OSMANLI’DA PİPO VE TÜTÜN MERAKI

image002

Alucra’da Yunus Karaçayır Koleksiyonu

Tütünün ilk kez Amerikan yerlileri (Kızılderililer) tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Daha sonra Avrupa kökenli yerleşimciler tütünü Avrupa’ya taşıdılar. Bu itibarla tütün ekiminin Amerika’dan başlayarak yaygınlaştığı söylenebilir.

Tütün 1500 yıllarında Antillerden İspanyol gemicileri vasıtasıyla İspanya’ya ve oradan Avrupa’ya yayılmıştır. Anadolu’ya ise Osmanlı İmparatorluğu zamanında (1605) Venedikli tüccarlar tarafından sokulmuş ve kullanılışı kısa bir zamanda yayılmıştır.

Tütün bitkisi, kurutulmuş yaprakların yakılması ile ortaya çıkan dumanın içe çekilmesi veya tozlarının enfiye halinde buruna çekilmesi veya özel işlem görmüş yapraklarının çiğnenmesi suretiyle kullanılır.

Dumanı teneffüs eden yerliler zamanla bu bitkinin keyif verici etkisini fark etmişler ve adi kamış ve bambudan yapılmış Y şeklinde bir borunun çatal kısmını burunlarına sokarak veya ağızdan üfleyerek dumanı içe çekmeye başlamışlardır. Böylece piponun en eski şekli ortaya çıkmıştır.

Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfine kadar Avrupa’nın tütünden ve tütün içme adetinden haberi olmamıştır.

Kolomb ve arkadaşları, kırmızı derili insanların kuru bir otu mısır koçanına sararak içtiklerini, ağız ve burunlarından duman çıkardıklarını ve yerlilerin buna “tabaco” veya “tombac” adını verdiklerini hayretle görmüşlerdir.

Meksika’nın “Tabesco” bölgesinde tütün tarımının yapıldığını gören İspanyollar, Küba’da tütün içme borusuna “tabaco” adının verildiğini duymuşlar ve “tabaco” adını kullanarak her gittikleri yerde bu adın yayılmasını sağlamışlardır.[1]

Tütün içiminin başlıbaşına bir alışkanlık olduğunu ve bu alışkanlığın insan sağlığına olumsuz etkilerinin olduğunu bilmeyen yoktur. Ancak başlangıçta sigara içimi ve tütün kullanımı yaygınlaştırılmaya çalışılırken insanlık kandırılarak sağlıya yararlı olduğu şeklinde yalan haberler yapılmış, sigara paketlerinin üzerine bu şekilde yazılar yazılmış ve bu nevi paket tasarımlarına ödüller dahi verilmiştir.

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCt%C3%BCn

image003

İşbu sigara kâğıdı hileden ari (uzak) ve sıhhate nafi’ (yararlı) olduğu içün Atina sergi-i umumisinde madalya ve mükâfata mazhar olmuştur.

Bir zamanlar halkı yanıltıcı bilgilerle sigarayı neredeyse ilaç diye satmışlar.[1]

[2] Arşiv Fon Kodu: BEO, Dosya No: 3625, Gömlek No: 271864, Tarihi: 8 Ağustos 1909

image006

Çavuşoğlu Biraderler

İstanbul’da Cedid Han Numru 14

Tütünün değişik kullanım şekilleri bulunmaktadır ve bunlardan birisi de enfiyedir. Enfiye, tütünün çürütülmesiyle elde edilen ve buruna çekilen keyif verici bir maddedir. Bu enfiyenin imali belli şartlara ve izne bağlandığından kaçak üretim elde edilen vergi gelirinin düşmesine sebep olmaktadır. Bu nedenle tütün yetiştirilen yerlerden biri olan Şebinkarahisar ve diğer yerlerde bu kaçak imalatın önlenmesi istenirken kaçak imalat ve satışı yapılan iş yerlerinin sahiplerine ağır cezalar verilmesi öngörülmüştür.[1]

