MİSALLERLE ANLATIM

Misal vermek bir konuyu anlatırken daha iyi anlaşılabilmesi için kullanılan bir yöntemdir. Misaller insanın aklına ve kalbine doğan düşünceledir. Misallerde teşbihte (benzetme) bulunulur ve zihin yormadan süratle konunun anlaşılması tasavvur edilmesi sağlanır. Misaller onları yaşayanların hallerine ve düşünce dünyalarına göre şekillenirler. Dolayısıyla misal için yerli yerinde iyi bir seçim yapılmalıdır.
Allah C.C. Kur’an-ı Kerim’de misaller getirmiş onları Resullerin delilleri saymıştır. Bunlardan birinde ; “Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, “Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?” derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardanbaşkasını saptırmaz “ buyurmuştur. (Bakara Suresi, 26)
Allah’ın hoş bir sözü, kökü sağlam, dalları göğe doğru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hoş bir ağaca benzeterek nasıl bir misal verdiğini görmüyor musun? İnsanlar ibret alsın diye Allah onlara misal gösteriyor. Çirkin bir söz de yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer. İbrahim 14/24,25,26

Rablerini inkâr edenlerin işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer; yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte bu uzak sapıklıktır. İbrahim 14/18

Misallerle anlatım peygamberler ve âlimlerin anlatımlarında da görülmektedir.

İnsanlar arasındaki sevgi bağının güçlenmesi için hediyeleşmeye çok önem veren Allah Resülü, menfaat için hediyeleşmek, isteği olmayınca da geri almak konumuna düşebilecek kişileri uyarmak üzere tiksinti veren bir misalle uyarıda bulunarak “Verdiği hediyeyi geri alan kişi; kusmuğunu yiyen köpeğe benzer!” demiştir.

Hz.İsa da anlatımlarında sıkça benzetme kullanırdı. Bunlardan birinde talebelerine şöyle seslendi: “Göklerin egemenliği, oğlu için düğün hazırlayan bir krala benzer. Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi ama davetliler gelmek istemedi.
Kral yine başka kölelerini gönderirken onlara dedi ki, “Davetlilere şunu söyleyin: Bakın ben ziyafetimi hazırladım. Sığırlarım, besili hayvanlarım kesildi. Her şey hazır, buyurun şölene!”
Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti. Öbürleri de kralın kölelerini yakalayıp hırpaladılar ve öldürdüler. Kral öfkelendi. Ordularını gönderip 0 katilleri yok etti, kentlerini ateşe verdi.
Sonra kölelerine şöyle dedi: Düğün şöleni hazır, ama çağırdıklarım buna layık değilmiş. Gidin yol kavşaklarına kimi bulursanız düğüne çağırın. Böylece köleler yollara döküldü, iyi kötü kimi buldularsa hepsini topladılar. Düğün yeri konuklarla doldu.

Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü. Ona arkadaş, düğün giysini giymeden buraya nasıl girdin? diye sorunca, adamın dili tutuldu.

O zaman kral, uşaklarına, şunun ellerini ayaklarını bağlayın, dışarıya karanlığa atın! dedi. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. Çünkü çağrılanlar çok, ama seçilenler azdır. Matta 21,22

ALLAH İÇİN ZAMANDA ÖNCE VE SONRA KAVRAMININ OLMADIĞINI ANLATAN BU ARADA ALLAH’IN İLMİ İLE KULUNU İLİ ARASINDAKİ FARKI İZAH İÇİN ÂLİMLERİN VERDİĞİ MİSAL ŞÖYLEDİR.

DİYELİM Kİ 50 CM’LİK BİR ÇETVEL VAR ÖNÜMÜZDE.
BİR KARINCA 0 CM’DE İKEN 10 YA DA 20 CM’Yİ GÖREMEZ. BUNA KARŞIN İNSAN İSE HER AN 0 İLA 50 CM ARASINI GÖREBİLMEKTEDİR.
KARINCA 10. CM’YE GELİNCE 0 CM’Yİ VE AYNI ZAMANDA 30.CM’Yİ GÖREMEZ. YANİ KARINCA İÇİN 10.CM’DE İKEN NE ÖNCESİ NE DE SONRASI YOKTUR.
OYSA İNSAN İÇİN HER AN VE HER ZAMAN İÇİN 0-50 CM ARASI VARDIR.

İŞTE ALLAH’IN İLMİ İLE KULUN İLMİNİN KIYASI BUDUR.
ALLAH İÇİN HER ZAMAN İÇİN ÖNCE VE SONRA AYNI ANDA VARDIR.
İNSAN İSE SADECE YAŞADIĞI ANI VE YAŞADIĞI MEKÂNI BİLEBİLİR.
ÖNCE VE SONRA İSE İNSAN İÇİN YOKTUR.

Sonuç şu ki, misal ve temsiller hakikatlerin kavranılmasında veya karmaşık konuların daha iyi anlatılmasında ve algılanmasında yardımcı olan bir anlatım yöntemidir.

Saygılarımla,
Murat D. Tosun

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Hayatın içinden içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s