GEÇEN YÜZYILIN BAŞINDA ALUCRA KAZASI MİNDEVAL NAHİYESİ AVARAK KÖYÜNDEN İSTANBUL’A YAŞANAN GÖÇ OLAYININ ARKASINDAKİ GERÇEKLER

image001

1960’larda Mindeval 

İncelediğimiz çok sayıda belgeden çıkan hikâye gerçekten yürek burkan olayları anlatmaktadır. Olayların başkahramanı Hacı Ahmedzade Mustafa Efendi ile oğlu Tahir’dir. Belgeler 1914 tarihlidir ve bu tarihte köyde Mustafa Efendi imam oğlu da muhtardır. O tarihlerde muhtar ve imam olmak kolay değildir. Bunlar çok etkin iki görev makamıdır.

Belgelerde belirtilen ifadelerden Avarak karyesinin önceleri 25 hane iken sonradan 65 haneye çıktığını ancak bunun 45 hanesinin Hacı Ahmedzade Mustafa Efendinin baskı ve zorbalığından köyü terk ederek İstanbul’a geldikleri ve İstanbul’da kıyıda köşede Perihan halde kaldıkları ifade edilmektedir.

Bu şekilde mağduriyet yaşayanların sayısı hiç de az değildir. Üstelik bunlar içinde kendi akrabalarından Hacı Ahmedzade Yusuf Efendi ile oğlu da vardır. Bunlarda Mustafa Efendiden şikâyetçi olmuşlardır.

Şikâyet dilekçelerinin ilkinde köyde bir arazi satıldığı ancak tapu devir işlemleri için gereken ilm u haberin tanzimi için muhtar ve imamın 5’er lira da kendilerine istediği, verilemeyince de tapu devir işlemi yapılmadan alış verişin yapıldığı bir süre sonra da aynı şartlarda tarlanın bir başkasına satıldığı belirtilmektedir. Ancak bu durumu bilen Mustafa Efendi tarlanın sahibi ile işbirliği yaparak tarlayı kendi üzerine geçirmiştir.  Olay şikâyet konusu olunca da tarlayı satan ilk sahibi yalan beyanda bulunarak benim paramı vermemişti zaten demiştir. Ancak yapılan tespitte tarlayı kendisinin değil de başkalarının işlediği ve bu husus da hiç çekişme yaşanmamış olmasında konunun karışık bulunduğu ifade edilmiştir.

Köylü bir şekilde borçlu gösterilmiş, İstanbul’da dahi rahat bırakılmamış köyde kalan çoluk çocuğu rahatsız edilmiş daha neler neler.

En son yapılan şikâyette ise topluca imza bulunmaktadır. Bu imzalar arasında Hüsep köyünden Es-Seyyid Mehmed Şirin mührü dikkat çekicidir. Burada birçok kez şikâyetçi olduk ise de inceleme heyeti köye gidiyor ve burada çay kahve ziyafetten sonra güya inceleme yapıyor ve olayın aslı astarı yoktur diye Mustafa Efendiyi temize çıkarmaya çalışıyor denilmektedir. Ayrıca Mustafa Efendiden şikâyetçi olan bizler köyü terk ederek İstanbul’da zor şartlar altında yaşamaktayız, köyde kalan 20 hane ise zaten Mustafa Efendinin akrabaları ile onun yardımcılarıdır, onlarda korkularından Mustafa Efendinin lehine ifade vermektedir açıklamasını yapmışlardır.

Bu nedenle adil bir yargılama olması için Mustafa Efendinin İstanbul’ a getirilerek burada yargılama yapılması gerektiği yönünde talepte bulunmuşlardır.

Belgelerdeki iddialardan bir de Mustafa Efendinin falcılarla birlikte geceleri kazı yaparak define aradığıdır. Bu iddiayı doğrulayacak delil ise daha önce yayınladığımız belgelerdedir. O zaman belgelerde sadece Avarak köyünden Hacı Ahmedzade denilmekte ve isim verilmemekteydi. Ama şimdi anlıyoruz ki bu kişi Mustafa efendidir. Ve onun define merakı gerçektir.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/02/24/yuz-yillik-ruya-alucra-ikizler-tepesi-kazisi/

En önemli iddia ise Balkan Savaşları sırasında köyden alınacak redif askerleri sırasında yaşanan suiistimaldir. Mustafa Efendi burada Redif Bölük Komutanı ile işbirliği yaparak kendi akrabalarını kayırmış olmasıdır. Hatta bu konuda Bölük Komutanı şikâyet edilmiş ve şikâyeti incelemek üzere heyet gelmiştir.

Konunun iki kez de Mindeval Nahiye Müdürü tarafından incelenerek bağlı olduğu Alucra kaymakamına iletildiği, oradan da Karahisar-i Şarki Mutasarrıflığına gönderildiği anlaşılmaktadır. Konu ile Sivas Valiliği, Dâhiliye Nazırlığı (İçişleri Bakanlığı), Harbiye Nazırlığı (Genel Kurmay Başkanlığı) da ilgilenmiştir. Osmanlıca tartışmalarının yaşandığı günümüzde belgelerdeki sadelik dikkat çekicidir. Okuyanın anlamayacağı kelime çok azdır.

