1907’DE ALUCRA’DA GÖRÜLEN BİR DAVA VE SAĞLANAN ANLAŞMA

image002

1907 yılında Alucra’da iki komşu arasında yer tecavüzü iddiasıyla bir anlaşmazlık yaşanmıştır. Anlaşmazlık müşteki (şikâyetçi, zarar gören) tarafından mahkemeye intikal ettirilmiştir.

Buna göre Zıhar (Fevzi Çakmak) köyünden Osman Ağa (Ekşioğlu) çarşı içinde bir ev yaptırmıştır. Evi yaptırırken de yaklaşık 18 metre uzunluğundaki evin çatı saçağını komşusu Kızıloğlu İbrahim’in bahçesine taşırmış. Ayrıca yaptırdığı evin bir miktarı da komşusunun arsasına tecavüz etmiş. Bu yetmiyormuş gibi evin pencereleri de komşusu tarafına açılmış. Üstüne üstlük mutfağın gideri de komşu bahçeye akıyormuş.

Tabi bunlar Kızıloğlu İbrahim Efendinin iddiaları ve şikâyet konuları olmaktadır. Sonuçta “Ombustmanlar” yani arabulucular devreye girmiş ve iki tarafı uzlaştırmıştır. Anlaşmaya göre Osman Ağa, Kızıloğlu İbrahim Efendiye 4 Osmanlı Altını ile bir Gümüş Mecidiye ödemeyi kabul etmiş. Bu şekilde davacı da şikâyetini geri çekmiş.

Osman Ağa bu şartları kabul ettiğine göre söz konusu iddiaların zemini var gibi gözükmektedir. Ancak işin bu tarafı bir yana günümüzde önem kazanan ombustmanlık yani arabuluculuk müessesesinin geçen yüzyılın başında geçerli bir sistem olduğu görülmektedir. Ombustmanlık Osmanlıda adı başka da olsa uygulanan, geçerli olan bir sistem iken günümüzde Avrupa bunu kendi geliştirdikleri bir sistemmiş gibi pazarlamaktadır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Oktay Taşdelen ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim. Ayrıca belgeyi benimle paylaştığı için Osman Ağa’nın torunu Erdem Ekşi’ye de teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

An-asıl (aslen) Karahisar-i Şarki kasabası ahalisinden ve Alucra kazasının merkezi olan Mesudiye kasabasında mukim (oturan) Kızıloğlu İbrahim Efendi ibn Ali nam kimesne mezkûr Alucra mahkeme-i şeriyyesinde ma’kud-ı (akdolunmuş) meclis-i şer-i şerif-i enverda mezkûr Alucra kazasına tabi Zıhar karyesi sakinlerinden Osman Ağa ibn İsmail muvacehesinde (yüz yüze gelme) huzur-ı mezbur Osman Ağanın mezkûr Mesudiye kasabasında mutasarrıfı olduğu bir taraf-ı tarik-i amm (ana yol, cadde) ve bir tarafı mekteb-i rüşdi muallimi (öğretmeni) el-Hacc (Hacı) Rıza Efendinin arsası ve iki tarafı benim arsam ile sınırlı bir bab arsası üzerine müceddeden (yeni) inşa ettirdiği hanenin tulen (uzunlamasına) yirmi altı arşun ve arzen (genişliğine) iki karış dört parmak mikdarında saçağını benim arsa-i mezkûreme uzattığından maada (bundan başka) yaptırmış olduğu hane-i mezkuresi bir mikdar benim arsama fuzulen inşa ettirmiş ve hane-i mezkûrun dört penceresini benim arsama nazır-ı feth ü güşad (açmış) ve matbah (mutfak) suyunu dahi kezalik (böylece) benim arsama icra etmekde (akıtmakta) bulunmuş olduğundan mezkûr saçak kat’ (kesilmesi) ve matbah (mutfak) suyunu ve penceresi sedd (kapatılarak, örtülerek) ve zabt ettirdiği mahallin kıymeti kendisine tazmin ettirilmek matlubumdur (isteğimdir) deyu mezkûr Osman Ağanın inkârına mukarin (ulaşan) da’va eyledikde muslihûn (ıslah edenler) tavassut (ara bulucular) edüb cem’-i dava-yı mezkureden dörtbuçuk adet Lira-i Osmani (Altın Para) ve bir aded Sim (Gümüş) Mecidi üzerine sulh ettiklerine mebni ben dahi sulh-ı mezkûru kabul ve bedel-i sulh-ı mezkûru mezbur Osman Ağa yedinden tamamen kabz edüb (tahsil edip) fi-maba’d (bundan sonra) davayi-i mezkûreye müteallik (alakalı bir yere bağlı) kaffe-i (bütün) mutalebe (dava, hakkını isteme) ve iyan (a’yan)?ve muhasamatdan (iki taraf arasındaki husumet) mezbur Osman Ağanın zimmeti ibrâ ve ıskat eyledikde (hükümsüz bırakmak, silmek) mezbur Osman dahi sulh ve ibrayı mezkuru kabul-i kabul eyledi dedikde mezbur Osman Ağa mezbur İbrahim Efendiyi meşruhasında (şerh olunmuş, açıklanmış) mutabık etmeğin ma-vaki bi’t-taleb ketebe olundu (yazıldı). Fi’l-yevme’l aşere işrin min şehr-i Zilkade-i şerife li-seneti hamse ve işrin ve selase mieteyn ve elf   17 Zilkade 1325 (22 Aralık 1907)

ALUCRA’LI EŞKIYA LİDERİ CEBECİOĞLU ALİ’NİN YAPTIKLARI

 

Alucra tarihine ait olumsuz gelişmeleri açıklayan bir belgeyle daha karşı karşıyayız. Belgeye göre Hacılu köyünden olan eşkıya Cebecioğlu Ali aynı köyden Hasan isimli birisinin karısını dağa kaçırmış, daha sonra da babasını öldürmüştür. Hasan ise ilk olaydan sonra yaptığı şikâyette sonuç alamadığını belirterek bu kez şikâyetini Dâhiliye Nezareti’ne yani İçişleri Bakanlığı’na yapmıştır. İçişleri Bakanlığı da konunun önemine ve aciliyetine binaen durumun incelenerek gereğinin yapılmasını ve neticenin bildirilmesi için Hasan’ın dilekçesini Sivas Valiliği’ne göndermiştir.

Cebecioğlu Ali ile ilgili olarak Hacılu köyünün 1835 yılı nüfus kayıtlarını incelediğimizde köyde Cebeci veya Cebecioğlu lakabına rastlanmamaktadır.

http://www.alucra.com/index.php?option=com_content&view=article&id=2805:karye-i-haculu-tabi-mezbur-nahiye-i-alucra-alucra-nahiyesine-tabi-haculu-koyu&catid=118:alucranin-1835-tarihli-nufus-kayitlari&Itemid=335

Bu nedenle eğer Hacılu köyünden ise sonradan gelmiş olmalı veya başka yerden gelen bir eşkıya olmalıdır. Eşkıya denmesinin bir nedeni de işlediği suçları bireysel olarak değil a’vanesiyle yani topladığı adamlarıyla birlikte işlemiş olmasındandır. Bu anlamda kendisi eşkıya yani çete lideridir.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ ve Cevdet Şahin’e çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Arşiv Fon Kodu: DH.MKT. Dosya No: 814, Gömlek No: 15, Tarihi: 7 Za 1321 (12 Kanun-i Sâni 1319-25 Ocak 1904), Konusu: Alucra’nın Hacılu köyünden ve eşirradan Cebecioğlu Ali’nin daha önce eşini dağa kaldırdığı gibi şimdide babasını öldürdüğünden ve bu konudaki müracaatının netice vermediğinden bahis ve adı geçenle a’venesinin cezalandırılması isteğiyle aynı köyden Hasan tarafından verilen arzuhalin gereği yapılmak üzere Sivas Vilayeti’ne irsali.image001

Dâhiliye Mektubî Kalemi

Sivas Vilayet-i Âliyyesine

Alucra kazasında kâin Hacılu karyesi ahalisinden ve eşirradan Cebecioğlu Ali nam şahıs mukaddema zevcesini dağa kaldırdığı gibi bu kere de pederini katl eylediğinden ve bu babda vukuu bulan müracaatı semeresiz kaldığından bahisle merkum ve a’vanesi haklarında muamele-i mukteziye-i kanuniyenin ifası niyazını ve bazı ifadeyi havi karye-i mezbure ahalisinden Hasan imzasıyla virilen arz-ı hâl leffen tesyar kılındı. Mündericatı haiz-i ehemmiyet olmağla bi’t-tahkik tebeyyün idecek hale göre iktizasının ifa ve neticenin inbasına himem-i âlileri masruf buyurulmak babında.

ALUCRA NAİBİ RIZA EFENDİNİN ŞİKÂYET EDİLMESİ

 

1895 yılında Alucra’da Yargıç yani Hâkim olarak görev yapan Rıza Efendi görevinin şahsiyetine yakışmayacak davranış ve tutum içine girince bizzat görevli memurlar tarafından şikâyet edilmiştir.

Suçlamalar arasında irtikâb (rüşvet almak) ve uygunsuz halleri olduğu belirtilmiştir. Belirtilen tarihte Karahisar-i Şarki ve Alucra’da görev yapan üst düzey memurlar arasında içki ve eğlencenin yaygın bir alışkanlık olduğunu görmüştük.

