DER-SAADET GAZHANESİNİN MODERNİZASYONU

image001

Gaz başlangıçta ısınmadan çok aydınlanma için kullanılmaktaydı. Bu yüzden çeşitli Avrupa dillerinde “aydınlanma gazı” anlamına gelen isimler verilmiştir: Örnek olarak İngilizce’de “şehir gazı” manasında “town gas”; Fransızca’da yine aynı anlamda “gaz de ville”; Almanca’da da “leuchtgas” kelimeleri kullanılmaktadır.

Havagazı maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen kokunun gaz haline dönüştürülmesiyle elde ediliyordu. Maden kömürü depolandıktan sonra özel taşıyıcılarla kırıcı denilen makinelere gidiyor. Burada kırılan kömürler otomatik olarak fırınlara taşınmakta, meydana gelen gaz özel borulardan geçerek temizlendikten sonra soğutularak temizleyicilere gönderilmekte ve son olarak amonyak, naftalin gibi maddeler ayrıldıktan sonra gaz sayaçlarıyla ölçülerek gazometreye gönderilmekte ve burada depolanan gaz yer altı borularıyla şehre ulaştırılmaktaydı.

Aydınlanma amacıyla maden kömüründen havagazı üreten ilk kişi Hollanda’nın Maastricht şehrinde doğan ve daha sonra Belçika vatandaşı olarak tanınan eczacı Jan Pieter (Jean-Pierre) Minckelers’dir. William Murdoch (1754-1839) bu konuda yaptığı deneyler sonucunda; kömürden elde ettiği dumanı arıtıp sudan geçirerek yakınca alevin beyaz ve parlak ışık verdiğini gördü. Böylece gazın yanıcı özelliği dışında da kullanılabileceğini gösterdi. 1792’de Redruth’daki evini, 1797’de Manchester polis merkezi binasının girişini ve Birmingham’daki Boulton ve Watt fabrikalarının çevresi ile 1805’te Lancashire’daki Salford’da pamuk imalathanesini aydınlattı.  İlk defa boru ile birbirlerine bağlantılı on üç gaz lambası Londra’da 1807 yılında denendi.

Havagazı konusundaki çalışmalar bütün Avrupa’yı sarmıştı. Fransız Philippe Lebon’un da havagazını kullanıp Paris’i aydınlatmaya girişmesi Murdoch’un ara verdiği bu alandaki deneylerine yeniden dönmesi için teşvik edici bir sebep oldu. Ancak Philippe Lebon, bu icadı daha ileri götürerek gazın arıtılarak da üretilebileceğini ortaya koydu.

Alman-Çek asıllı Winzler Avrupa şehirlerini dolaşarak bir gaz şirketi kurarak Londra’nın sokaklarını aydınlatma işini üstlendi. İlk gaz fabrikasında üretilen havagazı ile Westminster Köprüsü’nün aydınlatarak gerçekleştirdi. Avrupa’daki bu buluş kısa zamanda her tarafa yayıldı. Avrupa’nın ve Amerika Birleşik Devletleri’nin önemli şehirlerinin ana caddeleri veya önemli sokaklarının gaz lambalarıyla aydınlatılır hale geldi.

İlk gazhane Dolmabahçe Sarayına aydınlatma ve gaz sağlamak amacıyla 1853 yılında, şu anki İnönü Stadının yanında Maçka Parkı içerisinde, o zaman ki sarayın has ahırlarının arka kısmında Sultan Abdülmecit tarafından inşa   ettirilmiştir. Resmi açılışı 07.06.1856 yılında açılışı yapılan gazhane ilerleyen dönemde üretimin tüketimden fazla olması, havagazının çevre semtlere de yollanmasını sağlamıştır. İstanbul’daki diğer gazhaneler ise daha sonra açılan Kuzguncuk, Hasanpaşa ve Yedikule gazhanesidir.

