TRABZON’DA 1849 TARİHİNDE GÖRÜLEN BİR TAHLİYE DAVASI

image002

1849 yılında görülen davada kendisinin aslen Trabzonlu olduğu anlaşılan Şakir Bey, Gümüşhane sancağına bağlı Kelkit kazası müdürlüğü görevinden ayrıldıkdan sonra Trabzon’a geldiğinde rızası ve izni olmadığı halde konağına Trabzon naibinin yerleşmiş olduğunu belirtmiştir. Ayrıca bahçesindeki limon ağaçlarına zarar verilmiş olduğunu gördüğü için şikâyetde bulunmuş ve zararının tazminini istemiştir.

Yine belgenin detaylarında Şakir Bey’in evimi boşalt dediği halde boşaltmadığı gibi hakaret de etmiştir. Şakir Bey ise ailesiyle açıkda kaldığı için zor duruma düşmüştür.

Bunun üzerine naibe başkasının mülküne izinsiz olarak yerleşmenin padişahın iradesine ve tanzimat-ı hayriye ahkâmına uymayacağı belirtilerek evi tahliye etmesi istenişmiştir. Bunun üzerine naibin eşyaları bir odaya konularak kapısı mühürlenmiş ve anahtarı sahibine verilmiştir.

İncelediğimiz belge hukuki sonuçları olan ve anlaşılması da bir o kadar zor olan bir belgedir. Bu nedenle dikkatlice okunması gerekmektedir. Bu durum birada belgenin yazım şeklinden kaynaklanmaktadır. İlk planda bahsedilen husus tamamen haneye tecavüz gibi anlatıldığından algılanması da bu şekilde olmaktadır. Fakat belgenin ilerleyen bölümlerinde konu biraz daha anlaşılırlık kazanmaktadır. Aslında durum tam dayukarıda anlatıldığı gibi değildir. Şakir Bey, eşyalarını toparlayıp bir odaya koyarak geri kalanını naibe kiraya vermiştir. Bahçesinde limon ağaçları olduğu da doğrudur. Kelkit’den geldiğinde şikayetine konu husus ise mühürlü odadaki eşyalarının zarar görmesiyle ilgilidir. Aslında durum biraz karışıktır.

İşte bu karışıklığı çözmek için Trabzon Valisi Mehmed Hayrettin’in başkanlığında Tapu Müdürü  Es-Seyyid Necibullah,  Kadı Es-Seyyid Yakub Besim, Müfti Mustafa, Mahkeme Kâtibi Es-Seyyid Mehmed ve muhtelif azalardan oluşan meclis toplanarak davayı sonuca bağlamıştır.

Buna göre mütfü hâkim olarak atanarak tarafların ifadeleri alınmıştır. Naib kendisine Hasan Ağa isimli birisini vekil olarak tayin etmiştir.

Sorguda Şakir Bey, kendisinin Kelkid’de bulunduğu sırada naibin hanesine girdiği ve beş adet limon ağacının kuruduğu ve mühürlü odada bulunan eşyalarının durduğu yerde zedelendiğini, her bir ağacın biner guruş fiyatı olduğundan beşbin kuruş zararı olduğunu ifade ederek tazminini istemiştir.

Naibin vekili Hasan Ağa ise, cevabında hane-i mezkûru kiraladıklarını ve kiralarını düzenli olarak verdiklerini mühürlü odada bulunan eşyalarına ise kendilerinin bir müdahalesi olmadığını, limon ağaçlarının ise şiddetli kış ve yağan kar nedeniyle kuruduğunu belirtmiştir. Bu nedenle Trabzon’da çok sayıda limon ve portakal ağaçlarının kuruduğunu ifade etmiştir.

Üstelik ağaçların fiyatı belirtildiği gibi 1.000 kuruş olmayıp, 100 kuruş olduğu da meclisce yapılan araştırma sonunda anlaşıldığı vurgulanmıştır. En önemlisi de başlangıçda zararım 20.000 kuruş denildiği halde sorguda 5.000 kuruş denilerek bir aykırılık ortada çıkmış olmasıdır. bu durum Şakir Bey’e sorulduğunda pişmanlık göstererk alacağını olmadığını söylemiştir. Dava da bu şekilde sonuçlandırılmıştır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Zafer Şık, Mustafa Demirel ve Lütfi Akbaş’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

