ALUCRA KEŞİMBÜR KÖYÜ YUSUF EFENDİ CAMİ-İ ŞERİFİ VAKFI

image002 image004

Kimin ne kadar ilgisini çeker bilemem ama benim açımdan son derece heyecan verici ve bir döneme ışık tutan belgelerle haşır neşir olmanın heyecanını yaşıyorum. Zira bu belgeler öyle sanıyorum ki Alucra’da ilk defa yayınlanmaktadır. Konaklı köyü sakinlerinin de durumdan haberi yoktur.

Öncelikle belirtmek gerekirse Konaklı yani Keşimbür köyünde 1803 yılında Yusuf Efendi tarafından kurulmuş bir cami vakfı bulunmaktaymış. Tam adı da Yusuf Efendi Cami-i Şerifi Vakfı’dır. Aslında vakfın kuruluşu daha da eski olabilir. Çünki Sultan II. Mahmut tarafından tuğrası çekilmiş berât’da atik beratın yenilendiği belirtildiğinden öncesinin de olması gerekmektedir. Camiye ait vakıf senedi olmadığı için vakfın gerçek tarihi için bir yorum yapmak mümkün değildir. Belki köylülerin elinde vakıfla ilgili belgeler vardır. Fakat maalesef bizim insanımız da bir gariptir. Ne elindekini okuyabilir ne de kimseye gösterir. Elindekini çok değerli bir şey sanmakta ve saklamaktadır. Aslında çok değerlidir ama maddi değerinden ziyade maddi değeri vardır. Bunu anlayabilmek de ayrı bir izan ve sezgi gerektirmektedir.

Yusuf Efendi Vakfı Cami-i Şerifinin ilk imam-hatibi Camusoğlu Veysi veya Veysel gözükmektedir. Bu isim belgelerde farklı yazılmıştır. Veyis olarak bile okunabilir. Ancak sonraki belgelerde Veysel olarak zikredilmiştir. Belgelerin zaman aralığı 1803’den başlayarak 1891 tarihine kadar uzanmaktadır. 1891’de caminin ve vakfın işlevinin faal olduğu düşünüldüğünde muhakkak vakfa ait işaretlerin ve emarelerin Konaklı köyünde bulunması gerekir. Köyün kabristanı da bu anlamda kıymetli bilgiler içeriyor olması gerekir. Tabi ki korunabildi ise.

Hacı Yusuf Camisi adıyla Alucra merkezinde de bir cami bulunduğunu son çalışmalarımızdan birinde görmüştük.[1] O yazının tarihinin 1880 olduğu dikkate alındığında arada neredeyse 80 senelik bir fark olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 1880 tarihinde Alucra’da olduğunu öğrendiğimiz Hacı Yusuf Camisi’nin aynı kişi tarafından yaptırılmış bir cami olup olmadığı hakkında bir şey söylemek zordur. Hele ki Alucra’da Mesudiye mahallesinde yeni bir kasaba kurulduğu dikkate alındığında bunun cevabını bulabilmek daha da zor olmaktadır. Ancak Alucra’nın yüzyıllardır kervan yolu üzerinde kurulu bir yerleşim yeri olduğu değerlendirildiğinde mümkün olabileceği de ihtimaller içerisindedir. Vakıf denilince hizmetin devamı için vakfedilen mallar da akla geldiğinden bahse konu vakfın Alucra’da gelir getiren gayr-ı menkullerinin olmuş olması da sürpriz olmaz. Veya Keşimbür köyünde araziler de olabilir. Bunların cevabı elde olmayan vakıf senedindedir. Konaklı köyü muhtarlığı bu yazının bir çıktısını alarak Vakıflar Genel Müdürlüğüne müracaat ederek hem köylerinde bir zamanlar buluna vakfın tescilini isteyebilir hem de Yusuf Efendi Camisi Vakfı ile ilgili ellerinde bilgi ve belge olup olmadığını sorup varsa bunların tasdikli birer örneğini isteyebilir.