En önemlisi de İstanbul’un sucu esnafının ilklerinin Avaraklı olduğu da ortaya çıkmaktadır. Bunların Üsküdar Paşalimanı ve Beylerbeyi’nde konaklarda suculuk ve hizmetkârlık yaptıkları anlaşılmaktadır. Bir tanesi de Prenses konağında çalışıyor görünmektedir.

Belgelerin içinde Hacı Ahmedzade Mustafa Efendinin Ozan köyünden birisine gönderdiği ve kendi el yazısı ile yazılmış mektupta bulunmaktadır. İki bölümden oluşan bir sayfalık bu mektup iki parça halinde okunmuştur.

Belgeler aslında özetlenen kısımdan çok fazlasını anlatmaktadır. Çok önemli belgelerdir. Geçen yüzyılın başındaki Mindeval’ın sosyal yapısını göstermesi açısından önemli bilgiler içermektedir.  image002

Geçen yüzyılın başında İstanbul’da su satan bir sakayı gösteren fotoğraftaki dede kim bilir belki de Avarak köyünden İstanbul’a göç edenlerdendir.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Zafer Şık, Zeki Özkan, Murat Darıcık, Ehlibeyt Bendesi, Ali Özgür, Ersin Üçdemir, İbrahim Akdağ, Ramazan Koç, Mustafa Demirel, İsmail Kaçar, Mustafa Karataş, Leyla Teoman, Sazende Uz, İnci Abaroğlu, Hafize Bozkurt ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

Arşiv Fon Kodu: DH. H… Dosya No: 50, Gömlek: 29, Tarihi: 26 Ş (Şaban) 1332 (20 Temmuz 1914), Konusu: Karahisar-i Şarki’nin Alucra kazasının Mindaval nahiyesinin Avarak karyesinde köy imamı olan ve hükümette aza sıfatıyla bulunan Hacı Ahmedzade Mustafa’nın zulmünden bıkan köy halkından kırk beş hanenin mal ve emlakını terk ederek İstanbul’da ötede beride süründüklerine dair şikâyet.image003

Dâhiliye Nezareti İdare-i Umumiye

Huzur-ı Sâmi-i Cenâb-ı Sadâret-penâhiye

Fi 7 Temmuz Sene 1330

Karahisar-i Şarki’nin Alucra kazasına tabi Avarak karyesi ahalisinden Hacı Ahmedzade Mustafa Efendinin zulm ve taaddisinden şikâyeti havi Hacı Ahmedzade Yusuf imzasıyla bi’t-takdim havale buyurulan ve mazrufen (zarflanarak) Sivas vilayeti aliyesine irsal kılınan arz-ı hal üzerine vilayet-i müşarün-ileyhadan varid olan tahrirat-ı cevabiyeye melfuf kaza-i mezkûr kaimmakamlığının tahriratı suretinde merkum Hacı Mustafa’nın ilan-ı meşrutiyetden beri sui hal ve hareket ve zulm ve taaddisi vukuu bulmadığı şikâyet-i vakıanın hilaf-ı hakikat olduğu (doğru olmadığı) bildirilmiş ve arz-ı hal leffen takdim ve iade kılınmış olmağla ol babda.image004

Maruz-i bendeleridir,

Acizileri Karahisar-i Şarki’nin Mindeval nahiyesinin Avarak karyesi ahalisinden olub bundan akdem karyemiz ahalisinden Beyaz Hasan oğlu Ali nam şahsı dört dönümü mütecaviz ve ancak yirmi lira kıymetinde olan tarlasını yine karyemizden Süleyman Efendi oğlu Halil Efendiye otuz bin liraya füruht idüb (satıp) muamele-i ferağ ve intikaliyesi içün icab eden ilm u haberlerin tanzimi içün karye imam ve muhtaranının beşer liradan on lira ücret talep etmelerinden ikisine bu veçhile vakt-ı mürur edüb muamele-i ferağ’iyesi icra edilmeksizin muma-ileyh Halil Efendi tarlayı sürüb eküb biçmekte iken Halil Efendi dahi güna müzayakasından dolayı Halil Efendi de acizilerine aldığı fiyat üzere otuz beş liraya füruht eylemiş ve acizilerine de muamele-i ferağ icra eylemeyüb bu da ancak yine imam muhtarın ilm u haber tanzimi içün beşer lira talep etmelerinden ileri gelerek iki seneden beri de acizileri mezkûr tarlayı sürmekte isem de zaten öteden beri hakkında müteaddid şikâyetlerde bulunduğumuz karyemizden Hacı Ahmedzade Mustafa Efendi nam zalim tarlanın asıl evvelce sahibi olan Beyaz Hasan oğlu Ali’yi çağırıp tarlanın umum olarak bana ver, ben sana fazlasıyla parasını veririm sen karışma diyerek mezkûr tarlayı tamamıyla tapusunu üzerine yazdırıp acizilerinin elinden mezkûr tarlayı zabt etmiştir. Bu da zalim-i merkum Mustafa Efendi hakkındaki şikâyetnamelerde acizilerinin dahi imzam olduğundan garazen (kinlenerek) tarlayı zabt eylediği şu halde icab eden tahkikat-ı adîlânenin icrasıyla ba-virmiş olduğum otuz bin lira paramın i’tasıyla ol-vechile tarlaya tesahub etmesi veyahut tarlanın tapusunu uhdeme tanzimi hususunda lazım gelen mahale emr u husus buyurulması ile zalim-i merkum Mustafa Efendinin zulm ve taaddisine (zorbalığına) bir netice verilmesi maruzunda ol-babda emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir. Fi 7 Rebiü’l-ahir Sene 1332 ve fi 20 Şubat Sene 1329 (5 Mart 1914) Karye-i mezkûreden olub Der-saadet’de Üsküdar’da sucu esnafından Çaputlu oğlu Mehmed Bende Mühür: Mehmed 1330  image005