1855’te Şehremaneti’nin girişimleri ve Sultan Abdülmecid’ in onayıyla, ilk olarak İstiklal Caddesi havagazı lambalarıyla tanıştı. Bazı kaynaklar ise, ilk aydınlatılan yerin Yüksek Kaldırım olduğu söyler. Aynı yıl Beyoğlu Naum Tiyatrosu da, padişahın özel izniyle buradan gelen havagazı ile aydınlatıldı. Kısa süre içinde Galata ve Beyoğlu civarında oturan zenginlerde    evlerine havagazı tesisatı kurma izni aldılar. 1859’da Tophane, 1864’de Pangaltı yolu ve Beşiktaş Caddesi havagazı ile buluştu. 1861 yılında ise Tophane-i Amire Caddesi, Talimhane ve Saraçhane’ye kadar borular döşenerek havagazı getirildi. Gazhanenin yönetimi 1873 yılına kadar Hazine-i Hassa tarafından yönetilirken bu tarihten sonra 1889 yılına kadar Şehremaneti’ne devredildi. Sırayla birçok şirkete devredilen Gazhane 1960 yılında çalışma süreci tamamlanmış ve buranın işlevi Kağıthane’ye yeni açılan Poligon Gazhanesine devredilmiştir. 1962 yılında nakil işlemleri tamamlanan gazhane, 1964 yılında imtiyaz sözleşmesinin sona ermesi ile yönetimi 16.03.1964 yılında Beyoğlu Muvakkat Gaz idaresine geçmiştir. Havagazı teknolojisi yerini doğalgaza bırakınca gazhanelerin de işlevi sona ermiş ve 01.07.1984 yılında yönetim İETT devredilmiş olup 1993 yılında İETT garajı yapılmıştır. Şu an atıl durumda olan gazhane için İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından çeşitli projeler geliştirilmektedir. Bunlardan en ilgi çekicisi Meydan Tiyatrosu projesidir. Şu an park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından kullanılmaktadır.[1]

[1] http://adcckr.blogspot.com.tr/2011/07/endustriyel-mirastan-bize-kalanlar.html

İncelediğimiz 6 Eylül 1888 tarihli belge de bu konuyla ilgilidir. Belgenin genel özeti 1853 yılında yapılan gazhane aradan geçen 35 yıl sonra gazhanenin teknolojik olarak eskidiği ve yenilenmesi gerektiğidir.

Belgenin detaylarında ise, Beyoğlu ve Galata ve Beşiktaş ve sair mahallere gaz vermekde olan gazhanenin çok harab olduğu eğer gerekli revizyon yapılmaz ise şehrin aydınlatılmasının aksayacağı belirtilmiştir. Gazhanenin teknolojisinin eski olduğundan hareketle kaza riskinin de bulunduğu, keza bu durumun üretim maliyetlenin yüksek olmasına neden olduğu, dolayısıyla yeni makinelerle gazhanenin yenilenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Zafer Şık, Mehmet Kahramanoğlu, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Mustafa Demirel, Süleyman Köse, Mahire Yazar Kiremitçi, Arzu Selvi ve Rümeysa Odabaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

Arşiv Fon Kodu: Y..PRK.ŞH.. Dosya No: 3, Gömlek No: 5, Tarihi: 29 (Z) Zilhicce 1305 (6 Eylül 1888), Konusu: Dersaadet Gazhanesi’nin yeni teknoloji ile donatılması ve iyileştirilmesine dair imzasız rapor. a.g.y. tt

image002

Der-saadet gazhanesinin tevsi-i hakkında tanzim olunacak rapor tercemesidir.

