ALUCRA TARİHİNİ VE ÇAĞIRGAN BABA’YI TANIYALIM

Yazıyı okumak için linke gidiniz.

https://muratdursuntosun.files.wordpress.com/2017/09/c3a7ac49fc4b1rgan-baba-konuc59fma-metni1.pdf

Reklamlar
Alucra Tarihi içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

HACAMATA DAİR OSMANLICA İKİ YAZIŞMA

Yazıyı okumak için linke gidiniz.

https://muratdursuntosun.files.wordpress.com/2017/06/hacamat.pdf

Hayatın içinden içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

OSMANLICA ARŞİV BELGELERİNDE GÜMÜŞHANE Tarihde Yaşananlar ve Ayrıntıları 1695-1928

2017-02-10_153328

2017-02-10_153354

Blokta ücretsiz olarak yazara tanınan kotam dolduğundan Gümüşhane kitabının PDF’ini yükleyebilmek için 50’ye yakın yazımı ve bunlara ait görüntüleri silerek yer açmak durumunda kaldım. Sildiğim yazılara ait çalışmaları diğer kitaplarıma almış olmayı umuyorum. Önceden Gümüşhane kitabının PDF’ini yüklemeyi düşünmüyordum ama sonra fikrimi değiştirdim. Diğer 14 kitabıma ait PDF’leri yükleyerek vakfettiğim gibi bunu da vakfettim. Bu ve diğer kitapların fiziki olarak ortaya çıkmasında maddi manevi katkıda bulunan arkadaşlarda bu sevaba ortaktır. Kitaptan vakıf olur mu diye düşünen olursa örneği aşağıdaki linktedir.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2016/12/31/vakfedilen-bir-kitap/

2017-02-10_212115

2017-02-10_220332

Kitabı okumak ve incelemek için aşağıda verilen PDF linklerine tıklayınız. İki cilt ayrı yüklenmiştir.

https://muratdursuntosun.files.wordpress.com/2017/02/g-hane1.pdf

https://muratdursuntosun.files.wordpress.com/2017/02/g-hane2.pdf

 

Alucra Tarihi, Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ALUCRA’DAN BAHSEDEN BİR VUKUAT YAZISI

Alucra’dan bahsettiği için alıp okuduğum bir belgede Alucra’nın adı geçse de Alucra ile olan ilgisi çok net olarak anlaşılmaktadır. 1914 yılının Konu özetinde Alucra kazasında işledikleri suçlardan dolayı aranan iki kişinin Trabzon’da yakalandığı, bir kişinin de takip olunduğu şeklinde belirtilmiştir. Yazının içeriğinden anladığımıza göre kendileri aslen Tirebolulu olan bu şahıslar Alucra’da yol keserek adam öldürmüşlerdir.

Bunlar Tirebolu kazasının Avluca Yeniköy karyeli Esmeoğlu nam-ı diğer Parlaşoğlu Abdi ile Akçakilisa karyeli Hüseyinoğlu Hacı ve Hüseyinoğlu Mehmed Ali’dir. Bunlardan ilk ikisi yakalanarak Trabzon’a gönderilmiş ise de diğeri ele geçirilememiştir. Olayın nerede olduğu ve kimlerin öldürüldüğüne yönelik bilgi bulunmamaktadır.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Mehmet Kahramanoğlu’na çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

BOA Fon Kodu: DH.EUM.MTK. Dosya No: 29, Gömlek No: 22, Tarihi: 4 Receb 1332 (28 Mayıs 1914), Konusu: 1329 yılı Haziran ayında Alucra kazasında işledikleri suçlardan dolayı aranan iki kişinin Trabzon’da yakalandığı, bir kişinin de takip olunduğu.

image002

Sivas Vilayeti Mektûbi Kalemi

Dahiliye Nezareti Celilesine

Devletlü Efendim Hazretleri

Fi Mart Sene (1)330 (Mart-Nisan 1914) tarihli ve 33084/51 numerolu tahrirat-ı aciziye zeyldir. Alucra kazasına aid üçyüzyirmidokuz senesi Haziranı ceraim-i cinaiye faillerinden olub kutta-i tarik cürmüyle (yol kesme sucuyla) maznun (zanlı) Tirebolu kazasının Avluca Yeniköy karyeli Esmeoğlu nam-ı diğer Parlaşoğlu Abdi ile Akçakilisa karyeli Hüseyinoğlu Hacı nam şahısların Trabzonca mevadd-ı cinaiyelerinden (cinayet hususlarından) dolayı derdest ile (yakalanarak) Trabzon’a gönderildikleri ve Hüseyinoğlu Mehmed Ali’nin de takib edilmekde olduğu Tirebolu kaim-makamlığının iş’arına atfen Karahisar-i Şarki mutasarrıflığından izbâr kılınmışdır. Ol-babda emr u ferman hazret-i men-lehu’l-emrindir.

