RODOS’UN FETHİNE VESİLE OLAN GÜLLELERİN HATIRASI

image001

Rodos’un Fethi, Osmanlı Padişahı I. Süleyman’ın, 1522 yılında 400 parçalık büyük bir donanma ve 100.000 kişilik kara ordusu ile Rodos Adasını topraklarına katması olayıdır. Rodos’u daha önce II. Mehmed kuşatmış lakin alamamıştır. Rodos’u almadan, Suriye ve Mısır’ı idare etmenin imkânsız olduğunu düşünen Kanuni Sultan Süleyman, Belgrad’ı fethettikten sonra (1521), Rodos’a yönelmiştir. Rodos Kalesi beş ay kadar direnmesine rağmen, teslim olmayı kabul etmek zorunda kalmıştır.Şövalyeler canları ve malları güvencesi karşılığında teslimiyeti kabul etmiştir. Rodos’la beraber Oniki Ada ve Bodrum Kalesi de teslim olmuştur. Rodos’un fethi ile Rodos’taki Hospitalier Şövalyeleri, Papa’nın onayıyla Malta’ya sığınmıştır.

Osmanlıların Akdeniz’de güvenliği sağlaması kolaylaşmıştır. Fetihten sonra halka büyük imtiyazlar verilerek adaya Anadolu’dan Türk nüfusu yerleştirilmiştir. Cezayir-i Bahr-i Sefid (Akdeniz Adaları) eyaletine bağlanmıştır. Sancakbeyi olarak da Mehmed Bey tayin edilmiştir.[1]

İncelediğimiz belge de bu fethin anısı olan güllelerle ilgilidir. Belge 1907 tarihlidir. 1522’den 1907’ye kadar 385 sene geçmiş olmasına karşın Rodos’un fethinde kullandığımız ve dolayısıyla Hospitalier Şövalyelerinin adayı terketmesine vesile olan güllelerden İtalya devletinin hatıra olarak istediği anlaşılmaktadır.

Bunun üzerine saray kâtibi, Meclis-i vükela’da söz konusu mermer güllelerden iki tanesinin Rodos Adasındaki İtalya konsolosuna verilmesi Padişahlık makamından izin istemiştir. İtalya’nın bu talebi de çok ilginçtir. Bu durum Rodos’un kaybını yüz yıllar sonra dahi unutamadıklarını göstermektedir. Bahse konu mermer güllelerin yapımını daha önce de bir yazı ile incelemiştik.[2]

Yüzyıllarca Osmanlı idaresinde kalan adaların kaderi İtalyanların Trablusgarb’i işgal etmesinden sonra değişti. Bundan sonra İtalyanlar Osmanlı’yı barışa zorlamak için 12 adayı işgal etti. Osmanlı ise Balkan savaşlarının gölgesi altında barış antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı ve Trablusgarb’ı İtalya’ya bıraktı. Osmanlı devleti yapılan antlaşmada İtalyanların 12 adada bir süre daha işgalci olarak kalmasına göz yumdu. Buradaki gayesi Balkan savaşları sırasında Yunanlıların işgalini önlemekti.

Ancak 1. Dünya Savaşı çıkıp da İtalya ile karşı karşıya gelince 4 yıllık savaşın sonunda Lozan Antlaşması ile TBMM bu adaları İtalya’ya bıraktı. Böylece Yunan işgaline karşı geçici olarak İtalya’ya bırakılan adalar sonrasında da İtalya’nın egemenliğinde kaldı.

Birinci Dünya savaşının sonuna kadar İtalya’nın savaşı kaybetmesiyle tekrar gündeme geldi.1946 yılında Paris’de yapılan barış görüşmesinde 12 adanın İtalya’dan alınarak Yunanistan’a verilmesi gündeme geldi. Bunun gerekçesi de adalarda yaşayan nüfusun büyük çoğunluğunun Rum olmasıydı. Aslında Paris görüşmesine Türkiye’de davet edilmiş olmasına rağmen o günkü hükümet konferansa katılmama kararı aldı. Bunun yanında adaların Türkiye’ye bırakılması durumu da söz konusu olmuş ise de yine o günün hükümeti bu konuda pasif davranarak önüne gelen fırsatı değerlendirmemiştir.

10 Şubat 1947’de İtalya Paris Antlaşmasını imzaladı ve antlaşmayla 12 ada silahsızlandırılmak şartıyla Yunanistan’a verildi.[3]

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Zafer Şık, Süleyman Köse ve Mustafa İnce’ye çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

Arşiv Fon Kodu: İ.HUS. Dosya No: 157, Gömlek No: 58, Tarihi: 24 Receb 1325 (2 Eylül 1907), Konusu: Rodos’un fethinde kullanılan mermer güllelerden iki adedinin İtalya’ya verilmesi.

image002

Yıldız Saray-ı Hümâyunu baş Kitabet Dairesi

4488

Vaktiyle şövalyelerin Rodos’u tahliyelerini intac iden (neticelendiren) muhasara esnasında asakir-i Osmaniye tarafından endaht olunmuş olan ve koleksiyonuna ilave olunmak üzere i’tası İtalya Bahriye Nazırı tarafından rica edilen gülleden emsali mevcud ise verilmesi hakkında Meclis-i Vukelâ’dan kaleme alınan mazbatanın takdimiyle istizanı havi reside-i dest-i tazim olan fi 20 Cemaziye’l-ahire Sene (1)325 (31 Temmuz 1907) tarihli tezkire-i samiye-i sadâret-penâhileri manzur-ı âli olmuş ve mezkûr mermer güllelerden ikisinin oradaki İtalya konsolosuna i’tası (verilmesi) hususuna irade-i seniyye-i cenâb-ı hilâfet-penâhi şeref-müteallik buyurularak Tophane-i Âmire müşiriyet  ve Cezair-i Bahri Sefid vilayet-i celilelerine tebligat ifa kılınmış olmağla ol-babda emr ü ferman hazret-i veliyyü’l-emrindir.

Fi 24 Receb Sene (1)325 ve fi 20 Ağustos Sene (1)323 (2 Eylül 1907)

Ser-Kâtib-i Hazret-i Şehr-i Yâri Bende Tahsin

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Rodos%27un_Fethi

[2] https://muratdursuntosun.wordpress.com/2016/06/14/mermer-yuvarlaklar-nam-i-diger-gulle-gurle/

[3]http://www.dünyabulteni.net

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s