TARİHTEN SAYFALAR GİRESUN KAZA MERKEZİNİN ORDU’YA NAKLİ GİRİŞİMİ

image001

Yazımıza kaynak teşkil eden 22 Kasım 1854 ve 5 Aralık 1854 tarihli iki belge bulunmaktadır. Belgelerin transkripsiyonlarına göre Trabzon Valisi Sârim Paşa zamanında Giresun kazasının merkezi, Bucak’a (Ordu) alınmak istenmiş.

İbrahim Sârim Paşa (1801-1854), Sultan Abdülmecit’in saltanatında 29 Nisan 1848-12 Ağustos 1848 tarihleri arasında üç ay on üç gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır. Şubat-Eylül 1853 tarihleri arasında da Trabzon Valiliği yapmış, 1854 yılında vefat etmiştir.

Giresun, Akköy, Pir Aziz ve Keşap 1855’lere kadar Trabzon livasına bağlı iken, bu tarihten sonra Trabzon Eyaleti’nin livalarından Ordu’ya bağlanmış, yaklaşık on yıl sonra tekrar Trabzon Sancağı’na tabi kazalar içersinde yer almıştır. 1875’de bu kez Sivas Vilayeti’ne bağlı Karahisar-ı Şarkî Sancağı’na bağlanmış ise de 1879’da itibaren tekrar Trabzon Sancağı’na bağlanmıştır.

Trabzon Eyaleti, merkez (Trabzon), Karahisar-ı Şarki, Canik, Gönye ve Batum sancaklarından oluşuyordu. Bu düzenlemeyi 1867’de çıkarılan Vilayet-i Umumiye Nizamnamesi izledi ki; bu Nizamname 1864’te çıkarılan Tuna Vilayeti Nizamnamesi’nin Osmanlı Devleti’nin tamamına uygulanması anlamına geliyordu. Ancak, 22 Ocak 1871 (29 Şevval 1287) tarihinde yayınlanan İdâre-i Umûmiye-i Vilâyet Nizâmnâmesi ile vilâyet yönetiminde yeni bir düzenleme daha yapılmış ve Osmanlı Devleti bu düzenlemeyle idarî bakımdan 27 vilâyet ve 123 sancağa bölünmüştü.11 Vilâyet, liva (sancak), kaza, nahiye ve köy yönetimini ayrıntılı bir şekilde belirten bu Nizamname ile Trabzon Vilayeti; Merkez Sancağı, Lazistan Sancağı, Gümüşhane Sancağı ve Sivas Vilayeti’ne bağlı iken Trabzon’a aktarılan Canik Sancağı olmak üzere yeniden yapılandırıldı. Bu düzenlemeye göre, “Nefs-i Trabzon” şehri, Akçaabat Nahiyesi, “Maa Yomra” ve “Vakf-ı Sagir Nahiyesi”, Maçka Nahiyesi, “Maa Tonya” ve “Vakf-ı Kebir Nahiyesi” doğrudan Trabzon Merkez Sancağı’na bağlıdır. Trabzon Merkez Sancağı’na Giresun, Bucak (Ordu), Rize, Tirebolu ve Of Kazaları bağlıdır. Bunlardan Giresun Kazası; Giresun Merkez, Akköy ve Keşap Nahiyelerinden, Bucak (Ordu) Kazası; Bucak Merkez, “Maa Ulubey” “Hapsemana”, Aybastı ve Perşembe Nahiyelerinden, Rize Kazası; Rize Merkez ve “Kura-i Seba Nahiyesi”nden, Tirebolu Kazası; Tirebolu Merkez ve Görele Nahiyesi’nden, Of Kazası ise; Of Merkez ve Sürmene nahiyesinden oluşmaktadır.

http://www.historystudies.net/Makaleler/772860125_3-M.OKUR-V.USTA.pdf

Ancak, Giresun merkezinin Bucak (Ordu)’ya bağlanmasında bir fayda görülmediğinden bu uygulamadan vazgeçilmiştir. Bu tartışmalar aslında günümüzde de yapılmakta Ordu ile Giresun’un birleşerek tek bir vilayet olmasının bölgesel gelişme açısından daha faydalı olacağı ifade edilmektedir. Şu bir gerçektir ki Ordu, Giresun’a nazaran çok fazla büyümüş, gelişmiştir. Öyle ki bazı kazalarının nüfusu bile Giresun’un toplam nüfusundan fazladır.

