ALUCRA TARİHİNDEN SAYFALAR-41

 

Tarihin sessiz tanığı durumunda olan Osmanlı Arşiv Belgeleri ışığında geçmişte Alucra ve etkileşim içinde olduğu yakın çevresinde neler yaşanmış olduğunu anlamaya çalıştığımız yazı dizimizin kırkıncı bölümünde;  Alucra Kaymakamının durumunun Şura-yı Devlet’te görüşülmesi, Karahisar ile Gümüşhâne arasında posta tatarı ihdası için yapılan maliyet analizi ve Zağpa-i Bala köyünden Suşehri’ne giderken soyulanların hikâyesine ilişkin 3 dosyadaki belgelerin transkripsiyonlarını inceleyeceğiz.

16 Mayıs 1899 tarihli ilk belgemizde Alucra Kaymakamının yanına polis ve zabıta alarak Bidayet Mahkemesi Baş Kâtibini mahkeme esnasında darp ettiği anlaşılmaktadır. Olaydan sonra yaşanan olay şikâyet konusu olmuş, ancak Şura-yı Devlet (Danıştay) tarafından Kaymakam verilen emri uyguladı denilerek oy çokluğuyla suçsuz bulunmuştur.

20 Ağustos 1850 tarihli ikinci belgede Karahisar ile Gümüşhane arasında haberleşmeyi sağlamak ve bazı değerli emtiayı götürmek üzere sürücü postası ihdas edilmesi düşünülmüş. Ancak, bunun öncesinde fizibilite çalışması yapılması ve elde edilecek gelirin masrafları karşılayıp karşılayamayacağının tespit edilmesi istenilmiştir. Burada maliyet analizi yapılırken güzergâh boyunca menzilhâne olmadığı ve menzilhâne yapılası gerektiği de değerlendirilmektedir. Zira Karahisar Gümüşhane arasının 32 saatte kat edildiği belirtildiğinden yolda konaklamak gerekirse beygir değiştirmek için menzilhâne denilen özel ve güvenli istirahat yerleri gerekli olmaktadır. Bu da ilave yapı ve personeli gerekli kıldığından maliyeti artıran unsur olmaktadır.

28 Aralık 1902 tarihli son belgede o tarihlerde Alucra kazasına tabi Mindeval (Çamoluk) nahiyesine bağlı bir köy olan Zağpa-i Bala karyesinden Suşehri’ne giderken yolları kesilerek darp edilen ve soyulanlar anlatılmaktadır. Belirtilen tarihlerde yol güvenliği yoktur, güçlü olan da zayıf olanı ezmektedir. Kimde de hakkını aramaya cesaret edememektedir. Eli kalem tutan veya buna cesaret gösterebilenler ise durumu üst makamlara ileterek adalet arayabilmektedir. Ancak suçlanan taraf nüfuzlu (sözü geçer) bir kişiyse yerel yetkililere etki edebildiğinden müşteki (şikâyette bulunan) hakkını, Mutasarrıflık (sancağın en büyük idare amiri) veya Valiliğe o da olmazsa Dâhiliye Nezâreti’ne (İçişleri Bakanlığı) veya Sadaret’te arayabilmektedir. Buna rağmen Kaymakam örneğinde olduğu gibi olay kapatılabilmektedir.

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Mesut Kartal, İbrahim Yıldırım, Mustafa Demirel, Murat Özgüngör, Sinan Özdoğan, Deniz Özcan, Hülya Komesli Teymur, Hafize Bozkurt, Esra Deniz, Gülnaz Akbulut Okumuş, Afra Bedia Oğuz ve İnci Abaroğlu’na çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Tosun

T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Fon Kodu: BEO Dosya No: 1309, Gömlek No: 98128, Tarih: 05 M (Muharrem) 1317 (16 Mayıs 1899), Konusu: Polis ve zabıta memurlarını alarak kaza bidayet mahkemesi heyetini ifa-yı vazife esnasında tahkir ve Başkâtip Refi Efendi’yi darb ve cerh ile merkez-i livaya gönderen Alucra Kaymakamı Mustafa Efendi’nin merkezden verilen bir emri yerine getirdiğinden taht-ı mesuliyet ve muhakemeye alınmasına lüzum görülmediği. (Adliye, Dahiliye; 98128)image001