İş bu istid’a serâpâ (baştan sona kadar) mütalaa olundu. Avarak karyesine azimetle tahkikat-ı mukteziye bi’l-icra müstedanın iddia eylediği tarla esasen karye-i merkûmeden Beyaz Hasan oğlu Ali’nin olub merkum Ali tarlayı yine Süleyman Efendi oğlu Halil Efendiye otuz beş liraya füruht etmiş ise de elyevm muamele-i ferağ’iyesi icra edilmeksizin Halil Efendi de mezkûr tarlayı sahibü’l istid’a Çaputmalıoğlu Mehmed ile biraderi Şirin’e otuz üç buçuk liraya füruht ederek (satarak) meblağ-ı malumeden Mehmed ve Şirin’in yirmi bir buçuk lira borçları kaldığı Halil Efendinin ifade ve beyan eylediği anlaşılmış ise de mesele-i maruza buraca meçhul bulunduğu ve binaen aleyh iş bu arazi iki seneden beri Mehmed Ve Şirin’in taht-ı tasarruf ve ziraatlerinde olub gerek Halil Efendi ve gerek sair tarafından kat’iyyen müdahale edilmediği icra kılınan tahkikat-ı vâkıa’dan anlaşıldığı maruzdur. Ferman.

Fi 8 Nisan Sene 1330 (21 Nisan 1914) Mindeval Nahiye Müdürü Şükrü Mustafa

Mazrûfen huzûr-ı âli-i hazret-i mutasarrıf-ı ekremîye takdim kılındı. Ol-babda ferman.  Fi 12 Nisan Sene 1330 (25 Nisan 1914) Alucra Kaim-makam Vekili Vasfiimage006

Dâhiliye Nezaret-i Celilesi’ne

Marûzat

Acizileri Karahisar-i Şarki’nin Alucra kazasının Mindeval nahiyesinin Avarak karyesi ahalisinden olub karye-i mezkûr müteberanından (ileri gelenlerinden) Hacı Ahmetzade Mustafa Efendi nam kimesne karye eşrafından bulunduğu gibi hükümetçe de te’sir-i nüfusa malik bulunmaktadır. Merkûm havali-i mezkûrenin a’şarını iltizam (mültezim) ederek devr-i istibda da hükümet ile de uyuşarak ahar karyenin dahi mer’asını kendisi mutasarrufu olmadığı halde uhdesine kalb (bir halden bir hale değiştirmek) ile bir kıt’a tapusunu alarak henüz muhtelif kıyye (ölçü) ve hiçbir kıymete haiz olmayan mezkûr mer’ayı itibar malı ederek muahharan a’şardan hükümete medyun (borçlu) kaldığı esnada mezkûr mer’ayı hükümet taht-ı hacize alarak müzayedeye çıkardığı esnada edna (pek cüzi) mertebede zimmetine mukabil olamamıştır. Esasen kendi taht-ı tasarrufunda bulunan haiz-i kıymet emlak ve araziyesini bir hile ve had’a olmak üzere (hile ve aldatma ile) mahdumu üzerine mal kaydettirip beri tarafında bırakmış olduğu emlak-ı araziyeyi haiz-i kıymet olmadığından elyevm devlet ve milleti bir hayli ızrara (zarara) duçar eylemiş bir sahtekârdır ve bundan maada ahiran zuhur eden Balkan muhabere-i zailesinde ictima’-i umumide kazamız bölük kumandanı ile bir olarak irtikâb (rüşvet ve çirkin işleri) ve irtişa’ları (rüşvet almaları) neticesinde on kadar nefer bıraktırmışlar bu suretle bir ihanette bulunmuşlardır. Bu maddeden dolayı mukaddemâ Harbiye Nezaret-i Celilesi’ne atmış olduğum ihbarın neticesi olarak kendileri taht-ı isticvaba alınmak üzere ordudan hey’et i’zam edilmiş (gönderilmiş) idi. Merkum Mustafa Efendi şimdi de bir takım müneccimler (falcılar) başına toplanarak birkaç refikiyle geceleri asar-ı atika taharri etmek (define aramak) üzere bir takım mahallerde hafriyat icra eyledikleri (kazı yaptıkları) şahid-i adil ile de müsebbettir (sabittir). Bu adamın devlet ve millete ve vatana hıyanetlikten başka zire kadar bir iyilik işi yoktur. Bir takım mazlumun izrarına (zararına) çalışır. Eşirra-yı (şerli insan) memleket bulunduğu gibi ezcümle bu kere de acizilerine etmiş olduğu hıyanetlik ispata kâfidir. Muharebe zamanında hükümetten asker kaçırdıklarını ihbar ettiğimden dolayı bendelerine kin ve adavet ve husumet peyda ederek bakaya ve zecri askerdir diye merkez kumandanlığına bölük kumandanlığı marifetiyle ihbaratta bulunmuş ve bendelerine gelen telgraftaki geine benim olmadığını ve bi’z-zat ma’iyetsiz efrad-ı redireden (ihtiyat askeri) olub bakaya olmadığım vukuu bulan ifade ve izahım üzerine te’kid edilen telgrafın cevabında ahar karyeden ism-i acizaneme müşabih (benzeyen) bir kimse olup cevap verilmiş ise de elyevm ailem ile beraber bugün bu askerlik maddesi içün kapularda sürünmekteyim. İşte mahza bildikleri husumet neticesi olarak çekmekte olduğum sefalet Mustafa Efendinin yüzündendir. Devlet ve millet ve vatana olan ubudiyet (köleliğim) ve sadakatim neticesi olarak hükümetin milletin haini olan merkum Mustafa Efendi mahvıma uğraşıyor. Bu babda bir çare-i necat (kurtuluş çaresi) aramak içün meşrutiyet perver (sever) olan ve hususuyla devlet ve milletin en güzidesi zat-ı vâlâlarına dehalete (sığınmaya) mecbur olarak halimi arza mücaseret (cesaret) eyledim. Ol babda emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir. Fi 30 Rebiü’l-evvel Sene 1332 ve fi 13 Şubat Sene 1329 (26 Şubat 1914)

