ALUCRA’NIN EMEKTAR ŞAHSİYETLERİ YUNİS KARAÇAYIR

image002

Yunis Karaçayır, 1940 Alucra doğumludur. Ziraat teknisyeni Haytaoğlu Hacı Hüseyin Karaçayır’ın tek oğludur. 3 erkek, 3 kız çocuğu vardır. Büyük oğlu Faruk Karaçayır, Ankara Kızılcahamam Tapu ve Kadastro Müdürüdür. Alucra Ziraat Bankası’nda ve Tapu Müdürlüğü’nde de görev yapmıştır.

Yunis Karaçayır, çocukluğunda Alucra’da (Muhacir) Rami Avcı’dan (Fırıncı Kâmil’in babası) terzilik mesleğini öğrendi. 1954 ile 1960 arasında Sirkeci ve Ortaköy’de terzilik yaptı. 1960 yılında askere gitti. 2 sene askerlikten sonra 1962 sonunda Alucra’ya yerleşti ve terzilik yapmaya başladı. O dönemin Alucra’sında 6 tane terzi dükkânı vardı. Bunar terzi Rami, terzi Mesut, terzi Hasan, terzi Nazım, terzi Hüseyin ve terzi Yunis idi.

Daha sonra terziliği öğrendiği Rami ustadan fotoğrafçılığı da öğrenerek onun alemnot makinesini (üç ayaklı tahta makine) devralarak fotoğrafçılık da yapmaya başladı.  Rami usta 1954’den önce fotoğrafçılığa başlamıştı. Fotoğrafçılığın Alucra’da ayrı bir hikâyesi bulunmaktadır. Şöyle ki:

Alucra’da fotoğraf çekmeye başlayan ilk kişi Keşimbür’lü Ali Efendidir. Daha sonra Alucra’da manifatura, kırtasiye ve fotoğraf  malzemeleri satan (Fikri Çıtır’ın babası) Temel Çıtır, Halil Gülal’a size bir makine getirteyim çocuklarından biri bu işi yapsın, bu işte ekmek var der. Gerçekten de geçmişte Alucra’nın 20-25 bin nüfusu vardı.

Halil Gülal’ın olur demesi üzerine, Temel Çıtır, İstanbul’dan bir alemnot makine getirir ve Halil Gülal’ın oğlu Osman’a kullanmasını öğretir. Osman Gülal, askere gidene kadar bu makineyi kullanır ve fotoğrafçılık yapar. Osman Gülal askere gidince babası Halil Gülal, oğlu Şıh Ömer’den bu makineyi kullanmasını ister. Fakat Şıh Ömer, bu işin kendi hayat felsefesine uymadığını söyleyerek kabul etmez. Bunun üzerine fotoğrafçılık işi İbrahim Gülal’ın üstüne kalır. Şimdi Sefer Hocanın çay ocağının bulunduğu yerde bir süre fotoğrafçılık yapar daha sonra kısa süre önce yıkılan Belediye fırınının karşısına taşınır. Bu arada abisi Osman Gülal’da askerden gelmiş fakat oda fotoğrafçılık yapmak istememiş, baba mesleği olan çarıkçılığa devam etmiştir.

O dönemde alemnot makinesiyle seyyar olarak fotoğraf çeken bir de İlimsu’lu Mustafa usta vardır. Fakat o da bir süre sonra bu işi bırakmıştır. Kendisi Samsun’da oturur yazları Alucra’ya gelerek fotoğrafçılık yapardı. Sonraki senelerde Cemal Şimşek’te alemnot makine ile bir süre fotoğrafçılık yapmıştır. Şimdilerde Alucra’da aktif olarak çalışan tek bir fotoğrafçı bulunmaktadır.