Fi 4 Receb Sene (1)332 ve fi 15 Mayıs Sene (1)330 (28 Mayıs 1914)

Sivas Vali Vekili Kadı Hüseyin Sabri

Alucra Tarihi içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ALUCRA KEŞİMBÜR KÖYÜ YUSUF EFENDİ CAMİ-İ ŞERİFİ VAKFI

image002 image004

Kimin ne kadar ilgisini çeker bilemem ama benim açımdan son derece heyecan verici ve bir döneme ışık tutan belgelerle haşır neşir olmanın heyecanını yaşıyorum. Zira bu belgeler öyle sanıyorum ki Alucra’da ilk defa yayınlanmaktadır. Konaklı köyü sakinlerinin de durumdan haberi yoktur.

Öncelikle belirtmek gerekirse Konaklı yani Keşimbür köyünde 1803 yılında Yusuf Efendi tarafından kurulmuş bir cami vakfı bulunmaktaymış. Tam adı da Yusuf Efendi Cami-i Şerifi Vakfı’dır. Aslında vakfın kuruluşu daha da eski olabilir. Çünki Sultan II. Mahmut tarafından tuğrası çekilmiş berât’da atik beratın yenilendiği belirtildiğinden öncesinin de olması gerekmektedir. Camiye ait vakıf senedi olmadığı için vakfın gerçek tarihi için bir yorum yapmak mümkün değildir. Belki köylülerin elinde vakıfla ilgili belgeler vardır. Fakat maalesef bizim insanımız da bir gariptir. Ne elindekini okuyabilir ne de kimseye gösterir. Elindekini çok değerli bir şey sanmakta ve saklamaktadır. Aslında çok değerlidir ama maddi değerinden ziyade maddi değeri vardır. Bunu anlayabilmek de ayrı bir izan ve sezgi gerektirmektedir.

Yusuf Efendi Vakfı Cami-i Şerifinin ilk imam-hatibi Camusoğlu Veysi veya Veysel gözükmektedir. Bu isim belgelerde farklı yazılmıştır. Veyis olarak bile okunabilir. Ancak sonraki belgelerde Veysel olarak zikredilmiştir. Belgelerin zaman aralığı 1803’den başlayarak 1891 tarihine kadar uzanmaktadır. 1891’de caminin ve vakfın işlevinin faal olduğu düşünüldüğünde muhakkak vakfa ait işaretlerin ve emarelerin Konaklı köyünde bulunması gerekir. Köyün kabristanı da bu anlamda kıymetli bilgiler içeriyor olması gerekir. Tabi ki korunabildi ise.

Hacı Yusuf Camisi adıyla Alucra merkezinde de bir cami bulunduğunu son çalışmalarımızdan birinde görmüştük.[1] O yazının tarihinin 1880 olduğu dikkate alındığında arada neredeyse 80 senelik bir fark olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 1880 tarihinde Alucra’da olduğunu öğrendiğimiz Hacı Yusuf Camisi’nin aynı kişi tarafından yaptırılmış bir cami olup olmadığı hakkında bir şey söylemek zordur. Hele ki Alucra’da Mesudiye mahallesinde yeni bir kasaba kurulduğu dikkate alındığında bunun cevabını bulabilmek daha da zor olmaktadır. Ancak Alucra’nın yüzyıllardır kervan yolu üzerinde kurulu bir yerleşim yeri olduğu değerlendirildiğinde mümkün olabileceği de ihtimaller içerisindedir. Vakıf denilince hizmetin devamı için vakfedilen mallar da akla geldiğinden bahse konu vakfın Alucra’da gelir getiren gayr-ı menkullerinin olmuş olması da sürpriz olmaz. Veya Keşimbür köyünde araziler de olabilir. Bunların cevabı elde olmayan vakıf senedindedir. Konaklı köyü muhtarlığı bu yazının bir çıktısını alarak Vakıflar Genel Müdürlüğüne müracaat ederek hem köylerinde bir zamanlar buluna vakfın tescilini isteyebilir hem de Yusuf Efendi Camisi Vakfı ile ilgili ellerinde bilgi ve belge olup olmadığını sorup varsa bunların tasdikli birer örneğini isteyebilir.

