KARAHİSAR-İ ŞARKİ SANCAĞI AKŞEHİR KAZASI AHURCUK NAHİYESİ MİHMÂN KÂTİB MALİKÂNESİ VAKFI

image002

İnceleyeceğimiz belgede Akşehir kazasında bulunan Ahurcuk nahiyesindeki Mihmân Kâtip Malikânesi Vakfına ait bir hatırayı göreceğiz. 1643’de Akşehir bir nahiye Ahurcuk ise mezra olarak kayıtlıdır. Mezra olarak görülen yer zamanla büyüyerek nahiye statüsüne, nahiye olan Akşehir ise Akşehirabad olarak kaza konumuna yükselmiştir.  Orta Karadeniz Tarihinin Kaynakları isimli Fatma Acun ve Mehmet Öz’ün ortak çalışması kitabında aşağıdaki bilgilere yer verilmiştir.

image004image006

Malikâne kelime anlamı olarak büyük ve gösterişli ev, yurtluk olarak tanımlanmaktadır. Ancak Osmanlı vakıf sisteminde muhtelif gelir kaynaklarının bir kimseye varidatından ( hazineye ait gelirinden) hayatı boyunca istifade etmek, lakin satamamak şartıyla verilmesidir.

On yedinci yüzyılın başından itibaren mültezimlerin (gelirleri toplamayı üzerine alan) vergi kaynaklarının korunması ile ilgilenmemeleri sonucunda, mukataalar (gelir kaynakları) iktisadi bünyeyi tahrip edici bir şekil alınca gelecek yılların mali kaynaklarını yıpranmaktan korumak ve reayanın güvenliğini sağlamak için bazı mukataalar kayd-ı hayat şartıyla iltizama (belirli bir bedel karşılığı devlete ait gelir kaynaklarını tasarruf eden) verilmeye başlanmıştır.

Bu sistemde mukataa gelirleri bir miktar peşin ve her yıl ödenecek taksitler karşılığında özel kesime satılmaktaydı. Bu sistemin uygulanması ile reayanın (bir kimsenin emri altında bulunanlar) ve toprağın korunması sağlandığı gibi savaş harcamaları için de kaynak sağlanmıştır.
Ancak bizim örneğimizdeki uygulama devletin (padişahın) bir kişiye her hangi bir hizmeti karşılığında bir yeri mülk olarak vermesidir. Mülk intikali gibi şeyhlik de babadan oğula veya yakın akrabaya intikal edebilmektedir. Böyle yerler aynı zamanda vakfedilebilirdi. Dolayısıyla bu malikânelerin her türlü tescil, intikal, mahsul vs. gibi işlemleri devlet tarafından takip edilirdi.

Aşağıdaki 18 Nisan 1806 tarihli belge de geçmişi bize yâd ettirmektedir.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, İbrahim Akdağ, Burhan Yalvaç, Mustafa Demirel, Mustafa Faruk ve Ayşegül Kaviloğlu’na çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Fon Kodu: Cevdet Evkaf, Dosya No: 646, Tarihi: 29 M 1221, Konu Özeti: Karahisar-i Şarki Sancağı Akşehir(abad) kazası, Ahurcuk nahiyesinde bulunan Malikâne vakfı hk.  image008

Fi 29 Muharrem sene (1) 221

Der-i devlet mekine-i arz-ı dâi-i kemine budur ki; Medine-i Karahisar-i Şarkiye tabi Akşehir’de vaki Ahurcuk nahiyesinde Mihmân Kâtip Malikânesi Vakfının rabi’inden (dördüncü) nısf (yarı) hisse ve rabiinden südüs (altıda bir) hisse malikânelerine mutasarrıf olan evladı Mehmed halife Meclis-i şer’iye gelüb şöyle takrir-i kelam eder ki; berat-ı şerif-i alişân ile mutasarrıf olduğum malikhaneme sulbi sahih-i kebir oğlum Ahmed nam halifeye hüsn-i rıza ve ihtiyarımla feragat ve kasr-ı yed ve teslim-i berâat eyledim. Merkûmun üzerine tevcih olunmak babında iktizası der-i devlet-müdara bir kıt’a i’lâm idiver deyû ibram (ısrarla rica etmek) ve istirham etmesiyle evlad-ı vakıfdan merkûm Mehmed halifenin feragat ve kasr-i yedinden sulbi oğlu şayeste-i merhamet işbu bais-i arz-ı ubudiyet Ahmed nam halifeye tevcih ve müceddeden yedine berât-ı şerif alişân sadaka ve ihsan buyurulmak recasına bâb-ı abdü’l karara bi’l iltimas arz ve i’lâm olundu baki emr ü ferman ve lutf ve ihsan hazret-i men-leh’ül emrindir.

El-abdü’d-da’i li’d-devletil-aliyyeti’l-Osmaniyyet-i es-Seyyid el-Hacc Hafız Ömer el-Müvella hilafeh bi-Karahisar-i Şarki gufire leh.

Hurrira fi’l-yevm’is-sâmin ‘işrine fi şehr-i zi’l-ka’det’iş-şerifet’iş li-sene ve mi’eteyn ve elf.

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s