Karye-i mezkûre ahalisinden ve ahali namına olarak Beylerbeyi’nde Süleyman kalfanın hanesinde sakin sucu Hasan Bende Mühür: Hasan 1332

İltizam (Mültezimlik): Onyedinci y.y. dan itibâren devlete gelir getiren kaynaklar, yavaş yavaş belirli bedel karşılığında şahıslara verilmeğe başlandı. Bu usulün adı iltizamdı. İltizamı üzerine alan kimseler, yani mültezimler; geliri devlete peşin olarak öderler, sonra bunu halktan tahsil ederlerdi. 

Ber mucib emr ü havale karye-i mezkûreye azimet edilerek (gidilerek) Haci Mustafa Efendinin ba tapu mutasarrıf olduğu arazilerini teminat göstererek a’şar iltizam etmiş ise de duyunu nahiyece meçhul bulunduğu muharebe-i zail’ede karyeden talep edilen efrad-ı redifeden mevcud olanlar sevk-i diyar-ı aharda olanların mahallelerini erai ider ilm ü haberleri bölük kumandanlığına verildiği ve müsted’i Hasan’ın dahi bakaya olduğunu karye-i hey’et-i ihtiyariyenin ifade eyledikleri Hacı Mustafa Efendi bundan iki sene akdem Karahisar-i Şarki Mutasarrıflığından ruhsat-ı resmiye istihsal ederek (ruhsat alarak) ol-vechile kazasının hükümete bir çarık bu’d mesafede bulunan “İkizler Tepesi” demekle ma’ruf (bilinen) mahalden ve hükümetin taht-ı nezaretinde olmak üzere bir hafta hazıryab icra ettirdiği bundan sonra etmediği ve müsted’i merkum Hasan’ın nezdinde ailem dediği Güllü nam mezbure kendisinin olmayıp karyeden buldu. Hasan’ın zevce-i menkûhası (nikâhlısı) olub iğfal ederek beraberinde bulundurduğu kendi zevcesi Hafize nam mezbur da elyevm karyesinde kendi hanesinde ikamet eylemekte olduğu maruzdur. Ferman. Fi 8 Nisan Sene 1330 Mindeval Nahiyesi Müdürü Şükrü Mustafa

Mazrufen huzur-ı âli-i hazret-i mutasarrıf-ı ekremîye takdim kılındı. Ferman. Fi 12 Nisan Sene 1330 Alucra Kaim-makam Vekili Vasfi  image008

