASKÖY

Hahavlalı (Hahavla, Karahisar’da bir köy olup, yeni ismi Sarıyer’dir)
tarafından ziraat olunur, bir haneye tahammülü vardır.

KARYE-İ ALİŞAR ŞEYH

Aher (gayri, başka) yerden (hariçten) ziraat olunur, bir haneye tahammülü vardır. Görüldüğü gibi bu tarihte Alucra’nın Zıhar Karyesinde (8),
Feygas karyesinde (1), Koman karyesinde (4) ve Havarna karyesinde
(1) Seyyid bulunmaktaymış.

Ayrıca bölgede sâdât-ı izam olarak tabir edilen pek çok da evliya büyüğü olduğu anlaşılmaktadır.

Saygılarımla,

Murat Dursun TOSUN

Genel Kaynak:

Mehmet ÖZ, Fatma ACUN, Orta Karadeniz Tarihinin Kaynakları
VII, Karahisar-i Şarki Sancağı Avârız Defteri 1642-43 Tarihli, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2008