Tekrar Keşimbür’deki camiye gelince; insanlar fani burada görevi imam-hatip efendi vefat edince yerine kadim kıdem[2] yaklaşımı gereği aynı aile fertlerinden  bireylerin bu göreve atanması öngörülmüş ise de kimisi yaşı küçük olduğu için atanamamış kimisinin de liyakati yeterli bulunmamıştır. Nihayet yaşları küçük olan ancak ilim öğrenme yolunda talebe olan çocukların hakkı baki olmak üzere onlar yeterli büyüklüğe erişene yani reşit olana kadar Mismilon köyünden Feyzullah oğlu  Mustafa görevlendirilmiştir. Akabinde kadı tarafından 28 Ocak 1893 tarihinde Şaban ve Halil’e berat verilerek imam ve hatipliğe atanmışlardır. İki kişinin birlikte söz konusu camiye atanmış olması bu caminin aynı zamanda Cuma camisi olduğunu da akla getirmektedir. Yani her camide Cuma namazı kılınamadığından izin verilmiş camilerde Cuma namazı kılınabilmekte ve civar köylerden de buraya gelinerek Cuma namazı eda edilmekteydi.

[1]https://muratdursuntosun.wordpress.com/2017/01/26/1880-yilinda-iki-sebinkarahisarli-bir-olmus-alucra-maliyesini-soymus/

[2] Aslî olan bir şey’i bulunduğu hal üzere bırakmaktır.

Bir şey’in öteden beri devam ede geldiği hal, onun o hal üzere meşruiyetine delil sayılır. Zira bu kaide esas tutulmayacak olursa, birçok tarihî kıymetler bulunduğu hal üzere bırakılmama ve böylece asliyetini kaybetme tehlikesiyle baş başa kalır.

Meselâ:
a) Vakıf olduğu bilinen, fakat vakfiyesi ve vakıf şartı tespit edilmeyen bir vakfın gailesi (geliri) öteden beri nereye sarf ediliyor ve nasıl kullanılıyorsa öylece dokunulmadan devam eder; dokunulmaz.

b) Tarla sahibi Öteden beri tarlasının içinden geçen yol veya suyu kaldırmak istese veya yoldan ve sudan istifade edenlere mâni’ olmak istese, bakılır: Eğer Öteden beri bunun böyle devam edip geldiği isbat edilirse, kıdemi üzere kalır; tarla sahibinin müdahalesi menedilir.

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Levend Kürşad Kırca, Mehmed Kahramanoğlu, Mustafa Demirel, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Mustafa Dönmez ve Yılmaz Akçaalan’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

BOA Fon Kodu: EV.BRT. Dosya No: 4, Gömlek No: 22, Tarihi:   9 Rebiü’l-ahir 1218 (29 Temmuz 1803), Konusu: Tevcih, berat, imamet, hitabet, Veysel Halife, Bilal ibn Veysel, İbrahim ibn Veysel, Yusuf Camii Vakfı (Keşimbür Karyesi, Alucra kazası, Karahisar-ı Şarki).

image006

image007

II.Mahmud Han bin Abdülhamid el-muzaffer daima adli 

Nişân-ı şerif-i âlişân-ı sâmî-mekân-ı sultânî ve tuğrâ-yı garrâ-yı cihân-sitân-ı hâkâni hükmü oldur ki,