Tekrar Keşimbür’deki camiye gelince; insanlar fani burada görevi imam-hatip efendi vefat edince yerine kadim kıdem[2] yaklaşımı gereği aynı aile fertlerinden  bireylerin bu göreve atanması öngörülmüş ise de kimisi yaşı küçük olduğu için atanamamış kimisinin de liyakati yeterli bulunmamıştır. Nihayet yaşları küçük olan ancak ilim öğrenme yolunda talebe olan çocukların hakkı baki olmak üzere onlar yeterli büyüklüğe erişene yani reşit olana kadar Mismilon köyünden Feyzullah oğlu  Mustafa görevlendirilmiştir. Akabinde kadı tarafından 28 Ocak 1893 tarihinde Şaban ve Halil’e berat verilerek imam ve hatipliğe atanmışlardır. İki kişinin birlikte söz konusu camiye atanmış olması bu caminin aynı zamanda Cuma camisi olduğunu da akla getirmektedir. Yani her camide Cuma namazı kılınamadığından izin verilmiş camilerde Cuma namazı kılınabilmekte ve civar köylerden de buraya gelinerek Cuma namazı eda edilmekteydi.

[1]https://muratdursuntosun.wordpress.com/2017/01/26/1880-yilinda-iki-sebinkarahisarli-bir-olmus-alucra-maliyesini-soymus/

[2] Aslî olan bir şey’i bulunduğu hal üzere bırakmaktır.

Bir şey’in öteden beri devam ede geldiği hal, onun o hal üzere meşruiyetine delil sayılır. Zira bu kaide esas tutulmayacak olursa, birçok tarihî kıymetler bulunduğu hal üzere bırakılmama ve böylece asliyetini kaybetme tehlikesiyle baş başa kalır.

Meselâ:
a) Vakıf olduğu bilinen, fakat vakfiyesi ve vakıf şartı tespit edilmeyen bir vakfın gailesi (geliri) öteden beri nereye sarf ediliyor ve nasıl kullanılıyorsa öylece dokunulmadan devam eder; dokunulmaz.

b) Tarla sahibi Öteden beri tarlasının içinden geçen yol veya suyu kaldırmak istese veya yoldan ve sudan istifade edenlere mâni’ olmak istese, bakılır: Eğer Öteden beri bunun böyle devam edip geldiği isbat edilirse, kıdemi üzere kalır; tarla sahibinin müdahalesi menedilir.

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Levend Kürşad Kırca, Mehmed Kahramanoğlu, Mustafa Demirel, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Mustafa Dönmez ve Yılmaz Akçaalan’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

BOA Fon Kodu: EV.BRT. Dosya No: 4, Gömlek No: 22, Tarihi:   9 Rebiü’l-ahir 1218 (29 Temmuz 1803), Konusu: Tevcih, berat, imamet, hitabet, Veysel Halife, Bilal ibn Veysel, İbrahim ibn Veysel, Yusuf Camii Vakfı (Keşimbür Karyesi, Alucra kazası, Karahisar-ı Şarki).

image006

image007

II.Mahmud Han bin Abdülhamid el-muzaffer daima adli 

Nişân-ı şerif-i âlişân-ı sâmî-mekân-ı sultânî ve tuğrâ-yı garrâ-yı cihân-sitân-ı hâkâni hükmü oldur ki,

