ALUCRA TARİHİNDEN SAYFALAR-40

Tarihin sessiz tanığı durumunda olan Osmanlı Arşiv Belgeleri ışığında geçmişte Alucra ve etkileşim içinde olduğu yakın çevresinde neler yaşanmış olduğunu anlamaya çalıştığımız yazı dizimizin otuz dokuzuncu bölümünde;  Alucra’nın Zun köyünden birinin Çakmanus ormanında öldürülmesi, Kadı ve Müftünün yaptığı bir konuşma nedeniyle şikâyet edilmesi ile Alucra’da esnaflık yapan birinin dükkânının soyulmasına ilişkin 3 dosyadaki belgelerin transkripsiyonlarını inceleyeceğiz.

15 Mayıs 1917 tarihli ilk belgemizde Zun (Boyluca) köyünden Dedeoğlu Haremi isimli bir şahsın Çakmanus ormanında Temel isimli bir şahıs tarafından para ve eşyaları gasp edilmek için darp edilerek yaralandığı ve ölümüne sebebiyet verildiği, bilahare yakalanarak adalete teslim edildiği anlatılmaktadır.

18 Haziran 1889 tarihli ikinci belgemizde ise yine adli bir olay anlatılmaktadır. Burada söz konusu olan 1889 tarihinde Alucra’da dükkân işleten aynı zamanda ilk derece mahkemesi üyesi olan Yani Efendinin dükkânının soyulmuş olmasıdır. Müştekinin şikâyetine göre Süleyman Onbaşı ve oğlu Zabtiye Şerif ve esnaftan Fazlı Efendi denilen şahıslar gece Yani efendinin dükkânını açarak yedi bin liralık malını almışlardır. Yani Efendi olayın kimin tarafından yapılmış olduğunu anlamış olacak ki Kaymakam’a şikâyette bulunmuşsa da olayın üzerine gidilmediği gibi kendisine baskı yapılmaya başlanmış.

Yani Efendi de bu durum üzerine konuyu muhtemelen İçişleri Bakanlığı’na iletmiş, adalet ve yardım talep etmiştir. Zira belgemiz Sivas Valisine hitaben yazılmış bir belge olup, daha üst bir makamdan yazıldığı açıktır. Bir talimat niteliğinde olan içerikte iddiaların birinin bile doğruluğu halinde durumun vahim olduğundan bahisle durumun tetkik edilerek Kaymakamın yargılanması istenilmektedir.

26 Ocak 1914 tarihli belgemiz çok manidardır. Bu belgede Yani Efendinin içinde olduğu bir şikâyet konusunu ihtiva etmektedir. Şikâyet yine İçişleri Bakanlığı’na yapılmıştır. Bu kez adına yabancı olmadığımız ikinci kişi bir Ermeni vatandaşı Mihran Ateşyan’dır. Yani Efendi ile Mihran Ateşyan’ı Alucra ikizler Tepesi için istedikleri kazı ruhsatından hatırlıyoruz.  Daha önce bu konuyla ilgili bir yazı yazmış ve ruhsat talebine ilişkin belgeleri incelemiştik.

http://www.alucra.com/index.php?option=com_content&view=article&id=3129:..

Bu ikili bu kez bir Cuma hutbesinde Kadı Vehbi Efendi ile Müftü’nün siyasi bir konuda yaptıkları açıklamalarla, temiz kalpli ve saf insanları devlet, özellikle Padişahın kararlarına karşı galeyana gelmelerine sebebiyet verecekleri için şikâyet etmişlerdir. Bahse konu mesele ise ittihad-ı anâsır aleyhine yapılan konuşmadır. Öyle anlaşılıyor ki bu şahıslar yapılan konuşmayı tenkit ettikleri için tepki de almışlardır. Belgeden anlaşılan can güvenliklerine ilişkin tedirginlik ve endişe bunu göstermektedir.