Medine-i Karahisar-i Şarki kazasına tabi Ulucara (Alucara) nahiyesinde Keşimbür (Konaklı) nam karyede vaki ashab-ı hayratdan Yusuf nam sahibü’l-hayrın bina eylediği cami-i şerifinde vazife-i muayyene ile imamet ve hatib olan erbab-ı istihkakdan işbu rafi-i tevki-i refiü’ş-şân-ı hakani mevlana diğer Veysel Halife bi’l-fiil berât-ı şerifle karındaşı Veysel mahlulünden sene seb’a aşer ve mieteyn ve elf Saferü’l-hayr (Safer 1217-Haziran 1802) tarihiyle mutasarrıf olub lakin baht-ı âlî taht-ı Osmani üzere cülus-ı hümayun meymenet makrunum vaki olmağla vech-i meşruh üzere Der-saadet’den yedine müceddeden berât-ı şerif-i âlîşanım verilmek babında yedinde olan atik beratı mucibince inâyet (yardım, ihsan) taleb etmeğin üslub-ı sabık üzere merkûma sadaka idüb bu berât-ı hümâyun-ı saadet makrunu verdim ve buyurdum ki: Bade’l-yevm mevlana-ı merkûm diğer Veysel halife varub zikr olunan cami-i şerifinde kemâ-kân (eskiden olduğu gibi) imam ve hatib olub hidmet-i lazımelerin mer’i (geçerli) ve müedda kıldıkdan sonra vazife-i muayyenesiyle mutasarrıf olub vakfın ruhu ve devam-ı ömr u devlet içün duaya müdâvemet (gayret) göstere şöyle bilüb alâmet-i şerife(me) itimat kılalar. Tahriren fi’l-yevmit-tasi min şehr-i Rebiü’l-ahir sene seman ve erbain ve mieteyn ve elf.

Fi 9 (R) Rebiü’l-ahir Sene 1248-5 Eylül 1832

image008

Cihet-i mezkûrun harcı ile varaka bahası olan yetmiş kuruş ba-posta vürud ederek terkim kılınan masraf ilmühaberi mucebince 1 Kanun-i-sâni Sene (1)306 (13 Aralık 1890) tarihinde teslim-i hazine olduğu kayden anlaşılmış olduğundan lazım olan muamelenin cihat kaleminden ifası lazım gelür.

Fi 14 Kanun-i-evvel Sene (1)306 (26 Aralık 1890)

Nezaret-i evkaf-ı hümâyuna mülhak evkafdan Karahisar-i Şarki kazasında Ulucara nahiyesinde Keşimbür karyesinde vaki ashab-ı hayratdan Yusuf Cami-i Şerifi Vakfı’ndan almak üzere vazife-i muayyene ile imamet ve hitabet cihetleri 11 Safer Sene (1)217 (13 Haziran 1802) tarihinde Veysi Efendi’ye tevcih kılındığını mutazammın berât-ı ali verildiği kayden anlaşılmış omakla evvel emirde işbu mazbata ve muhrec kayda nazaran iktizası i’lâm olunmak üzere mahkeme-i teftişe havalesi lazım gelür.

Fi 18 Şevval Sene (1)308 (27 Mayıs 1891)