Medine-i Karahisar-i Şarki kazasına tabi Ulucara (Alucara) nahiyesinde Keşimbür (Konaklı) nam karyede vaki ashab-ı hayratdan Yusuf nam sahibü’l-hayrın bina eylediği cami-i şerifinde vazife-i muayyene ile imamet ve hatib olan erbab-ı istihkakdan işbu rafi-i tevki-i refiü’ş-şân-ı hakani mevlana diğer Veysel Halife bi’l-fiil berât-ı şerifle karındaşı Veysel mahlulünden sene seb’a aşer ve mieteyn ve elf Saferü’l-hayr (Safer 1217-Haziran 1802) tarihiyle mutasarrıf olub lakin baht-ı âlî taht-ı Osmani üzere cülus-ı hümayun meymenet makrunum vaki olmağla vech-i meşruh üzere Der-saadet’den yedine müceddeden berât-ı şerif-i âlîşanım verilmek babında yedinde olan atik beratı mucibince inâyet (yardım, ihsan) taleb etmeğin üslub-ı sabık üzere merkûma sadaka idüb bu berât-ı hümâyun-ı saadet makrunu verdim ve buyurdum ki: Bade’l-yevm mevlana-ı merkûm diğer Veysel halife varub zikr olunan cami-i şerifinde kemâ-kân (eskiden olduğu gibi) imam ve hatib olub hidmet-i lazımelerin mer’i (geçerli) ve müedda kıldıkdan sonra vazife-i muayyenesiyle mutasarrıf olub vakfın ruhu ve devam-ı ömr u devlet içün duaya müdâvemet (gayret) göstere şöyle bilüb alâmet-i şerife(me) itimat kılalar. Tahriren fi’l-yevmit-tasi min şehr-i Rebiü’l-ahir sene seman ve erbain ve mieteyn ve elf.

Fi 9 (R) Rebiü’l-ahir Sene 1248-5 Eylül 1832

image008

Cihet-i mezkûrun harcı ile varaka bahası olan yetmiş kuruş ba-posta vürud ederek terkim kılınan masraf ilmühaberi mucebince 1 Kanun-i-sâni Sene (1)306 (13 Aralık 1890) tarihinde teslim-i hazine olduğu kayden anlaşılmış olduğundan lazım olan muamelenin cihat kaleminden ifası lazım gelür.

Fi 14 Kanun-i-evvel Sene (1)306 (26 Aralık 1890)

Nezaret-i evkaf-ı hümâyuna mülhak evkafdan Karahisar-i Şarki kazasında Ulucara nahiyesinde Keşimbür karyesinde vaki ashab-ı hayratdan Yusuf Cami-i Şerifi Vakfı’ndan almak üzere vazife-i muayyene ile imamet ve hitabet cihetleri 11 Safer Sene (1)217 (13 Haziran 1802) tarihinde Veysi Efendi’ye tevcih kılındığını mutazammın berât-ı ali verildiği kayden anlaşılmış omakla evvel emirde işbu mazbata ve muhrec kayda nazaran iktizası i’lâm olunmak üzere mahkeme-i teftişe havalesi lazım gelür.

Fi 18 Şevval Sene (1)308 (27 Mayıs 1891)

image011

Karahisar-i Şarki İdare Meclisi’nin işbu mazbatasına merbut Alucra kazası niyabet-i şer’iyesinin mührü mutabık bir kıt’a ilamı muceblerince kaza-i mezkûra tabi Keşimbür karyesinde vaki cami-i şerifin ber-vech-i hasbi (karşılıksız olarak) imamet ve hitabet cihetlerine mutasarrıf olan Veysi halife sulbi kebir oğulları İbrahim ve Bilal’i ve mezbur İbrahim dahi sulbi oğlu Şaban’ı terk ederek müteakiben vefat eyledikleri ve mezbur Bilal cahil ve na-ehil olduğu beyanıyla mezbur Şaban ile hafidi (torunu) Halil ibn Mehmed’in her biri talebe-i ulumdan ve erbab-ı istihkakdan iseler de sinnleri dûn (yaşları küçük) olduklarından kebirler (büyükler) olarak eda-yı hidmete iktidar kesb edinceye değin taraflarından lede’l-imtihan ehliyeti zahir olan Mustafa Efendi ibn Musa bi’n-niyabe (vekâleten) eda-yı hidmet (hizmet) etmek üzere ciheteyn-i  mezkûreteynin sağiran-ı mezburana iştiraken tevcihi inha olunarak kuyuda lede’l-müracaa karye-i mezkûrede vaki ashab-ı hayratdan Yusuf Cami-i Şerifi Vakfından almak üzere vazife-i muayyene ile imamet ve hitabet cihetleri Veysi Efendi’ye tevcih kılındığını mübeyyin berat-ı ali verildiği cihat kaleminden muhreç der-kenardan anlaşılmış ise de mezburan şaban ve Halil’in ilam-ı mezkûrda münderiç olan tarih-i tevellüdlerine nazaran el-yevm kebir oldukları anlaşılmakla idüğinden mezburanın mahalli meclisine celble imtihanları usuli vechile bi’l-icra el-yevm bizzat eda-yı hizmete iktidarları tahakkuk eylediği ciheteyn-i mezkûreteynin başka başka anlara na-ehil oldukları suretle asalet suretiyle naib-i muma-ileyhe veyahud diğer ehil erbabına tevcih olunmak üzere mazbatasının tanzim ve irsali ve harc nizamnamesinin yirmi yedinci maddesi mucebince istilam-ı keyfiyeti havi yazılan muktezi ilamlarından mahkeme-i teftiş içün alınması lazım gelen yirmi beş kuruş kalemiyyesinin dahi bi’l-istihsal maan irsali (birlikte gönderilmesi) zımnında mahalline tahrirat-ı nezâret-penâhilerinin tastiri (yollanması) babında emr-i ferman hazret-i men-lehu’l-emrindir.