Bunda Giresun’un iç kesimde kalan Şebinkarahisar, Alucra Çamoluk gibi kazaları ile ulaşım problemleri olması ve bunların çözümü yönünde güçlü bir irade ortaya konulamamasının etkisi de büyüktür. Diğer taraftan sayılan bu ilçelerde üretilen katma değerin de çok fazla olmaması bunda önemli bir etkendir.

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerine çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Fon Kodu: A. MKT. NZD. Dosya No: 121, Gömlek No: 98, Tarihi: 1271 Ra (Rebiü’l evvel) 01 (22 Kasım 1854),  Konu Özeti: Giresun kazası merkezinin Giresun’dan Bucak kasabasına naklinde herhangi bir fayda görülmediği.image001

Maliye Nezaretine

Ordu Sancağında makarr kaimmakamlığı olan Giresun kazasının terkiyle bucak kazasının sabık-ı vechile makarr ittihazı hakkında bazı kesân tarafından bir kıt’a mahzar tertib ve takdim olunduğu işidilmiş ise de makarr-ı mezkûrun bucak kasabasına tahvilinde bir faide olmadığı ve kemâ-kâne Giresun’da ibkâsında muhassenât-ı adîdeden bulunduğu beyanıyla mahzar-ı mezkûra havale-i sem’-i i’tibar olunmaması ifadesine dair liva-i mezkûr kaimmakamlığından tevarüd eden tahrirat ile melfuf-ı mazbata Meclis-i Vâlâ-ya lede’l i’ta ma’lûm-ı sâmileri buyurulduğu üzere bu hususa dair Trabzon Valisi Devletlü Paşa Hazretlerinin vârid olan tahriratıyla melfuf-ı Meclis-i Kebir mazbatası ve mahzar savb-ı devletlerine gönderilmiş olduğundan bunların dahi birleşdirilmek üzere taraf-ı müşirilerine irsali ifade olunarak ol-vechile leffen gönderimiş olduğu beyanıyla tezkire-i senâveri terkimine itibar kılındı

T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Fon Kodu: A.}MKT.UM.. Dosya No: 174, Gömlek No: 21, Tarihi: 1271 Ra 14 (5 Aralık 1854), Konu Özeti: Giresun’daki kaymakamlık merkezinin Bucak kazasına tahvilinin uygun olmayacağıimage002

Trabzon Valisi’ne

Ordu Sancağı kaimmakamlığına makarr (merkez) ittihaz olunmuş olan Giresun kazasının liva-i mezkûra vesair kazalara baidiyeti (uzaklığı) cihetiyle ahali ve fukara tesviye-i mesalihi (maslahatlar, işler) zımmında gelüb gitmekte maşakkate dûçar olmakda bulunduklarından bucak kazasının kemâ fi’s sâbık (eskiden olduğu gibi) makarr kaimmakamlığı ittihaz olunmasına dair tevarüd eden tahrirat-ı behiyyeleriyle melfufu Meclis-i Kebir (büyük meclis) mazbatası ve mahzar Meclis-i Vâlâ-ya lede’l ita makarr kaimmakamlığının Giresun kazasına tahvili kaimmakam-ı sabıkın inha ve ifadesi üzerine icra olunduğu ancak mazbata-i mezkûrede muharrer ise de hâkikat-i hali öyle olmayub orası Batum Orduyu Hümâyûn’a karib (yakın) olarak iskele bulunması cihetle orduca ve hazinece menfaat-ı mucib olacağına mütedair müteveffa Sârim Paşa’nın Trabzon Valiliği hengâmında vâki olan inhası üzerine müteallik buyurulan irade-i seniyye mucibince icra olunmuş olduğundan ve makarr-ı (merkez) mezkûrun bucak kazasına (Ordu) tahvilinde bir faide olmadığından kemâ kâne Giresun’da ikası lâzım geleceği Maliye Nezaret-i Celilesiyle bi’l muhabere Meclis-i Vâlâ’dan ifade kılınmış olmağla beyan-ı hali siyakında şukka.

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Alucra Tarihi, Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s