image011

Karahisar-i Şarki İdare Meclisi’nin işbu mazbatasına merbut Alucra kazası niyabet-i şer’iyesinin mührü mutabık bir kıt’a ilamı muceblerince kaza-i mezkûra tabi Keşimbür karyesinde vaki cami-i şerifin ber-vech-i hasbi (karşılıksız olarak) imamet ve hitabet cihetlerine mutasarrıf olan Veysi halife sulbi kebir oğulları İbrahim ve Bilal’i ve mezbur İbrahim dahi sulbi oğlu Şaban’ı terk ederek müteakiben vefat eyledikleri ve mezbur Bilal cahil ve na-ehil olduğu beyanıyla mezbur Şaban ile hafidi (torunu) Halil ibn Mehmed’in her biri talebe-i ulumdan ve erbab-ı istihkakdan iseler de sinnleri dûn (yaşları küçük) olduklarından kebirler (büyükler) olarak eda-yı hidmete iktidar kesb edinceye değin taraflarından lede’l-imtihan ehliyeti zahir olan Mustafa Efendi ibn Musa bi’n-niyabe (vekâleten) eda-yı hidmet (hizmet) etmek üzere ciheteyn-i  mezkûreteynin sağiran-ı mezburana iştiraken tevcihi inha olunarak kuyuda lede’l-müracaa karye-i mezkûrede vaki ashab-ı hayratdan Yusuf Cami-i Şerifi Vakfından almak üzere vazife-i muayyene ile imamet ve hitabet cihetleri Veysi Efendi’ye tevcih kılındığını mübeyyin berat-ı ali verildiği cihat kaleminden muhreç der-kenardan anlaşılmış ise de mezburan şaban ve Halil’in ilam-ı mezkûrda münderiç olan tarih-i tevellüdlerine nazaran el-yevm kebir oldukları anlaşılmakla idüğinden mezburanın mahalli meclisine celble imtihanları usuli vechile bi’l-icra el-yevm bizzat eda-yı hizmete iktidarları tahakkuk eylediği ciheteyn-i mezkûreteynin başka başka anlara na-ehil oldukları suretle asalet suretiyle naib-i muma-ileyhe veyahud diğer ehil erbabına tevcih olunmak üzere mazbatasının tanzim ve irsali ve harc nizamnamesinin yirmi yedinci maddesi mucebince istilam-ı keyfiyeti havi yazılan muktezi ilamlarından mahkeme-i teftiş içün alınması lazım gelen yirmi beş kuruş kalemiyyesinin dahi bi’l-istihsal maan irsali (birlikte gönderilmesi) zımnında mahalline tahrirat-ı nezâret-penâhilerinin tastiri (yollanması) babında emr-i ferman hazret-i men-lehu’l-emrindir.

Fi 5 Safer Sene (1)309 (9 Eylül 1891)

Mahkeme-i Teftiş-i Evkaf

Vürudu fi 14 Safer Sene (1)309 (18 Eylül 1891)

Cihat kalemince görülmüşdür. Fi 15 Safer Sene (1)309 (19 Eylül 1891)

Şefik Efendi’ye 11 Eylül Sene (1)307 (23 Eylül 1891)

Cihat Kalemi: Hayır işlerinin görüldüğü devlet kalemi

image012

Evkaf-ı Hümâyun Nezaret-i Celilesi Cânib-i Alisine

Alucra kazası meclis idaresinden gelen altı numerolu ve fi 6 Mart Sene (1)306 (16 Mart 1890) tarihli mazbatada kaza-yı mezkûrun Keşimbür karyesinde vaki Yusuf nam sahibü’l-hayrın bina eylediği cami-i şerifin ber-vech-i hasbi imamet ve hitabet cihetlerinin mutasarrıfı Camusoğlu (Çamışoğlu) Veysel halifenin İbrahim ve Bilal namlarında iki nefer oğlunu terk ile vefat eylediğinden ve muahharen (sonradan) merkûmandan İbrahim dahi terk-i hayat etdikden ve Bilal de na-ehil idüğinden Veysel halifenin hafidi (torunu) Şaban ile biraderi hafidi (torunu) Halil’in kesb-i reşid ve ehliyet edinceye kadar evkaf müdiri vekili muvacehesinde bi’l-imtihan ehliyeti nümayan olan Feyzullah oğlu Mustafa Efendi bin Musa bi’n-niyabe ifa-yı hidmet etmek üzere ciheteyn-i mezkûreteynin müştereken sagiran-ı merkûman uhdelerine tevcihi ve ol babda ki i’lâm-ı şer’i ile atik (eski) berât-ı alişanın gönderildiği beyan ve ifade olunmuş ve lede’l-havale harc-ı mu’tadı 8alışılagelmiş harcı) olan yetmiş kuruşun teslim-i sandık ettirildiği evkaf müdirliğinden bildirilmiş ve berât-ı alişan ile i’lâm-ı şer’i matviyyen (dürülü olarak) takdim-i huzur-ı sami-i nezâret-penâhileri kılınmış olmağla ol-babda ve her halde emr u ferman hazret-i men-lehu’l-emrindir.