Arşiv Fon Kodu: A.}MKT. Dosya No: 228, Gömlek No: 91, Tarihi: 21 (Za) 1265 (8 Ekim 1849), Konusu: Kelkit Kazası sabık Müdürü Şakir’in Trabzon’daki hanesine izinsiz olarak yerleşip zarar veren naib ile arasındaki anlaşmazlığın halledildiğine dair Trabzon Meclisi’nin mazbatası.

image003

Kelkid kazası müdiri sabık Şakir Ağa müdirlik-i mezkûrda bulunduğu evanda (sırada) Trabzon’da kain hanesinde rızası olmadığı halde Trabzon naibi efendi iskân birle içinde mevcud mefruşatıyla yirbibin kuruş kıymetlü limonluğu fersude (yıpratmış) ve tahrib etmiş ve ağa-yı muma-ileyh Trabzon’a avdetinde hanesinin tahliyesini (talep) etmiş ise de çıkmadığından başka bir takım hilaf-ı şer’ cevablar vererek el-haletu hazihi kendisi familyasıyla (ailesiyle) açıkda kalarak duçar-ı sefalet ve zaruret olmuş ve keyfiyet her ne kadar taraf-ı acizanemize ifade olunmuş ise de henüz bir semeresi müşahade olmamış idiğü (sonucu görülememiş olduğu) beyanıyla efendi-i muma-ileyhin hane-i mezburdan ihracıyla beraber ağa-yı muma-ileyhin bu babda vaki olan zararının tazmin ettirilmesi hususu hâk-i pây-i âlilerine ifade istid’a olunmuş olub beyana hacet olmadığı üzere kimesnenin mülküne diğeri tarafından müdahale olunarak sahibinin rahatsız ve zaruride (zaruretde) olması rıza-yı âlinin ve tanzimat-ı hayriyenin hilafı olduğundan ve bu makule şeyler efrad-ı ahaliden biri yapmak istediği halde zabıtan-ı memleket men’ etmek lazım gelür ve efendi-i muma-ileyh ise hukuk-ı ibadın?ihkakına (geri alınmasına) me’mur iken bu hareketin kendisinden suduru doğrusu yolsuz ve uygunsuz idiğünün böyle ailesiyle hane-i mezkûru bi’t-tahliye sahibi tarafına teslim eylemiş ve müddet-i ikâmetinde tarafından vuku’u sabit olan hasaratın dahi tazmin ve tesviyesi hususunun naib-i muma-ileyhe tevcih ve tefhimi (anlatılması) irade-i seniyyesi mutazammın-ı şeref-bahş-ı sudur olan bir kıt’a emir-name-i sami-i cenâb-ı vekâlet-penâhileri meal-i âlisi karin-i iz’an-ı çakeranemiz olmuş ve tıbk-ı emr ü irade-i sadâret-penâhileri vechile hareket ve icab-ı halin icrası fariza-i zimmet-i me’murin-i acizanemizden olub ancak Trabzon kadısı faziletlü Kadir Efendi abd-i daileri bu tarafa geldikde mahkeme olmadığından açıkda kalmış ve muma-ileyh Şakir Ağa Kelkid ve akrabasından Arif Bey dahi Maçka kazasında müdir olub haneleri birbirlerine mümessil olduğu halde tehi bulunduğundan efendi-i muma-ileyh dailerinin ef’aline (işlerine) meclisce tensib görülerek taraflarına iş’ar ve muma-ileyh dahi ol-vechile bi’t-terazi mahsusan mektub yazılub adamlarıyla bi’l-irsal mevcud eşyalarını bir odaya vaz’ idüb kapısını bi’t-temhir (mühürleyerek) hane-i mezburun miftahını (anahtarını) teslim etmişler ve harem dairesi muma-ileyh Şakir Ağa’nın olub senevi icareli binikiyüz kuruş ve selamlık tarafı muma-ileyh Arif Bey’in olub senevi icarı sekizyüz kuruş emsaline tatbiken meclisce kat’ olarak efendi-i muma-ileyh daileri ekall olunmuş ve bir müddetden sonra hasbe’l-icab müdir-i muma-ileyhin Kelkit kazasından infisaliyle Trabzon’a geldikde hane derununda bulunan limonluğu çend defa tevabatını gönderüb bakdırmış ve üzerini örttürerek muhafaza idüb ve badehu efendi-i muma-ileyh dailerinin hane-i mezburdan çıkmasını iltimas etmiş