ALUCRA ALUCRA OLALI BÖYLE ZALİM AĞA GÖRMEDİ ALUCRA TARİHİNİN EN ZALİM AYANI MAHMUD AĞA

 

1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında gerginliğinin devam ettiği yıllara denk gelen 1820 yılında Alucra’da zalim Mahmud Ağa’nın zulmü zirve yapmış ve son zulmü de onun sonunu hazırlamıştır. Dönem Sultan II. Mahmud devridir.

Tüm Osmanlı- Rus Savaşlarında açılan Kafkas cephesi için Karahisar-i Şarki Sancağına bağlı kaza ve nahiyeler de asker vermiştir. Savaşa giden askerlerin çoğu savaştan dönemediğinden geride kalan eşi ve çocukları sahipsiz kalmış, yokluk çekmiştir.

İşte bu ortamda Mahmud Ağa denilen dinden diyanetten bi-haber zalim güçlenerek halka zulmetmeye başlamıştır. Alucra’da nüfuz ve ayanlık iddiasıyla ortaya çıkan Mahmud Ağa Erzurum valisini ziyarete giden Kuvata ayânı Osman Ağazade Yusuf Ağayı takip ederek Şiran kazasının Zarabud köyünde yakalayarak asmış, daha sonra geriye dönerek evini yakmış, kızını zehirlemiş, oğlunu da hapsetmiştir. Muhtemelen Yusuf Ağa’nın kendisini şikâyet etmeye gittiğinden şüphelenmiştir.

Ancak Mahmud Ağa’nın zulmüne dayanamayan halk bir yolunu bularak durumu Erzurum Valisine iletmişlerdir. Erzurum Valisi Koca Hüsrev Mehmed Paşa (1769-1855) durumu tetkik ettirerek olayların doğruluğunu anlayınca Mahmud Ağa’nın üzerine kuvvet göndermiştir.

Mahmud Ağa 700-800 tüfekli adamıyla bulunduğu ve sığındığı yeri tahkim ettiğinden üzerine gönderilen kuvvetler de özel birliklerden seçilmiş ve Delibaşlarla (Önceleri Rumeli’de bulunan, genişledikten sonra Anadolu’da da vezir ve beylerbeylerine bağlı olarak görev yapan hafif süvari örgütünün askeri), Haytabaşlar (Osmanlılarda görevli bir sınıf askere verilen ad. Hayta birlikleri, üstün savaş kabiliyeti olan askerlerden kurulur, lüzumunda düşman topraklarına akın yapmak için de kullanılırdı) gönderilmiştir.

Mahmud Ağa ve adamlarıyla yapılan çetin mücadeleden sonra Mahmud Ağa sağ olarak yakalanmış ve kafası kesilerek ibret-i alem için Der-saadet’e yani İstanbul’a yollanmıştır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Turan Kılıçaslan, Ehlibeyt Bendesi, Khostro Mahfi, Taha Muharrem, Yasemin Soykan, Gamze Kamacı, Afra Bedia Oğuz, Şule İyigönül Atasagun, Hafize Bozkurt, Ayşe Kaviloğlu, ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

HAT 1551 31, Tarihi: 01 Z 1235 (9 Eylül 1820), Konusu: Halka zulmeden Alucra ayanı Mahmud Ağa’nın kesik başının Erzurum Valisi Hüsrev Paşa tarafından Der-saadet’e gönderildiği.image001

Erzurum valisi Hüsrev Paşa kullarının varid olan kaimesidir. Malum-ı hümayun mülükâneleri buyurulduğu üzere müşarün-ileyhin geçen gün bir kıt’a kaimesi vürud birle mealinde Alucra ayanı Mahmud Ağa nam kimesnenin mukaddem ve muahhar (önce ve sonra) vukua gelen envai şenaat (kötülük) fazahattinden naşi (alçaklık ve edepsizliğinden dolayı) ahz ve te’dibi icab etmiş olduğundan üzerine me’murlar ta’yin etmiş ise de şayet bir tarafa firar eder ise bulunduğu mahalde ahz ve girift birle (yakalanarak) cezası tertib olunmak babında bulunduğu mahallere hitaben emr-i âli ısdarı hususunu inha etmiş ve kaime-i mezkûre sürh işaretiyle (kırmızı mürekkeple) hâk-i pâ-yi hümâyun-ı mülükânelerine lede’l-arz şeref-efzâ-yı südur olan hatt-ı hümâyun-ı şevket-makrun-ı şahâneleri mucibince ber-vech-i muharrer bir kıt’a emr-i âli ısdar olunub müşar-ileyh tarafına li-ecli’l-irsal kapı kethüdasına i’ta olunmuş olduğunu müteakiben müşar-ileyh kullarının işbu kaimesi vürud birle mealinde emr-i âli-i mezkûrun varmasına hacet kalmaksızın kuvve-i kâhire-i cihanbarileriyle şaki-i merkum ahz ve cezası tertib olunarak ser-maktu’ Der-saadet’e gönderildiğini iş’ar etmiş olmağla manzur-ı meal-i mevhur şehriyarileri buyurulmak içün arz ve takdim kılındığı ser-maktu’-ı mezkûr pişgâh-ı bâb-ı hümâyunlarında galtide-i hallin ibret kalınub müşar-ileyhden gelen tatarlarına hilat-ı iksa (giydirme) kendisine tahsini (muhafaza altına alma) havi taraf-ı çakeriden cevabname tahrir ve ısra olunacağı rehin-i ilm-i âlileri buyuruldukda emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir.