Dâhiliye Nezaret-i Celilesine

Marûz

Acizileri Karahisar-i Şarki’nin Alucra kazasına tabi’ Mindeval nahiyesinin Avarak karyesi ahalisinden olub mine’l-kadim karyemiz yirmi beş haneden ibaret iken elyevm atmışbeş haneden ibaret bulunmaktadır. Araziyemiz ise buna kıyasen mahdud (sınırlı) bulunmakta ve salifü’l-arz yirmi beş hane bulunduğu vakt kimesne gurbetlerde sürünmeyüb ziraatiyle iştigal etmekte idiler. Halbuki şimdi ise bir iki misli karyemiz büyümüş iken bunun iki misli bir çok senelerden beri çoluk çocuklarını terk ile ziraat yüzünden geçinemeyerek gurbetlerde sürünmekte ve ancak bir kısmı ki atmış beş hanenin yirmi hane kadar ahalisi kalarak bunun da on hanesi karyemiz mu’teberânına ve eşirrâ-yı (şerli) ben-am’dan (namlı) Hacı Ahmedzade Mustafa Efendi nam kimesnenin kendi akrabayı taallukatlarından (yakınlarından) ve on hanesi ise kendisinin işine yarayan ve fikrine hizmet edenlerden ibarettir. Bununla beraber kırk kırk beş haneden ibaret kalan karye ahalisi İstanbul’da sefalet çekmekteler zira akdemce koyun sığır ve hayvanatlarımız olub mezkûr arazi ve mer’amızda otlar ve bunun ile idare ve ta’ayyüş etmekte (geçinmekte) idik şimdi ise elimizde ne hayvanat kaldı ve ne de mer’a. Çünkü muma-ileyh Mustafa Efendinin karye ahalisine etmiş olduğu zulm el’an bizlere göndermekte olduğu tehdid nameleriyle de sabittir. Öteden beri zulmle alude olmuş bu kadar nüfuse etmiş olduğu zulm i’tisaf (zulm ve haksızlık) kabil-i ta’dad (sayılamaz) olamaz kendisi haddinden efzun (çok ziyade) mürekkib (terkip eden) ve mürteşi (rüşvetçi) olduğu dahi bu kere göndermiş olduğu ve refiklerine göndermiş olduğu elde edilen merbutan (ekli olarak) takdim kılınan mektubundan dahi keyfiyyet anlaşılacağı gibi muma-ileyh burada sürünmekte olan karyemiz ahalisinin her birlerinin hakkında bir takım borç göstererek dahi yaylamızın ziraati içün birkaç yüz lira talep etmesinden işte ne dürlü mürtekib olduğu icra kılınacak tahkikat-i adilaneden dahi anlaşılacağı acizilerinden hiç birimiz artık sefaletten ne hayvanatımız vardır ve ne de mer’amız hâlî köhne bir virane mer’ayı zira’ etmek ister ise bu mer’a beynimizde kabil-i taksim değildir. Hükümet tarafından mezkûr mer’a karye ahalisine her birlerine taksim edilir. Ol-vechile hükümetin dahi bu babda hakkı zayi olmaz, herkes hissesine isabet eden bir mahali eküb biçer ve mükellef olduğu vergisini dahi verir bu yüzden de hükümet izrar (zarar) etmez ve karye ahalisi dahi diyar-ı gurbetlerde tul (uzun) müddet senelerden beri sürünmekten kurtulur. Binaenaleyh muma-ileyhin ahali-i karyeye müdahalesinin ve mer’amıza dahi müdahalesinin men’i hususunda lazım gelenlere emr ü hususa buyurulması mu’arrızında (sözünde) bi’l-cümle karye ahalisi namına olarak iş bu maruzat-ı acizanemizin takdimine ictisar kılındı. Ol-babda emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir. Fi 30 Rebiü’l-evvel Sene 1332 ve fi 13 Şubat Sene 1329

Karye-i mezkûre ahalisinden ve ahali namına olarak Beylerbeyi’nde Süleyman kalfanın hanesinde sakin sucu Hasan      image009

Ber mucib emr ü havale karye-i mezkûreye azimet edilerek Hacı Mustafa Efendinin bâ-tapu mutasarrıf olduğu arazilerini te’minat göstererek a’şar iltizam etmiş ise de duyunu nahiyece meçhul bulunduğu muharebe-i zail’ede karyeden talep edilen efrad-ı redifeden mevcud olanlar sevk-i diyar-ı aharda olanların mahallelerini irae eder ilm ü haberleri bölük kumandanlığına verildiği ve müsted’i Hasan dahi bakaya olduğunu karye-i hey’et-i ihtiyariyesinin ifade ettikleri Hacı Mustafa Efendi bundan iki sene akdem Karahisar-i Şarki Mutasarrıflığından ruhsat-ı resmiye istihsal ederek ol-babda kazasının hükümete bir çarık bu’d mesafede bulunan “İkizler Tepesi” demekle maruf mahalden hükümetin taht-ı nezaretinde olmak üzere bir hafta hazırbab icra ettirdiği bundan sonra etmediği ve müsted’i merkum Hasan’ın nezdinde ailem dediği Güllü nam mebure kendisinin olmayub karyeden Bu(ö)ldü Hüseyin’in zevce-i menkuhası olub iğfal ederek beraberinde bulundurduğu kendi zevcesi Hanife nam mezbure de elyevm karyesinde kendi hanesinde ikamet etmekte olduğu maruzdur.

Ferman. Fi 7 Nisan Sene 1330 (20 Nisan 1914)

Mindeval Nahiyesi Müdiri (Müdürü)

Mazrufen huzur-ı âli-i hazret-i mutasarrıf-ı ekremiye takdim kılınır. Ferman. Fi 12 Nisan Sene 1330 Alucra Kaim-makam Vekili Vasfiimage010

Ozan karyesinden Tulha?oğlu Recep Ağa’ya

Kudretlü Recep Ağa

Mahsusan selam ederim. Tarafımızdan sual ederseniz bir kederimiz yoktur. Birader pederinize bir kile hınta (buğday) bir kile şair (arpa) verdim. Yarım liralık zahire de evvelce verdim. Bir buçuk lira borcunuz oldu lütfen şu paraya himmet ediniz. Bir de Kasım’a söyle eski borçlarından bir lira kaldı. Yeniden yine üç kile zahire verdik para göndersin. Altun İzzet Onbaşı da yüz seksen dokuz guruşu vardır. Niçün göndermiyor. Nazif Çavuş’un dört lira borcu elyevm (hâlâ) göndermiyor. Bizim Kadir Ağanın üç yüz atmış guruş Reis Mahmud Ağanın dört yüz yetmiş guruş borcu vardır. Birader şu paraları lütfen merkumlara söyle getüresiniz gene birbirimize lazım oluruz. Bizim Hacı Ahmedzade Yusuf Bey ile İbiş oğlu Hüseyin Bey’e söyle bizim yaylaların ziraat olunması içün emr almışlar niçün duruyorlar. O tarafta öküzleri yoktur, tohumları yoktur. Birkaç yüz lira göndersinler ki öküz, tohum alalar. image011

