ALUCRA’NIN EMEKTAR ŞAHSİYETLERİ İBRAHİM (HACI) ÜNAL

image002

İbrahim Ünal, 1934 yılında Alucra’nın Gelvaris (Hacı Hasan) köyünde doğdu. Mesleği 1952 yılında Amasyalı bir ustanın yanında 4 ay çalışarak öğrendi. Askerden sonra köyüne gelerek 1957’de kesmüklük’ün üstünü (harman yeri) dükkân gibi düzenleyerek tamirat işleri yaptı, burada soba imalatına başladı. 1989’da kasabaya yerleşti.

İhsan Dikbaş’a ait bir dükkânda 2 sene çalıştı. Oradan Haculu’lu (Hacılı) Kara Mustafa’nın yerine geçti. 2 sene fotoğrafçı Yunis’in yanında kaldı. Şimdi o dükkânda Hasan Tütüncü elektronik eşya tamirciliği yapmaktadır. 37 senedir ise, Karabök’lü Osman Gündüzün dükkânında çalışmaktadır.

4-5 sene atık şişeleri toplayarak bunlardan şişe feneri (fiske lambası) yaptı ve geçindi. Samsun ve İstanbul’dan kova, leğen, saç vb. getirerek sattı. Su kazanı imalatı yaptı. Cami, kahve sobası yaparak Şiran, Çamoluk Refahiye, Gölova’ya sattı. Halen de muhtelif zamanlarda buralara mal yollamaktadır. Bu yıl Kazıkbeli yayla şenliklerinin yapıldığı gün de burada tezgâh açtı. Oğlu Mustafa’yı da yetiştirmiş, mesleği öğretmiştir. Yaklaşık 20 yıldır da beraber çalışmaktadırlar.

İbrahim Ünal amca köyüyle de ilgili bilgiler vermiştir. Buna göre Hacı Hasan köyü yazın 300 haneye kadar çıkmakta buna karşın kışın 7 hane kalmaktadır. Fevzi Çakmak Çeşmesi’nin orada bulunan çatıları hartama (ince çam tahtası) ve çamurla kaplı iki uzun askeri kışla binası korunamadığı için zaman içinde yıkılmıştır.

Hacı Hasan Efendi ile ilgili anlattığı rivayet bilgiler ise şöyledir.image003

Hacı Hasan Efendi keramet sahibi hak dostu Allah (C.C.)’nün izni ile zaman, zaman keramet gösteren bir zatmış. 63 tane öğrencisi olduğu Refahiye, Avganus, Çamoluk, Zara’dan müritlerinin bulunduğu anlatılmaktadır.

-Oğlu Hacı Ahmed Hoca Hac vazifesi için gittiği seyahatten gemi ile dönerken tehlike içinde olduğu Hacı Hasan Efendiye malum olur. Hemen hanımına seslenerek çabuk ibrikle leğeni getir abdest alacağım der. Hanımı ne oldu niye birden telaşlandın deyince sen çabuk ol Hüseyin tehlikede der. Ve abdest alarak eline yabayı alır ve bir takım hareketler yapar. Bunu görenlerden yanında bulunan diğer oğlu Molla Hüseyin eyvah babam Hacı Hasan Efendi rahatsızlandı diye söylenir. Nice sonra oğlu Hacı Hüseyin Hoca köye geldiğinde ne oldu neler gördün diye kendisine sorulduğunda Kızıldeniz’de iken bir ara hava bozdu neredeyse alabora olacaktık ki bir yaba uzandı ve bizi dengede tuttu diye anlatır. O zaman köylü Hacı Hasan Efendinin keramet gösterdiğini anlar.

-Hacı Hasan Efendi bir gün talebelerini alarak Tepesidelik Obruğundaki Mağarada bulunan hazinenin yanına götürür ve müritlerine istediğiniz kadar alabilirsiniz der. Müritleri de ceplerini atınla doldurarak dışarı doğru yönelirler fakat suizanda bulunarak biz bu kadar aldık acaba hoca efendi ne kadar aldı diye düşünürler. Dışarı çıktıklarında erini ceplerine uzatırlar ki cepleri bomboştur.