Kırım Savaşıyla başlayan iç ve dış borçlanma sürecinin sonucunda Osmanlı Hükümeti borçlarını zamanında ödeyemeyeceğini açıklayınca (1875) Alacaklı devletler Osmanlıya büyük tepki gösterdi ve Osmanlının ödeme planını kabul etmedi. Osmanlı maliye sistemine de güvenmeyen alacaklılar ülkede toplanan vergileri kendi kurdukları bir teşkilat Duyunu Umumiye vasıtasıyla toplamak istediler. Artık vergileri Osmanlı memurları değil,alacaklı ülkelerin kurduğu şirketin reji memurları toplayacaktı. Bunun neticesinde Osmanlı Devleti’nin en önemli gelir kaynağı Tütün, Tuz ve Alkolden toplanan vergiler alacaklı ülkelerin kurduğu reji şirketine 30 yıl süreyle bırakıldı. Reji İdaresi kendi memur ve silahlı kolcuları vasıtasıyla vergi toplamaya başladı ve toplanan bu vergiler Osmanlının borcundan düşüldü.

Osmanlı üreticisi ürettiği tüm tütün, tuz ve alkolü rejinin belirlediği fiyattan reji idaresine vermek zorundaydı. Köylü rejiden izinsiz kendi içeceği tütünü dahi saklayamazdı. Köylü kendi içeceği tütünü önce rejiye 3 kuruşa verir sonra 10 kuruşa geri alırdı. Bir köyden başka bir köye izinsiz tütün ve tuz taşımanın cezası çok ağırdı. Rejinin kendi silahlı korucuları ve bunların vur yetkisi vardı. Bazı kaynaklar Reji kolcularının 20.000’nin üzerinde kişiyi vurarak öldürdüğünü yazmaktadır.[2]

Tütün değişik şekillerde işlenerek veya aromalandırılarak içim  tadı kazandırılmış ve oluşturulan katma değerle de pazar payı artırılmaya çalışılmıştır. Hiç şüphesiz bunda batılı ülkeler baş rol oynamışlardır. Tütün içimi zamanla kendine özgü bir yan sektörler de oluşturmuştur. Bunlar tütün tabakalarından, sarma kağıdına, sarma makinesine, ağızlığına, püposuna, nargilesine, purosuna sigarasına kadar geniş bir sektörü içermektedir. İşin dağıtım ve pazarlama ağını da dikkate aldığımızda ne kadar katma değeri yüksek, markalaşmanın olduğu bu nedenle halen günümüzde dahi kaçak sigara gibi bir sektörün olduğu dikkatlerden kaçmamaktadır. İçilen sigaranın markası bile bir prestij sembolu olarak yansıtılmış, hatta toplum içinde yer bulmuştur. Hele özel sarma puroların içimi başlıbaşına bir statü sembolu olarak yer bulmuştur.

Yazımıza konu belgeler ise işin farklı bir boyutunu göstermektedir. Osmanlıda asli görevleri ülkeler arası ilişkileri düzenlemek, kolaylaştırmak olan sefirlerin Osmanlı’daki üst düzey bürokratların sigara ihtiyaçları için numuneler satın alarak, akabinde yapılacak talebe göre siparişler verdiği bir konuma düşürüldüğü anlaşılmaktadır. Belgeler Sultan II. Abdülhamid dönemine ait olup, padişahın da bu işten pek uzak olmadığı izlenimini vermektedir.

1888 tarihli ilk belgede Almanya’nın Düseldorf şehrinde pipo fabrikası bulunan Mösyö M. Şrayberg fabrikasının kapısına Osmanlı arması asmak için Berlin sefiri aracılığıyla izin istemiş ve bu izin verildiği gibi kendisine bir de sigara kutusu hediye edilmiştir. Kimbilir belki de bu sigara kutusu Sultan Abdülhamid’in el işçiliğiyle yapılmış bir işlemeli kutudur. Şrayberg kendisine yapılan bu jestten dolayı çok memnun olmuş ve padişaha teşekkür mektubu yollamıştır. Muhtemelen Sultan Abdülhamid reklamın kötüsü olmaz diye düşünerek bu izni vermiştir. Ayrıca bir hediye vermesi de onun insanlarla iyi ilişkiler kurmak için izlediği şahsi politikasının bir tezahürü olmalıdır.