Ozan karyesinden Yakub Ağanın Ahmed Ağanın damadı Nazif Bey bu tarafta kahveci ve esnaf saire dolandırıp firar eyledi. Ol tarafa vardı mı? Nakil parası var mı? Sual edenlerin cümlesine hususan (özellikle) selam. Hacı Ömer Ağa Der-aliye (İstanbul) de mi? Yoksa Amerikana (Amerika’ya) gitti mi? Bu tarafa maaşlarını vermiyorlar on üç lira borcu vardır. Mahdumuna söyle yalnız bizim parayı göndersin. Her halde azizim şu paraların irsaline himmet ediniz. Bir mah (ay) kadar şu paraları tahsil edüb himmet ederseniz ziyade memnun olurum. Bizim Yusuf Bey ile Hüseyin Bey’e söyle bu tarafa teşrif etmekle paraları yoksa para gönderelim. Baki afiyet. Fi 19 Kanun-i-sâni Sene 1329

Hacı Ahmedzade Mustafa

Recep Ağa, Benim birader Rasim’in mahdumu Ahmed ol tarafta her ne halde ise elinizden geldiği kadar muhafaza ediniz. Parası var ise birazca para gönderiniz.image012

Sivas Eyaleti Mektûbî Kalemi

Alucra Kaim-makamlığının 6 Haziran Sene 1330 tarih ve 2180/152 numerolu tahriratı suretidir.

Şeref-mevrud 3 Mayıs Sene 1330 tarihli ve 16610/57 numerolu tahrirat-ı aliyelerine cevaptır. Avaraklı Hacı Mustafa hakkında devair-i aidelerince ve nahiye müdürlüğünce alınan izahat derkenarları ve evrak-ı müteferria rabt-ı takdim kılınır. Gelelim hafi ve celi tahkikat-ı acizaneme nazaran zaman-ı meşrutiyette bu gibi haksız ve nizamsız muameleler yapılmıştır. Zaman-ı istibdad (keyfi idare, zulüm) da bazı karyelerin koruluklarını bozdan ihya ile yirmi dönüm beş guruş bedel misl ile tapu edildiği ve arazilerinin bir kısmı ahara satılub ferağ muamelesi yapılmadığından birkaç sene sonra arazi-i mezkûru zabt ederek gerek adliyece ve gerek meclis-i idarece ru’yet olunan da’valara tapu senedi ibraz edüb satın alan ahar kimsenin tapusu olmadığından merkum Hacı Mustafa lehine hüküm sadır olmuş ve muahharen a’şar iltizamında arazi-i mezkûru hazineye terhin ve iltizam ettiği a’şarın bedelini tesviye edemediğinden arazi-i mezkûru hazine namına tefevvüz (bir işi üstlenerek) muamelesi icra edilmekte ve bundan mütevellid bir takım iddiayı şahıslar zuhur ediyor ise de müdde’iler tarafından da ayrıca Adliye Nezaret-i Celilesine takdim edilmiş istid’alar bura müddei-i umumiliğinden gelerek tahkikat neticesinde merkum Hacı Mustafa’nın bir takım nizamsız ve usulsüz muameleler görülmüş ise de bin üç yüz yirmi dörtden olduğu ve andan evvel olan muamelelerin muafiyete dâhil olub hukuk-ı umumiye namına ta’kibat edilemeyip hukuk-ı şahsiyesini aramağla hakkı olduğu dermeyanla adliye nezaretine cevap verilmiş ve fi’l-vaki ef’al-i mezkûre cümle-i zaman-ı sabıkta olub zaman-ı meru’tiyetde bu gibi haller olmadığını müdde’ilerin iddia ettikleri arazi ise herhalde mahkeme-i aidesine müracaatla iştira edüb ferağ muamelesini icra ettirmediklerini ispata mütevakkıf (ispata bağlı) olduğu ve bu adamın gerçi zaman-ı evailde bir takım tagallüben (zorbalıkla) icraatta bulunduğu bu da o vakitte müdde’ilerinin müsamaha veyahut istifade-i şahsiyelerinin muavenetinde bulundukları anlaşılıyor şimdi ise katiyyen bu gibi ahval olmayub her halde müdde’ilerin hukukları tezahür etmek cihet-i adliyeye müracaatlarıyla hitam pezir olacağı cihetle ve hakikat-i madde bundan ibaret olduğu maruzdur. Ol-babda.    
image013

Sivas Vilayeti Mektûbî Kalemi

Dâhiliye Nezaret-i Celilesine

Hülasa (Özet) Avarak karyeli Garip oğlu Halil ve refikasının (arkadaşlarının) arz-ı halleri takdim kılındığına dair.