– Bölgede kuraklık yaşanmaktadır ve köylüler Hacı Hasan Efendiye gelerek yağmur duasına çıkmalarını rica ederler. O da kabul eder ve bir çuval taş toplayarak dere kenarına giderler. Orada yanındakilere uyarıda bulunarak içinizde arı söndüren, hakka tecavüz eden varsa aramızdan ayrılsın birazdan Alah’ın izni ile birazdan yağmur yağacak demiş, çuvalı dereye bırakarak dua etmiş. Bir süre sonra kara bir bulut ortaya çıkmış, gittikçe büyümüş çok şiddetli bir yağmur yaşamış. Ta ki çuvalı dereden çekinceye kadar yağmur devam etmiş, sonra yağmur dinmiş. Hacı Hasan Efendi de o yıl dünyasını değiştirmiş. Allah (C.C.) rahmet etsin, sevdiği ve şefaat izni vereceği kullarının şefaatinden bizleri mahrum etmesin.

-Hacı Hasan Efendinin vefatından sonra oğlu Hacı Ahmet Hoca da vefat eder. Köyü onu defnederken kabristanlar ile Könger Tepesi ve Burga Baba’dan top sesleri duyulur. Köylü bu durumu Hacı Hasan Efendinin oğlunu karşıladığı şeklinde yorumlar.   image005

Son olarak Hacı Ünal abiye Fevzi Çakmak’ın yörede bulunduğu süreyle ilgili hatırası olup, olmadığını da sordum.

Hacı Ünal: Büyüklerimizden dinlediğimize göre kışlalar çeşmenin altındaymış. İki uzun baraka şeklinde olan bu yapılar ahşap olup, çatıları dahi ahşap hartamadan (çam ağacından yapılmış ince levha) yapılmış. Alay merkezi burada olmakla birlikte Alucra’nın Zun (Boyluca köyünden), Karabörk Yaylası, Çakmanus Köyü (Yeşilyurt) kırsalı, Zıhar (Fevzi Çakmak Köyü) ve Hacı Hasan Köyü (Gelvaris-İngölü) hattında cepheler ve karargâhlar da kuruluymuş. Karabörk Yaylasında askeri bir değirmen dahi varmış. Burada arpa öğütürler ve arpa ekmeği yerlermiş.  Çakmanus Köyü kırsalındaki maden suyunun olduğu bölgeye taş döşeyip yol yapmışlar. O tarihlerde bölge tamamen ormanmış. Gerek ısınma gerekse savunma amaçlı olarak kesilmişler.

Cender Boğazı ve Musa Dağı Rusların en son ulaştığı noktalarmış. Burada kışın kalmışlar. O sene kış çok sert geçmiş her iki tarafta çok mağduriyet çekmiş. 2 metre kar yağmış. Ama Ruslar soğukta epey kırılmışlar.

Halk Şiran’da Saruca Köyünde bulunan Hacı Mustafa Efendi’nin (Şeyh-i Şeyrani’nin) oğlu Hafız Efendi’nin yanına giderek Rusların istilasının sona ermesi için dua etmesini istirham etmişler. Şeyh-i Şeyrani’nin oğlu Hafız Efendi de Çil Horoz mevki’inde bulunan bir ziyarette yanında 40-46 tane günahsız sâbi sübyan çocuk ve bir pir-i fanî bulunduğu halde dua ediyor, yerden toprak alıp saçıyor ve bir inek kurban edip keserek dağıtılıyor, yeniliyor.

Bu duanın kerameti olarak Ruslar oradan öteye geçemiyorlar. 24 saatte de kar erimiş ve halk rahat etmiş. Ruslar da uzun süre kaldığı bu bölgelerden çekilip girmiş. Hiç şüphesiz Rusya’nın kendi içlerinde yaşanan Bolşevik ihtilalinin de bunda vesilesi olmuştur. Sebepleri yaratan Allah’dır.

Ayrıca bir savaş hilesi olarak Fevzi Çakmağın Ruslara karşı mevzilere boruya benzer malzemeler yerleştirerek top süsü verdiği ve burada asker olduğu izlenimi vererek bu sayede Ruslara karşı psikolojik üstünlük sağladığı da rivayet edilmektedir.

İbrahim (Hacı) ve Mustafa Ünal’a işlerinde başarı ve bereket ile sağlıklı günler dilerim.

Saygılarımla,

Murat TOSUN

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Alucra Tarihi, Hayatın içinden içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s