1891 tarihli belgede ise Londra’dan sipariş edilen pipoların ve sipariş edilen tütünlerin geldiği belirtilmektedir. Aynı belgede Almanya ve Paris’den de Amerikan tütünü sipariş edildiği anlaşılmaktadır. Amerikan menşeli olan tütünün Almanya’da çok arandiğı ve zor bulunduğu da özellikle belirtilmiştir. Söz konusu tütün Disburg’da Ren nehri kenarında kıyılarak dünyaya yollanmaktaymış.

Belgeler arasında Süreyya Paşa tarafından Londra’dan sipariş edilen 1891 tarihli bir pipo faturası da bulunmaktadır.

1898 tarihli son belgede Amerika’dan numune olarak 9 kutu muhtelif marka sigara ve pipo tütününun Berlin’e getirtildiği hangisi beğenilir ise ona göre sipariş edileceği belirtilmiştir.

Görüldüğü gibi bu konuda oldukça çaba sarfedilmiş, yüksek meblağlar ödenerek çeşitli ülkelerden tütün ve tütün kullanımına yarayan aksesuarlar getirtilmiştir. Düyun u Umumiye İdaresine bağlı reji kolcularının bir alışkanlıktır diye tütün eken veya içenlere yaptığı zulmun sürdüğü yıllarda bazıları da parasıyla değil mi mantığıyla hareket ederek devlet imkânlarını da kullanmak suretiyle istedikleri ülkeden istedikleri ürünü getirtmekteymiş.

Ne olursa olsun, bir zamanlar sağlığa faydalı olarak gösterilip kullanımı yaygınlaştırılan, günümüzde ise insan sağlığına olan zararları anlaşılan buna karşın ne yazık ki alışanın kolay kolay bir daha bırakamadığı tütün mamulleri başlı başına bir sektördür. Siz siz olun alışmamaya bakın.

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyeleri Zafer Şık, Hüseyin Dağ, Mithat Eker, Ömer Faruk Gedik, Cüneyt Çelikkol ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

Arşiv Fon Kodu: Y..PRK.EŞA. Dosya No: 7, Gömlek No: 48, Tarihi: 14 (C) Cemaziye’l-ahir 1305 (27 Şubat 1888), Konusu: Pipo fabrikası sahibi M. Şrayber’in, mağazasının kapısına Osmanlı arması asılmasına izin verilmesinden ve sigara kutusu ihsanından dolayı padişaha teşekkürü.

[3] https://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/10/10/1790da-sebinkarahisar-trabzon-samsun-ve-sinopta-enfiye-yapiminin-yasaklanmasi/

[4] https://muratdursuntosun.wordpress.com/2013/03/11/alucra-tarihinden-sayfalar-35/

image007

Mabeyn-i Hümâyun-ı Mülükâne Baş Kitabet-i Celilesine

10684/13

Devletlü Efendim Hazretleri

Düseldorf’da Pipo fabrikası sahibi olub mağazasının kapısı üzerine arma-i Osmanî ta’likine istid’a-yı ruhsat iden Mösyo M. Şrayberg’in mes’uli karin-i is’af olduğu gibi kendisini telkifen murassa bir aded sigara kutusu dahi ihsan buyurulduğunu şamil gurre-i Ca Sene (1)305 (15 Ocak 1888) tarihli tahrirat-ı âliyye-i asâfâneleri hediye-i behiye-i seniyye ile birlikde bu kere reside-i dest-i ta’zim oldu. Ber-mantuk-ı irade-i mekârim mu’tade-i hazret-i padişâhi keyfiyet derhal kendisine tebliğ ve tesyir ve ilave-i eltaf cenâb-ı şehriyari olan salifü’l-beyan yadigâr-kıymetdar dahi tesyir edilmesi üzerine muma-ileyh ihsan-ı âli el-ihsan olarak nail olduğu şu lütf ve inayet hazret-i mülükdariden dolayı izhar-ı kemal-ı memnuniyet ve minnet eylemiş ve bununla beraber teşekkürat begayetinde (pek ziyade teşekkürat) hâk-i pây-i şevket ihtiva-yı cenâb-ı şehinşâhiye hasseten arz-ı bihasında bulunmuş olduğunun cevaben beyanına müsaraat kılındı. Ol-babda emr ü ferman hazret-i men-lehü’l-emrindir.