ve Trabzonca kabil-i sekene mahal tedariki müşar olmamış idiğünden diğer bir mahallin tedarikiyle irade-i vekâlet-penâhileri şeref-vürudundan ondokuz gün muhaddem tedarik olunan başka mahalle nakl iderek hane-i mezkûru muma-ileyh Şakir Ağa’ya teslim eylemiş ve emr ü iradelerine imtisalen Trabzon müftisi hâkim nasbıyla merkûm Şakir Ağa asaleten ve efendi-i muma-ileyh daileri tarafından vekil-i şer’isi Hasan Efendi daileri vekâleten meclise celbiyle istintak olundukda (sorgulandığında) kendisi Kelkid’de bulunduğu halde efendi-i muma-ileyhin hanesine girdiği ve beş ağaç limon olub kuruduğu ve eşya-yı memhuresi (mühürlü eşyalar) durduğu yerde zedelenmiş olduğunu bi’l-beyan beher ağaç biner guruş ider olub bu takdirce beşbin kuruş zararım olub matlub ederim deyu ve’l-sual vekil muma-ileyh cevabında hane-i mezkûru vech-i mezbur üzere icarıyla ahz ederek duhul ve hissesine kadar işlemiş olan icarı tamamen kendilerine ita ve makbuz-ı sened-i sahiheleri ahz ve eşya-yı mevcudesi mukaddemce kendi adamı tarafından bir iki odaya vaz’ olunub temhir olunduğundan (mühürlendiğinden) müvekkilim hane-i mezburdan çıkdığı vakit ol-vechile mühürlü olarak kendisine teslim ve kabz (tahsil) etmişler ise de ancak şiddet-i şita (şiddetli kış) ve berf-i azim (çok kar yağması) cihetiyle Trabzon ve civar kazalarda bulunan limon ve portakal ağaçları bi’l-cümle kuruyub ağa-yı muma-ileyhin limonluğum harab oldu ve bakdırılmasına muhalefet eyledi demesinin dahi bir vechile aslı olmayub mukaddemce kendi adamları beldeleri usulü vechile muhafaza etmişler ise de bi-kazaillahi te’ala kurumuş ve efendi-i muma-ileyh adb-ı dailerinin muhalefetiyle telef olmadığı tebeyyün etmiş ise de beş ağacın beheri biner kuruş bahalu (fiyatlı) ağaç idi demesinden naşi li-ecli’l-iskân o makule ağaç kaç kuruşa alınub verileceği meclisce tahkik olundukda yüzer kuruş baha ile alınub verileceği tebeyyün eylemiş (anlaşılmış) olub bu suretde istid’a-yı sabıkası (önceki talebi) yirmibin kuruş zayiat iken şimdi beşbin kuruşa indirdiği cihetden ifade-i vakıaları birbirine mübayin (zıt, aykırı) düşmek hasebiyle sıhhat-i hali kendisinden su’al olundukda mukaddem bazı şeylerden canı sıkılarak emir-name-i sami-i asâfânelerini celb etmiş ise de bir güne matlubat ve alacağı olmadığını bi’l-beyan efendi-i muma-ileyh daileriyle tarziye (pişmanlık) suretini göstermiş ve efendi-i muma-ileyh daileri dahi bir güne alacak hakkı olmadığı halde serian alınmasını istid’a etmiş ise de ağa-yı muma-ileyh bir güna matlubatı olmadığını ve müddet-i ikâmetinde işlemiş olan icarını dahi almış olduğunu tekrar takrir ederek birbirlerinden terkin-i (bozulmasına) razı olmuş olduklarından ifade-i hal ve keyfiyet ma’ruzunda takdim-i mazbata arzımıza ibtidar kılındığı bi-lütfullahı te’ala muhat-ı ilm-i âli-i rahimâneleri buyuruldukda ol-babda ve her halde emr ü ferman hazret-i men-lehü’l-emrindir.

Fi 21 (Za) Sene (12)65 (8 Ekim 1849)

Azalar

Bende Kâtib-i Mahkeme-i Trabzon Es-Seyyid Mehmed

El-abdu’d-dai-i Müfti Mustafa

El-abdu’d-dai-i Kadı Es-Seyyid Yakub Besim

Bende Defter-i Hakâni Trabzon Es-Seyyid Necibullah

Bende Vali-i Eyalet-i Trabzon Mehmed Hayrettin

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s