ALUCRA’NIN KALEDİBİ KÖYÜNDEN SERDENGEÇTİ ABBAS AĞA  

image001

image002

Soldan ikinci Serdengeçti Ağası (Kaynak-Milli Kütüphane)

Serdengeçti Ağası (Kaynak – TDV İslam Ansiklopedisi)

Akıncılardan düşman ordusunun içine dalmak veya kuşatılan bir kaleye girmek için hücum etmek gibi sonu büyük ihtimal ölüm olacak görevler için gönüllü olan fedailere verilen addır. “ser” Farsçada “baş” demek olduğundan “serdengeçti” de “başını/kellesini ortaya koyan” anlamı taşır. Yani bir nevi Osmanlı kamikazesi denebilir. Dalkılıçolarak da geçer.

Düşmana saldıran serdengeçtiler emellerine nail olmadıkça geri dönmezler fakat nadir de olsa bazıları bu ölümcül görevden kurtulurlardı. Bu durum oluştuğunda onlara üçer beşer akçe mükafat verilir ve bir ayrıcalık nişanı olarak yeniçerilerin giydiklerinden farklı , değerli kuş tüyleriyle süslenen bir serpuş yani “serdengeçti kavuğu” giymeye hak kazanırlardı.

Serdengeçtiler saldırıya geçmeden önce kendilerine özel bir bayrak açar bu bayrak altında ölüme koşarlardı.[1]

Serdengeçtilik hakkında verilen kısa bilgilerden asıl konumuza ilişkin belgenin detaylarını inceleyebiliriz. 1729 tarihli belgeden Kaledibi köyünden Abbas Ağanın Serdengeçti ağası olduğunu öğrenmekteyiz.

Ancak Abbas Ağa her ne suç işlediyle cezalandırılmıştır. Belgeden anlaşıldığına göre söz konusu ünvanı ile köyünde yararken başka yere sürülmesine ve köyüne girmemesine karar verilmiştir.

Ancak daha sonra nadim olarak kadıya çıkmış, Şebinkarahisar Kadısı Musa Efendi de onun affı için yazı yazmıştır. Bunun üzerine yeniden köyüne dönmesine izin verilmiştir.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Zafer Şık ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Arşiv Fon Kodu: İE.ŞKRT. Dosya No: 7, Gömlek No: 658, Tarihi: 22 Za 1141 (19 Haziran 1729), Konusu: Karahisar-ı Şarki muzafatından Alucra nahiyesine tabi Kaledibi karyesi sükkanından İkinci Cemaat’in serdengeçti ağalarından Abbas nam kimsenin iyi hal sahibi olduğunun arz ve ilamına dair Karahisar-ı Şarki Kadısı Musa imzasıyla yazılan arz.image003

SAHH

Mucebince Afv ve ıtlakiçün (salıverilmesi ve bağışlanması için)

BUYURULDU

22 Za (Zilkade) Sene 1141 (19 Haziran 1728)image006

Der-i devlet arz-ı dâî-i kemine budur ki; Karahisar-i Şarki muzafatından (bağlı yerlerinden) Alucra nahiyesine tabi Kal’adibi nam karye sakinlerinden İkinci Cemaatin Serdengeçti Ağalarından Abbas nam kimesne diyar-ı ahara nefy ve iclâ olunub (uzaklaştırılıp, sürgün) olunub emr-i şerif-i âlişân olmadıkça karye-i mezburda ikamet ettirilmemek babında şeref-bahş sudur eden ferman-ı âli ve mucebince Dergâh-ı Âli Yeniçeri Ağası Devletlü Saadetlü Hasan Ağa tarafından mühürlü mektup Beşinci Bölüğün Osman Çavuş Ağa yediyle (vasıtasıyla) vusül ve ber-muceb-i emr ü şerif-i âlişân merkûm Abbas ve diyar-ı ahara nefy ve iclâ  olunduktan (uzaklaştırıldıkdan) sonra cem-i gazir-i  meclis-i şer’e (büyük şer’ meclisine) gelüb merkum Abbas’ın ıslah-ı nefs ettiğinden ihtiyar ve sebili tahliye (Salı verilme isteğinde) olunub karye mezburede ikamet ettirilmesi babında emr ü şerif ricasına ilamü’l-iltimas etmeleriyle kendi halinde olmak üzere sebil-i tahliye (Allah rızası için salıverilmesi) ve karye-i mezburede ikamet ettirilmek (köyünde ikametine izin verilmek) babında evamir-i şerif  ricasına ve der-devlet medara bi’l-iltimas arz olunur. Hurrira fi evail Saferu’l-hayr li-sene ihda ve erbain ve mie ve elf (1-10 Safer 1141-10 Eylül 1728)

El-abdu’d dâî li’d-devleti’l aliyyeti

Es-Seyyid Musa el Kadı bi-medineti karahisar-i Şarki

Serdengeçti: Akıncılardan düşman ordusu içine dalmak veya muhasara altına alınan bir kaleye girmek için fedai yazılan kimseler. Bunlara ellerinde kınlarından sıyrılmış kılıçlarla bu tehlikeli işlere atıldıkları için “dalkılıç” da denilirdi. Düşman ordusuna dalacak veya kaleye girecek olanların dönmelerinden ziyade ölmeleri ihtimâli olduğu için bu adı almışlardı.[2]