Fi 5 Safer Sene (1)309 (9 Eylül 1891)

Mahkeme-i Teftiş-i Evkaf

Vürudu fi 14 Safer Sene (1)309 (18 Eylül 1891)

Cihat kalemince görülmüşdür. Fi 15 Safer Sene (1)309 (19 Eylül 1891)

Şefik Efendi’ye 11 Eylül Sene (1)307 (23 Eylül 1891)

Cihat Kalemi: Hayır işlerinin görüldüğü devlet kalemi

image012

Evkaf-ı Hümâyun Nezaret-i Celilesi Cânib-i Alisine

Alucra kazası meclis idaresinden gelen altı numerolu ve fi 6 Mart Sene (1)306 (16 Mart 1890) tarihli mazbatada kaza-yı mezkûrun Keşimbür karyesinde vaki Yusuf nam sahibü’l-hayrın bina eylediği cami-i şerifin ber-vech-i hasbi imamet ve hitabet cihetlerinin mutasarrıfı Camusoğlu (Çamışoğlu) Veysel halifenin İbrahim ve Bilal namlarında iki nefer oğlunu terk ile vefat eylediğinden ve muahharen (sonradan) merkûmandan İbrahim dahi terk-i hayat etdikden ve Bilal de na-ehil idüğinden Veysel halifenin hafidi (torunu) Şaban ile biraderi hafidi (torunu) Halil’in kesb-i reşid ve ehliyet edinceye kadar evkaf müdiri vekili muvacehesinde bi’l-imtihan ehliyeti nümayan olan Feyzullah oğlu Mustafa Efendi bin Musa bi’n-niyabe ifa-yı hidmet etmek üzere ciheteyn-i mezkûreteynin müştereken sagiran-ı merkûman uhdelerine tevcihi ve ol babda ki i’lâm-ı şer’i ile atik (eski) berât-ı alişanın gönderildiği beyan ve ifade olunmuş ve lede’l-havale harc-ı mu’tadı 8alışılagelmiş harcı) olan yetmiş kuruşun teslim-i sandık ettirildiği evkaf müdirliğinden bildirilmiş ve berât-ı alişan ile i’lâm-ı şer’i matviyyen (dürülü olarak) takdim-i huzur-ı sami-i nezâret-penâhileri kılınmış olmağla ol-babda ve her halde emr u ferman hazret-i men-lehu’l-emrindir.

Fi 29 Şaban Sene (1)307 ve fi 7 Nisan Sene (1)306 (19 Nisan 1890)

Aza/Müdir-i Evkaf/Aza/Aza/Müdir-i Tahrirat/Ed-dai…./ Ed-dai Müfti/Muhasebeci es-Seyyid Mehmed Emin/Ed-dai Naib/Bende Mutasarrıf-ı Karahisar-i Şarki

image015

Mührü mutabık ve meali ciheteyn-i mezkûreteyn ber-vech-i muharrer tevcihini istirhamdan ibaret idüği

Fi 19 Şaban Sene (1)308 (30 Mart 1891)

Der-i devlet mekine-i arz-ı dai-i kemineleridir ki:

Nezaret-i evkaf-ı hümâyun-ı mülükâneye mülhak evkafdan karahisar-i Şarki Sancağında Alucra kazasına tabi Keşimbür karyesinde vaki cami-i şerif vakfından ber-vech-i hasbi (Allah rızası içün) imamet ve hitabet cihetlerine bâ-berât-ı âlîşan mutasarrıf olan Veysel halife sulbi kebir (büyük) oğulları İbrahim ve Bilal’i terkle vefat edüb yeri hali ve hidmet-i lazımesi muattal kalmış, muahharen İbrahim dahi vefat edüb Bilal cahil ve na-ehil bulunmuş müteveffa-yı muma-ileyhin haafidi (torunu) Şaban Efendi bin İbrahim ve biraderi hafidi (torunu) Halil Efendi bin Mehmed el-yevm medrese-nişin-i talebe-i ulumdan ve erbab-ı istihkakdan idüği karyesi şehadetnamesinden anlaşılmış olmağın müteveffa-yı muma-ileyhin sulbi oğlu merkûm Bilal kaza-i mezkûr mahkemesinde …..meclis-i şer’i ……….evkaf muhasebecisi vekili fütüvvetlü Mehmed Efendi hazır oldukları halde na-ehil olduğu ….ikrar-ı vakf mukayyed bin iki yüz seksen sekiz tevellüdü olub…..askeriyeye dahil olmadığı kaza-i mezkûr nüfus me’muru tarafından muahharen olunan der-kenardan müsteban olmuş ….muma-ileyh….(yırtık)…….olmağla hidmet-i mezkûreye layıkıyla iktidar ve liyakat kesb edinceye değin karye-i mezkûre çeyrek saat mesafede Mismilon karyesinin üçüncü hanesinin……(yırtık) mukayyed bin iki yüz altmış üç olub esnan-ı askeriyeyi tecavüz eden (askerlik yaşını geçen) meclis-i…..lede’l-imtihan liyakat ve ehliyeti zahir ve nümayan olan Feyzullah oğlu  Mustafa….(yırtık) bi’n-niyabe ifa-yı hidmet etmek üzere işbu baisü’l-arz Şaban ve Halil Efendi daileri ciheteyn-i mezkûreteyne her vechile elyak ve müstehak ve cami-i şerif-i mezkûrun cemaatin dahi muhib ve muhtarları olduğu lede’l-ihbar inde’ş-şer’i’l-enver zahir ve müstehak olmağın salifü’z-zikr ciheteyn-i mezkûreteyni müteveffa-yı muma-ileyh veysel halife mahlulünden şurutu mukarreresine tatbikan muma-ileyhima Şaban ve Halil Efendi daileri uhdelerine seviyyen ve müştereken bi’t-tevcih yedlerine bir kıt’a berât-ı âlîşan sadaka ve ihsan buyrulmak ricasıyla bi’l-iltimas paye-i serir-i âlâya arz ve i’lâm olundu. Baki emr u ferman hazret-i men-lehu’l-emrindir. Fi’l-yevmil-âşir min şehri Recebi’l-ferd li-sene seb’a ve selase miete ve elf.

(10 Receb 1310-28 Ocak 1893)

El-abdü’d-dai li’d-devleti’l-Osmaniyye

es-Seyyid Mehmed Fahreddin el-müvella hilafe….ufiye anhu

image016

Konaklı köyü (Keşimbür) fotoğraflarını temin eden Turgut Çıtıroğlu’na teşekkürler

image019 image020 image023 image024 image027 image028

Alucra Tarihi, Osmanlı Tarihi içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

1913’DE MİNDEVAL’IN PAĞNİK KÖYÜNDEN KALELİOĞLU BAYRAM’IN RUSYA’DA NOVOROSİSKİ’DE VEFAT ETMESİ

image002

Yunus Emre merhum bir deyişinin mısralarında Bir garip ölmüş diyeler, Üç günden sonra duyalar, Soğuk su ile yuyalar demektedir. İncelediğimiz belgelerdeki örnek de tam bu ifadelere uygun bir hayat hikâyesidir. Alucra ve Mindeval (Çamoluk) halkının 1900’lü yılların başında pasaport alarak yurt dışına çalışmaya gittiklerini daha önce okuduğumuz belgelerden biliyorduk.[1]

Hatta bununla ilgili olarak Alucra kaymakamı çok dokunaklı ve ayrıntılı bir rapor da hazırlamış, insanların çektiği sıkıntıları dile getirmişti.[2]

İncelediğimiz 2 belgede ise 1913 yılında çalışmak için Mindeval’ın Pağnik köyünden Rusya’ya giden Kalelioğlu Bayram bin Mevlüd’ün hazin hikâyesi konu edilmektedir.

