KUT’ÜL AMAREYE DAİR BİR DETAY

image001

Birinci Dünya Savaşı sırasında 29 Nisan 1916’da Irak Cephesinde Kut’ül Amare’de bulunan yaklaşık 13 bin kişilik İngiliz birliğinin tüm askeri erkânıyla birlikte esir olmasıyla hatırladığımız “Kut’ül Amare Zaferi” (NATO’ya girdikten sonra)[1] uzun yıllar unutturulmuş, tarihimizde yok gibi kabul edilmiştir. Son zamanlarda tarihin tozlu sayfaları arasından çıkarılan bu anekdot yeniden hatırlanıp kutlanmaya başlamıştır.

image003

Kahraman Halil Paşa ve esiri İngiliz general Townshend.

Bu zaferin en büyük kahramanı olan Halil Kut Paşa’nın soyadı da buradan gelmektedir. Bu zaferin kazanılmasında İngiliz birliğinin içinde önemli sayıda Hint Müslümanlarının da olması ve Osmanlıya (İslam Halifesinin ordusuna) karşı savaşmak istememesinin de rolü bulunmaktadır. Bu durum belki de daha sonra İngilizlerin hilafetin kaldırılmasındaki ısrarının arkasındaki en önemli neden de olabilir.

image004

Ancak İngilizlerin buralara yeni takviye birlikler ve askeri ekipman ve mühimmat göndermesiyle Osmanlı ordusu daha sonra buralardan çekilmek zorunda kalmıştır. Hiç şüphesiz bu durumun yaşanmasında Hintli Müslümanların gösterdiği basireti gösteremeyen bazı Arapların da etkisi bulunmaktadır. Şerif Hüseyin ve oğulları ile yakın çevresi buna örnek olarak gösterilebilir.[2] İngilizlerle birlik olan bu ekip farklı cephelerde İngilizlerle birlik olarak onbinlerce Müslüman Türk askerinin öldürülmesine buraların kaybına sebep olmuşlardır.

Yakın zamanda incelediğimiz bir başka belgede de Kazımiyye’de bulunan yaralılarımızın ve hasta bakıcılarımın oranın yerli halkı olan Şii Müslümanlar tarafından öldürüldüğünü görmüştük.[3]

Bu kez incelediğimiz 1917 tarihli belgeden ise Kut’ül Amare’nin sonradan kaybedildiğinin ve bu kaybın yaşanmasında Seyyid Cevad bin Seyyid Hamudi ve rüfekasının katkısının olduğu anlaşılmaktadır. Bu şahısların kaçtıkları ve gıyaplarında yargılanarak idama mahkûm edildikleri de anlaşılmaktadır. Ayan beyan bellidir ki kişilerde İngilizlerle işbirliği yapmış ve sonunda onların yanına sığınmıştır.

Seyyid denilince neyi ifade ettiği ne anlaşıldığını bilmeyen yoktur. Bu vasıfta olan kişilerin durumlarını Maide Suresi 51. Ayet-i Kerime’de belirtilen mealen “Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.” Emriyle beraber nasıl değerlendirmek lazımdır.

Müslüman kendisi gibi Müslüman bir topluma güvenemez ondan destek bulamaz ve hatta onların kendi dininden olmayanlarla birlikte güçbirliği yapması durumunda içinde bulunduğu durumu Allah’a arzetmekten başka ne yapabilir. Bunlar ibretlik olaylardır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Hüseyin Dağ, Zafer Şık, Mehmet Kahramanoğlu, Ömer Faruk Gedik ve Mahire Yazar Kiremitçi’ye çok teşekkür ederim.

muratdursuntosun@wordpress.com

DSCF4751

image006

Telgrafnâme

Devlet -i ‘aliyye-i ‘osmaniyye telgraf idaresi

Dahiliye Nezaret-i Celilesine

Bi-avnillahi teâlâ bugün Kut’ül Amare mevki’-i müstahkemi zabt ve işgal edildi. Beşi Ceneral (General) olmak üzere beş yüz zabit ve on üç bin ingiliz askeri esir alındığı arz ve tesyir eylerim.

16 Nisan Sene (1)332 (29 Nisan 1916)

Bağdad Valisi Ve Altıncı Ordu Kumandan Vekili Mirliva Halil

Arşiv Fon Kodu: BEO, Dosya No: 4484, Gömlek No: 336268, Tarihi: 29 (Za) Zilkade 1335 (16 Eylül 1917), Konusu: Kut’ül-ammare’nin sukutunda düşmana casusluk ve muavenette bulunmak maddesinden maznunen hala firarda olan Kut ahalisinden Seyyid Cevad bin Seyyid Hamudi ve rüfekasının idamları. (Harbiye; SYS/34-47)

image008

Daire-i Sadâret Umur-ı Mühimme Kalemi

Harbiye Nezaret-i Celilesine

Fi 29 Zilkade Sene (1)335 ve fi 17 Ağustos Sene (1)333 (16 Eylül 1917)

13 Eylül (1)333 tarihli ve 8/1230 numrulu tezkire-i aliyyelerine cevabdır. Kutulamara’nın sukutunda (düşmesinde) düşmana casusluk ve muavenette bulunmak maddesinden dolayı maznunen hal-i firarda bulunan Kut ahalisinden Seyyid Cevad bin Seyyid Hamudi ve rüfekasının idamlarına dair Musul Divan-ı Harbi-i Örfisinden gıyaben verilen kararı lede’l-arz tasdik-i âli-i hazret-i padişâhiye iktiran etmiş ve bu babdaki irade-i seniyyenin suret-i musaddakası ve Divan-ı Harb mazbatası leffen taraf-ı devletlerine gönderilmişdir, efendim.

Fi 16 Eylül (1)333 (16 Eylül 1917) tarihli irade-i seniyye üzerine

image010 image012

YORUMSUZ

[1] http://tanerhoca.com/wp-content/uploads/2016/02/KUT%C3%9CL-AMARE-SORU-CEVAP.pdf

[2] https://muratdursuntosun.wordpress.com/2016/01/24/halepli-bir-osmanli-mellahzade-mehmed-meri-pasa-hayati-ve-hatirlattiklari/

[3] https://muratdursuntosun.wordpress.com/2016/05/06/birinci-dunya-savasinda-yasananlara-ait-bazi-detaylar/

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s