BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN ÖNCE DONANMANIN DURUMU

image001

Hamidiye Kuruvazörü

18 Şubat 1912 tarihli belgede Çanakkale ve İstanbul Boğazını korumak için gerekli olan gemilerimizin yetersiz olduğu ve bu işi yapabilecek yeni gemilerin alınması gerektiği belirtilmiştir.  Yine belgeden Almanya’dan aynı amaçla toplar alındığı ve bunların İstanbul’a getirildiği ve bilahare Çanakkale’ye gönderildiği de belirtilmiştir.

1911 yılında Trablusgarp Savaşı’nın başladığı, İtalya’nın parasını aldığı halde Drama kruvazörüne el koyduğu hatırlandığında goğazların kontrolü için ihtiyaç duyulan gemilerin ne ifade ettiği daha iyi anlaşılacaktır. Benzer bir davranışı da Birinci Dünya Savaşı öncesinde İngilterenin yaptığı ve parasını peşin aldığı halde gemilerimizi teslim etmediği bilinmektedir. Bu batılı devletlerin alışkanlığı olarak karşımıza çıkmaktadır.

1912 yılında İtalyan donanması, Beyrut limanına taarruz etti. Osmanlı donanması yenildi; İtalyanlar kayıp vermezken, Osmanlı donanmasının iki adet savaş gemisi battı. İtalyan donanması, Osmanlı Devleti’ni barışa zorlamak için Çanakkale Boğazı’na da saldırdı, sonrasında Oniki Ada ve Rodos’u işgal etti.

1912 yılında, İtalya ile savaş sürerken Balkan Savaşları başladı. Balkan Birliği orduları, Osmanlı ordularına göre sayı ve deneyim bakımından güçsüzdü. Savaş başladığında Osmanlı Donanmasının envanterinde altı zırhlı gemi, iki zırhlı kruvazör, onbir muhrip, otuz torpido bot ve dokuz adet yardımcı gemi bulunuyordu. İstanbul’da da Haliç tersanesinde iki adet denizaltı yapılmakta idi. Hamidiye ve Mecidiye savaş gemileri  ise donanmanın modern gemileri idi.

Birinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin işitildiği yıllarda oruduyu kara, hava ve deniz kuvvetleri olarak güçlendirmeye çalışılsada maddi imkânların yetersiz olduğu belgeye de yansımış, alınması düşünülen gemilerin büdçede karşılığının olmadığı belirtilmiştir. Teknolojik anlamda geri kalmış olduğumuz ve ihtiyaç duyulan askeri ekipmanı üretememiz de o yılların en büyük handikapıdır. Almanya’dan alınan toplarla ve inşa edilen tabyalarla Çanakkale tahkim edilmemiş olsaydı Çanakkale Zaferini yaşamamız da mümkün olmayabilirdi.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Zafer Şık, Süleyman Köse, Ömer Faruk Gedik ve Mahire Yazar Kiremitçi’ye çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

Arşiv Fon Kodu: BEO, Dosya No:  4004, Gömlek No:  300283, Tarihi: 29 Safer 1330 (18 Şubat 1912),  Konusu: Çanakkale Boğazının güvenliği için iştirasına lüzum görülen iki vapurun bedelinin tesviyesi. (Bahriye, Harbiye; 282096)

image002

Harbiye Nezâreti Tahrirat Dairesi Tahrirat Kalemi

Ma’ruz-i çaker-i kemineleridir ki,

Almanya’dan mübaya’a olunan toplar Der-saadet’e gelerek buradan da Çanakkale’ye gönderilmiş ise de hin-i hacette (gerektiğinde) bunları denize (denizdeki düşman gemilerine) atarak düşman donanmasının müruruna (geçişine) bir mania-i müessire (tesirli bir engel) teşkil etmek içün birkaç kıt’a vapura ihtiyaç olduğu anlaşılmış ve bu işde her nevi vapurlar isti’mal olunamayacağından (kullanılamayacağından) havas (nitelikleri) ve evsafı (vasıfları) nakliyeyi cami vapurlar taharrisine mübaşeret (araştırılmasına başlanılmış) ve bu babda bi’t-tabi bahriye nezâret-i celilesine de müracaat olunmuş idi. Seyr-i sefain idaresinden Samsun vapuruyla cihet-i bahriyeye ait Zuhaf vapuru (korvet) bu işe salih (uygun) görünmekle Samsun vapuru tadilat-ı lazımesi bi’l-icra gönderilmiş ise de Zuhaf vapurunun hidmet-i matlubeyi ifaya salih (uygun) bir hale koyulamamasından dolayı şimdiye kadar Çanakkale’ye sevki kâbil olamamıştır. Ma-haza bu vapurlar dahi temin-i maksada kifayet edemeyeceğinden (yetmeyeceğinden) bunlardan başka iki vapurun daha taharrisine (araştırılmasına) mahviyet hasıl olarak Azak kumpanyasına mensub vağurlar arasında bulunan iki vapur muvafık görülerek muayenesinin icrası nezâret-i müşarün ileyhaya iş’ar kılınmıştır. Netice-i muayenede muvafık-ı matlub oldukları tebeyyün etdiği (anlaşıldığı) ve başka ve başka bir çare bulunamadığı takdirde mezkûr vapurların mübayaasına (satın alınmasına) teşebbüs olmak lüzumu derkâr (açık) olduğuna ve bunlardan birisi içün yirmi bin diğeri içün dahi on bin lira taleb edilmekde bulunduğuna göre bu babda otuz bin liranın sarfı iktiza ediyor. Boğazın şimdiden toplar ile müdafası imkânı var ise de o halde sefain-i ticariyenin mürurunu (geçişini) men’ etmek icab eder. Boğazda sefain-i ticariyenin müruru (geçişi) içün bir giceye bırakılmak şartıyla topların şimdiden atılması ciheti de varidi hatır olmakda olub ancak toplar furtuna ve akıntı ile tebdil-i mevzi edecekleri cihetle sefain ve ticariye içün fevkalede tehlikeli olacağından emr ü mürurun teshil (geçişin kolaylığı) ve te’mini içün klaguzluk istihdamı lazım gelecek ve klaguzluk hidmetini ifa etmek içün iki üç kıt’a vapura ihtiyaç hasıl olacaktır. Şu hale ve başka dürlü bir tedbir ve çare taharri (çare araştırılması) ve iraesi mümkün olmadığına nazaran Azak kumpanyasına mensub olan mezkûr iki vapurun mübayaası (satın alınması) icab etmektedir. Bedel-i mübayaa (satın olma bedeli) olan otuz bin liranın ise harbiye büdcesinde bi’t-tabi karşılığı mevcud olmadığından bu babda münasib bir karşılık iraesiyle meblağ-ı mezburun müsaraaten tesviye ettirilmesi içün iktiza-yı halin ifa ve neticesinin emr ü inbasına mebzuli-i müsaade-i samiye-i sadâret-penâhileri mütemennadır. Ol-babda emr ü ferman hazret-i veliyyü’l-emrindir.

Fi 29 Safer Sene (1)330 ve fi 5 Şubat Sene (1)327 (18 Şubat 1912)      

Harbiye Nazırı

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s