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/08/19/sebinkarahisarin-illigi-alinarak-neden-giresun-il-yapilmis-olabilir-1895-tarihli-belge-isiginda-analiz/

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

Arşiv Fon Kodu: BEO, Dosya No: 617, Gömlek No: 46249, Tarihi: 14 Za 1312 (27 Nisan 1311-9 Mayıs 1895), Konusu: Alucra Naibi Rıza Efendi’den şikâyeti havi memurin-i mahalliyeden gelen telgraf. (Meşihat; 46249)image002

Taraf-ı Sami-i Hazret-i Meşihat-Penâhiye Tezkere

13 Zilkade Sene 1312 ve fi 26 Nisan 1311 (8 Mayıs 1895)

Alucra Naibi (Yargıçı) Rıza Efendinin irtikâb ve taaddiyatına (zulmetme, ezme, şeriatten ayrılma) ve sıfat-ı hâkimiyete (hâkimliğe) yakışmayacak sair ahval-i nâ-becasından (uygunsuz hallerinden) bahisle istid’a-yı ma’deleti mutazammın (adalet isteğini içeren talep) memurin-i mahalliyeden mühür ve imza ile çekilen telgrafname leffen irsal kılınmış ve mealine nazaran muamele-i lazımenin icrası bâb-ı vâlâ-yı fetva-penahilerine aid bulunmuş olmağla ol-babda.

Ba işâret âliye-i müsteşâri

ALUCRA ALUCRA OLALI BÖYLE ZALİM AĞA GÖRMEDİ ALUCRA TARİHİNİN EN ZALİM AYANI MAHMUD AĞA

 

 

 

1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında gerginliğinin devam ettiği yıllara denk gelen 1820 yılında Alucra’da zalim Mahmud Ağa’nın zulmü zirve yapmış ve son zulmü de onun sonunu hazırlamıştır. Dönem Sultan II. Mahmud devridir.

Tüm Osmanlı- Rus Savaşlarında açılan Kafkas cephesi için Karahisar-i Şarki Sancağına bağlı kaza ve nahiyeler de asker vermiştir. Savaşa giden askerlerin çoğu savaştan dönemediğinden geride kalan eşi ve çocukları sahipsiz kalmış, yokluk çekmiştir.

İşte bu ortamda Mahmud Ağa denilen dinden diyanetten bi-haber zalim güçlenerek halka zulmetmeye başlamıştır. Alucra’da nüfuz ve ayanlık iddiasıyla ortaya çıkan Mahmud Ağa Erzurum valisini ziyarete giden Kuvata ayânı Osman Ağazade Yusuf Ağayı takip ederek Şiran kazasının Zarabud köyünde yakalayarak asmış, daha sonra geriye dönerek evini yakmış, kızını zehirlemiş, oğlunu da hapsetmiştir. Muhtemelen Yusuf Ağa’nın kendisini şikâyet etmeye gittiğinden şüphelenmiştir.

Ancak Mahmud Ağa’nın zulmüne dayanamayan halk bir yolunu bularak durumu Erzurum Valisine iletmişlerdir. Erzurum Valisi Koca Hüsrev Mehmed Paşa (1769-1855) durumu tetkik ettirerek olayların doğruluğunu anlayınca Mahmud Ağa’nın üzerine kuvvet göndermiştir.

Mahmud Ağa 700-800 tüfekli adamıyla bulunduğu ve sığındığı yeri tahkim ettiğinden üzerine gönderilen kuvvetler de özel birliklerden seçilmiş ve Delibaşlarla (Önceleri Rumeli’de bulunan, genişledikten sonra Anadolu’da da vezir ve beylerbeylerine bağlı olarak görev yapan hafif süvari örgütünün askeri), Haytabaşlar (Osmanlılarda görevli bir sınıf askere verilen ad. Hayta birlikleri, üstün savaş kabiliyeti olan askerlerden kurulur, lüzumunda düşman topraklarına akın yapmak için de kullanılırdı) gönderilmiştir.

Mahmud Ağa ve adamlarıyla yapılan çetin mücadeleden sonra Mahmud Ağa sağ olarak yakalanmış ve kafası kesilerek ibret-i alem için Der-saadet’e yani İstanbul’a yollanmıştır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Turan Kılıçaslan, Ehlibeyt Bendesi, Khostro Mahfi, Taha Muharrem, Yasemin Soykan, Gamze Kamacı, Afra Bedia Oğuz, Şule İyigönül Atasagun, Hafize Bozkurt, Ayşe Kaviloğlu, ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

HAT 1551 31, Tarihi: 01 Z 1235 (9 Eylül 1820), Konusu: Halka zulmeden Alucra ayanı Mahmud Ağa’nın kesik başının Erzurum Valisi Hüsrev Paşa tarafından Der-saadet’e gönderildiği.image001

Erzurum valisi Hüsrev Paşa kullarının varid olan kaimesidir. Malum-ı hümayun mülükâneleri buyurulduğu üzere müşarün-ileyhin geçen gün bir kıt’a kaimesi vürud birle mealinde Alucra ayanı Mahmud Ağa nam kimesnenin mukaddem ve muahhar (önce ve sonra) vukua gelen envai şenaat (kötülük) fazahattinden naşi (alçaklık ve edepsizliğinden dolayı) ahz ve te’dibi icab etmiş olduğundan üzerine me’murlar ta’yin etmiş ise de şayet bir tarafa firar eder ise bulunduğu mahalde ahz ve girift birle (yakalanarak) cezası tertib olunmak babında bulunduğu mahallere hitaben emr-i âli ısdarı hususunu inha etmiş ve kaime-i mezkûre sürh işaretiyle (kırmızı mürekkeple) hâk-i pâ-yi hümâyun-ı mülükânelerine lede’l-arz şeref-efzâ-yı südur olan hatt-ı hümâyun-ı şevket-makrun-ı şahâneleri mucibince ber-vech-i muharrer bir kıt’a emr-i âli ısdar olunub müşar-ileyh tarafına li-ecli’l-irsal kapı kethüdasına i’ta olunmuş olduğunu müteakiben müşar-ileyh kullarının işbu kaimesi vürud birle mealinde emr-i âli-i mezkûrun varmasına hacet kalmaksızın kuvve-i kâhire-i cihanbarileriyle şaki-i merkum ahz ve cezası tertib olunarak ser-maktu’ Der-saadet’e gönderildiğini iş’ar etmiş olmağla manzur-ı meal-i mevhur şehriyarileri buyurulmak içün arz ve takdim kılındığı ser-maktu’-ı mezkûr pişgâh-ı bâb-ı hümâyunlarında galtide-i hallin ibret kalınub müşar-ileyhden gelen tatarlarına hilat-ı iksa (giydirme) kendisine tahsini (muhafaza altına alma) havi taraf-ı çakeriden cevabname tahrir ve ısra olunacağı rehin-i ilm-i âlileri buyuruldukda emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir.

Manzurum olmuştur.

Mahzuz (memnun) oldum cenâb-ı bâri devlet-i aliyyemize hıyanet niyetinde olanları kahr eyleye. Vürud eden ser-maktu’ nihâde-i (konmuş, konulmuş) ca-yı (makam) ibret kalınub mufassal (izahlı) yafta dahi vaz’ oluna ve müşarün ileyhin tatarlarına ilbas-ı hil’at olunub tahsini havi cevap tahrir oluna.

Devletlü, inayetlü, merhametlü, re’fetlü, atufetlü, veliyyün-nimetim kesirü’l-lutf ve’l-kerem efendim Sultanım Hazretleri,