Memalik-i sairede olan gazhanelere mürecceh (tercih edilen) ve anlara numune olabilecek suretde Der-saadet gazhanesinin mükemmel bulunması lazım gelür ki hal-i hazırı gayet fena ve adeta acınacak bir halde harab olmuş bir mertebede (durumda) bulunuyor. Eğer mezkûr gazhane hal-i hazırında (olduğu) kalur ve içünde bulunan makine ve saire münasib (uygun) bir ta’dilat görmez ise şehrin emâkin (mevkilerini) ve esvakını (çarşılarını) tenvir etmek (aydınlatmak) içün lüzumu mikdar gaz veremeyeceği emr u aşikârdır. Mevcut makine ve edevat eski tarzda yapılmış ve şimdi de gayet eskimiş olduğu gibi gaz karganlarının dahi fersudeliği (eskimişliği) hasebiyle cüz’i bir tazyikle patlatılarak Mazallahu Te’ala büyük bir kazanın vuku’u melhuzdur (beklenebilir). Bâlâda muharrer (yukarıda yazılı) makinelerin fenalığından naşi hasıl olan gazın gayet fena olduğu gibi sıhhate muzır (zararlı) ve mevadd-ı ecnebiye ile memlu’dur (doludur). Bundan maada gazın istihsali (sağlanması) usul-ı atika mucibince (eski usulle) olduğundan fiyatının ziyade (fazla) olmasına sebeb olur. Binaenaleyh işbu fenalıkların önünün alınması mezkûr gazhanenin mükemmel bir suretde tadiliyle (onarılmasıyla) yeni usulde makine celbine (getirilmesine) menutdur (bağlıdır). İşbu ta’dilat ise fi yevminâ hâzâ (bugünkü günde) şehrin tenvirine (aydınlatılmasına) kâfi bir suretde olmayan gaz mikdarının yeni usulde makineler vasıtasıyla sıhhate muzır (zararlı) olmayan ve gayet şuleli müştagil olan (kolay yanan) gaz istihsalinden ibaretdir. Saray-ı Hümâyun ve kışlalar ve karakolhaneler ile sair emakin-i askeriye ve Beyoğlu ve Galata ve Beşiktaş ve sair mahallata gaz vermekde olan gazhanenin tarih-i inşasında (inşaat tarihinde) tenviri (aydınlatılması) taht-ı mecburiyetde olduğu mahallat (gereklimahaller) ve emâkinin (mevkilerin) mikdarı şimdikinden daha mahdud (sınırlı) ve az olduğu cihetle ahali tarafından şimdiki rağbete mazhar olmamıştı. Binaenaleyh ol-vakit ki gazhane hasılatı yevmiyesi olunan sarfiyata nisbetle mikdar-ı kâfiyede add olunabilirdi. Gazhanenin tarih-i inşasında hasılat-ı yevmiyenin mikdarı ihtiyaca kâfi olduğu halde ilca’at-ı zamaniyeye (zamanın durumuna) göre mikdar-ı mezkûrun on misli raddesinde tezayudu yani hasılat-ı yevmiyenin 2.000.000 kadem-i mik’abına iblağı lazım gelür iken bilakis mikdar-ı mezkûrun 200.000 kadem-i mik’abına tenezzulu şayan-ı te’essüfdür. Avrupa’nın sair şehirlerinde gaz fiyatının dûn (düşük) olduğuyla beraber gazhaneler varidatı kesir müesssesatdan olduğu halde Der-saadet’de bunun aksi zuhur etmiş ve inmekde bulunmuştur. Gazhanenin fenalığı ve esmanının (fiyatının) yüksekliğinden maada gazhane idaresinin hasılat-ı yevmiyesinin ahalinin ihtiyacat-ı beytiyyelerine (evlerinin ihtiyacına) kâfi olmadığı cihetle lazım gelen gazı vermekden aciz olduğu ecilden ahali fiyatı gayet dûn (düşük) olan sulu gaz (sıvı gaz) iş’aline mecbur oluyor. Gazhane idaresi muntazam bir halde olmadığından ve idare hususunda dahi fenne aşina hiç bir me’mur bulunmadığından ve gazhanede bulunan İngilterelü mühendisin ta’limatıyla hareket olunmadığından idarece olan nizamsızlık sudan ziyadedir. Akçanın fıkdanı (paranın yokluğu) dahi bir takım netayic-i vahimeyi (vahim sonuçları) tevlid etmektedir (doğurmaktadır). İşbu gazhanenin ta’dil ve ıslahı lüzum-ı kat’isi şehremaneti celilesince