İttihad-ı Anâsır: Unsurların birliği anlamına gelmektedir. II. Abdülhamid tarafından ortaya atılmıştır. Osmanlıyı oluşturan unsurların güçlenen milliyetçilik akımına karşı eşit birer unsur, parça olarak tanımlanan bir bütün oluşturmasına çalışılmıştır.

Şikâyete konu olan iddihad-ı anâsır, tam da şu anda ülkenin genel gündemini belirleyen bir meseledir aslında.

Bilindiği gibi Osmanlı Devleti’nin dağılması dünyada yükselen milliyetçilik akımlarını etkisiyle olmuştur. Osmanlının bünyesinde olan milletlerden çoğu isyan ederek hürriyet ve bağımsızlık mücadelesine girmiş, bunun neticesinde de çok sayıda yeni devletler oluşmuştur.

Osmanlı kendisini meydana getiren unsurların isteklerini Meşrutiyet yönetimi ile karşılamaya çalışmış, yönetimde yetki paylaşımıyla içindeki farklı unsurları yönetime katarak bağımsızlık isteklerini gidermeye çalışmış ise de sonucu değiştirememiştir.

İttihad-ı anâsır aslı itibarıyla unsurların bağımsızlığını kabul etmekle birlikte bir merkeze bağlılığı, bunun yanında bazı hususlarda serbest hareket edebilmeyi benimseyen bir düşünce sistemidir.

Yaptıkları şikâyetten Gücesoğlu Yani ile Mihran Ataşyan’ın ittihad-ı anâsır-ı benimsedikleri ve destekledikleri anlaşılmaktadır.

Alucra’da Yani Efendiyle ilgili pek çok hatırat anlatılmaktadır. Kendisi çok renkli bir kişilikmiş. Müslüman halkla da iyi geçinirmiş. 1924 mübadelesiyle Yunanistan’a gitmeleri gündeme gelince hiç gitmek istememiş çok üzülmüş. Yaşı da ilerlemiş olduğundan bu durum onu oldukça etkilemiş. Gemiye binmek için Giresun’a giderken de yolda vefat etmiş.

Bir gün Alucra’dan bir zat Yani Efendinin Kamışlı köyündeki evine misafir olmuş. Beraber yemek yemişler. Bu esnada misafir zat Yani Efendi bu ne güzel ekmek, bunun tohumundan ben de isterim der. Yani Efendi, hay hay ne demek der ve ekecek kadar buğdayı kendisine verir. Verilen tohum mevsiminde dikilir, ürün alınır, öğütülür ve ekmek pişirilir ama bizim zat ekmekten orada aldığı lezzeti alamaz. Yani Efendiyle ilk karşılaştığında da bizim ekmek sende yediğim ekmek gibi olmadı neden? diye sorar. Yani Efendinin verdiği cevap ilginçtir. Ben sana yediğin ekmeğin buğdayını verdim, Sarı Gelini de vermedim ya der. Buradan da anlıyoruz ki buğday ne kadar kaliteli olursa olsun, onun öğütülmesinden, hamuruna ve pişirilmesine kadar olan süreç de bir o kadar önemlidir.

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan sahaf Etem Coşkun, Fırat Çağlayan, Turan Kılıçaslan, İbrahim Yıldırım, Ahmet Yadi, Şems-i Kimya ve İnci Abaroğlu’na çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Fon Kodu: DH. EUM. 2. Şb. Dosya No: 37, Gömlek No: 25, Tarihi: 1335 B (Recep) 23 (15 Mayıs 1917), Arşivde kayıtlı konu özeti:  Alucra kazasının Zun karyesinde Dedeoğlu Haremi’yi katlederek para ve eşyasını gasp eden Temel’in yakalanarak adliyeye teslim edildiği.

image001

Sivas Vilayeti Mektubî Kalemi

Dâhiliye Nezareti Celilesi’ne

Hülasası: Katil Temel’in derdest edildiğine dairdir.