Karahisar-i Şarki nevahisinden Kuvata ayânı Osman Ağazade Yusuf Ağa li-eclil-istikbal suy-i bendegiye gelür iken Alucra ayânı Mahmud nam hain ben dahi Erzurum valisini istikbale gideceğim vesilesiyle verâsından çıkub Şiran kazası kurâsından Zarabud karyesinde merkum Yusuf Ağayı bi-gayr-i hakk katl ve idam ve geriye avd (geri gelme) ve insıraf (geri dönme) ve maktul-i merkumun emvalini nehb ü ve garret ve hanesini ihrâk (yakmış) ve kerimelerini tesmim (zehirlemek) ve bir nefer sagir (küçük) oğlunu ahz u habs etmiş olduğu bi’l-ihbar zaman-ı adalet-feşân-ı şahanede bila-sebeb misillü madde-i katl vukuu mugayir-i rıza-i âli-i ve dâhil-i hükümet-i çakeride bu makule vukua gelen fazahatdan (alçaklıktan) sarf-ı inzâr olunmak lazım gelse kesr-i nüfuz-i acizanemi mucib olacağı zahir ve celi ve hain merkum nüfuz ve ayanlık iddiasıyla servet-i takallübede yedi sekiz yüz tüfenklü ile olduğu mahallin etrafını mezbeller ile ihata etmiş ve ol-havali fukarası dahi gelüb bir zulüm ve tagallübünden feryad ve istirham etmiş ve saye-i padişahiden hain-i merkumun ele getirilüb mütecasir (küstah) olduğu seyyie (kötülük, fenalık) cezasıyla mücazatı mukteza-yı adl ve hakkaniyetden olduğu bahir ve gayr-i hafi olmağla hain-i merkum üzerine Delibaşı ve Haytabaşılarımız ve sair iktiza edenler tayin ve me’mur kılınmış olduğu tafsilatı bundan çend ruz evvelce bir kıt’a ariza-i çakerânemle hak-i pâ-yi âlilerine arz ve inha ve hasbe’l-ihtiyat elde bulunmak içün bir kıt’a ferman-ı celil-i âlişân isdârı niyaz ve istid’a kılınmıştı. Me’murin-i merkûmin hain-i merkumun muhassın olduğu (sığındığı, saklandığı) karyenin cevânib-i erbasını ihata ve girizgâhlarını sedd ü bend eylediklerinde hain-i merkum ve avenesi olan habâset-kârlar bi’l-muharebe mudafaaya ikdam say’-i bi-hemal ve tarafeynden haylice iş’âl-i nâ’ire-i cidâl olunmuş ise de hain-i merkum ve avenesi olan havene-i habâset-bise-i hamelât me’murine tâb-‘âver (güçlü, kuvvetli) tahammül edemeyeceklerini denk ve teyakkun (iyiden iyiye araştırmak) ve birer takrib kararı firara tebeddül ile cemiyetleri müteşettit (dağınık) ve perişan ve hain-i merkum dahi firar üzere iken avn (yardım, imdad) ve inayet (yardım, iyilik) bari (hiç olmazsa) ve hüsn-i teveccühat merâhim (merhamet) ayât-i  mekârimkâri (cömert) veliyyü’n-niameneleri ile hayyen (canlı olarak) ahz ü girift (ele geçirme) reside-yi çakeriye isali (tarafına ulaşmış) ve cezası tertibiyle kısas ve ihkak-ı hak ve ser-maktu’u der-i ma’delet-makarrda buyurulmak üzere tatarlarım kullarıma irsal olunmağla hain-i merkum gailesi suhuletle def’-i mahz (kendisi def edilmiş) asar-ı hulus keramet-mensus hakan-ı cihandariden olduğu ve o sene-i kaydının ve iştibah (şüpheli) olmağla cenab-ı rabb-i müstean hain-i din ü devlet ve müheymin fukara-i vedia-i cenâb-ı ehadiyyet olan bed had-hahları eynema kânû muzmahil ü perişan ve rehneverd ve adi-i (değersiz) idbar (son, sonu)……eyleye amin. İfade-i hâl siyakında ariza-i çakerânem tahririne ictisar ve merfu’ hak-i pâ-yi devlet-kararları kılındı İnşa-Allahû Teâlâ lede’s-sa’de’l-vusûl ol-babda emr –i ferman ve lutf ve ihsan devletlü, inayetlü, merhametlü, re’fetlü, atufetlü, veliyyü’n-nimetim, kesirü’l-lütf ve’l-kerem efendim sultanım hazretlerinindir. Fi gurre Zilkade Sene 1235 (9 Eylül 1820)

1907’DE AMELE OLARAK GURBETE GİTMEK İÇİN PASAPORT ALMAK İSTEYEN ALUCRALILAR VE YAŞADIKLARI SIKINTILAR  

 

Bundan önce aynı konuda incelediğimiz 1907 tarihli belgelerde Alucra’nın geçmiş tarihine yönelik bilgiler elde etmiştik. Bu bilgilerde Alucra ve Mindeval ahalisinin bulundukları yerlerde geçimlerini temin edecek işleri olmadığından amele olarak Anapa ve Batum taraflarına ve Der-saadet’e çalışmaya gittiklerini öğrenmiştik.

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/06/25/1907-tarihinde-alucra-pasaport-burosu-kurulmus/

Yukarıda link adresini verdiğimiz yazımızda incelediğimiz belgelerde Alucra Kaymakamının değerlendirmelerine de özet olarak yer verilmişti. Bu kez incelediğimiz belgeler ise Şura-yı Devlet (Danıştay) menşeli olup amele pasaportu talebinin burada görüşüldüğü anlaşılmaktadır. Buradan çıkan karar doğrultusunda da Alucra için de pasaport verildiği, hatta pasaport bürosunun kolaylık olması açısından Alucra’da kurulduğu, bunun için mühür kazıttırıldığı (hak edildiği) anlaşılmaktadır.

En önemlisi de Alucra Kaymakamının yazdığı raporun bir nüshası bu belgeler arasındadır. Burada öyle açıklamalar vardır ki çok dikkat çekicidir. Alucra ve nahiyeleri hakkında önemli bilgiler olduğu gibi bu değerlendirmeler Şiran’a kadar uzanmaktadır.

Tüm bu bilgilerin detayları özellikle Alucra Kaymakamının raporunda bulunmaktadır. Bu detayları öğrenmek için söz konusu raporun transkripsiyonunun okunması gerekmektedir.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Ehlibeyt Bendesi, Zafer Şık, Mustafa Demirel, Abdurrahman Çalı, Mehmet Şahin, Sebahattin Öksüz, Sıddık Yıldız, Kürşat Urungu Akpınar, Haydar Egesel, Ehlibeyt Bendesi, Arzu Akıncı, Nazan Olgun, Yasemin Soykan, Ayşe Kaviloğlu ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

Arşiv Fon Kodu: ŞD. Dosya No: 1815, Gömlek No: 3, Tarihi: 01 Ra (Rebiülevvel) 1328 (13 Mart 1910), Konusu: Nısf (yarı, yarım) ücretli amele pasaportunun Alucra kazasına da teşmili. (Sivas 2)image001

Huzur-ı Sami-i Cenâb-ı Velayetpenahiye

Devletlü Efendim Hazretleri

Trabzon vilayeti celilesine bahş olunan nısf ücretli amele pasaportunun Alucra kazasına da teşmili ve pasaportun dahi livaya a’zimetlerine hacet kalmayarak kazaca i’tası veyahut mürur-ı ilm u haberi üzerine kazaca muamele-i lazıme bil-ifa mani-i a’zimet bir halde bulunduğu ve ahvâli zamâniye müsaid olduğu takdirde zaten yolları üzerinde bulunan Gümüşhane Sancağınca pasaport almak üzere tahrirat-ı mahsusa ile a’zimetleri vesailinin istikmaline mütedair olub kaza-i mezkûr Kaim-makamlığından vürud iden fi 6 Teşrinievvel Sene 1322 tarih ve ikiyüzkırkbir numerolu tahrirat sureti leffen takdimi huzur-ı sami-i cenab-ı velayetpenahileri kılınmış ve bu babdaki mütalaa ve mutalebe-i vakıaya ve liva nüfus me’murluğu derkenarı suretine nazaran isafı mucib-i muhsenat görülmüş ve Şiran kazası kurası eimme ve muhtaranının ihtiyar ittikleri mugayir-i kanun muameleleri hakkında icabının icrası lüzumunun Trabzon vilayet-i celilesine iş’ar buyurulması maslahata muvafık bulunmuş ise de icra-yı icabı merhun-ı emr ve irade-i cenâb-ı asafâneleri kılınmağın ol-babda emr ü ferman hazret-i men-leh’ül emrindir. Fi 22 Şevval Sene 1324 ve fi 25 Teşrinisani Sene 1322 (30 Kasım 1809)    Karahisar-i Şarki Mutasarrıfı Bendeimage002

Sivas Vilayeti

Dâhiliye Nezaret-i Celilesine

Hülasası/Nısf ücretli amele pasaportunun Alucra kazasına teşmili hakkında

Devletlü efendim hazretleri

Trabzon vilayetine mahsus olan nısf ücretli amele pasaportunun Alucra kazasına da teşmili ve ashab-ı müracaatın livaya a’zimetlerine hacet kalmayarak pasaportun kazaca da i’tası veyahut mürur-ı ilm u haberi üzerine kazaca da muamele-i lazıme bil-ifa mani-i azimet bir halleri bulunmadığı ve ahvali müsaid olduğu takdirde yol üzerinde bulunan Gümüşhane Sancağınca pasaport almak üzere tahrirat-ı mahsusa ile i’zamlarına müsaade istihsali hakkında Karahisar-i Şarki Sancağı Mutasarrıflığından alınan tahrirat merbutu mahalli Kaim-makamlığının tahrirat sureti ile beraber nüfus nezareti ifadesiyle leffen takdim kılınmış olmağla muktezasının ifa ve inba buyurulması babında emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir. Fi 10 Zilkade Sene 1224 ve fi 13 Kanunievvel Sene 1222 (26 Aralık 1906) Sivas Valisi Bendeimage003

