1909’DA YILDIZ SARAYINDAN ÇIKARILAN CARİYELERİN DURUMU

image001

31 Ağustos 1876’da tahta çıkan Abdülhamid Han, ihtilalle tahttan hal edilerek 5 Nisan 1909 tarihinde gece yarısı Selanik’e sürgüne gönderilmiş ve burada bir Yahudiye ait olan Alatini kökünde kalması sağlanmıştır. Sürgün kafilesinde Abdülhamid Han’ın oğulları, kızları, cariyeleri ve hizmetlileriyle beraber 38 kişi bulunmaktaydı.  Ancak saraydaki cariye sayısı bundan çok fazla olduğundan cariyelerin çoğu sarayda kalmıştı. Bunların akıbetini ise aşağıda okuduğumuz belgelerden anlamaktayız.

Sultan Abdülhamid tamamen gözden çıkarılmış olacağından yanında götüremediği veya götürmesine izin verilmediği için geride kalan cariyelerin durumunun ne olacağı fetvahaneye sorulmuş ve alınan cevap doğrultusunda bunların özgürlükleri tanınarak yakınları tespit edilenlerin yakınlarına teslimi kimsesi çıkmayanların ise zor durumda bırakılmamaları için tedbir alınması istenilmiştir.

Ancak her biri bir diyardan satın alınarak getirilen cariyelerin İstanbul’da yakınlarının olması akla uzak ihtimal olduğundan diğer seçenek olan sahipsiz olanların ortada bırakılmaması için tedbir alınması seçeneğiyle ilgili olarak ne yapıldığı hususu mechuldür. Ancak hayatını sarayda geçirmiş, belli bir maaşı olan ve her ihtiyacı saray idaresi tarafından karşılanan söz konusu cariyelerin özgürlüğü verilerek salıverilmiş oldukları düşünülse de akıbetlerinin hiç de iyi olmadığını değerlendirmek yanlış olmayacaktır.

Daha önce incelediğimiz çok sayıda belgede gördüğümüz üzere cariye demek bir anlamda köle demek olduğundan köleliğin ne acı verici bir durum olduğunu belgelere yansıyan yakarışlardan hatırlıyoruz.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2015/09/07/arsiv-belgelerinde-kafkasyadan-gocler-iskanlari-kole-ve-cariyeler/

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Zafer Şık, Hüseyin Dağ, Mustafa Demirel, Mehmet Kahramanoğlu, Süeda Akbulut, Hafize Bozkurt ve Mahire Yazar Kiremitçi’ye çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

Arşiv Fon Kodu: ZB, Dosya No: 603, Gömlek No: 13, Tarihi: Fi 5 Cumadiye’l-ula Sene (1)327 (25 Mayıs 1909), Konusu: Yıldız Sarayından çıkan cariyelerin durumu.

image002

Bâb-ı Âlî Daire-i Umur-ı Dahiliye Mektûbî Kalemi     Aded 294

Zabtiye Nezâret-i Behiyyesine

Devletlü Efendim Hazretleri

Yıldız Sarayı’ndaki cariyeler hakkında icab-ı şer’iyi mutazammın fetvahaneden ita olunan mezekkirenin tesyarıyla (gönderilmesiyle) içlerinde akraba ve müteallikatı olub da müracaat edenlerin velilerine teslimi ve kimsesi zuhur etmeyenlerin (ortaya çıkmayanların) meydanda bırakılarak süründürülmemeleri zımnında icabının icrası taraf-ı vâlâ-yı meşihât-penâhiden huzur-ı sami-i nezâret-penâhiye ba-takdim tevdi’-i buyurulan tezkirede bildirilmiş ve mezkûr müzekkerenin sureti musaddakası leffen savb-ı âlilerine tesyar kılındığı gibi şehr-emâneti aliyyesine de iş’ar-ı keyfiyet edilmiş olmağla nezâret-i behiyyelerince de iktizasının ifasına himmet buyurulması babında irade efendim hazretlerinindir.

Fi 5 Cumadiye’l-ula Sene (1)327 ve fi 12 Mayıs Sene (1)325 (25 Mayıs 1909)

Dahiliye Nazırı  image003

Bâb-ı Âlî Daire-i Umur-ı Dahiliye Mektûbî Kalemi    

Suret

Yıldızda mevcud cariyelerin istihlası akraba ve taallugatı taraflarından taleb olunmakda idiğünden bunlar ile şehzadegân ve sultanlar hazerânına mensub olub müşarün-ileyhim nezdlerinde bulunan cariyelerin suret-i itakı hususunda iktiza-yı şer’i âlinin istiftasına (bilgi istenmesine) dair fi 21 Rebiü’l-ahir Sene (1)327 (11 Nisan 1909) tarih ve 44 adedlü muhavvel tezkire-i samiye ile Yıldız komisyon riyasetinin fi 3 Mayıs Sene 1325 (16 Mayıs 1909) tarihli tezkiresi birleştirilerek mütalaa olundu.

Malum-ı âli-i cenâb-ı fetva penâhileri buyurulduğu üzere dar-ı İslamda asıl olan hürriyet olmağla Yıldız’da bulunub kendilerinin rıkk-ı münkade cariyeleri olduklarına dair hiçbir tarafdan bir gûna iddia olunmayan cariyelerin hürriyet-i asliyelerine binaen velilerine teslimi ve şehzadegân ve sultanlar hazerâtı nezdlerinde bulunan cariyelerin ise rıkkı ınkıyad-ı sabıklarının subutuyla halen cariyeleri oldukları müşarün-ileyhim hazerâtı taraflarından da’avaya kıyam olunduğu halde behemahal ber-nech-i şer’i âli terafu’-i şer’i icrası iktiza eder. Ol-babda emr ü ferman hazret-i men-lehü’l-emrindir.

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s