Dâhiliye Ve Adliye Nezareti Celilesine

Alucra Kaimmakamı Mustafa Efendi polis ve zabıta me’murlarını alarak kaza bidayet mahkemesi he’yeti ifa-yı vazife esnasında tahkir ve muhkeme Baş Kâtibi Refi’ Efendi’yi darb ve cerh (yaralama) ile taht-el-hıfz (muhafaza altında) merkezi livaya gönderdiği Sivas istinaf müdde-i umumiliğinden iş’ar olunduğundan bahisle kaimmakam mumaileyh ve şerik-i cürümleri haklarında iktiza eden muamele-i mukteziyenin ifası lüzumunu mutazammın ve Şura-yı Devlete tahvil 22 Şevval sene (1)315 tarihli tezkire-i âliye-i asâfâneleri adliye nezaret-i celilesinden Şura-yı Devlete muhavvel tezkiresi üzerine Sivas vilayetiyle bade’l-muhabere mülkiye dairesinden ita kılınan mazbata da iş’âr-ı vilâyete nazaran sûret-i cereyân-ı madde mahall-i istinâf müddei-i umumiliğinen bildirildiği gibi olmayub kaimmakam mumaileyhin bu babda ki hareketi sırf mercii tarafından verilen bir emri infazdan ibaret bulunduğuna binaen bundan dolayı kanunen taht-ı mes’uliyet ve muhakemeye alınmasına mahal görülemediği gösterilmiş ve keyfiyet dâhiliye nezareti celilesine inba (haber vermek) ve me’murin-i mülkiye komisyonunca muamele-i lâzıme icra idilmiş olmakla ol-babda ve nezaret-i müşarunileyhiye malumat i’ta ve me’murin-i mülkiye komisyonunca muamele-i lâzıme icra idilmiş olduğu beyanıyla tezkir evrak-ı müdiriyet-i âliyesinin işareti mucibince..  image002

Karahisar-i Şarki Sancağına tabi Alucra kazası kaimmakamı Mustafa Efendi beraberine polis ve zabıta me’murlarını alarak kaza bidayet mahkemesi hey’etini    ifa-yı vazife esnasında tahkir ve mahkeme baş katibi Refi’ Efendiyi darb ve cerh ile muamelatı ta’dil ederek kâtib mumaileyhi taht-el-hıfz merkez-i livaya gönderdiği Sivas müddei-i umumiliğinden iş’âr olunduğundan bahisle kaimmakam mumaileyh ile şerik-i cürümleri haklarında iktiza eden muamele-i kanûniyenin ifası lüzûmuna dair adliye nezaretinden bi’t-takdim Şura-yı Devlete havale buyurulan 22 Şevval sene 1315 tarihli tezkire mülkiye dairesinde lede’l kırâe evvel emrde kaimmakam mumaileyh hakkında ale’l-usul tahkikat-ı lâzıme icrasıyla neticesinin inbası (haber verilmesi) Sivas vilâyetine tebliğ olunmuş idi.

Vilâyet-i müşarileyhadan Gurre-i (Kameri ayların ilk günü) Rebiülahir sene 1316 tarihli tahrirat ile ahiren irsal olunan evrak-ı tahkikiye müeddasına (eda olunmuş) ve ol-babda bidayet müdde-i umumiliğinden ita olunan mütalaa nâmeye nazaran kaza-i mezkûr muhakeme-i bidayet baş katibi olub güya esâyet-i mahtül olduğuna dair  ahali-i hırıstiyaniye namına liva-i mezkûr mutasarrıflığına keşide olunan telgrafnâmenin merettib (tertib eden, sıraya koyan) ve muharreri (yazan, tahrir eden) olunduğu tebeyyün eden (açıkça anlaşılan) Refi’ Efendinin bila te’hir merkez livaya igramı (borç ödetme) hakkında mutasarrıflıkdan verilen emre tevfik-i (uygun) hareket olunmak üzere mahkeme-i mezkûreye re’is bulunan Ta’ib Efendi Kaimmakam mumaileyh canibinden meclis-i idareye davetle şifâhen (szlü olarak) ve muahharen (sonradan) dahi tahriren (yazılı olarak) vukuu bulan tebligata cevab vermemiş ve evvelce de hanesi kapusunda nöbetçi bulunduğu halde dikilmiyerek (dinelmeyerek) baş katib mumaileyhi mahkemeye götürmüş olduğu ihbar edilmesi üzerine bi’t-defaat ayrı ayrı vasıtalarla ihtârat-ı lâzıme ifa edildiği surette dahi dâvet ve ifadeye icabet ettirememiş olduğundan kendüsi dahi hasbe’l-icab zabıta ve polis me’murlarıyla daha bazı kesânı müstecaben mahkeme-i mezkûreye bi’l-garime  ihtârat-ı sâbıkasını dahi tekrar eylediği halde dahi ısga’ edilmemesinden (söz dinlememesinden, kulak vermemesinden) ve baş kâtibde adem-i itaatde bulunmamakla beraber o sırada polise de tecavüzle her ikisi arasında münâzâ zûhur etmesinden naşi hasbe’l-me’muriye emr-i mezkûri-i infâzen kâtib mumaileyhin zabıta me’muru mârifetiyle livaya igram ve evrakının Sivas istinaf müdde-i umumiyeliğine irsal kılındığı anlaşılmış olduğundan bidayet müdde-i umumiyeliğinin salifü’z-zikr mütâlaâ namesinde dahi gösterildiği vechile kaimmakam mumaileyhin bu-babdaki hareketi sırf mercii tarafından verilen bir emri infazdan ibaret bulunduğuna binaen bundan dolayı kanûnen taht-ı mes’uliyet ve mûhâkemeye alınmasına mahal görülemediğinden Dâhiliye Nezâreti’ne tebliği ekseriyetle (çoğunlukla) tezkir kılındı. Ol-babda emr ü ferman hazret-i men-lehü’l-emrindir. Fi 22 Zilkade sene (1)316 ve fi 22 Mart sene (1)315