Hu

Huzur-ı âli-i hazret-i sadaretpenâhiye

Marûz-i çaker-i kemineleridir ki

Trabzon vilayetine mahsus nısf ücretli amele pasaportunun Alucra kazasına da teşmili ve ashab-ı müracaatın livaya müracaatlarına hacet (gerek) kalmaksızın pasaportun kazaca da i’tası (verilmesi) yahud mürur-ı ilm ü haberi üzerine kazaca muamele-i lazıme bil-ifa mani-i a’zimet halleri bulunmadığı takdirde yol üzerinde bulunan Gümüşhane Sancağınca pasaport almak üzere tahrirat-ı mahsusa ile a’zimetlerine müsaade istihsali hakkında Karahisar-i Şarki Mutasarrıflığından gönderilmiş tahrirat ve melfufunun tesyarıyla muktezasının ifa ve inbâsı Sivas vilayetinden alınan tahriratda izbâr olunmuş ve mutasarrıflığın tahriratına melfuf olan Alucra Kaim-makamlığının tahriratı suretinde kazanın dağlık olmasından dolayı bazı nahiyeleri ahalisi mürur tezkeresi alarak bera-yı ticaret Der-saadet’e gitmekde ve bazı nevahi (nahiye) halkı kış mevsiminde Canik bila-tezkere (izinsiz) ve ma’a ailesiyle (ailesiyle birlikte) külliyetle azimet etmekde ve Mindeval nahiyesinin muharerü’l-esami-yi kurası sekenesi (oturanlar, sakinler) dahi Rusya’nın Anapa cihetlerine amelelik etmek üzere firaren savuşmakda olduklarından ve bunlara hükümet-i mahalliyeden pasaport ve mezuniyet istihsal etmedikleri cihetle firaren diyâr-ı ecnebiye gitmiş nazarıyla bakıldığı takdirde ba’dema memalik-i mahrusa-i şahâneye âdem-i kabulleri icab edeceğinden ve bu da hayr ve şerlerini idrak edemeyen ahali-i kura haklarında mucib-i perişânî olacağından ve bir kısmının Şiran kazasıyla Gümüşhane Sancağından nâm-ı müstear ile pasaport istihsal ederek savuşmaları karyelerine on beş saat mesafede bulunan merkez livadan pasaport istihsali içün kefil iraesine (göstermeye) mecbur olmalarından ve la-ekall (en az) yedi sekiz gün ve bazen kefil bulamayarak on on beş gün işlerinden kalmalarından münbais idiğünden (gönderilmiş olduğundan) Trabzon vilayeti içün alınan nısf ücretli amele pasaportunun Alucra kazasına da teşmili ve livaya azimetlerine hacet kalmayarak pasaportun merkez kazadan i’tası yahud mürur-ı ilm u haberi üzerine kazaca muamelat-ı lazıme bi’l-ifa mani-i azimet halleri bulunmadığı ve ahvali müsaid olduğu takdirde zaten yolları üzerinde bulunan Gümüşhane Sancağınca pasaport almak üzere tahrirat-ı mahsusa ile oraya i’zamları lüzumu dermeyân kılınmışdır. Görülen mahzura mebni vilayet-i saireden verilmiş ilm u haberlerin kabul ve onlara istinaden mürur-ı mezkûresi ve pasaport i’ta edilmemesi 13 Ağustos Sene 1307 tarihli tebligat-ı umumiye ahkâmından bulunduğu cihetle Gümüşhane Sancağından pasaport almak üzere ashab-ı müracaatın ilm u haber ve tahrirat-ı mahsusa ile oraya i’zamları caiz olamayacağı gibi Manastır vilayeti dâhilindeki kaza ve nahiyelerden pasaport i’tası hakkında mukaddemâ makam-ı vilayetden vuku’ bulan iş’ar ve sebk eden istizan üzerine bi’l-umum nahiye ve kaza merkezlerinden pasaport i’tası pasaportların umur-ı tanzimiye ve tahririyesince bir takım müşkilatı ve birçok masrafı mucib olacağı cihetle kaza ve nahiyelerden pasaport i’ta kılınacağına dair pasaport nizamnamesinde münderiç hükmün el-yevm me’muriyet-i lazımesi mevcud bulunan kaza ve nahiyelere hasrıyla bunlardan gayrı mahallerden memalik-i ecnebiyeye azimet edeceklerden pasaport me’muru bulunan mahallere müracaatları lüzumunun cevaben vilayet-i müşarün-ileyhaya iş’arı ve indel-icab sair mahallere dahi bu suretle tebligat icrası makam-ı âli-i sadaretpenâhilerinin 21 Teşrinievvel Sene 1313 tarihli tezkire-i samiyeleriyle tebliğ olunan Şura-yı Devlet Tanzimat Dairesi kararı iktizasından bulunmasına ve fakat memleketlerinin nan-kesenat olması ve başka suretle vasıta-i ticaret mefkud (kaybolmuş, yol, olmayan) bulunması hasebiyle Batum cihetinde münhasıran amelelikle temin-i maişet etmekde olan Keskim kazasının Vakıf nahiyesi ahalisine Trabzon vilayetine verilmekde olan altı mah müddetli onar guruşluk pasaportların i’tasına daire-i müşarün-ileyh kararıyla bil-istizan irade-i seniyye-i cenâb-ı hilafetpenâhi şeref-müteallik buyurulduğu 18 Haziran Sene 1316 tarihli buyruldu-i sami ile tebliğ buyurulmuş olmasına ve vilayet-i müşarün-ileyhinin suret-i iş’arına nazaran iktizayı hallinin Şura-yı Devletçe tezkiri re’y-i sami-i sadaretpenâhilerine menut (bağlı) bulunmuş ve vilayetin salifü’l-beyan tahriratı melfufatıyla takdim olunmuştur. Ol-babda emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir.

Fi 7 Safer Sene 1325 ve fi 8 Mart Sene 1323 (21 Mart 1907) Nazır Umur-ı Dâhiliye Bendeimage004image005

Alucra kazası Kaim-makamlığının fi 6 Teşrinievvel sene 1322 tarih ve ikiyüzkırkbir mumerolu tahriratı suretidir.