Tekrar eski günlere dönecek olursak, o günlerde terzi Rami usta sıklıkla İbrahim Gülal’ı izlemeye makineyi nasıl kullandığını ve resmi nasıl bastığını öğrenmeye çalışır. Baba Halil Gülaldurumu fark eder ve mesleğine sahip çık diye oğluna öğütte bulunur. Zira o zamanlar fotoğrafçılık önemli bir meslektir ve rahatlıkla bir evi geçindirebilmektedir.  Fakat Rami usta ile arkadaş olan İbrahim Gülal onun bu işi öğrenme isteğine direnmez ve bir anlamda da yardımcı olur. Neticede 5-6 sene bu işi yaptıktan sonra alemnot makineyi Rami ustaya devreder. Rami ustada bir süre terzilikle birlikte fotoğrafçılık yaptıktan sonra fırıncılığa başlayınca o da makineyi ve mesleği terzilikten çırağı Yunis Karaçayır’a devreder.

Yunis Karaçayır’da terziliği bırakıp sadece fotoğrafçılıkla uğraşır ve mesleğin gerektirdiği gelişimi takip ederek bir agrandizör ve fotoğraf makinesi alarak karanlık odada resim tab etmeye başladı. Şimdi, Belediye eski başkanlarından Kemal Bıyıkçı’nın Kaymakamlığın karşısındaki nalbur dükkânının bulunduğu yerde daha önce bulunan ahşap binanın alt katında uzun yıllar fotoğrafçılık yaptı. Daha sonra bu binanın yıkılmasıyla, Köymenlerin binasının arkasında kalan şimdiki yerine taşındı. Uzun yıllar Alucra’nın tek fotoğrafçısı olarak çalıştı. Çektiği resimler ve videolar Alucra’nın eskiye yönelik pek çok hatıratını yansıtmaktadır.

1980’den sonra renkli fotoğrafın yaygınlaşmasıyla alemnot makine devri bitti ve çekilen resimlerin laboratuarlara yollanarak tab edilmesi ve bir süre beklenilmesi dönemi başladı. Daha sonra küçük ölçekli laboratuarların yaygınlaşmasıyla, hatta fotoğrafçıların kendi laboratuarını kurmasıyla yeni bir dönem başladı ise de Yunis Karaçayır’da bu meslekten yavaş, yavaş koptu. Bunda bilgisayar teknolojisine bağlı olarak dijital çekimlerin ağırlık kazanmasının da etkisi oldu.

Daha sonra 1989’da Alucra tek mahalle muhtarlığı iken muhtar seçildi. İlk döneminde iken 1992’de Belediyenin aldığı karar gereği; Alucra, yolun üstü (Mesudiye Mahallesi) ve yolun altı (Yunus Emre Mahallesi) olarak ikiye bölününce kazandığı seçimler neticesi Mesudiye Mahallesi Muhtarı olarak 2009’a kadar görev yaptı.

Alucra ve civarında 10’dan fazla resmi (ruhsatlı) kazı yaptı. Topladığı eski eserleri Giresun Müzesi’ne kazandırdığı için Giresun Valiliği, İl Kültür Müdürlüğü Müze Müdürlüğü tarafından teşekkür plaketiyle ödüllendirildi.image003image004

1950’nin Alucra’sında Yunis Karaçayır

            Arka planda Hanzar dağı ve cumba balkonlu konak göründüğüne göre burası tam olarak şimdiki otopark inşaat alanı olmaktadır. Cumba balkonlu konak günümüzde de aynı şekliyle durmaktadır. Taş kahve olarak bilinen yapıdır. Bu yapı değirmenci Vasil’in inşa ettirdiği konaktır. Şimdilerde Hacı Bingöl’e aittir. Sanırım eski eser tescilli bir yapıdır. Devenin arkasında görünen bina ise otopark inşası sırasında yıkılan ana caddeye bakan tarafı zücaciyeci olan yapıdır.  Develer ise Alucra’ya Kemah’tan tuz getiren kervana aittir. Resimde büyük olasılıkla Rami ustanın çırağı Yunis’e çektiği bir fotoğraftır.

Saygılarımla,

Murat TOSUN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s