Fi 14 Cemaziye’l-ahire Sene (1)305 ve fi 14 Şubat Sene (1)303 (27 Şubat 1888)

Berlin Sefiri Bende İsmail Hakkı Ahmed Tevfik   

Arşiv Fon Kodu: Y..PRK.BŞK. Dosya No: 20, Gömlek No: 47, Tarihi: 24 (C) Cemaziye’l-ahir 1308 (4 Şubat 1891), Konusu: Londra’ya sipariş edilen pipoların geldiği ve istenen tütünden numunelerin gönderildiği.

image010

Emr ü ferman-ı hümâyun hazret-i şehriyârilerine imtisalen Londra’ya sipariş olunan pipolar gelüb daire-i kitabetde bulunduğu ve bunun esmanı on beş Şilin altı Pens ve masarıfı bir Şilin altı Pens ki cem’an altun akçe yüz iki kuruş ettiğinden meblağ-ı mezburun ceyb-i hümâyun-ı mülükânelerinden aldırılarak sahibine gönderileceği ma’ruzdur.

Fi 24 Cumadiye’l-ahire Sene (1)308 (4 Şubat 1891)

Abd-ı memlükleri Süreyya (Paşa)

Almanya ve Paris sefaret-i seniyyelerine sipariş olunan Amerika tütününden numune olarak Almanya sefaret-i seniyyesinden gönderilmiş olan iki paket dahi arz ve takdim kılındığı ma’ruzdur.

Fi 24 Cumadiye’l-ahire Sene (1)308 (4 Şubat 1891)

Abd-ı memlükleri Süreyya (Paşa)

image011

Yıldız Saray-ı Hümâyunu

Berlin sefaret-i seniyyesinden varid olan şifreli telgrafnamenin hallidir.

Telgrafname-i âlileri alındı. Tedarik ve irsali emr ü iş’ar buyurulan tütün Berlin’de pek az sarf olunduğundan ancak bir magazada buldurulabildi. Numune olmak üzere a’la cinsinden sekiz paket vasat ve adi nevilerinden dahi birer paket alınarak bugünki posta ile gönderildi. Bu tütün Amerika’dan gelüb Ren nehri civarında Duisburg nam beldede kıyılub etrafa gönderilmektedir. Nevilerden her kangisi matluba muvafık görünür ise mikdarı beyan buyurulduğu takdirde heman fabrikasına suret-i mahsusada sipariş kılınacağı arz olunur.

Fi 27 Kanun-i-sâni Sene 1891 Berlin Sefiri Tevfik

Arşiv Fon Kodu: Y..PRK.HH.. Dosya No: 24, Gömlek No: 71, Tarihi: 02 (S) Safer 1309 (7 Eylül 1891), Konusu: Pipo faturası.

image014

Arşiv Fon Kodu: Y..PRK.EŞA. Dosya No: 30, Gömlek No: 78, Tarihi: 18 (Ra) Rebiü’l-evvel 1316 (6 Ağustos 1898), Konusu: Amerika’dan numune olarak getirtilen sigara ve pipo tütünlerinin gönderildiği hangisinden istenir ise sipariş yapılabileceği.

image015

Berlin Sefaret-i Seniyyelerinden Şifre

Manzur-ı âli-i cenâb-ı mülükâne buyurulmak üzere Amerika’dan numune olarak celb ettirilen dokuz kutu muhtelif sigara ve pipo tütünleri bu kere bi’l-vürud bugünki sür’at katarıyla nam-ı âlilerine irsal kılındığından vusulünde bade’t-takdim hangisi makbul-i şâhâne buyurulur ise sipariş edilmek üzere kutusu üzerinde bulunan ismiyle cinsinin emr u tebliği müsterhamdır. Ol babda fi 6 Ağustos Sene (12)98 (18 Ağustos 1882) ve fi 25 Temmuz Sene (1)314 (6 Ağustos 1898) Ahmed Tevfik

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s