Mustağni arz ve beyan olunduğu üzere kaza-yı acizi dağlık ve arazisi pek zıyk (dar, sıkıntılı bulunduğu cihetle ahalisinden Gicora, Saymuhal ve mindeval nahiyesinin aşağı cihet kuraları mürur tezkeresi alarak bera-yı ticaret Der-sadet’e gitmekte ve Kuvata nahiyesinin tamamı ve merkez kazaya civar karyeler dahi kış mevsiminde Canik Sancağına civariyetden bil-istifade bila-tezkere ve ma’a aile-i külliyetle a’zim olmakta ve Mindeval nahiyesinin yukarı ciheti Yenice, Panik, Mutağa ve civar karyeler dahi Rusya’nın Anapa cihetlerine amelelik etmek üzere firaren savuşmakta olup birincisi usulu dairesinde tezkere istihsal ettiği ve Der-saadet’te namuskârâne para kazanarak avdet eyleyerek bil-cümle tekâlif-i emriyelerini günü gününe i’ta edegelmekte bulundukları cihetle çoluk çocuklarını dahi birlikte götürdükleri ve akdimce de arz-ı keyfiyet kılındığı cihetle gittikleri mahallerde bir takım İslâm, Hıristiyan hanelerinde güya hidmet etmek içün kullanarak ve bir kısım da sefil ve sergerdan (şaşkın) orada burada kalarak envâ-i fuhşiyata sâlik oldukları (fuhuş batağına düştükleri) ve züll-il su’âli (aşağılık işi) kendilerine ticaret add (ettikleri) ahlakları yevmen fe-yevmen (günden güne) bozulmakta ve cevher-i iffetleri pâymâl olmakda (ayakaltına alınmakta) ve senevi birçok genç kızlar ve kadınlar gaybubet ederek (kaybolarak) avdet etmekde ve işbu adet-i sakimelerinden (yanlış alışkanlıklarından) hali (boş) kura (köy) dahi âdem-i memnuniyet ve nefret eylemekte olduğu cihetle muhtarana kadın ve çocukların salıverilmemesi tenbih ve te’kid kılınmış (tekrar tekrar söylenmiş) ve dellal (tellal, çığırtgan) vasıtasıyla i’lân ve tefhim edilmiş olsa da ara sıra ne bazılarının maa aile (aileleriyle birlikte) savuşmakda olduğu işitilmekte ve bunların gittikleri mahallerden siyyemâ (özellikle) Çakrakbeli (Kurtbeli) muhafızı tarafından kayd ve çevrilmesi esbabının istikmali menût-ı re’y-i rezin-i isâbet-karîn-i ‘atufileri bulunmuştur. Üçüncü cihete gelince işbu kura (köyler) ahalisinin kazadan pasaport ile savuşup gitmeleri inzibat ve askeri ve tahsil-i tekâlifi husumatça en fena bir muamele olduğu bâ-hükümet-i mahalliyeden pasaport ve me’zuniyet istihsal etmedikleri cihetle firaren diyar-ı ecnebiyeye gitmiş nazarıyla bakıldığı takdirde memalik-i mahrusa-i âhâneye ba’dema (sonra) âdem-i kabulleri icab edeceğinden kâr u hayriyeleri asar cihetleriyle bilemeyen fukara-yı ahali-i kura (köy halkı) haklarında pek vahim bir netice hâsıl edebilecektir. Halbuki işbu kura-yı ahalisi hakikat-i halde firara diyar-ı ecnebiyeye gitmiş olmayub Şiran hükümetinin ve sevahil zabıta me’murlarının nazar-ı müsammahalarından bi-istifade Şiran karyeleri ahalisinden eşkâli tevafuk eden eşhas namına pasaport alınarak gitmekdedirler ve bu ciheti asker firarileri ve erbâb-ı ceraim (suçlular) ihbar ettikleri gibi erbâb-ı namus ve haysiyet dahi bu suretle gitme(k)dedir. Esbâb-ı ise bu kere şu bu karyelerde icra eylediğim tetkikat ve tenkizat-ı aciziye nazaran birkaç cihetden kendileri içün teshilat olmasından neş’et etmektedir. Şöyle ki evvela Trabzon vilayetine nısf ücretle amele pasaportu i’tası mezuniyeti bahş edilmiş olduğundan buradan istihsal olunacak tam pasaport harcından ehven suretle alına bilmesini saniyen işbu karyeler Şiran karyesi hududunda ve merkez kasabaya yedi sekiz saat mesafede bulundukları cihetle Rusya’ya gidecek bir adam matbu ilm u haber ve pul almak içün bir defa kasabaya gelmeye karyesi hey’et-i ihtiyâriyesine li-ecli’t tekrar karyesine avdet etmeğe ve azimetine mani-i ahvali olup olmadığı anlaşılmak içün tekrar hükümete gelüb işbu ilm u haber üzerine muamele ifa ettirmeğe ve ba’dehu karyelerinden on beş saat mesafede bulunan merkez livaya giderek pasaport istihsaline ve kefil iraesine mecbur olub la-ekall yedi sekiz ve bazen kefil bulamayarak on onbeş gün pasaport istihsal etmek içün düçar-ı müşkilat olarak işlerinden alıkonulmakda ve birçok masarife giriftar olmakda derler ki kendilerine en girân gelende bu cihetdir. Alucra ve Refahiye karyeleri ahalisine Şiran karyeleri muhtarları ve ba-hususu Şiran’ın Tamara karyesi imamı Molla Muhammed ve Şemuk karyesinden Kürt Kara Yusuf ve Çatrır karyesinden  Budaloğlu İzzet ve…….ve Korzaf ve Sadak karyeleri imam ve muhtarları pasaport istihsali kendülerine bir ticaret add ettiklerinden karyeleri ahalisi namına akdemce mukadder amele pasaportu alarak Rusya’ya gitmek içün kendilerine müracaat edenlerin hangisinin eşkâli ve sinni (yaşı) mevcut pasaportlara tevafuk ederse pasaporta muharrer isim ve şöhret ve saire evadım ta’lim eyleyerek ve mukabilinde iki Mecidiyeden bir liraya kadar bir pare alınarak zahmetsizce bir saat içerisinde pasaportunu istihsal etmiş olur. Ve eğer mevcut pasaportlar eşkâline tevafuk etmez ise karye ahalisinden eşkâli tevafuk eden birinin tezkere-i Osmaniyesi alınarak muhtar ve imamların delaletiyle Şiran hükümetinden mu’amele-i mukteziye bil-ifa zaten yolu üzerinde bulunan Gümüşhane livasından pasaport alınarak hiçbir gün ga’ib itmeyerek yoluna devam edebiliyor ve tezkere-i Osmaniye Rusya’dan posta ile sahibine iade edilmiyor yalnız pasaport veya tezkere-i Osmaniye ile senede birkaç adamında gidebildiği ki ve pasaport ahz eden adam külle yevm (her gün) Şiran’da ve hükümetde işi gücüyle meşgul olduğu halde işbu muameleden Şiran hükümeti ve Sevahil me’muruni zabıtasının haberdar olamamaları veyahut nazar-ı bi-kaydıve müsamahaları mucib teessüf-i ahvalden görülmektedir kazanın……ziyade karyesinden senede bir ikiyüz şahsın bila-me’zuniyet Rusya’ya gidip gelmekteki mahzur nezd-i samilerde dahi müsellem olacağından (kabul edileceğinden) bu husus içün pek ziyade it’ab-ı fikr ve sarf-ı zi’hin olunmuş ise de kazaca bunların azimetine mani olunmak çünkü kura-yı mezkurenin merkez hükümete olan bi’dayeti ve Şiran kazasına olan civarını ve giden kimseler değil muhtarana komşularına bile ma’lumat vermedikleri cihetle pek müte’assir ve müsteb’id olub diğer cihetden dahi arazilerinin darlığı maişetlerini temin edemediğinden kendilerinin be-he-mahal bir tarafdan erzak-ı mukadderelerini celb ve cem’a mecbur bulunduklarından ve hakikat-i halde bu Rusya’ya giden eşhas az zaman zarfında külliyetlü akçe ile avdet ederek kendi akrabâ-yı taallukâtının bi’l-cümle tekalif-i emriyelerini (vergilerini) i’ta ettikleri gibi bedel-i nakdi-i askerilerini dahi tedarik edegelmektedir. Faysal ile geçmekte olduklarından bunların a’zimetine mani olmakdan ziyade ‘anif-ül beyân (biraz önce bildirilen) Şiran kazasınca pasaport istihsalinde kurdukları teshilatın buraca da kendilerine bahş olunması mucib-i muhsenat olacağı ve bu takdirde Rusya’ya gidecek erbâb-ı namus ve iffetin heman işbu adet-i sakimelerini (kötü adetlerini) terk ile kendiliklerinden merkez hükümete şitaban olacakları (koşacakları) ve pek müşkülat ve havf-ı halecanla (korku ve heyecanla) aharın (diğer) namını taşımak ve çok kereler dahi sevahil zabıta ve polisi memurlarına paralar vermek ve kayıkla gitmek gibi seyirden vareste kalmaklığı kendileri de arzu edecekleri reviş-i ifadelerinden anlaşılmaktadır. Bu babda varid-i hatr-ı acizi olan teshilat (kolaylıklar) Trabzon vilayetine bahş olunan nısf ücretli amele pasaportunun bu kazaya da inayet buyurulması ve pasaportun dahi livaya a’zimetlerine gerek kalmayarak buraca i’tası veyahut mürur ilm u haberi üzerine (Cümlenin böyle bitmesi belgelerin 3. sayfasının da olması gerektiğini gösteriyor. Ancak dosyasında 3. Sayfası yok. Zaten cümlenin bittiği yerde konunun toparlanmaya çalışıldığı anlaşılıyor).

1917’DE ALUCRA’YA KAYMAKAM ATAMASI

 

1917’de Alucra Kaymakamı İrfan Bey Urfa’ya atanırken Çerkesköy Nahiyesi Müdürü Ali Hıdır Bey de terfi ettirilerek Alucra’ya Kaymakam olarak atanmıştır. Bu atama aynı zamanda Kafkas Cephesinde Rusların geri çekilmesiyle Alucra’ya yapılan ilk Kaymakam atamasıdır. Zira Alucra o yıllarda olağanüstü şartların yaşandığı ve kolordunun konuşlandığı bir yer konumundadır.

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Zafer Şık, Sıddık Yıldız, İbrahim Yıldırım, Rümeysa Odabaş ve Ayşe Kaviloğlu’na çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

image002

Hu

İrade-i Seniyye

Dâhiliye Nezareti

Me’murin ve sicil-i ahval müdüriyeti /Aded: 2497

Yafa Kaim-makamlığına Halilü’r-Rahman Kaim-makamı İrfan Beğ almakda olduğu birinci ve Halilü’r-Rahman Kaim-makamlığı’na Alucra Kaim-makamı İrfan ve Alucra Kaim-makamlığı’na da Çerkesköy Nahiyesi Müdürü Ali Hıdır Beyler üçüncü sınıf maaşları ile nakil ve ta’yin kılınmışlardır.

İşbu irade-i seniyyenin icrasına dâhiliye nazırı me’murdur. Fi 14 Rebiülevvel Sene 1335 ve fi 26 Kanunievvel Sene 1332 (8 Ocak 1917)

Dâhiliye Nazırı Talat Sadrazam Mahmud Şevketimage004

Hu

Huzur-ı Âli-i Cenâb-ı Sadaretpenâhiye

Dâhiliye Nezareti

Me’murin ve Sicill-i Ahval Müdüriyeti

Aded / 25590-840

Marûz-ı çaker-i kemineleridir;

Münhal olan Yafa kazası Kaim-makamlığına Halilü’r-Rahman kazası Kaim-makamı İrfan Beğ’in almakda olduğu birinci ve Halilü’r-Rahman Kaim-makamlığına Alucra Kaim-makamlığına ta’yin olub ahval-i sıhhiyesinden naşi diğer mahalle naklini taleb ve istid’a etmekte olan İrfan ve Alucra Kaim-makamlığına da Mekteb-i Mülkiye mezunlarından Çerkesköy Nahiyesi Müdürü Ali Hıdır Beylerin üçüncü sınıf maaşları ile nakil ve ta’yinleri ancak müdiran kararıyla bi’t-tensib irade-i seniyye layihası leffen takdim kılınmış olmağla ifa-yı muktezası menut-ı müsaade-i samiye-i fehimaneleridir ol-babda emr ü ferman hazret-i veliyyü’l emrindir. Fi 13 Rebiülevvel Sene 1335 ve fi 25 Kanunievvel Sene 1332 (7 Ocak 1917)

Dâhiliye Nazırı Bende Talat

KAFKAS ONBİRİNCİ FIRKA KUMANDANI ZEKERİYA BEY’İN TALTİFİ

image002

image004

1.Dünya Savaşı’nda Ruslarla Kafkas Cephesi açılınca ordumuz da Refahiye’den Tirebolu’ya uzanan hat üzerinde savunma mevzileri kurmuştu. Bu meyanda Alucra’da da Kolordunun merkezi bulunmaktaydı. Ordu gereksinimleri doğrultusunda değişik yerlerde konuşlanmış, dispanserinden hastanesine kadar her türlü ihtiyaçları için teşkilatlanmıştı.

Bu bağlamda Zun (Boyluca) köyünde de önemli askeri birliklerimiz bulunmaktaydı. Savaşın ilk yılları çok şiddetli geçmiş, Rusya’da Bolşevik ihtilali yaşanmasıyla Rus askeri geri çekilinde Ordumuz ihtiyaten bir süre daha bölgemizde kalmıştır.

Bu bekleme süresi içinde de Zun köyünde bulunan Kaymakam Zekeriya Bey, köydeki okul ihtiyacını karşılamak üzere zamanın koşul ve imkânlarına göre üst düzeyde sayılacak iki okul inşa etmiştir. Okullar günümüze intikal etmemiş olsa da Zafer ve Cihat isimleri verilen mekteplerin resimleri bizleri o günlere götürmektedir.