Devletlü Efendim Hazretleri;

İdare-i Umumiye-i Dâhiliye Müdiriyeti ifadesiyle şeref-varid olan 19 Mayıs Sene 1330 tarihli ve 91168/294 numerolu tahrirat-ı aliyye-i nezâret-penâhilerine cevaptır. Karahisar-i Şarki Sancağına merbut Alucra kazasının Avarak karyesinden Hacı Ahmedzade Yusuf imzasıyla makam-ı sami-i sadâret-penâhiye ve karye-i mezbureden Sucu Hüseyin ve Çaputluoğlu Mehmed imzasıyla makam-ı âli-i nezâret-penâhilerine takdim kılınub mazrufen irsal buyurulan dört kıt’a arz-ı hal ile müsted’ilerin beyan ettikleri veçhile bir güna haksız ve yolsuz muamele vukuu bulmadığına ve saireye dair olan Alucra kaim-makamlığının tahriratı sureti leffen takdim kılınmıştır. Ol-babda emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir. Fi 14 Şaban Sene 1332 ve fi 24 Haziran Sene 1330

Sivas Vali Vekili Kadıimage014

Dâhiliye Nezareti İdare-i Umumiye

Sivas Vilayet-i Âliyesine

25 Mayıs sene 1330

20 Mayıs Sene 1330 tarihli ve 31 numerolu tahrirata zeyldir. Karahisar-i Şarki’nin Mindeval nahiyesi ahalisinden Hacı Ahmedzade Mustafa Efendinin zulm ve taadisinden şikâyeti havi Sultan vekili imzasıyla verilmiş arz-ı halde iade kılınmak üzere leffen savb-ı vâlâlarına irsal kılınmakla mündericatına ve işârat-ı sabıkaya nazaran iktizasının ifa ve neticesinin tekrar şikâyete ve te’kide mahal bırakmamak üzere inbası babında…  image015

Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdiriyeti

Sivas Vilayet-i Aliyesine

20 Mayıs Sene 1330

Avarak karyesinden Hacı Ahmedzade Mustafa ve mahdumu hakkında şikâyeti havi verilen arz-ı halin gönderildiğine dair.

Karahisar-i Şarki’nin Alucra kazasının Mindeval nahiyesinin Avarak karyesi ahalisinden Hacı Ahmedzade Mustafa ile mahdumu Tahsin hakkında şikâyeti havi Beylerbeyi’nde sakin sucu esnafından İbişoğlu Hüseyin imzasıyla bu kere verilen arz-ı hal dahi leffen irsal kılınmış (ekinde gönderilmiş) olduğundan mündericatına (içeriğine) nazaran iktizasının (gereğinin) ifa ve neticesinin inbası (haber verilmesi) babında.image016

Merkumun evvelce müracaatı üzere idare-i umumiye-i dâhiliyeden mahalline tahrirat-ı aliye yazıldığı gibi dün dahi tekrar te’kid olunmak üzere dosyasının kelem-i mezkûre verildiği lede’l-tahkik anlaşılmıştır.image017image018

Der-saâdet Emniyet-i Umumiye Müdiriyeti Cânib-i Âlisine

Maruz

Acizileri Karahisar-i Şarki’nin Alucra kazasının Mindeval nahiyesinin Avarak karyesi ahalisinden olub atmış beş haneden ibaret bir karye ahalisinin kırk beş hane efradı evlad-ı iyalini mal ve emlakını bırakarak karyemiz ahalisinden olub hükümetçe nüfuzu tesirli hem karyenin imam ve mahdumu muhtar ve hükümette aza sıfatıyla bulunan hain ve zalim şerir gaddar Hacı Ahmedzade Mustafa Efendinin zulmünden firar ile Der-saadet’in köşelerinde sürünmekte ve orada kalan yirmi hanenin on hanesi şerir-i merkumun akraba-i taallukatı ve on hanesi ise kendisinin havfından (korkusundan) dolayı avanesi (yardımcıları) olub hain ve zalim merkum Mustafa Efendi hakkında gerek Sadâret-i Uzmâya ve gerekse Dâhiliye Nezaret-i Celilesine ve gerekse Harbiye Nezaret-i Celilesine müteaddid olarak takdim etmiş olduğumuz şikâyetnamelerimiz tahkikat ve tetkikat-ı lazımenin icrası zımnında mazrufen mahal-i mezkûr kaim-makamlığına gönderiliyor ise de tahkikatler hükümetçe icra olunmayub hain ve zalim Mustafa Efendinin hanesine gidilerek koyunlar kesilip çaylar kahveler ziyafetlerden sonra tahkikate girişiliyor ise de orada mevcut kendi akraba-i taallukatı ve avanesinden sual olunmakta onlar da merkumun şerrinden ve zulmünden ihafe ederek (korkarak) merkumun gerek ahval-i saikası ve gerekse şimdiki icra eylemekte olduğu hal ketm edilmektedir (saklanmaktadır). Merkum hakkında şikâyette bulunan ve canları yanan ve evlad-ı ıyalini mal ve emlakını bırakarak terk ü vatan edenlerin kaffesi buraca Der-saadet’te mevcut olub merkumdan havflarından (korkularından) vatanlarına gidememektedirler. Şöyle ki merkum Mustafa Efendi devlet, millet ve vatan hizmeti içün celb edilen kendi akraba ve avanesinden olan efradı ketm (saklamak) ile diğer bir takım fukarayı ahaliyi sürdürmek ve istediği gibi karye ahalisine adeta bir haraç bağlamak Ozan karyesinden Tulleoğlu Recep namına yazmış olduğu mektup her nasılsa tarafımızdan elde edilerek arz-ı hale leffen (arzuhalin ekinde) dâhiliye nezaretine takdim kılınmıştır. Mektup mealinde ise merkum Recep’den bin lira talep olunur ki bu da bin liranın Avarak karyesinden Hacı Ahmedzade Yusuf ile İbişoğlu Hüseyin’den talep olunur. Mezkûr mektub ve arz-ı hal dâhiliye nezaretinden tahkik olunmak üzere Alucra kazası kaim-makamlığına ve oradan da nahiye müdiriyetine havale olunmuş, müdir bey efendi tahkikate geldiğinde güya arz-ı hali Recep vermiş gibi Recep’in köyüne gidüb (gidip) tahkikat olunmuş ise de bu adamlar bizim böyle borcumuz yoktur demişler halbuki ise mektup Recep’e yazılıyor, lakin para bizden talep olunur mektup hain ve zalim Mustafa Efendinin imzasıyladır. Hülasa merkum Mustafa Efendinin ne hain zalim ve gaddar  ve sahtekâr bir adam olduğu buraca salifü’l-arz terk-i vatan iden mevcud ahalice müsebbettir (tesbit olunmuştur). Şu halde evvelce ki evraklarımızın kâmilen merkum Mustafa Efendinin celbi ile tahkikat-ı adîlânenin icrasını talep ve istirham eyleriz. Hatta karyemize vesair kazanın civarı karyelere atmış bin guruş bir iane gösterilüb taksim edilmiş ise de bunlara tayin buyurulan ve vazifesi başına gelen kaza-i mezkûr kaim-makamı bey efendi bu atmış bin guruşu size kim emr verdi ve bu emr neredendir bu kadar bir paraya bu ahali metehammil (dayanılabilir) değildir demiş olduğu da müsebbettir (tesbit olunmuştur). Çünkü bunlara gelen kaim-makam bey efendinin adalet üzere tahkikat icra etmesinden anlaşılmıştır. Tahkikat-ı adîlânenin buraca icrasını talep ve istirham eyleriz. Ol-babada emr ü ferman hazret-i men leh’ül emrindir. Fi 28 Cemaziye’l-ahir Sene 1332 ve fi 11 Mayıs Sene 1330 (24 Mayıs 1914)

Sağdan Sola:

Üsküdar Paşa Limanında İnekçi Kalış oğlu Osman

Üsküdar İskelesinde sucu Çaputluoğlu Mehmed

Beylerbeyi’nde Şems Efendinin hanesinde sakin Hacı Ahmedzade Süleyman binti Mehmed

Sapanca’da temür yolunda Amele Çavuşu Garipoğlu bende

Mahal-i mezkûrda sucu Avarak karyesinden İbişoğlu bende

Beylerbeyi’nde sucu esnafından Avarak karyesinden Hacı Ahmedzade Yusuf

Üsep (Hüsep) karyesinden olup Üsküdar iskelesinde sucu Tuluoğlu Emin

Karye-i mezkûrdan Garipoğlu İzzet

Beylerbeyi’nde sakine karye-i mezkûrdan Eyüpoğlu Hüseyin kerimesi (kızı) Güllü

Mirgün’de Prenses Fatma Hanımın konağında uşak Keleşoğlu Arif bin Mehmed

Beylerbeyi’nde Rafet Paşa’nın konağında uşak Çulhaoğlu Arif bin Ahmed bende

Beylerbeyi’nde sucu esnafından İbişoğlu Hasan

Avarak karyesinden Süleyman oğlu Halil

Kadıköyü’nden sucu esnafından Hüseb karyesinden Çolakoğlu Mühür: Es-seyyid Mehmed Şirin

Burada belirtilen Prenses Fatma Hanım Sultan II. Abdülhamid’in eşi olan Fatma Hanım olabilir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Fatma_Pesend_Han%C4%B1mimage020

Dâhiliye Nezareti İdare-i Umumiye

Sivas Vilayet-i Âliyesine

19 Mayıs Sene 1330

Karye eşrafından Mustafa Efendinin zulm ve taaddisinden şikâyeti havi Karahisar-i Şarki’nin Mindeval nahiyesinin Avarak karyesi ahalisinden Garipoğlu Halil ve rüfekası taraflarından virilüb 19 Şubat 1329 ve 15 ve 29 Mart 1330 tarihinde mazrufen vilayet-i âliyelerine gönderilen arz-ı haller üzerine cereyan eden muamele neticesinin inba ve mezkûr arz-ı hallerin iade buyurulması babında.image021

Evrak Müdüriyeti

Karahisar-i Şarki dâhilinde Mindeval nahiyesinin Avarak karyesi ahalisinden Hacı Ahmedzade Mustafa Ağa’nın zulm ve taaddisinden bahs ile şikâyeti havi Gariboğlu Halil ile saire tarafından verilen 7477 ve 7475 ve 1746 ve 398 numerolu arz-ı haller 19 Şubat Sene 1329 ve 15 Mart Sene 1310 tarihlerinde …..Sivas vilayetiyle gönderilmiş ve henüz vilayetten iade kılınmadığı te’yiden anlaşılmıştır. Ferman.

İdare-i Umume 789          Fi 26 Mart sene 1330       Mehmed….

Suret-i mezkûrede telgrafla te’kid buyurulmak üzere idare-i umumiye müdiriyet-i âliyesine takdim.

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Alucra Tarihi, Şebinkarahisar Tarihi içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s