nazar-ı mütala’aya alınarak bu yolda bir komisyon teşkil olunmuşdur. Azası fenne aşina olmayan işbu komisyonun tanzim etmiş olduğu raporda gazhanenin ta’dil ve ıslahı ve gaz istihsalinde (üretimine) tasarruf yolu beyan olunmayub bilakis komisyon kendisine irae olunan mevaddı derc ve tahrir eyleyerek gazhanenin hal-i hazırının ta’dil ve ıslahı hakkında hiçbir fikir ve mütalaa(da) bulunmamıştır. Mezkûr komisyona bu babda bir çok tarik irae olunmuş (yol gösterilmiş) ise de hiç birisi nazar-ı mütalaaya alınacak suretde haiz-i ehemmiyet olunmadığından komisyonun teşebbüsat-ı vakıasından tabii bir netice-i hasene istihsal olunamamış (iyibir netice alınamamış) binaenaleyh gazhanenin yeniden inşası maddesinin taht-ı vücubda olmadığını (zorunlu olmadığını) hissettirmiştir. İşbu intizamsızlığın defi zımnında ittihaz olunacak çarenin en mükemmeli yalnız fenne aşina değil kuvve-i maliyesi dahi yolunda bir şirketin taharrisidir (aranmasıdır). İşbu şirketin vezaifi Avrupa’da olduğu gibi tasarruf-ı nokta-i nazarından gazhanenin ta’mir ve ıslahından ve gazhanenin şehremaneti celilesinin taht-ı nezaretinde olmak üzere şirket-i mezkûrenin taht-ı idaresinde bulunmasından sarfiyatının tezyidiçün (sarfiyatın artırılması için) gaz fiyatının tenkisi (indirilmesi) ve bu cihetle gaz işhal edenlerin adedinin tevfirinden (artırılmasından) velhasıl Avrupa gazhanelerinde olduğu gibi az masrafla çok mikdar gaz hasıl ider ki usulde makinelerin celbinden ibaret olacaktır. Bâlâda bast u temhid olunduğu (izah edildiği) cihetle icra-yı hareket olunduğu takdirde ıslahatdan netayic-i hasene (iyinetice) istihsal olunacağı (elde edileceği) gibi gaz hanenin terakkisini (ilerlemesini) kâfi varidat (gelir) hasıl olacağı ve işbu varidatın sene be sene tezayüd ideceği (artacağı) vareste-i kayd u iştibahtır (şüphe yoktur). İşbu usulün icrası halinde emakin-i emiriyede (devlete ait mahallerde) iş’al  olunmakda (yakılmakta) olan ale’t-tahmin dokuz bin yedi yüz kusur adet gaz lambası içün pek dûn bir fiyat taleb olunacağı gibi şehri verilen gaz masrafı dahi pek ehven (daha iyi) olacaktır. Mezkûr gazhanenin ta’dil ve ıslahı zımnında şehremanet-i celilesinde mün’akid (teşkil olunmuş) komisyon gazhanenin ıslah ve ta’dili hakkında bir zat tarafından talep olunan kırk üç bin lira fiyatı inde’l-keşf tahmin etmiştir. Muma-ileyhin inşa edeceği makine ve edevat usul-i kadimden olacak idi. Acizilerin teşkilini deruhde etmiş olduğum şirket-i mezkûr gazhaneyi kırk bin lira ve belki daha az bir meblağ sarfıyla ıslah ve ta’dil edebileceği gibi hiçbir gün imtiyaz ve mütalabada dahi bulunmayacağı ve gazhanenin varidat-ı safiyesiyle şirketin inşaat içün sarf ederek komisyon-ı mahsus tarafından tayin olunacak akçe faizi ile re’s-ül-memalik tediyesi beş altı sene zarfında kabil olabileceği bazı şehremaneti celilesi hitam-ı inşaatdan beş altı sene sonra bir habbe vahide bile sarf etmeksizin Avrupa gazhanelerine muadil ve gayet mükemmel bir gazhaneye sahib olacaktır.

Layiha-i acizanem mündericatının hadde-i tedkikden geçirilerek kabil-i icra olub olmadığının beyan buyurulmasıçün mezkûr layihanın azası fenne aşina olan ve fakat şehremaneti celilesiyle devair-i saireye mensub olmayan zevatdan mürekkeb bir komisyona havale buyurulmasını istirham ederim.

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s