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/03/06/birinci-dunya-savasi-esnasinda-kafkas-ordu-komutanligi-tarafindan-alucranin-zun-koyunde-insa-edilen-cihad-ve-zafer-mektepleri/

İşte Zekeriya Bey bu başarılı çalışmasından dolayı Eğitim Nişanı ile ödüllendirilmiştir.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, ve Ayşe Kaviloğlu’na çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Arşiv Fon Kodu: İ..DUİT, Dosya No: 158, Gömlek No: 5, Tarihi: 23 B (Recep) 1336 (4 Mayıs 1918), Konusu: İnşaat, taltifat; Zekeriya Bey (Kaymakam, Kafkasya Onbirinci Fırka Kumandanı); Zafer Mektebi (Zun karyesi, Alucra); Cihad Mektebi (Zun karyesi, Alucra); Zun karyesi (Alucra)

image006

Hu

Huzur-ı Sami-i Cenâb-ı Sadaretpenahiye

Marûz-ı çeker-i kemineleridir;

Alucra kazasının Zun karyesinde Kafkas Onbirinci Fırka Kumandanlığınca inşa ettirilip Zafer ve Cihat namlarıyla tesmiye ettirilmiş iki bâb mekteb binasının emr-i inşaatında himmet-i mahsusa-i maarif-perveranesi meşhud olan mezkûr fırka kumandanı Kaim-makam Zekeriya Beğ’in münâsib rütbeden maarif nişanıyla lüzum-ı taltifi Karahisar-i Şarki Mutasarrıflığının iş’arına atfen Sivas Vilayeti vekâletinden ba-tahrirat inha edilmiş ve mir-i muma-ileyhanın üçüncü rütbeden maarif nişanıyla taltifi bi’t-tensib bu babda tanzim edilmiş irade-i seniyye layihası leffen arz ve takdim kılınmış olmakla ifa-yı muktezası vabeste-i müsaade-i celile-i daver-i efhamileridir. Ol-babda emr ü ferman hazreti veliyyü’l emrindir. Fi 20 Recep Sene 1336 ve fi 2 Mayıs Sene 1334 (2 Mayıs 1918)

Maarif-i Umumiye Nazır Vekili

 

ALUCRA ALİŞAR ZAVİYESİ VAKFI

 

İncelediğimiz belgede Alucra’nın Alişar köyünde bulunan Alişar Şeyh Zaviyesinin varlığından haberdar olmaktayız. Belgelerimizin ilki 1752, diğeri 1765 tarihlidir. Önemli bilgiler içermektedirler.

Zaviyelerin özelliği buraların işlek yol üzerinde olması ve belli yükümlülükleri bulunmasıdır. Bunlar gelip, geçenlere yemek ve yatacak yer temini, ısınma ve hamam ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Misafirlerin ibadet ihtiyaçlarını karşılamaları için de gerekli yerler mevcuttur.

Belgemizde de Diyarbakır’dan gelerek burada hizmette bulunan bir misafirden bahsedilmektedir. Bu da Karahisar-i Şarki’nin geçmişteki konumunu göstermesi açısından önemli bir örnektir.

Ayrıca birinci belgemizde adı geçen Seyyid Mehmet’in ikinci belgemizde vefat ettiği belirtilmektedir. Bu kurumlar zamanın sosyal kurumları olarak babadan oğula geçerek yıllarca hizmet vermişlerdir.

Belgelenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Sıddık Yıldız, Zafer Şık, Güler Dilman Sılay, Ayşe Kaviloğlu ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Arşiv Fon Kodu: AE.SMHD.I.. Dosya No: 219, Gömlek No: 17430, Tarihi: 29 Z 1165  (7 Kasım 1752), Konusu: Karahisar-ı Şarki’de Alucra Nahiyesi’nde zaviyedarlık mahlulünün tevcihine dair arz. a.g.ttimage001

Der-i devlet mekine arz-ı dai-i kemine budur ki Medine-i Karahisar-i Şarki muzafatından Alucra nahiyesinde vaki’ Alişar nam karye sülüs hisse zaviyedarlığına aba-an-cedd (atadan beri) vazife-i mu’ayyeneyle mutasarrıf olan Es-Seyyid Mehmed Halife Medine-i Amed’de (Diyarbekir) bi’l-müsafire hismetimizde olur iken bundan akdem fevt olub zaviyeliği mezbur mahlûl olmağla şiddet-i şitâ (kış) sebebiyle Karahisar Kadısı Efendiden arz olunmağla iktidarları olmağından bu abd-ı fakir (fakir kul) tarafından der-i devlet medara arz ve i’lam olunmuşdur. Zaviyeliği mezburun babası müteveffa-yı mezbur mahlülünden ve erbâb-ı istihkakdan sulbi oğlu iş bu bais-i arz-ubudiyyet-i Ali halife her vecihle layık ve mahall-i müstehakk ve sezavar-ı âtıfet olmağla zaviyeliği mezbur babası müteveffa-yı mezbur mahlülünden oğlu merkum Ali halifeye tevcih ve inayetleri ve yedine berat-ı şerif alişan sadaka ve ihsan buyurulmak ricasıyla evvelki vâki’ü’l hâldir. Bi’l-ibtihâl pâye-i serir-i a’lâya arz u i’lâm olundu bâkî emr ü ferman men leh’ül emrindir. Hurrira fi’l-yevmi’s-sâlis min muharremi’l Muharremü’l-harâm li-sene hams ve sittîn ve mi’e ve elf

El-‘abdu’d-dâ’î li’d-devleti’l-Osmâniyye

Es-Seyyid Mehmed Es’ad el-muvella-hilâfehû

Arşiv Fon Kodu: C..EV.. Dosya No: 313, Gömlek No: 15905, Tarihi: 29 Ra 1179 (15 Eylül 1765), Konusu: Şarki Karahisar’da vaki Alişar Zaviyesi Vakfı’nın mahlûl tevliyet ve zaviyedarlığı.image002

Devletlü, atufetlü, merhametlü Sultanım hazretleri sağ olsun.

Arz-ı hal-i kullarıdır ki nefs-i Karahisar-i Şarki’de vaki Alişar Şeyh Zaviyesi Vakfının sülüs hisse tevliyet ve zaviyedarı olan Seyyid Mehmed Es’ad bila veled fevt olmağla (çocuksuz olarak ölmesiyle) mahlülünden bu kullarına tevcih ve berat olmuş iken fevt-i vaki olmamağla bu kullarının üzerimden ref’ olunup şimdi müteveffanın fevti vaki olub bu kulları dâhi sahib-i evvel olmağla merahim-i aliyyelerinden mercudur ki (umulur ki) Anadolu’dan der-kâr-ı ma’lum-ı devletleri buyuruldukta müteveffanın mahlülünden sülüs hisse tevliyet ve zaviyedarlık sahib-i evvel kullarına müceddeden tevcihe ve yedine berat-ı şerif-i alişân ve sadaka ihsan buyurulmak babında emr ü ferman devletlü, inayetlü, merhametlü Sultanım hazretlerinindir.

ALUCRA DELLÜ TAŞDEMİR HAPU (YÜKSELEN) KÖYÜ VE KOYUN BABA HAZRETLERİ

image001

Dellü’nün girişinden görünüşüimage002

Hapu’dan (Yükselen Köyünden) Dellü’nün (Aktepe Mahallesi) görünüşü

Bu araştırma ve inceleme yazısı için Alucra’dan başlayan yolculuğumun ilk durağı Dellü köyü yeni adıyla ve konumuyla Aktepe Mahallesi oldu. Dellü köyü geçmişte çok ihtişamlı ve bir o kadar da namı yüksek bir köymüş. Bunun nedeni de vaktiyle burada bulunan bir vakıftan ve dergâhtan kaynaklanmaktadır.image003

Yukarıdaki belge 13831 sayılı defterin ilgili bölümüdür. 1265-1266 yani 1849-1850 yıllarına aittir.

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/01/27/alucranin-kayip-vakiflari/

Kaza-i mezbura tabi Ahlos namı diğer Dellü karyesinde vaki Koyun Baba Zâviyesi Vakfının ber-vech evladiyet ve meşrutiyet ba-berat-ı âli mutasarrıfı eş-Şeyh Mustafa ve Yakup ber-hayat oldukları halde sene-i merkûme mahsuben bedel-i hasılatı tamamı vakıf hisse an karye-i Ahlos namı diğer Dellü tabi-i kaza-im der dâhili vakfın ber-veche meşrutasının…

Koyun Baba olarak Çorum’da da bilinen bir zat bulunmaktadır. Keza Şiran’da da bu adla bir köy vardır. Hepsi aynı adla anılan bir şahıs mıdır veya aynı şahıs adına kurulmuş Zaviye vakıfları mıdır? Bunu bilemiyoruz. Ama Alucra’nın Dellü Köyünde de bu adla anılan bir vakıf olduğu kayıtlarla sabittir.image004

Dellü Köyünde şimdiki Aktepe Mahallesinde bulunan ve Koyun Baba Hazretlerine ait olduğuna inanılan kabir ve türbe binası aşağıda.image005

Burada bulunan Zaviye Vakfının vakıf senedi bilinmediğinden kuruluş tarihi de tam olarak bilinmemektedir. Ancak çok eski bir vakıf olduğu Şeyler Mezarlığı olarak bilinen mezarlıktaki mezar taşlarının yapısından anlaşılmaktadır. Bu yapıdaki mezar taşları örneklerine 1000’li yıllara tarihlenen dönemlerde rastlanmaktadır. Bunların örnekleri Zıhar (Fevzi Çakmak) Köyünde bulunan Çağırgan Baba kabristanında da bulunmaktadır.image006

Fevzi Çakmak’daki (Zıhar) Çağırgan Baba Kabristanındaki mezar taşları (Vakfın tarihi Miladı 1342’dir)

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/10/19/cagirgan-baba-ve-fevzi-cakmak-zihar-koyu-2/

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2013/04/23/alucranin-cagirgan-velileri-cagirgan-baba-ve-seyyid-mahmut-cagirgan/image007

image008

Kabristan Eşküne (Demirözü), Görene (Aydınyayla) ve Hapu (Yükselen) yolu üzerinde yolun altında dere tarafında kalmaktadır.