Fi 29 Şaban Sene (1)307 ve fi 7 Nisan Sene (1)306 (19 Nisan 1890)

Aza/Müdir-i Evkaf/Aza/Aza/Müdir-i Tahrirat/Ed-dai…./ Ed-dai Müfti/Muhasebeci es-Seyyid Mehmed Emin/Ed-dai Naib/Bende Mutasarrıf-ı Karahisar-i Şarki

image015

Mührü mutabık ve meali ciheteyn-i mezkûreteyn ber-vech-i muharrer tevcihini istirhamdan ibaret idüği

Fi 19 Şaban Sene (1)308 (30 Mart 1891)

Der-i devlet mekine-i arz-ı dai-i kemineleridir ki:

Nezaret-i evkaf-ı hümâyun-ı mülükâneye mülhak evkafdan karahisar-i Şarki Sancağında Alucra kazasına tabi Keşimbür karyesinde vaki cami-i şerif vakfından ber-vech-i hasbi (Allah rızası içün) imamet ve hitabet cihetlerine bâ-berât-ı âlîşan mutasarrıf olan Veysel halife sulbi kebir (büyük) oğulları İbrahim ve Bilal’i terkle vefat edüb yeri hali ve hidmet-i lazımesi muattal kalmış, muahharen İbrahim dahi vefat edüb Bilal cahil ve na-ehil bulunmuş müteveffa-yı muma-ileyhin haafidi (torunu) Şaban Efendi bin İbrahim ve biraderi hafidi (torunu) Halil Efendi bin Mehmed el-yevm medrese-nişin-i talebe-i ulumdan ve erbab-ı istihkakdan idüği karyesi şehadetnamesinden anlaşılmış olmağın müteveffa-yı muma-ileyhin sulbi oğlu merkûm Bilal kaza-i mezkûr mahkemesinde …..meclis-i şer’i ……….evkaf muhasebecisi vekili fütüvvetlü Mehmed Efendi hazır oldukları halde na-ehil olduğu ….ikrar-ı vakf mukayyed bin iki yüz seksen sekiz tevellüdü olub…..askeriyeye dahil olmadığı kaza-i mezkûr nüfus me’muru tarafından muahharen olunan der-kenardan müsteban olmuş ….muma-ileyh….(yırtık)…….olmağla hidmet-i mezkûreye layıkıyla iktidar ve liyakat kesb edinceye değin karye-i mezkûre çeyrek saat mesafede Mismilon karyesinin üçüncü hanesinin……(yırtık) mukayyed bin iki yüz altmış üç olub esnan-ı askeriyeyi tecavüz eden (askerlik yaşını geçen) meclis-i…..lede’l-imtihan liyakat ve ehliyeti zahir ve nümayan olan Feyzullah oğlu  Mustafa….(yırtık) bi’n-niyabe ifa-yı hidmet etmek üzere işbu baisü’l-arz Şaban ve Halil Efendi daileri ciheteyn-i mezkûreteyne her vechile elyak ve müstehak ve cami-i şerif-i mezkûrun cemaatin dahi muhib ve muhtarları olduğu lede’l-ihbar inde’ş-şer’i’l-enver zahir ve müstehak olmağın salifü’z-zikr ciheteyn-i mezkûreteyni müteveffa-yı muma-ileyh veysel halife mahlulünden şurutu mukarreresine tatbikan muma-ileyhima Şaban ve Halil Efendi daileri uhdelerine seviyyen ve müştereken bi’t-tevcih yedlerine bir kıt’a berât-ı âlîşan sadaka ve ihsan buyrulmak ricasıyla bi’l-iltimas paye-i serir-i âlâya arz ve i’lâm olundu. Baki emr u ferman hazret-i men-lehu’l-emrindir. Fi’l-yevmil-âşir min şehri Recebi’l-ferd li-sene seb’a ve selase miete ve elf.