Devletlü Efendim Hazretleri

Alucra kazasının Zun karyesinde Dedeoğlu Hatmi, Çakmanus ormanında cerh (yaralama) ve katl ederek para ve eşyasını gasb eden Temel nam şahıs derdest edilerek cihet-i adliyeye tevdi-i edildiği bera-yı malûmat arz olunur. Ol-babda emr ü ferman hazret-i men-lehü’l emrindir.

Fi 15 Recep sene (1)333 ve fi 16 Mayıs sene (1)331(29 Mayıs 1915)

Sivas Valisi

T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Fon Kodu: DH. EUM. EMN. Dosya No: 88, Gömlek No: 39, Tarihi: 1332 S (Safer) 28 (26 Ocak 1914), Arşivdeki Konu Özeti: Mehran Ateşyan ile Göceoğlu Yani’nin şikâyetleri.image003

Telgrafname / Alucra

Devlet-i Âliyye-i Osmaniye Telgraf İdaresi

Dâhiliye Nezaret-i Celilesi’ne

Geçen Cuma günü Kadı Abdullah Vehbi Efendi Müftü ile müttehiden (birlikte) hutbeye çıkarak, hutbe arasında konferans verircesine ittihad-ı anasır aleyhinde sadedil (derin meselelere aklı ermeyen insan, temiz kalpli) ahâli-i İslâmiyenin galeyânını tahrik eder telkinatda bulundu bunun neticesi vahim göründüğünden icab-ı ma’delet (adalet eylemek) ve hayatımızın muhafazası her neye mütevakkıf (bağlı) ise icab-ı seri’nin icrası müsterhimdir (istirhamımdır).

Millet namına Küçeoğlu Yanni

Millet namına Mihran Ateşyan

Emniyet-i Umumiye Müdürlüğü Fi 9 Temmuz sene 330 (28 Şaban 1332 – 22 Temmuz 1914)

T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Fon Kodu: DH. MKT. Dosya No: 1629, Gömlek No: 63, Tarihi: 1306 L (Şevval) 19 (18 Haziran 1889), Konusu: Alucra kaza merkezi Mesudiye’deki mağazası Süleyman Onbaşı’yla oğlu zaptiye Şerif ve esnaftan Fazlı Efendi tarafından gece dükkânı açılarak mal ve parasının çalındığı Alucra Bidayet Mahkemesi Azası Yani Efendi tarafından Kaymakam Rüşdü Efendi’ye şikâyet edilmesine rağmen kaymakam tarafından kanunsuz işler yapıldığı ihbarının tahkiki.image005

Sivas Vilayet-i Âliyesi’ne

Karahisar-i Şarki Sancağına tabi Alucra kazasının merkezi olan Mesudiye kasabasında bulunan mağazası, Süleyman onbaşıyla oğlu zabtiye Şerif ve esnafdan Fazlı Efendi tarafından leylen (gece) açılarak derunundan yedi bin guruşluk malı ahz ve sirkat (çalma, el koyma) olunmasından naşi (dolayı) keyfiyet derhal kaza-i mezkûr Kaimmakamı Rüşdü Efendiye haber verilmiş ise de kat’an ehemmiyet vermedikden başka hakkında icra edildiği muamele-i müstebidane (despot muamele) ve kanun-ı şekimeneden (kanuna dayanan) bahs ve şikâyetle taleb-i ma’deleti (adalet talebi) ve bazı ifadatı havi kaza-i mezbûr Bidayet Mahkemesi azasından Yanni Efendi canibinden gönderilen varaka leffen savb-ı âlilerine irsal kılınmış. Ve sureti pek ziyade calib-i nazar-ı dikkat görünmüş olmakla serian tahkikat-ı mükemmele icrasıyla mevadd-ı (kanunlar) müştekima–bihâdan (şikâyet mevzuları) birisi bile sahih (açık) olduğu halde kaimmakamın taht-ı muhakemeye (yargılamaya) alınması zımmında muamele-i lâzımenin (gerekli muamelenin) ifasına himem-i âliyeleri masruf buyurulmak babında.

 

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Alucra Tarihi, Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s