Dellü vaktiyle bağımsız bir köy iken şimdilerde küçülmüş ve Hapu’nun (Yükselen) mahallesi konumuna gerilemiştir. Köyde görüştüğüm bir şahıs Dellü’nün (Aktepe) tek haneye düştüğünü, kışın tamamen terk edildiğini belirtmiştir. O da köyde hayvancılık yaptığı için sezonluk olarak kalmaktadır.

Fatma Acun ve Mehmet Öz’ün Orta Karadeniz Tarihinin Kaynakları kitabında 1635’de Ahlos yani Dellü Köyünde yaşayanlar hane sahibi olarak aşağıdaki gibi belirtilmiştir.

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/06/30/orta-karadeniz-tarihinin-kaynaklarina-gore-alucara/

Hânehâ-i Zâviyedâr ve Ehl-i Mansıb

Hâne-i Muzaffer veled-i İbrahim Şeyh, zâviyedar-ı karye-i mezbur

Hâne-i Yakub veled-i Şaban zâviyedar-ı karye-i m.

Hâne-i Mehmed veled-i Süleyman Şeyh, zâviyedar

Hâne-i Hüseyin veled-i Mehmet Beşe

Hâne-i Piri veled-i Hacı

Hâne-i Halil veled-i Muzaffer

Hâne-i Yusuf veled-i Şaban

Şaban Taştan Hoca’nın okuduğu 1835 tarihli Alucra nüfus kayıtlarında ise köyde 3 hanede 15 kişi yaşamaktadır. Bu sayıya kadınlar ve kızlar dâhil değildir. Bu tarihte de Şeyh ve Şeyh oğulları tanımına rastlanmaktadır.

http://www.alucra.com/index.php?option=com_content&view=category&id=118&Itemid=335

Dellü günümüzde de bilinen önemli şahsiyetler yetiştirmiş bir beldemizdir. Dellülü Hoca diye bilinen Mehmet Yağcıoğlu ve onun yetiştirdiği oğulları Cafer Hoca ile Kasım Hoca en bilinenleridir. Yine onlarım amcaoğulları olan ve Selahattin Hafız olarak bilinen Selahattin Yağcıoğlu Hoca da köyün yetiştirdiği önemli değerlerdendir.image009

Selahattin Yağcıoğlu Hoca (Selahattin Hafız)

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/04/21/alucranin-emektar-sahsiyetleri-hafiz-selahahttin-yagcioglu/

Kasım Hoca ise hiç şüphesiz en bilinen en tanınanıdır. Halveti tarikatı Şeyhi de olan Kasım Hoca İstanbul Perşembe Pazarında bulunan Bereketzade Vakfı’nda olan hizmetleri ile de ön plana çıkmaktadır. Aynı zamanda yıllarca Arap Camiinde de görev yapmış olan hizmet adamıdır. Vakıfta verdikleri burslarla binlerce gencin okumasına yardımcı olmuştur.image010

Kasım Yağcıoğlu Hoca

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/04/20/alucranin-emektar-sahsiyetleri-kasim-yagcioglu/

Köyün adıyla ilgili olarak Cafer Hoca’nın anlattığına göre bir zamanlar Dellü’ye Ürgüp’ten işaret üzere gelen bir Hoca Efendi yerleşmiştir. Bir süre sonra öğrencisini ziyarete gelen hocası Dellü’de talebesini bulunca, evladım bu kadar hassa (güzel) yerleri bıraktın da bu bayır yerlere neden çıktın, sen deli misin der. Dellü ismi de buradan gelmiştir.image011

Cafer Yağcıoğlu Hoca

http://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/04/22/alucranin-emektar-sahsiyetleri-cafer-yagcioglu-cafer-hoca/image012

Hapu’nun (Yükselen köyünün) diğer mahallesi Taşdemir’in Dellü’den çekilen fotoğrafı.image013

 Taşdemir’in Hapu’dan (Yükselen köyünden) çekilen fotoğrafı

Taşdemir de zamanında bağımsız bir köy durumundaymış. Ancak o da zamanla küçülerek mahalle konumuna gelmiş. 1635’deki durumuna göre hane sayıları aşağıdaki gibidir.

KARYE-İ TAŞDEMİR

Hâne-i Hasan veled-i Oruç, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.

Hanehâ-i Ehl-i Mansıb ve saire

Hâne-i Hüseyin veled-i Hasan, an erbâb-ı timar-ı karye-i m.

Hâne-i Mustafa veled-i Oruç, babası beratın ibraz itmekle re’ayadan değildir.

Hâne-i Ali veled-i Recep an re’âyâ

Hâne-i isa veled-i Tur Ali, bu dahi

Hâne-i Hüseyin veledi Oruç, bu dahi

1835 nüfus kayıtlarına göre ise 5 hanede 10 kişi ve iki aile görünmektedir. Burada da kadın ve kızlar sayıya dâhil değildir.

image014

Şeyhler Mezarlığından Hapu (Yükselen) köyünün görünüşü

 image015

Hapu köyünde bulunan yaklaşık 2 mt. Yüksekliğinde bir mezar taşı.

image016

Hapu (Yükselen) Köyü camiimage017

Minaresi camiden bağımsız inşa edilen caminin minaresi ile birlikte farklı açıdan çekilmiş bir fotoğrafı

Yükselen eski ve bilinen adıyla Hapu köyünün 1635’deki durumu da aşağıdaki gibidir.

KARYE-İ HAPU (YÜKSELEN)

Hâne-i Molla Musa veled-i Veli, imam ve hatib-i cami-i karye-i m.

Hâne-i Ali veled-i Salih, imam-ı karye-i m.

Hâne-i Mustafa veled-i Ahmet, yetim olmağla haneye dâhil değildir.

Hâneha-i Re’aya-yı Müslümânân der karye-i m.

Hâne-i Veli veled-i Tur Bekir

Hâne-i Mahmut veled-i Ali

Hâne-i Yahya veled-i Habil

Hâne-i Veli veled-i Salih

Hâne-i Ali veled-i Molla

Hâne-i Mehmet birader-i o  (burada ( o ) bir üstteki ile ilgili olarak zikredilen anlamındadır)

1835’de ise 7 hanede kadın ve kızlar hariç 16 kişi bulunmaktadır. Aile isimleri de aşağıdaki şekildedir.

1- Hacı Ali oğlu Ailesi

2- Yayla oğlu Ailesi

3- Küçük Mustafa oğlu  Ailesi

4- Gerdene(Gerzene)? oğlu Ailesi

5- Yazıcı Osman oğlu Ailesi

Hapu Köyünü en bilinen yapan ise bu köyümüzün yetiştirdiği değerli “Halk Ozanı” Ozan Arif (Arif Şirin)’dir. Ozan Arif sayesinde Hapu köyü çok popüler bir konuma yükselmiştir. Ülkemizde olduğu kadar ülke dışında da bilinmekte, tanınmakta de Ozan Arif’le özdeşleşmiş bulunmaktadır.image018

Ayrıca yeni adına yakışır bir biçimde “Yükselen” bir köydür. Dereden köprüyle geçilerek girilen köyün yolu dönerek yükselmekte ve zirveye çıkmaktadır. Dolayısıyla yerleşimler de buna göre yapılmıştır. Zirveye çıktıktan sonra dönüş için geriye dönmeye gerek kalmadan yolunuza devam ederek çok güzel orman manzaraları eşliğinde Gökçebel’e ve buradan geçerek de Zun (Boyluca) sapağından sağa saparak Kemallı köyü üzerinden Alucra’ya ulaşılabilmektedir. Dolayısıyla bu köyümüze ulaşabilmek için iki farklı yol alternatifi bulunmaktadır.image019

Gökçebel (Mismilon) köyünden sonraki güzergâhtaki orman manzaralarıimage020

Gökçebel (Mismilon) Köyüimage021

 

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

1912’DE ALUCRA ORMAN MEMURU HAYRİ FEVZİ’NİN ÖLDÜRÜLMESİ OLAYI

 

1912 yılında orman memuru Hayri Efendi, Kamışlı köyünde Yani ağanın evinin önünde ölü bulunmuştur. Katili olarak da Alucra’da görevli Redif Bölüğü Mülazım-ı Evveli Mehmet Kâmil Efendi şüpheli görülmektedir. Zira olay gecesi hep birlikte Yani Ağa’nın evinde toplanıp işret meclisi kurmuşlar ve sarhoş olmuşlardır. Sabahleyin de Hayri Efendi ölü bulunmuştur.

Kamil Efendinin içki düşkünü bir şahıs olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle suçlu olarak ilk akla gelen o olmuş, Hayri Efendinin yakınları da onun suçlu olduğunu iddia etmiştir.

