1848’DE UZUN YAYLA VE RİŞVAN AŞİRETİ

Uzun Yayla’ya Çerkes göçleri ve daha önce burayı kullanan aşiretlerle aralarında yaşanan mücadeleyi yansıtan pek belgeyi incelemiş ve bu konuda belge ağırlıklı bir kitap yazmıştım.[1] Bu kez karşılaştığımız belgede yine Uzun Yayla’dan bahsedilmekle birlikte bölgeye Çerkes göçlerinden önceki dönemi içeren durumu anlatmaktadır. Ayrıca Çerkes göçlerinden sonraki dönemi anlatan belgelerde daha çok Afşar-Avşar aşiretlerinden bahsedilmekteydi. Bu kez Rişvan aşiretinden bahsedilmektedir.

Belgede Rişvan aşiretiyle birlikte diğer bazı aşiretlerin Sivas’a 12 saat uzaklıktaki Uzun Yayla’yı yaylak olarak kullandıkları belirtilmektedir. Bununla birlikte yaylaya giderken karşılaştıkları halka ve etraftaki fakir-fukaraya baskı yaparak onlara zarar verdiklerinden bahsedilerek bunların etrafa verdikleri zararın önüne geçilebilmesi için geçici olarak 100 kişiden oluşan bir askeri birlik oluşturulması öngörülmüştür.  Konu Meclis-i Vâlâ’da görüşülerek geçici olarak 100 kişilik birlik oluşturulması uygun bulunmuş ve bunun için Maliye Bakanlığı’na da yazı yazılarak gerekli maddi kaynağın sağlanması istenilmiştir.

Rişvan Aşireti Anadolu’daki büyük Türkmen aşiretlerinden birisidir. Rişvan Aşireti hakkındaki en eski bilgiler 16.yüzyıl başlarına ait Osmanlı tapu tahrir defterlerinde bulunmaktadır. Yavuz Sultan Selim’in Haziran 1515’te Dulkadirli Beyliği topraklarıyla birlikte Malatya, Kâhta ve Hısn-ı Mansur (Adıyaman) bölgesini fethedip Osmanlı topraklarına katmasıyla, buralarda konargöçer durumda olan Rişvanların da dâhil olduğu bütün Türkmen aşiretleri Osmanlı devletinin tebaası olmuştur. Bölgede Osmanlılarca yapılan  ilk kayıtlara göre Rişvanlar Maraş Yörükleri ve Kara Ulus taifesi içinde yer almakta ve Oğuzların İğdir Boyundan gelmektedir.[2]

İlk tahrir 1519’da yapılmıştır. O dönemde Kâhta’da bulunan Rişvan Aşireti de bu tahrirde sayıldı. Bölgenin  Osmanlı Devletine katılmasıyla  Kâhta sancak haline getirilen Malatya’ya bağlandı. Rişvan Aşireti 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Maraş bölgesinde de görülmeye başladı. Mesela 1565’de Maraş’ta bulunan Türkmen cemaatleri arasında Rişvan Aşiretinin, Bektaşlı, Çakallı, Hamidli, Rişvan Cemaatleri zikredilmiştir. 1578’de Elbistan yöresinde çıkan Şambayatlı Sahte Şah İsmail’in etrafında toplanan Türkmenler içerisinde Rişvan Aşireti mensupları da vardı. Rişvanlar 17. ve 18. yüzyıllarda ise Zülkadriye (Maraş) Beylerbeyliğinin bütün topraklarına yayıldılar.  Rişvan Aşiretinin Osmanlı Devleti ile olan ilişkileri 17. ve 18. yüzyıllarda devam etmiş, bu dönemlerde birçok Rişvan beyi Maraş, Adana ve Sivas’a vali olarak atanmıştır. Halil Paşa, Ömer Paşa, Mehmet Paşa’nın da Rişvan Aşireti mensubu olduğu bilinmektedir.[3]

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Zafer Şık, Abdullah Ertürk, Mustafa Demirel, Süleyman Köse ve Ersin Üçdemir’e çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

Arşiv Fon Kodu: C..DH.. Dosya No: 290, Gömlek No: 14477, Tarihi: 23 (B) Receb 1264 (25 haziran 1868), Konusu: Uzunyayla’ya gelmekte olan ve yollarda çalıp çırpmağa başlayan Rişvan Aşireti ile diğer aşiretlerin men-i taaddileri için muvakkaten yüz neferlik Süvari başı bozuk askerinin tahririne lüzum göründüğüne dair Sivas Valisi’ne ve Maliye’ye.

image002

Sivas Valisine

Rişvan aşireti ve aşayir-i sairenin (diğer aşiretlerin) bu esnada Sivas’a on iki saat mesafede vaki Uzun Yaylağa gelmeleri vakti olarak fırsat bulundukları gibi bunların güna gün taaddiyata mücaseret-ade-i reddiyyelerinden olmasıyla aşayir-i mahsusa şimdiden esna-yı rahda rast geldiklerini çalub çırpmağa başladıklarından men’ ve te’dibleri (engellenmeleri ve cezalandırılmaları) zımnında muvakkaten (geçici olarak) yüz nefer süvari başıbozuk askeri tahririne (yazılmasına) lüzum görünerek valinin müsaadesi olduğundan kable’t-tanzimat şehri Mayıs ibtidasından neferat-ı merkûme tahrir ve tertib-i mahall (asker yazılarak mahallinde hazırlanması) ve mevaki’i-i münasebe ve lazımeye (lazım olan münasib mevkiye) i’zam ve tesrib olunduğundan (yollandığından) icra-yı iktizasına dair varid olan (gelen) tahrirat-ı behiyyeleri Meclis-i Vâlâ’ya verilerek siyak-ı hale (belgenin durumuna) nazaran aşayir-i merkûmenin yaylaklarına azimetlerinde (giderlerken) ebna-yı sebile (gelip geçenlere) isal-i  hasar etmeğe (hasar vermeye) başlamış olmaları cihetiyle hasbel mevki ehemmiyetine mebni (mevkinin (Uzun Yayla’nın öneminden dolayı) kabl-el-istizan muvakkaten (geçici olarak) ol-mikdar neferat istihdamına (asker bulundurulmasına) mecburiyet hasıl olduğu anlaşılmış olmasıyla neferat-ı merkûmenin muvakkat (geçici) suretle bi’l-istihdam te’min-i turuk (yol) kaziyyesiyle aşayir-i merkûmenin hiç bir suretle ebna-yı sebil (gelip geçenlere) ve fukaraya mazarratları (zararları) vuku’a getirilmeyerek zabıta-i memleket ve asayiş-i ahalinin istihsaline (ahalinin huzurunun sağlanmasına) kemaliyle dikkat olunması tensib olunarak (uygun bulunarak) bi’l-istizan irade-i ma’delet-ade-i cenâb-ı mülükâne dahi ol-vechile müteallik ve şeref-sudur buyurulmuş ve hazinece icra-yı icabı Maliye Nezâret-i Celilesi’ne havale ve iş’ar kılınmış olmağla ber-muceb irade-i aliyye-i hazret-i şahane bunların muvakkaten istihdamıyla zir-i irade-i behiyyelerinde bulunan mahallerin istikmal-i esbabı asayiş ve ahalinin istihsal-i huzur ve aramişiyle taraf-ı eşref-i hazret-i padişahi içün cümleden isticlab-ı da’vat-ı hayriyeye himmet buyurmaları siyakında

Maliyeye

Ve mucebince keyfiyet vali-i müşarün-ileyh hazretlerine yazılmış olmağla ber-muceb irade-i aliyye hazinece tesviye-i iktizası hususuna himmet buyurulmak deyu.

Fi 23 Receb Sene (12)64 (25 Haziran 1848)

Kayıd-şüd

[1] TOSUN, Murat Dursun, Arşiv Belgelerinde Anadolu’ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu, Mayıs 2015, İstanbul

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2015/09/07/arsiv-belgelerinde-kafkasyadan-gocler-iskanlari-kole-ve-cariyeler/

[2]Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1650) cilt IV, sayfa 1912-14, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2009, Ankara

[3]http://risvanlilar.blogspot.com.tr/2011/09/risvan-asireti.html

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s