Serdengeçti (serdengeçen) kavramı önceleri akıncılar, daha sonra yeniçeriler arasından düşman içine dalan veya kuşatma altındaki kaleye giren fedailer için kullanılırdı. XVI. yüzyıldan itibaren genellikle gönüllü yeniçerilerden oluşan serdengeçtiler “bayrak” adı altında 120’şer kişilik birlikler halinde teşkilatlanmıştır. Bunlar 10-20 akçe arasında değişen yevmiye alırlardı. En ön safta çarpıştıklarından “ölüm eri” sıfatıyla da anılıyorlardı. Meydan savaşları yanında özellikle muhasarası uzamış kalelere geceleyin merdivenlerle tırmandıkları, ölümüne savaştıkları ve kale kapılarını açarak asıl orduyu içeriye almaya çalıştıkları belirtilmektedir. Bu mücadelelerden sağ dönen serdengeçtilerin maaşlarına zam yapılır, bunlara bir imtiyaz olmak üzere başlarına serdengeçti kavuğu denilen, değerli kuş tüyleriyle süslenmiş özel bir serpuş giyme hakkı tanınırdı. Serdengeçti ağası adı verilen bu kavuklu serdengeçtiler diğer askerlerden büyük saygı görürlerdi. Bunlara derecelerine göre yayabaşılık, bölükbaşılık, zağarcılık, sekbanlık, solaklık, sipahilik ve kapıcılık gibi imtiyazlı görevler verilir, kaleye ilk hücum eden ve burçlara bayrağı diken serdengeçtiye sancak beyliği tevcih edilirdi.

Serdengeçtilik tamamen gönüllü olma esasına dayanıyordu. İhtiyaç zamanında serdengeçti bayrağı açılır, isteyen yeniçeriler bu bayrak altında toplanır ve savaşa katılırdı. XVI. yüzyıl sonlarından itibaren ocak düzeninin bozulması ve savaşların uzaması askere olan ihtiyacı arttırmış, yeniçeriler arasından serdengeçti alınması yanında dışarıdan ve taşrada eyalet ve sancaklarda timarlılardan da serdengeçti alınmaya başlanmıştır (Defterdar Sarı Mehmed Paşa, s. 438). Ocaktan görevlendirilen kişiler gittikleri yerlerde serdengeçti bayrakları açarlar ve tâlip olanların kayıtlarını yaparlardı. Kaynaklarda yeniçerilerden başka kuloğullarından, cebeci ve topçulardan, garip yiğitlerinden, atlı kapıkulu bölüklerinden de serdengeçti yazıldığı belirtilmektedir. Aslında birkaç yıllığına alınan, ayrı defterlere kaydedilen ve seferde ayrı bir sınıf sayılan bu askerler daha sonra ulûfe defterlerine yazılarak kalıcı şekilde ocağa dahil edilir, çoğu zaman da bu şartla serdengeçti yazılırlardı (Topçular Kâtibi Abdülkadir Efendi Tarihi, I, 289, 363). Aynı durum diğer yaya ve atlı kapıkulu ocakları için de söz konusudur. 1073 (1663) yılında önceden serdengeçti yazılan gönüllülerden sağ kalanlar Cebeci Ocağı’na alınmış ve Uyvar Kalesi’ne cebeci tayin edilmiştir. Kapıkulu süvari bölüklerine de ihtiyaç halinde serdengeçti alındığı olmuştur. 1061’e (1651) kadar üç yıllığına alınan ve ayrı deftere kaydedilen serdengeçtiler bu seneden itibaren doğrudan ulûfe defterlerine yazılarak ocağa alınmıştır. Özellikle Anadolu’dan olmak üzere taşradan gelenler ulûfeleri hakkında pazarlık ederlerdi. Nitekim 1067’de (1657) 2000 serdengeçti terakkî şartıyla serdengeçti yazılmıştı (Îsâzâde Târihi, s. 35). Diğer levent ve dalkılıç nevinden olan askerlerin de durumu pek farklı değildi (Jorga, IV, 394-395, 406). Bazı kaynaklarda serdengeçti ve dalkılıç kavramları aynı anlamda kullanılmış (Râşid, IV, 226, 232); bazan da ayrı zümreler olarak zikredilmiştir (Çelebizâde Âsım, s. 280). XVIII. yüzyılda orduda mevcut gazilerden dalkılıç adıyla savaşçı askerler yazıldığı olmuştur (Subhî Tarihi, s. 471). Serdengeçti sınıfının maaş işlemleri Süvari Mukabelesi Kalemi’nde yapılırdı.

Özellikle XVIII. yüzyılda bazı isyan olaylarında âsilere katılanlara da serdengeçti denilmiş, böylece bu unvan “ucuz kahramanlık” anlamında kullanılmıştır (Ahmed Hasîb Efendi, s. 33, 77). 1730 Patrona İsyanı’nda âsilere karşı koyabilmek için aşçı, helvacı ve sarayda bulunan diğer çalışanlardan serdengeçtiler alınmıştır (Subhî Tarihi, s. 24). Yine aynı dönemde asker ihtiyacı genellikle serdengeçti veya dalkılıçlardan temin edilmeye çalışılmıştır. Serdengeçti veya dalkılıçlara ulûfe belgesi olarak “memhûr” denilen birer senet verilirdi. Ancak bu kâğıt zamanla “kârcı” adı verilen bazı kişiler tarafından alınıp satılarak esâme gibi çıkar aracı olmuştur (Mustafa Nûri Paşa, III, 96). Serdengeçti ve dalkılıç tabirleri Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra tarihe karışmıştır.[3]

[1] http://indicium-levis.blogspot.com.tr/2012/06/serdengecti-osmanl-kamikazeleri.html

[2] http://www.osmanlicaturkce.com/?k=serdenge%E7ti&t=%40

[3] http://www.diyanetislamansiklopedisi.com/serdengecti/

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Alucra Tarihi, Şebinkarahisar Tarihi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s