Bunun üzerine olayı araştırmak için müfettiş gönderilmiş ayrıca bugünkü anlamda otopsi yapılarak ölüm nedeni araştırılmak istenmiş. Alucra’da bulunan belediye doktoru yetersiz gelince Karahisar-i Şarki’den de doktor istenmiştir.  Olayın diğer detayları belgelerin transkripsiyonlarında bulunmaktadır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Ahmet Yadi, Gulame Zeydin, Khosro Makhfi, Zafer Şık, Taha Muharrem, Bahattin Yunus Dinçer, Sedat Cantaş, Fadime Kaya Demirdöğen, Meral Bayülgen ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Arşiv Fon Kodu: DH. H… Dosya No: 37, Gömlek No: 64, Tarihi: 27 R 1330 (15 Nisan 1912), Konusu: Alucra kazasının Kamışlı köyü ahalisinden Yani Ağa’nın evi önünde ölü olarak bulunan orman memuru Hayri Efendi’nin ölümünün keyfiyeti ve Alucra Redif Bölüğü Mülazım-ı Evveli Mehmed Kamil Efendi’nin sarhoş olması sebebiyle muhtemelen bir olaya sebebiyet vermiş olması.image001

Dâhiliye Nezareti Muhaberat-ı Umumiye Dairesi

Harbiye Nezaret-i Celilesine

1 Mart Sene 1328 tarihli ve 34 numrulu tezkireye zeyldir.

Katl olunduğu iddia olunan Alucra Kazası Orman Memuru Hayri Efendinin leyle-i vefatında bulunduğu ce’miyette mevcut olan fiili katl kendisine isnat olunarak aleyhinde Alucra Redif Bölüğü Mülazım-ı Evveli Mehmed Kâmil Efendinin mübtela-yı iyş u işret olduğu ve müteveffanın bir cinayete hedef olduğu hakkında akrabası da musırrâne (ısrarlı biçimde) iddia da bulunduğu cihetle bir tarafın bu itikatla ve Kâmil Efendinin de sarhoşluk haliyle muarıza ederek bir vakı’aya sebeb vermeleri melhuz olmasına mebni mülazım muma-ileyhin oradan tebdili Fırka Kumandanlığına tebliğ edildiği Sivas vilayetinden bildirildiği beyan-ı ma’lumat olunur. Ol-babda.image002

Karahisar-i Şarki Mutasarrıflığından tevdi’ olunan liva müdde-i umumi muavinliğinin 11 Mart Sene 1328 tarih ve üç numerolu müzekkkiresi suretidir.

Katl olunduğu iddia olunan Alucra Orman Me’muru Hayri Efendinin esbab-ı vefatı hakkında tahkikat icra edilmek üzere Alucra kazasına azimet olunarak ve muayene-i hariciye ile sebeb-i vefatı ta’yini gayr-i kabil bulunduğu mahal-i beledi tabibi tarafından ifade olunması ve keşf ve muayenenin bi’l-iştirak icrası tezâhür hakikatini daha ziyade ta’yin edeceği anlaşılması hasebiyle merkez liva beledi tabibi dahi oraya celb edilerek icab-ı hallin icrasına mübaderet kılınmışdı. Muma-ileyh tarafından icra kılınan feth-i meyyit ameliyatı neticesinde müteveffa-yı muma-ileyhin ihnak olunduğuna (boğulduğuna) dair asar görülemeyüb azm-i cebhiyesinde mevcud darb veya sukutla husulü kabil-i cüruh-ı radiyenin sukuttan mutahassıl olması agleb-i (daha çok) ihtimalattan bulunduğu ve mevtin sukut veya darba hedef olduğu sırada vukua gelen recefan (şiddetli sarsılma) ve dimağiden (baş yarığı) naşi olduğu i’ta edilen müşterek raporda beyan ve mevcud ahvalin sukut cihetini te’yid ettiği ilave ve dermeyan edilmiş ve cereyan eden tahkikatta dahi müteveffa-yı muma-ileyhin şahsi ahar tarafından ta’arruza hedef olduğu hakkında bir güna delaile destres olunamamış (delile ulaşılamamış) olmakla beraber mahkeme azasından Arif Efendi, müddeâ (iddia olunan) aleyhlerin cümlesinden olmasıyla işin netice-i kanuniyeye rabtı ma-fevk mahkemesince (üst mahkemece) ta’yin olunacak müstantik-i mahsusi marifetiyle tahkikat icrasına mütevakkıf bulunmuş olmasından muamelat-ı müteakıbe-yi kanuniye buraca icra edilmek üzere esbab-ı kanuniyenin mevcud olmaması hasebiyle aleyhlerine iddia ettikleri eşhasın âdem-i tevkifinden dolayı ifade vermek istemeyen müddeilerin livaya müracaatları tefhim ve tahkikat evrakı istishab (yanında olarak) ile avdet eylemiş ve ale’l-usul müstantik-i mahsus ta’yin ettirilerek evrakın ona tevdii der-dest bulunmuştur. Ancak müteveffanın leyle-i (gece) vefatında bulunduğu cemiyette mevcud olan ve aleyhinde da’va edilmekde bulunan Alucra Redif Bölüğü Mülazım-ı Evveli Mehmed Kâmil Efendinin mübtelayı ıyş-u işret olduğu cümle-i mesmuat ve istilaatdan olub müteveffanın akraba ve taallugatı ise bunun bir cinayete hedef olduğu iddiasında musır bulunduklarına nazaran bir tarafın bu itikadla diğerinin de serhoşluk haliyle muarıza ederek bu yüzden bir vukuatın zuhuru melhuz bulunmasından naşi mülazım muma-ileyhin oradan tebdili muvafık-ı hal ve meslahat olacağından arz-ı lazımeden add edilmiş olmakla ol-babda.image003

Sivas Vilayeti Tahrirat Kalemi

Dâhiliye Nezaret-i Celilesine

Hülasa: Alucra orman me’murunun keyfiyet-i vefatına dair

Umumi/6026-Hususi/47

Devletlü Efendim Hazretleri

8 ve 11 Mart Sene 1328 tarihi ve on ve onaltı numrulu telgrafnamelere zeyldir. Katl olunduğu iddia olunan Alucra Kazası Orman Me’muru Hayri Efendinin keyfiyet-i vefatı hakkında Karahisar-i Şarki Müdde-i Umumi Muavini tarafından icra kılınan tahkikati havi olub liva-i mezkûr mutasarrıflığından bi’t-tahrirat irsal olunan müzekkere sureti leffen takdim kılınmış ve mevzu-i bahs olan Mülazım Mehmed Kâmil Efendi hakkında muktezi (gerekli) muamelenin i’fası Sivas Fırka Kumandanlığına ba-tezkere iş’ar edilmiştir. Ol-babda emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir. Fi 16 Rebiülahire Sene 1330 ve fi 22 Mart Sene 1327

Bende Sivas Valisiimage004

Dâhiliye Nezareti Muhaberat-ı Umumiye Dairesi

Harbiye ve Adliye Nezaret-i Celilesine

Alucra kazasına tabi Kamışlı karyesinde Yani Ağanın hanesinde Redif Taburu Kumandanı Kolağası Rıza ve Mülâzım Kâmil ve Müstantik Arif ve Orman Me’muru Hayri Efendilerle diğer bir takım kesan işret iderek muma-ileyh Hayri Efendinin ale’s-sabah (sabahleyin) hane önünde meyyiten (ölü) bulunduğu ve müstantikin bunlar meyanında bulunmuş ve hane sahibi Yani Ağa mahkeme azasıdan Kasti Efendinin pederi onunla beraber içlerinde suver-i sâire ile (çeşitli suretlerde) me’murin-i adliye münasebet ve karabeti bulunanlar dahi mevcut olması sebebiyle bu babdaki tahkikatın selamet-i ceryanını ve katillerin zahire ihracını teminen Karahisar-i Şarki Sancağı Müdde-i Umumi Muavininin serian a’zimeti lüzumu İstinaf Müdde-i Umumiliğinden (İl Derece Mahkemesi Savcılığı’ndan) muavin muma-ileyh yazıldığı gibi cihet-i mülkiyece de tahkikat-ı amika icra edilerek katillerin beheme hal elde edilmesi mezkûr sancak mutasarrıflığına ehemmiyetle tebliğ olunduğu Sivas vilayetinden bildirilmiş Adliye ve Harbiye Nezaret-i Celilesine malumat verilmiş olmakla icra-yı icabı babında tebyiz ve keyfiyet adliye nezaret-i celilesine de yazılmış olmakla ol-babda.image005

Hülasa: Alucra orman me’mur maktulü Hayri Fevzi hakkında.

Dâhiliye Nezaret-i Vekâlet-i Celilesine

Hülasa/Alucra kazasındaki hadise tahkikatı hakkında

Devletlü Efendim Hazretleri

1 Mart Sene 1328 tarihli ve 55928 Umumi / 17 Hususi numrulu tezkire-i aliyye-i nezaretpenâhileri cevabıdır. Alucra kazasına tabi Kamışlı karyesi ahalisinden Yani Ağa’nın hanesi önünde meyyiten bulunan orman me’muru Hayri Efendi’nin keyfiyeti vefatı hakkında tahkikat icra etmek üzere Karahisar-i Şarki Müdde-i Umumi Muavini’nin kaza-i mezkûra i’zamına vilayetten gösterilen lüzum üzerine me’zuniyet verilerek 8 Mart Sene 1328 tarihinde makam-ı vilayetle istinaf müdde-i umumiliğine tebliğ-i keyfiyet olunmuştur. Ol-babda emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir. Adliye Nazırı Namına Müsteşar