Manzurum olmuştur.

Mahzuz (memnun) oldum cenâb-ı bâri devlet-i aliyyemize hıyanet niyetinde olanları kahr eyleye. Vürud eden ser-maktu’ nihâde-i (konmuş, konulmuş) ca-yı (makam) ibret kalınub mufassal (izahlı) yafta dahi vaz’ oluna ve müşarün ileyhin tatarlarına ilbas-ı hil’at olunub tahsini havi cevap tahrir oluna.

Devletlü, inayetlü, merhametlü, re’fetlü, atufetlü, veliyyün-nimetim kesirü’l-lutf ve’l-kerem efendim Sultanım Hazretleri,

Karahisar-i Şarki nevahisinden Kuvata ayânı Osman Ağazade Yusuf Ağa li-eclil-istikbal suy-i bendegiye gelür iken Alucra ayânı Mahmud nam hain ben dahi Erzurum valisini istikbale gideceğim vesilesiyle verâsından çıkub Şiran kazası kurâsından Zarabud karyesinde merkum Yusuf Ağayı bi-gayr-i hakk katl ve idam ve geriye avd (geri gelme) ve insıraf (geri dönme) ve maktul-i merkumun emvalini nehb ü ve garret ve hanesini ihrâk (yakmış) ve kerimelerini tesmim (zehirlemek) ve bir nefer sagir (küçük) oğlunu ahz u habs etmiş olduğu bi’l-ihbar zaman-ı adalet-feşân-ı şahanede bila-sebeb misillü madde-i katl vukuu mugayir-i rıza-i âli-i ve dâhil-i hükümet-i çakeride bu makule vukua gelen fazahatdan (alçaklıktan) sarf-ı inzâr olunmak lazım gelse kesr-i nüfuz-i acizanemi mucib olacağı zahir ve celi ve hain merkum nüfuz ve ayanlık iddiasıyla servet-i takallübede yedi sekiz yüz tüfenklü ile olduğu mahallin etrafını mezbeller ile ihata etmiş ve ol-havali fukarası dahi gelüb bir zulüm ve tagallübünden feryad ve istirham etmiş ve saye-i padişahiden hain-i merkumun ele getirilüb mütecasir (küstah) olduğu seyyie (kötülük, fenalık) cezasıyla mücazatı mukteza-yı adl ve hakkaniyetden olduğu bahir ve gayr-i hafi olmağla hain-i merkum üzerine Delibaşı ve Haytabaşılarımız ve sair iktiza edenler tayin ve me’mur kılınmış olduğu tafsilatı bundan çend ruz evvelce bir kıt’a ariza-i çakerânemle hak-i pâ-yi âlilerine arz ve inha ve hasbe’l-ihtiyat elde bulunmak içün bir kıt’a ferman-ı celil-i âlişân isdârı niyaz ve istid’a kılınmıştı. Me’murin-i merkûmin hain-i merkumun muhassın olduğu (sığındığı, saklandığı) karyenin cevânib-i erbasını ihata ve girizgâhlarını sedd ü bend eylediklerinde hain-i merkum ve avenesi olan habâset-kârlar bi’l-muharebe mudafaaya ikdam say’-i bi-hemal ve tarafeynden haylice iş’âl-i nâ’ire-i cidâl olunmuş ise de hain-i merkum ve avenesi olan havene-i habâset-bise-i hamelât me’murine tâb-‘âver (güçlü, kuvvetli) tahammül edemeyeceklerini denk ve teyakkun (iyiden iyiye araştırmak) ve birer takrib kararı firara tebeddül ile cemiyetleri müteşettit (dağınık) ve perişan ve hain-i merkum dahi firar üzere iken avn (yardım, imdad) ve inayet (yardım, iyilik) bari (hiç olmazsa) ve hüsn-i teveccühat merâhim (merhamet) ayât-i  mekârimkâri (cömert) veliyyü’n-niameneleri ile hayyen (canlı olarak) ahz ü girift (ele geçirme) reside-yi çakeriye isali (tarafına ulaşmış) ve cezası tertibiyle kısas ve ihkak-ı hak ve ser-maktu’u der-i ma’delet-makarrda buyurulmak üzere tatarlarım kullarıma irsal olunmağla hain-i merkum gailesi suhuletle def’-i mahz (kendisi def edilmiş) asar-ı hulus keramet-mensus hakan-ı cihandariden olduğu ve o sene-i kaydının ve iştibah (şüpheli) olmağla cenab-ı rabb-i müstean hain-i din ü devlet ve müheymin fukara-i vedia-i cenâb-ı ehadiyyet olan bed had-hahları eynema kânû muzmahil ü perişan ve rehneverd ve adi-i (değersiz) idbar (son, sonu)……eyleye amin. İfade-i hâl siyakında ariza-i çakerânem tahririne ictisar ve merfu’ hak-i pâ-yi devlet-kararları kılındı İnşa-Allahû Teâlâ lede’s-sa’de’l-vusûl ol-babda emr –i ferman ve lutf ve ihsan devletlü, inayetlü, merhametlü, re’fetlü, atufetlü, veliyyü’n-nimetim, kesirü’l-lütf ve’l-kerem efendim sultanım hazretlerinindir. Fi gurre Zilkade Sene 1235 (9 Eylül 1820)

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Alucra Tarihi, Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s