T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Fon Kodu: A.}MKT. MHM. Dosya No: 23, Gömlek No: 87, Tarihi: 1266 L (Şevval) 11 (20 Ağustos 1850), Konu Özeti: Karahisar-i Şarki ile Gümüşhane kazaları arasında istihdam edilecek olan posta sürücüsü ve bargirlerin masraflarına hasılatın kifayet edip etmeyeceği konusunda bilgi verilmesi talebi.image003

Trabzon Valisi’ne

Karahisar-i Şarki Sancağı’na muttasıl posta sürücüsü tertibi lüzumuna dair gelen tahrirat-ı behiyyeleri ve melfuf-i mazbata üzerine keyfiyet Postahâne-i Âmire Nâzırı Atûfetli Beğ Efendi Hazretleriyle lede’l-mûhâbere vakıâ bunun icrası postahânece faideli ve teshil-i (kolaylaştırma) maslahat-ı (işler) mucib olub ancak posta tatarının rah-ı rast (yol güzergâhı) olan Gümüşhâne kazası menzilhânesiyle Karahisar kazasının arası otuz iki saat mesafe olmak ve esna-yı rahda (yol esnasında) bargir (beygir) değiştirilecek diğer mahal olmamak hasebiyle bu kazaların vasatında iki ve Karahisar’a dahi iki re’s bargir (beygir) tertibiyle beher hafta gidub gelmek içün bir nefer sürücü istihdamı lazım geleceğinden bunun ne mikdar masarifle vücuda geleceği ve hâsılatın masarif-i vakıasına vefâ idüb itmeyeceğinin evvel emr de taraf-ı vâlâlarından istilâmıyla bâde iktizasına bakılması nazar-ı müşar-ileyh hazretleri tarafından beyan ve ifade kılınmış olmakla ber-minval muharrer meclisce tahkikat-ı lâzımenin icrasıyla hakikat-ı hallin ba-mazbata iş’arı hususuna himmet buyurmaları siyakında şukka.

T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Fon Kodu: DH. MKT. Dosya No: 626, Gömlek No: 42, Tarihi: 1320 N (Ramazan) 27 (28 Aralık 1902), konu Özeti: Alucra kazasının Ragebe-i Bala koyunden Nuhoğlu Ahmed Cavus’un, akrabalarıyla birlikte Suşehri’ne giderken eşya ve hayvanlarını gasp eden Suşehri’li Kacoroğlu İbrahim Bey’in adamları hakkında gereken kanuni işlemin yapılması ve hayvanların geri alınması isteğiyle söz konusu köyden İsaoğlu Ahmed Çavus vesaire tarafından verilen arzuhalin Sivas Vilayeti’ne irsali.image004

Sivas Vilâyet-i Âliyesi’ne               26 Teşrin-i sâni sene (1)318 (9 Aralık 1902)

Alucra kazasında kain Zağpa-i Bâlâ Karyesi ahalisinden Nuh oğlu Ahmed Çavuş müte’allikatlarından (yakın kimseler, akraba) üç kadınla Suşehri’ne gitmekteler iken Suşehir’li Koçuroğlu İbrahim Begin adamlarından dört şahıs yolda önlerine çıkub merkûm Çavuşu darb ve cerh dörd re’s hayvanıyla tabanca ve sairesini cebren ahz eylemelerine binaen mahal kaimmakamlığına vukuu bulan müracaatları merkûm İbrahim Beg’in müteneffizandan bulunmasından naşi te’sirsiz kaldığından ve mezkûr hayvanların İbrahim Beğ’in çiftliğinde bulunması me’mul (umulan, mümkün)  idüğünden bahisle tahkikat ve taharriyât-ı lâzıme icrasıyla hayvanların zahra (zahire) ihracıyla mütecsirlerin (cüret gösteren) hakkında muamele-i mukteziye-i kanûniye ifası niyazını havi karye-i mezbûre ahalisinden İsa oğlu Ahmed Çavuş ve saire imzalarıyla verilen arzuhal leffen tesyar kılındı suret-i destinameye nazaran bittahkik iktiza-yı hallin ifası himem-i âlileri masruf buyurulmak babında.

 

 

 

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Alucra Tarihi, Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s