Kalelioğlu Mevlüd’ün oğlu Bayram amele olarak çalışmak üzere Rusya’ya gitmiş ve burada Karadenizde bir sahil kasabası olan labinski’de orman işinde çalışmaya başlamıştır. Kendisinin tam olarak ne zaman gittiği ne kadar süre çalıştığına yönelik bilgi bulunmamaktadır. Ancak günün birinde güya nereden geldiği belli olmayan bir tüfek kurşunu ile yaralanmış sonra da vefat etmiştir. Olayda kasıt var mıydı, neyin nesiydi bilemeyiz. Üzerinden para çıkmamış olduğunun belirtilmesi de manidardır. Çalışan insanın illaki üç beş kuruşu olur. Veya çalıştığı kurumda alacağı olur. Buralar karanlık hususlardır. Parası için de uzaktan atılan bir kurşunla öldürülmüş olabilir. Allah bilir.

O zamanlar garibi kim getirip de memleketinde defnedecek. Muhakkak oralarda kaldı. Eğer yanında başka Türk ve Müslüman var ise cenaze namazını kılıp bir garip olarak orada bir yere defin etmişlerdir.

Daha sonra konudan haberdar olan şehbenderlik vefat haberini bildirerek Bayram’ın bağlı bulunduğu yere tebligat yapılarak nüfus kaydının vefat etti olarak düzenlenmesini istemiştir.

Yokluk ve çaresizlik insanı alıp ne bilinmezliklere götürüyor. Ailesinden uzaklarda bir lokma ekmek için çekilen sıkıntılar ve hazin bir sonuç. Ne diyelim Allah rehmet eylesin.

Belgenin okunmasındaki katkılarından dolayı Mehmet Kahramanoğlu ve Yılmaz Akçaalan’a çok teşekkür ederim.

Saygılarımla

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

BOA Fon Kodu: HR.UHM. Dosya No: 155, Gömlek No: 28, Tarihi: 20 Kanun-i-evvel 1913, Konusu: Aslen Karahisar-ı Şarki Sancağı’nın Alucra kazasına bağlı Pağnik (Pınarlı) köyünden olan Osmanlı vatandaşı Kalelioğlu Bayram bin Mevlüd’ün çalışmak için gittiği Rusya’nın Labinski köyünde bilinmeyen bir yerden gelen bir kurşunun isabeti sonucu vefat ettiği.

[1] https://muratdursuntosun.wordpress.com/2013/09/27/zodomali-cakilkaya-ahmetin-tarihi-dilekcesinin-hatirlattiklari/

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2016/10/26/zodomali-cakilkayali-osman-oglu-huseyinin-romanya-macerasi/

[2]https://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/09/04/1907de-amele-olarak-gurbete-gitmek-icin-pasaport-almak-isteyen-alucralilar-ve-yasadiklari-sikintilar/

image003

Novorosiski (Novorossisk) Şehbenderliği

Hariciye Nazırı Prens Said Halim Paşa Hazretlerinin Huzur-ı Samilerine

Hülasa: Bayram bin Mevlüd’ün vefatı hakkında.

Hukuk-ı Muhtelite

Ma’ruz-ı çaker-i kemineleridir

Tebaa-i Osmaniyeden ve Karahisar-i Şarki Sancağına merbut Alucra kazasının Pağnik karyesi ahalisinden ve ameleden Kal’alıoğlu Bayram bin Mevlüd’ün Labinski karyesinde ormanda çalışır iken bir semt-i mechulden (bilinmeyen bir yerden) gelen bir tüfenk kurşunuyla yaralandığı ve müteessiren (yaralanmanın etkisinden dolayı) 18 Teşrin-i-sâni (1)329 (1 Aralık 1913) tarihinde bila-metrukat (mirassız olarak) vefat eylediği Labinski karyesi hükümetinin 29 Teşrin-i-sâni (1)329 (12 Aralık 1913) tarihli iş’arından müsteban olmağla ol-babda emr u ferman hazret-i veliyyü’l-emrindir.