(10 Receb 1310-28 Ocak 1893)

El-abdü’d-dai li’d-devleti’l-Osmaniyye

es-Seyyid Mehmed Fahreddin el-müvella hilafe….ufiye anhu

image016

Konaklı köyü (Keşimbür) fotoğraflarını temin eden Turgut Çıtıroğlu’na teşekkürler

image019 image020 image023 image024 image027 image028

Reklamlar

About Murat Dursun Tosun

30.07.1961 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Çeliktepe'de okudu. Liseyi ise, Gültepe Endüstri Meslek Lisesinde 1977 yılında tamamladı. 27 Mart 1978 tarihinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde 17 yaşındayken sözleşmeli teknisyen olarak göreve başladı. 1981–82 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1983 yılında tekrar sözleşmeli teknisyen olarak AKM'de göreve başladı. 1984 yılında çıkan bir Kanun'dan yararlanarak Memuriyete geçti. 1990 yılında girdiği ÖSYM sınavı neticesi Açık Öğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırdı ve 1994 yılında mezun oldu. Akabinde Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü İşletme Bölümünde Yüksek Lisans Hakkı kazandı ve 3 yıllık eğitimden sonra 1997 yılında Bilim Uzmanı olarak mezun oldu. İş hayatında ise,13 yıllık teknik hizmet çalışmasından sonra Emniyet ve Bakım Şef Yardımcısı, Sivil Savunma Amiri, Fiziki Güvenlik Amiri görevlerinde bulundu. 1997 yılında Şube Müdürü oldu. 1998'den sonra İdari ve Mali İşler ile Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Aynı zamanda 7 yıl süre ile Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan ve 4/5'inden fazlası Maliye Hazinesine ait olan 54 bağımsız bölümlü Kastel İs Merkezi'nde (Atlas Pasajı) kamu adına yöneticilik yaptı. 2005–2006 hac döneminde eşiyle birlikte hacca gitti ve geldikten sonra Nisan 2006'da emekliye ayrıldı. Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çalışması vardır. Çeçenzade Hacı Hasan Paşa’nın Hayatı (225 sayfa), Çağırgan Baba Es-Seyyid İsmail Hakkı Çağırgan Veli (206 sayfa) , Arşiv Belgelerinde Mindeval-Çamoluk Tarihi (584 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alucra-Alucra Tarihi (690 sayfa), Alucra’nın Emektar Şahsiyetleri-İz Bırakanlar (35 sayfa), Arşiv Belgelerinde Karahisar-i Şarki-Şebinkarahisar Tarihi (914 sayfa), Arşiv Belgelerinde Anadolu'ya Kafkas Göçleri İskânları Köle ve Cariyelik Sorunu (449 sayfa), Kethüdazâde Mehmet Emin Ağa-Tirebolu Voyvodası ve Şebinkarahisar Kaymakamı (630 sayfa), Halepli Bir Osmanlı Paşası Mellahzâde Mehmed Mer'i Paşa Hayatı ve Hatırlattıkları (268 sayfa), Ermeni Olaylarının Gelişimi ve Şebinkarahisar'da Yaşananlar (2 Cilt, 1263 sayfa), Suşehri Tarihi Yazılarım (497 sayfa), Arşiv Belgelerinde Alaplı (404 sayfa), Kasımpaşa Tarihi Yazılarım (326 sayfa) ve Alucra Gürbulak Köyü Nam-ı Diğer Feygas, Hanuk Şeyh Mehmed (260 sayfa), Osmanlıca Arşiv Belgelerinde Gümüşhane Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928 (2 cilt 1100 sayfa) isimli basılı 15 kitabı bulunmaktadır. Yaklaşık 8 senedir Naht (Hatt-ı Ahşap) sanatıyla da ilgilenmekte olup, 2 kez İstanbul'da 1 kez Şebinkarahisar'da 1 kez de Alucra'da sergi açmıştır. 2015 yılı yaz döneminde Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezinde Naht (Hatt-ı Ahşap) kursu verdi.
Bu yazı Alucra Tarihi, Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s