20 Kanun-i-evvel 1913

Novorosiski Şehbenderi Bende

image006

Sivas Vilayeti Aliyyesine

1 Kanun-i-sâni Sene 1329 (14 Ocak 1914)

Karahisar-i Şarki Sancağına merbut Alucra kazasının Pağnik karyesi ahalisinden ve ameleden Kal’alıoğlu Bayram bin Mevlüd’ün 18 Teşrin-i-sâni Sene (1)329 (1 Aralık 1913) tarihinde Rusya’nın Labinski karyesinde ormanda çalışır iken bir semt-i mechulden (bilinmeyen bir yerden) gelen bir kurşunla yaralanarak bilahare vefat eylediği Novorosiski şehbenderliğinden mevrud tahriratda iş’ar olunmuş olmağla müteallikatına tebliğ-i keyfiyetle nüfusca kaydının terkini (silinmesi) siyakında şukka-i mühibbi terkim kılındı (yazıldı).

Alucra Tarihi içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

1880 YILINDA İKİ ŞEBİNKARAHİSARLI BİR OLMUŞ ALUCRA MALİYESİNİ SOYMUŞ

alucra-toki

Konuyla ilgili olarak incelediğimiz dosyalarda o kadar çok belge var ki insan bir noktadan sonra okumaktan sıkılıyor. Bunun bir nedeni de belge sayısı çok olmasına karşın belge içeriklerinin aynı minvalde olmasıdır. Bu nedenle birçok belgeyi okumuş olmama rağmen bazılarını da okumadım. Zira mesele de bütün detaylarıyla anlaşılmış oldu. Yine de okunmayan belgeleri de dosyadan ayırmayarak onları da sırasıyla bıraktım. Belgi bir gün onlar da okunur veya bir okuyan olur.

Belgelerimizde iki kişinin adı geçmektedir bunlar Şebinkarahisar’ın Tamzara kasabasının Emir Cihan mahallesinden Alucra’nın eski malmüdürü Hacı Mehmedzade Salih Efendi ile yine Şebinkarahisar’ın Orta mahallesinden eski sandık emini bir anlamda veznedarı olan Hacı Ahmedzade Mehmed Arif’dir.

Her ikisi de Alucra’da bulundukları görevden ayrıldıktan sonra yapılan muhasebe kontrollerinde üzerlerinde binlerce kuruş zimmet çıkmıştır. Önceleri öyle değildi böyleydi diye inkâr yoluna gitmişler ise de netice olarak zimmetlerini kabul etmek durumunda kalmışlardır.

Elbette onların bu suistimalinde kaymakamın da denetim eksikliğinin etkisi bulunmaktadır. Bu iki kişi tabiri caiz ise meydanı boş bulduklarından istedikleri gibi davranmışlardır.

Soruşturma yıllarca sürmüş kimisi evini satmış borcunun bir kısmını ödemiş kimisi de İstanbul Tahtakale hanlarına düşerek hemşehrilerin yanlarında bir somun ekmeğe muhtaç kalmıştır. Bu süre içinde Salih Efendi vefat etmiştir. Arif Efendi ise Tahtakale’de sefalet hayatı yaşamaya devam etmiştir.

Belgelerde Alucra açısından rastladığım bir önemli detay 1880 yılında Alucra’da Hacı Yusuf Cami-i Şerifinden bahsedilmiş olunmasıdır.

Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Mehmet Kahramanoğlu, Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun, Mustafa Demirel, Abdullah Ertürk, Turan Kılıçaslan, İsmail Tahiroğlu, Bilal Abır, Yılmaz Akçaalan, Hamza Soysal, Süleyman Köse, Mustafa Dönmez, Ayşe Kaviloğlu, Şule İyigönül Atasagun ve Mahire Yazar Kiremitçi’ye çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Murat Dursun Tosun

muratdursuntosun@wordpress.com

Belgelerin transkripsiyonlarını okumak ve belgeleri görmek için aşağıdaki linke gidiniz.

https://muratdursuntosun.files.wordpress.com/2017/01/kaymakam-1813-1.pdf

Alucra Tarihi, kategorisiz, Şebinkarahisar içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın